Albümünde, eğitimini aldığı batı müziğinin tınılarını türkülere taşıdığını söyleyen Cem Sinan`ın sıradışı öyküsünü ilgiyle okuyacaksınız.
Cem Bey, İzmitlisiniz değil mi?
Evet, 1969 İzmit doğumluyum. Sarımeşe`de dünyaya geldim.
İzmit`te hangi okullarda okudunuz?
Namık Kemal İlkokulu ve Endüstri Meslek Lisesi Motor bölümü mezunuyum.
Müziğe merakınız nasıl başladı?
Çocukluğumdan beri ilgim vardı. Hatta çocukken gittiğim Kuran kurslarında ezan okurken, hocalar seseimi çok beğenirdi. Yaşım ilerledikçe müziğe olan ilgim azaldı ama bizim dönemimizde buralarda müzik eğitimi veren bir yer yoktu. Ben de nota öğrenmek için haftada üç gün İstanbul`daki özel bir dersaneye gitmeye başladım.HATIRA BİNAEN SINAVA GİRDİMİstanbul Teknik Üniversitesi konservatuar bölümü mezunsunuz değil mi? Okula girişiniz nasıl oldu?
Gittiğim dersanedeki hocalarımdan biri “Bu böyle olmaz, TRT1 Gençlik Korosu sınav açmış” deyince, oraya gittim ve ortamı çok beğendim. Sonra, orada tanıştığım ve İ.T.Ü Konservatuar bölümünde okuyan bir arkadaşımı, okulunda ziyaret ettiğimde elime bir sınav formu tutuşturdular. Yani hatıra binaen sınava girdim.
Ve kazandınız öyle mi?
O dönemde İzmit`te Halk Eğitimin korosuna devam ediyordum ve bildiğim türküler vardı. Hem birinci elemeyi hem de yetenek sınavını geçerek Ses Eğitimi Halk Müziği bölümünü kazandım.
Peki, aileniz ne dedi bu konservatuar işine?
Valla, pek de iyi karşılamadılar ama buna rağmen devam ettim. Bir sene boyunca hergün trenle İstanbul`a gittim geldim. Tren saatlerini öyle ayarlıyordum ki, 20 dakika geç de olsa ilk derse yetişiyordum. Hocalar da durumumu bildiği için beni idare ederdi.HIRS YAPTIMHalk müziği dediniz. Batı müziğine sonra mı geçtiniz?
Aslında öyle hemen olmadı. İkinci sınıftayken birgün bütün şan hocaları toplanmış, ellerinde bir aryayla geldiler. “Evladım bunu çalış, Mersin operası açılacak” dediler. Ben de “Hocam ben opera filan söylemem” dedim.
Yani önceleri batı müziğiyle ilgilenmek istemiyordunuz. Fikriniz nasıl değişti?
Sonra bir gün, Pavarotti Türkiye`ye geldi ve okulda ilk üçe girenlerin konsere götürüleceği açıklandı. Ben 5. sırada kaldım ve konsere gidemedim. Bu beni çok üzdü.
Bu da sizde bir hırs yarattı öyle mi?
Evet ama bir olay daha oldu. 1991 yılında istanbul Opera ve Balesi, Faust operası için sözleşmeli sanatçı arıyordu. Beni de sınava çağırdılar. Gittim, sesim güzeldi ama operayla ilgili hiçbir şey bilmiyorum. Orada biraz egzersiz yaptık ve benimle çok dalga geçtiler. Bu iki olay üst üste gelince, işte o zaman hırs yaptım.KÜNYEMİ SATAYIMVe batı müziği çalışmaya başladınız...
O parçanın notalarını buldum. Elimdeki o tek notadan çalışıp, parçayı da kasetten dinleyerek sürekli çalıştım. Bu arada son sınıfa kadar geldim ve hala türk müziği okuyordum Sonra, İstanbul`un en büyük tenoru olan Erol Uras`a ulaştım ve beni dinlemesini istedim. Beni derse girdiği sınıfta dinledi ve “Seninle çalışılır” dedi.
Özel ders mi verecekti?
Evet ama “Seni çalıştırırım. Yalnız benim ders ücretim pahalıdır” dedi.
Bir geliriniz var mıydı?
Tabii ki yoktu. Ailemden bile arada sırada harçlık gelirdi. Ama öğrenciyken ses eğitim dersleri veriyordum.
Nasıl karşıladınız ders ücretlerini?
Hocanın ders ücreti çok pahalıydı. Gittim “”Hocam” dedim, “Benim düzenli bir gelirim yok, birikimim de yok ama bir künyem var. Onu satarım on ders ücreti eder”HAYATIMI KURTARDIDuygulu bir hikaye, hocanız kabul etti mi?
Etmedi, “Gerek yok evladım, biz anlaşırız seninle” dedi ve benden beş kuruş almadan, beni hayata hazırladı. Bir insanın hayatı kurtulursa eğer, benim hayatımı Erol Hoca kurtardı.
Özel ders alırken okula da devam ettiniz mi? Hangi bölümden mezun oldunuz?
Evet. Ses Eğitimi bölümünden mezunum.
Ama operayla devam ettiniz...
Tabii. Son senemde Erol Hoca beni operaya lanse etti ve bir gün beni Antonio Pirolli`ye (O dönemin İstanbul Opera ve Balesi Genel Müzik Direktörü) birlikte gelen ekibe dinletti. Onlara, o senelerce çalıştığım aryayı söyledim. Hepsi çok beğendi ve artık operaya geçmem gerektiğini belirtti. Bir süre sonra da, beni İstanbul Opera ve Balesi`nin yine sözleşmeli bir tenor alacağı sınava çağırdılar.NEDENSE KADROYA GİREMEDİMDaha önce sizinle dalga geçmişlerdi değil mi? İkinci kez girdiniz mi?
Evet, gittim ve söyledim. Daha önce Faust için beni kabul etmeyen ve dalga geçen insanlar, bu sefer 8.senfoni için aldılar. 5 konser verdik ve sonra o konserlerde sözleşmeli olarak görev alan herkesi gönderdiler, beni Carmen operası için de tuttular.
Hep sözleşmeli mi çalıştınız?
Evet. Aslında o sıralar kadro sınavı oldu ama neden bilmiyorum ben kadroya alınmadım.
Sınava girdiniz mi?
Sınava girdim, çok da başarılıydım ama olmadı. Bu olaydan sonra “Tamam, opera benim için bitti” dedim ve kendimi Kocaeli Üniversitesinde çalışmaya hazırladım. Tam bu sırada yeni bir opera kurulduğunu duydum.ÜNİBEL`DE ÇALIŞTIMNerede açılıyordu bu opera?
Ben Van operası diye sınava girdim, Antalya çıktı. Antonio Pirolli orada da karşıma çıktı ve daha sınavlar devam ederken bana “Evini tut” dediler. Antalya operasını kazandım ve on yıl orada kaldım.
Şu anda hala orada mısınız?
Kadrom hala Antalya`da ama şu anda Ankara`da geçici olarak çalışıyorum.
Kocaeli`de başka bir yerde çalıştınız mı Cem Bey?
Evet, 1996-1998 yılları arasında Ünibel`de, haftanın iki günü ses terapisti olarak çalıştım, Belediye Konservatuarında hocalık yaptım. Bir de, konservatuardan önce bir dönem İzmit`te bir lastik fabrikasında çalışmıştım.TÜRKÜ ALBÜMÜBir albüm çıkardınız değil mi?
Evet bir türkü albümü yaptım. Seyhan Müzik`ten çıktı ama tanıtımı olmadığı için şu anda pek bilinmiyor.
Tanıtım için planlarınız var mı?
Beni internetten tanıyanların haberi var albümden. Ulusal basınla da ilişkilerim var. Önümüzdeki günlerde televizyon programlarında yer alabilirim.
Türkülerinize internetten gelen talep nasıl?
Çok ilgi görüyor. Binlerce yorum alıyorum, “Tarkan çok hoş ama 20 yıl sonra yine sizi dinleriz” diyorlar. Şimdi iki tane de İtalyanca parça söyleyip onları yayınlayacağım.TÜRKÜLERE EĞİTİMİMİ KATTIMAma bildiğim kadarıyla bu türküleri alışık olduğumuz tarzda söylememişsiniz...
Ben türküleri opera gibi söylemiyorum; aldığım eğitimi türkülere yansıtıyorum. Türkülerin özünü bozmadan, batı müziği tınısını türkülere getiriyorum.
Şu anda sizin için batı müziği daha mı ağır basıyor?
Batı müziği evrensel birşey. Herkes bağlama çalıyor ve herkes türkücü. Ben o kadar eğitimini aldım ve hala Allah`ın verdiği sesin üzerine birşeyler koymaya çalışıyorum.AİLEM BAŞARIMI GÖREMEDİAileniz hala Sarımeşe`de mi?
Benim annem-babam yok ama kardeşlerim hala burada.
Allah rahmet eylesin. Vefat etmeden önce sizin iyi bir tenor olduğunuzu gördüler mi?
Hayır, maalesef göremediler.
Evli misiniz Cem Bey?
Evet, yüksek lisans yaparken görücü usulüyle evlendim ve 14 yaşında bir kızım var. O da keman çalıyor. Çok yetenekli ve başarılı bir çocuk. Daha şimdiden besteleri var.
İzmit`te bir eviniz var mı Cem Bey?
Şu anda yapılıyor, yine Sarımeşe`ye yakın bir yerde. Eninde sonunda İzmit`e döneceğim.
Cem Bey, İzmitlisiniz değil mi?
Evet, 1969 İzmit doğumluyum. Sarımeşe`de dünyaya geldim.
İzmit`te hangi okullarda okudunuz?
Namık Kemal İlkokulu ve Endüstri Meslek Lisesi Motor bölümü mezunuyum.
Müziğe merakınız nasıl başladı?
Çocukluğumdan beri ilgim vardı. Hatta çocukken gittiğim Kuran kurslarında ezan okurken, hocalar seseimi çok beğenirdi. Yaşım ilerledikçe müziğe olan ilgim azaldı ama bizim dönemimizde buralarda müzik eğitimi veren bir yer yoktu. Ben de nota öğrenmek için haftada üç gün İstanbul`daki özel bir dersaneye gitmeye başladım.HATIRA BİNAEN SINAVA GİRDİMİstanbul Teknik Üniversitesi konservatuar bölümü mezunsunuz değil mi? Okula girişiniz nasıl oldu?
Gittiğim dersanedeki hocalarımdan biri “Bu böyle olmaz, TRT1 Gençlik Korosu sınav açmış” deyince, oraya gittim ve ortamı çok beğendim. Sonra, orada tanıştığım ve İ.T.Ü Konservatuar bölümünde okuyan bir arkadaşımı, okulunda ziyaret ettiğimde elime bir sınav formu tutuşturdular. Yani hatıra binaen sınava girdim.
Ve kazandınız öyle mi?
O dönemde İzmit`te Halk Eğitimin korosuna devam ediyordum ve bildiğim türküler vardı. Hem birinci elemeyi hem de yetenek sınavını geçerek Ses Eğitimi Halk Müziği bölümünü kazandım.
Peki, aileniz ne dedi bu konservatuar işine?
Valla, pek de iyi karşılamadılar ama buna rağmen devam ettim. Bir sene boyunca hergün trenle İstanbul`a gittim geldim. Tren saatlerini öyle ayarlıyordum ki, 20 dakika geç de olsa ilk derse yetişiyordum. Hocalar da durumumu bildiği için beni idare ederdi.HIRS YAPTIMHalk müziği dediniz. Batı müziğine sonra mı geçtiniz?
Aslında öyle hemen olmadı. İkinci sınıftayken birgün bütün şan hocaları toplanmış, ellerinde bir aryayla geldiler. “Evladım bunu çalış, Mersin operası açılacak” dediler. Ben de “Hocam ben opera filan söylemem” dedim.
Yani önceleri batı müziğiyle ilgilenmek istemiyordunuz. Fikriniz nasıl değişti?
Sonra bir gün, Pavarotti Türkiye`ye geldi ve okulda ilk üçe girenlerin konsere götürüleceği açıklandı. Ben 5. sırada kaldım ve konsere gidemedim. Bu beni çok üzdü.
Bu da sizde bir hırs yarattı öyle mi?
Evet ama bir olay daha oldu. 1991 yılında istanbul Opera ve Balesi, Faust operası için sözleşmeli sanatçı arıyordu. Beni de sınava çağırdılar. Gittim, sesim güzeldi ama operayla ilgili hiçbir şey bilmiyorum. Orada biraz egzersiz yaptık ve benimle çok dalga geçtiler. Bu iki olay üst üste gelince, işte o zaman hırs yaptım.KÜNYEMİ SATAYIMVe batı müziği çalışmaya başladınız...
O parçanın notalarını buldum. Elimdeki o tek notadan çalışıp, parçayı da kasetten dinleyerek sürekli çalıştım. Bu arada son sınıfa kadar geldim ve hala türk müziği okuyordum Sonra, İstanbul`un en büyük tenoru olan Erol Uras`a ulaştım ve beni dinlemesini istedim. Beni derse girdiği sınıfta dinledi ve “Seninle çalışılır” dedi.
Özel ders mi verecekti?
Evet ama “Seni çalıştırırım. Yalnız benim ders ücretim pahalıdır” dedi.
Bir geliriniz var mıydı?
Tabii ki yoktu. Ailemden bile arada sırada harçlık gelirdi. Ama öğrenciyken ses eğitim dersleri veriyordum.
Nasıl karşıladınız ders ücretlerini?
Hocanın ders ücreti çok pahalıydı. Gittim “”Hocam” dedim, “Benim düzenli bir gelirim yok, birikimim de yok ama bir künyem var. Onu satarım on ders ücreti eder”HAYATIMI KURTARDIDuygulu bir hikaye, hocanız kabul etti mi?
Etmedi, “Gerek yok evladım, biz anlaşırız seninle” dedi ve benden beş kuruş almadan, beni hayata hazırladı. Bir insanın hayatı kurtulursa eğer, benim hayatımı Erol Hoca kurtardı.
Özel ders alırken okula da devam ettiniz mi? Hangi bölümden mezun oldunuz?
Evet. Ses Eğitimi bölümünden mezunum.
Ama operayla devam ettiniz...
Tabii. Son senemde Erol Hoca beni operaya lanse etti ve bir gün beni Antonio Pirolli`ye (O dönemin İstanbul Opera ve Balesi Genel Müzik Direktörü) birlikte gelen ekibe dinletti. Onlara, o senelerce çalıştığım aryayı söyledim. Hepsi çok beğendi ve artık operaya geçmem gerektiğini belirtti. Bir süre sonra da, beni İstanbul Opera ve Balesi`nin yine sözleşmeli bir tenor alacağı sınava çağırdılar.NEDENSE KADROYA GİREMEDİMDaha önce sizinle dalga geçmişlerdi değil mi? İkinci kez girdiniz mi?
Evet, gittim ve söyledim. Daha önce Faust için beni kabul etmeyen ve dalga geçen insanlar, bu sefer 8.senfoni için aldılar. 5 konser verdik ve sonra o konserlerde sözleşmeli olarak görev alan herkesi gönderdiler, beni Carmen operası için de tuttular.
Hep sözleşmeli mi çalıştınız?
Evet. Aslında o sıralar kadro sınavı oldu ama neden bilmiyorum ben kadroya alınmadım.
Sınava girdiniz mi?
Sınava girdim, çok da başarılıydım ama olmadı. Bu olaydan sonra “Tamam, opera benim için bitti” dedim ve kendimi Kocaeli Üniversitesinde çalışmaya hazırladım. Tam bu sırada yeni bir opera kurulduğunu duydum.ÜNİBEL`DE ÇALIŞTIMNerede açılıyordu bu opera?
Ben Van operası diye sınava girdim, Antalya çıktı. Antonio Pirolli orada da karşıma çıktı ve daha sınavlar devam ederken bana “Evini tut” dediler. Antalya operasını kazandım ve on yıl orada kaldım.
Şu anda hala orada mısınız?
Kadrom hala Antalya`da ama şu anda Ankara`da geçici olarak çalışıyorum.
Kocaeli`de başka bir yerde çalıştınız mı Cem Bey?
Evet, 1996-1998 yılları arasında Ünibel`de, haftanın iki günü ses terapisti olarak çalıştım, Belediye Konservatuarında hocalık yaptım. Bir de, konservatuardan önce bir dönem İzmit`te bir lastik fabrikasında çalışmıştım.TÜRKÜ ALBÜMÜBir albüm çıkardınız değil mi?
Evet bir türkü albümü yaptım. Seyhan Müzik`ten çıktı ama tanıtımı olmadığı için şu anda pek bilinmiyor.
Tanıtım için planlarınız var mı?
Beni internetten tanıyanların haberi var albümden. Ulusal basınla da ilişkilerim var. Önümüzdeki günlerde televizyon programlarında yer alabilirim.
Türkülerinize internetten gelen talep nasıl?
Çok ilgi görüyor. Binlerce yorum alıyorum, “Tarkan çok hoş ama 20 yıl sonra yine sizi dinleriz” diyorlar. Şimdi iki tane de İtalyanca parça söyleyip onları yayınlayacağım.TÜRKÜLERE EĞİTİMİMİ KATTIMAma bildiğim kadarıyla bu türküleri alışık olduğumuz tarzda söylememişsiniz...
Ben türküleri opera gibi söylemiyorum; aldığım eğitimi türkülere yansıtıyorum. Türkülerin özünü bozmadan, batı müziği tınısını türkülere getiriyorum.
Şu anda sizin için batı müziği daha mı ağır basıyor?
Batı müziği evrensel birşey. Herkes bağlama çalıyor ve herkes türkücü. Ben o kadar eğitimini aldım ve hala Allah`ın verdiği sesin üzerine birşeyler koymaya çalışıyorum.AİLEM BAŞARIMI GÖREMEDİAileniz hala Sarımeşe`de mi?
Benim annem-babam yok ama kardeşlerim hala burada.
Allah rahmet eylesin. Vefat etmeden önce sizin iyi bir tenor olduğunuzu gördüler mi?
Hayır, maalesef göremediler.
Evli misiniz Cem Bey?
Evet, yüksek lisans yaparken görücü usulüyle evlendim ve 14 yaşında bir kızım var. O da keman çalıyor. Çok yetenekli ve başarılı bir çocuk. Daha şimdiden besteleri var.
İzmit`te bir eviniz var mı Cem Bey?
Şu anda yapılıyor, yine Sarımeşe`ye yakın bir yerde. Eninde sonunda İzmit`e döneceğim.
























