
Sıradışı Prodüktör
Türkiye Haber Ajansı olarak Müzik camiasının son zamanlarda yetiştirdiği önemli değerler arasında yer alan Osman Nuri YAZICI ile gerçekleştirdiğimiz Röportajı yayınlıyoruz.
SIRADIŞI PRODÜKTÖR
Türkiye Haber Ajansı olarak Müzik camiasının son zamanlarda yetiştirdiği önemli değerler arasında yer alan Osman Nuri YAZICI ile gerçekleştirdiğimiz Röportajı yayınlıyoruz. Müzik sektörünün neredeyse bitme noktasına geldiği bu günlerde Prodüktör Osman Nuri YAZICI Proje bazlı yaptığı eserlerle adından sıkça söz ettirmeye başladı.
Ahmet Kaplan: Ayrıcalıklı ve Özenilecek bir mesleğiniz olduğunu düşünüyor musunuz?
Osman Nuri Yazıcı: Aslında böyle bir tarafı var tabiî ki; İnsanların her an görmeyi istediği ve sıkça ulaşamadığı ünlü kişilerle siz her an birliktesiniz. Onların başında nelerin nasıl yapılması gerektiği ile ilgili devamlı çözümler üretiyor birliktelikler yaşıyorsunuz. Her insan gibi onlarında bir özel hayatı dertleri neşeleri kederleri keyifleri oluyor. İnsanlar bu özel hayata bir yere kadar yaklaşabilirken siz tam göbeğinde yer alıyorsunuz. Ama bir başka açı var ki oda bu mesleğin maalesef ki ülkemizde ne bir okulu nede bir birliği mevcut. Hal böyle olunca bi bakıma yalnızsınız demek oluyor. Alacağınız kararlar doğrultusunda yapacağınız icraatların sonunda ya iyi bir Prodüktörsünüz ya da kötü bir prodüktörsünüz. Oysa bir birlik olsa bu işin bir okulu olsa farklı olacağına kesinlikle eminim.
A.Kaplan: Alışılagelmiş çalışmalarınız olduğunu bizler iyi biliyoruz okurlarımıza bu çalışmalarınızdan örnekler sunabilirimsiniz?
Osman Nuri Yazıcı: Ben aslında bu çalışmaların sıra dışı olduğunu pek kabul etmiyorum sadece daha önce kimsenin ya akıl etmediğini ya da akıl edipte yapma cesaretini sergileyemediğini düşünüyorum. Gelişen sosyal, ekonomik ve kültürel olayları takip ettiğimde kendi kendine zihnimde oluşan hayallerimi hiç vakit geçirmeden projelendiriyor partnerler buluyor ve de uyguluyorum. Mesela bir gün haberleri izlediğimde bizim çok sevdiğimiz lezzetle sofralarımızdan eksik etmediğimiz Baklavanın Yunanlılar tarafından kendilerine ait olduğu bahanesi ile tescil edildiğini duyunca şok oldum. Bu gibi konularda herkesin kendi yaptığı iş çerçevesinde bir şeyler yapabileceğini düşünerek harekete geçtim. O günden bu güne İzmit’in meşhur Pişmaniyesini, Hatay’ın Künefesini, Safranbolu’nun Lokumunun Şarkılarını Türk Pop Müziğinin kurucusu Erol Büyükburç’a besteletip söylettirdim. Bunla sınırlı kalmayıp Belediyelerle özel protokol imzalayıp birde bunlara birer video klip çekerek sanatsal Tescillerini kendimce yaptırdığımı düşünüyorum. Şimdi Sırada Beyaz Altın diye nitelendirdiğimiz Sarımsağımızı, Çiğköftemizi ve birçok değerimizi sırası ile hayata geçireceğim.
A.Kaplan: Benzer konularda farklı çalışmalarınız olduğunu da biliyoruz bunları da anlatabilir misiniz bize?
Osman Nuri Yazıcı: Tabi ki; Ülkemiz bulunduğu coğrafya ve köklü derin tarihi yapısı itibari ile elbetteki sadece yemekleri ile sınırlı değil. 3 kutsal dinin mensupları yıllarca bu coğrafyada kardeşçe yaşamayı becermişler bundan sonrada yaşayacaklardır. Türkiye’nin Vitrini olarak kabul ettiğimiz Beyoğlu buna güzel bir örnektir. Camisi de var Sinegoku da Kilisesi de. Beyoğlu’nu yaşamışlıktan gelen Duayen sanatçıları ( İskender Doğan, Bilgen Bengü, Tülay Özer ve Erol Büyükburç ) bir araya getirerek güzel bir Beyoğlu şarkısı yaptık. Yine buna Beyoğlu’nu kare kare anlatan bir video klip çektik. Yine Antakya ilimizde aynı şekilde orda da Musevi Arap Hıristiyan ve Müslüman vatandaşlarımız kardeşçe yaşamaktadırlar. Biz bu tabloyu halkımızla paylaşmak için oraya da bir şarkı yapıp Sinegok un caminin ve kiliselerin içlerinde çekilen görüntüler ile süsleyip ona da bir video klip çektik. Mesela yakın bir zaman da Samsun’a giderek meşhur Amazonların yaşadığı topraklarda onlarında yaşantılarını anlatan hem samsun’u da anlatan bir video klip çekeceğiz.
A.KAPLAN: Yaptığınız bu anlamlı çalışmaları takdirle karşılıyor sizi tebrik ediyoruz. Harcadığınız bunca emeğin manevi olarak karşılığını buluyor musunuz?
Osman Nuri Yazıcı: Aslında bir takdir beklemiyor değilim ama bu takdir şahsıma değil yapılan işe olursa esas o zaman hak ettiği değere kavuşacağına inanıyorum. Türkiye konjöktür olarak artık başka bir konumda bunu her sektör iyi analiz etmeli ve ona göre adımlarını atmalı. Ben bu projeleri hayata geçirirken çok zorluklarla karşılaştım ama zaman içinde anlaşılacağını ve buna Kurumlar tarafından bir talep yaratılacağına inancım sonsuzdu. Şimdi gelinen noktada ise Devlet’in en üst kademesindeki birimlerden tutunda önemli özel sektörlere kadar bu iş ile ilgili ciddi iş ortaklıklarımız oluşmakta. Sorunuza vereceğim yanıt evet bunca emeğin karşılığını alıyorum.
A.Kaplan:Yaptığınız Organizasyonlarla pek çok kuruma maddi kaynaklar sağladığınızı da biliyoruz. İsterseniz birazda onlardan bahsedin bizlere.
Osman Nuri Yazıcı: Aslında bu gibi konuları daha fazla gündeme taşımak gerektiğine inanıyorum ki diğer Organizatör arkadaşlara da iyi örnek teşkil etsin. Hemen hemen yaptığım her etkinlikte ya Sakatlar derneğini ya Kimsesiz çocukları, ya engelli derneklerini bir şekilde organizasyonun bir parçası haline getirerek onların eksikliklerini tamamlamaya yardımcı olmaya çalışıyoruz. Mesela geçen sene Kadıköy meydanında yaptığımız 15 günlük etkinlikle kimsesiz çocuklarımıza 4 ev açabildik, tatile gönderebildik.
A.Kaplan:Son olarak okuyucularımıza mesajınız nedir.
Osman Nuri Yazıcı: Kim nerede ne iş ile ilgileniyorsa ilgilensin karamsar düşünceler içerisinde sektör kötü piyasa kötü gibi klişe korkulara hapsolmasınlar. İnandıkları projelerin üstüne inatla vazgeçmeden gitsinler diyor ve onlara THEODORE ROOSEVELT’in meşhur sözünü hatırlatmak isterim ‘’ Nerede olursanız olun, elinizdekilerle yapabileceklerinizi yapın.’’
Yeni sitemizi beğendiniz mi?