Anasayfa | Ersal ÖZKAN

Gazeteciler Ayakta Ölür

Gazeteciler Ayakta Ölür
Gazeteciler Ayakta Ölür


 Ersal ÖZKAN



GAZETECİLER AYAKTA ÖLÜR
 
Yaprak düşer ömürden, yaşlanırsın; kolay değil basın emekçisi olmak…
 Çınar misali, sen hep ayaktasın, oturduğun yalan be usta! Kimler geldi, geçti… Sevda uçuk bir düştü koşuşturmalarında. Sen hiç yenilmedin, pes etmedin; sevdin ve sevildin.
 Kan düştü yazılarına, zemzem diye içtin…
Derya olur senin mürekkebinden damlayan, bırak meleklerin ebedi nağmeleri olarak akıp gitsin suya yazdıkların.
 Gün gelir, ummanlar dalgalanır, gelgit sevdalar vurur kıyılara, sular da yanar be usta!
En güzel haberi yarı aç, yarı tok biz hazırlarız, Kızılay Meydanı’nda kırılır fotoğraf makinemiz…
Kan düşer gömleğimize mülteci sevdalarda; en güzel haber yine biz olurduk be usta!
“Basın, önümüzdeki yüzyılda insanımızı bilgi toplumu olmaya hazırlayacak en temel yapı; iyi sunmalıyız bilgiyi”, der, titizlikle incelerdin önünde toplanan haberleri.
 Ne haberi hazırlayanı ne de haber olanı, eleştirsen de incitmezdin be usta.
En erken sen gelirdin gazete binasına. Sobada demlenirken çay, Ankara simidi yer, zam haberlerinden uzakta, en güzel haberi yapacağımız ülke düşlerini kurardık. Etrafında yazmaya hevesli gençler, sen anlatırdın, onlar iştiyakla dinlerdi. Hâlâ aklımda basın kültürüne ait sözlerin: “Basın kültürü akıl, bilim, ahlak ve çalışma prensiplerine dayanır. Dayanışma, sevgi, saygı, hoşgörü ve adalet bilincini taşıyan, usta gazeteci olur. Mesleğinde ehliyet sahibi olmayanlar, belki gazeteci olur; lakin halkın gözünde toz misali takılı kalır; asla ustalık icazeti alamaz, beşerin gönlünde” derdin.
Sen halkın gazetecisi, anılarımızın türbedarı varlığına çocuklar gibi seviniyorum, hayata kafa tutuşumuza şaşırdığım kadar.
Biz bu mesleğin kültürünü senden aldık be ustam.
Ulus’ta üçüncü sınıf otel odasında, gurbet katık olurken bir lokma ekmeğimize, az mı aç uyuduk! Kriz var bahanelerinde patronlar, son model arabalarında gezerken şehri; kirliliğine inat, Anakara’yı baştan sona yürüyerek dolaşmadık mı usta! Kızılay’da ekmek arası sevdalar erirken kalbimizde, düşerken Necati Bey Caddesi’nde ömrümüzden yapraklar, mülteci yürüyüşlerde kaç makinemiz parçalandı? Flu bir resimdi elimizden alınan.
 Kocaman adamlar dayak yer mi? Söyle be usta muhabirler ağlar mı?
Ayaklarımız şişerdi yürümekten, Maltepe Camii’nde yarı uykulu kılardık Cuma namazını, Beyazid-i Bestâmi’yi anlatırdın; “Ne istersen vereyim” diyen, yüce güce; “istememeyi istiyorum” diyen hak aşığını, yürekleri yakan sevdasını… Bulutları yakalardı gözlerin, dilinde istiğna makamı, yine de “nazı değil, siz niyazı tercih edin” derdin, gözü tok, gönlü tok.
İstememeyi senden öğrendik be usta.
Yolu, kalbi ve alnı açık yürürdün; peşin sıra koşardık. Haber peşinde, yanmış ceset resimlerinde yanardı yüreğimiz. Çocuk ölümleri bölerdi uykularımızı. Az mı gözyaşı damladı yazdıklarımıza. Her ölenle biraz daha ölürdük. Koptuk hayat filminden.
Biz ölünce de, üç satır hakka yolculuğumuzu yazarlar mı, arkamızdan ağlayanımız olur mu usta?
Hatırlar mısın, o kül rengi daktiloyu? Sık sık şeridi kopardı. Kelimeler zıplayarak düşerken saman kâğıdına, kayıp harfler misali kaybolur içimizde hayatın renkleri, şerit değiştirir gibi değiştirirdin hüzünlü havayı, tebessümün dağıtırdı usta, kara bulutları.
 Şimdi klavyenin terkisinde toplasam da kelimeleri, bazı harfler hâlâ kayıp be usta.
Mesleğinizi icra ederken, meslek ahlâkına asla nankörlük etmeyin derdin. "Eline, diline, beline hâkim ol” öğretisini verir ellerimize, sonra da seslenirdin, kadife sesinle: “Başkent büyük şehir çocuklar, kaybedin fakat asla kaybolmayın!”
Şimdi avuçlarımda kaybolurken şehir, haramiler basarken çocukluk düşlerimi, belki kaybettim çoğu kez; ama asla kaybolmadım be usta!
Hazırladığımız haberleri incelerken yakın gözlüklerini takar, öğretmen edasıyla dersini anlatırdın. Senden öğrendik; haber dilinin, yalın ve anlaşılır sözcüklerden oluşması gerektiğini; yazıda üç zamanın kullanıldığını: Şimdiki zaman, geniş zaman, dili geçmiş zaman.
İyi bir haberde 5N-1K formülü soruları, yanıtını mutlaka bulmalı, derdin. Redakte ederken yazılarımızı, kelime tekrarlarını, terimleri çizer, imlayı düzenlendikten sonra giriş, gelişme, sonuç bütünlüğüne bakar ve yapmamızı istediklerini kuşun kalemle yazımızın altına yazardın. Düştüğün notlar pusulamız oldu.
 Yazım deryasında; ne boğulduk ne de okuyucuyu boğduk be usta.
Senden öğrendik ters piramit tekniğini. Haberin en önemli ve en can alıcı şekliyle karşıma gelin, der, buğulanan gözlük camını silerdin. O zaman görürdük, yorgun gözlerindeki nemi.
Zaman, gözlerinde yeknesak rengine rağmen akıp da geçti be usta.
Hatırlar mısın, yağmura sevdalı bir avuç yürektik, kırkikindi yağmurlarına inat. Beş Nisan kararları ile konulmuştuk kapı önüne. Çatal kaşık dağıtırken gazetemiz, biz açtık be usta!
Gazeteler magazine, promosyona yenik düşerken, ilk defa el salladın ölüme; stent taktılar damarlarına.Hiç kimse senin kadar insancıl ve diğerkâm olmamıştır. Gazeteciler ayakta ölür, der, ağa takılan balık misali dalga geçerdin ölümle, hastalığını bile umursamadın. Tebessümündü acıların, acıların kefeninde gül kokusu oldu be usta… Sabır gözlerinde kırmızı, saçlarında ak, sen ise hâlâ bizlere öğretme telaşında…
Oysa zaman pusu kurmuş yorgun kalbine, farkında mısın usta? Şimdi nasıl yazar bu eller senin haberini? Vasiyetimdir, başkasına kırdırmayın kaleminizi, derdin.
 
Aç kaldım, susuz kaldım, belki ilaçsız bıraktım yavrularımı; sözünü tuttum be usta. Kırdırmadım asla, satmadım kalemimi!
Bu erken, bu vakitsiz gidişini yazmak gelmiyor içimden. Hakkını helal et be usta, bir daha yazmamak üzere kendim kırıyorum kalemimi…
Sen gözyaşlarımızın türbedarı, yapı harcımızın köşe taşı, varlığımın şaşkınlığında, yokluğuna çocuklar gibi ağlıyorum. Tüm gazeteleri yakıp, kalbimde sürmanşetten verdim yokluğunu. Teşne aklım kaybederken kıblesini, yitik zamanların terkisinde ve ikinci el pazarında, öksüz yazıların, gönlü kırık hikâyecisiyim be usta…
Şimdi diyorlar ki, kim okur, kim anlar seni, git bir mankenin ağdalı konuşmalarını yaz.
Ebruli mezar serinliği dağıtırken saçlarımı, az kaldı be usta yanına gelmeye. Ne kaldı ki zaten düşler bahçesinden devşireceğimiz! Korkarım bundan sonra kar da örtmeyecek toprağı. İyi insanlar mevsimleri alıp götürdü ceplerinde.
Yokluğunda işsiz, yokluğunda mevsimsiz kaldık be usta.
Şimdi sana soruyorum, yanına gelirsem, katran karası bir gazeteci çayı söyler misin? Ettiğim dualar, içeceğim çayın kefareti olsun be usta.
Hani hep derdin ya “aşığın eli maşukundan ayrılırken hep soğuktur.” Toprağını severken buz kesti ellerim. Sırtımda emanetin Melami hırkası, o gün, bugün kimseden hiçbir şey isteyemiyorum. Senden öğrendik, kula isteğini bildirmek, muhtaçtan yardım istemektir. Kul dediğin zaten doğarken muhtaç, ellerim üşüyor, gözlerim yol çekiyor… Söyle usta, söyle, yanına gelirsem bir demli çay da bana söyler misin?
Bu vakitsiz gidiş nereye usta…
 
Ersal Özkan

6 » Yorum Yapılmıştır.

  1. #6

    Resul arıkan 21.06.2010 10:09:26

    İçinde bulunduğumuz sürec ile geçmiş zamanı kıyaslarken, sosyal ekonomik koşulların yanı sıra değer yargılarındaki değişme ve kültürel yozlaşmayı da hesaba katmak gerektiğini unutmayalım. Bu pencerden bakınca yazının neden mükemmel olduğunu anlamış oluruz. Elinize sağlık,daha sık yazın lütfen

  2. #5

    13.06.2010 12:09:50

    PEKİ KİM GÖMER GAZETECİLERİ,KİM UĞURLAR USTA BIRAK ÖLMEYİ,ÖLMEDEN ÖNCE KİM HATIRLAR?

  3. #4

    şükrü dağlarca 10.06.2010 23:03:27

    bu yazıya umarsız ve de duyarsız kalamazdım Ve en son yapacağım işi yaptım yorum yazdım.Çünkü özellikle,okunası ve iletişim Fakültelerinde okutulması elzem bir yazı elinize sağlık

  4. #3

    Ergin Borobey 09.06.2010 06:32:49

    Biliyor musun Üstadım; Bazen seni düşündüğümde,kenarı köşesi kırılmış büyük bir sandal geliyor gözümün önüne. Eylemlerin temeli yok, bellek yitirilmiş, sözler sahte, görünümlere hapsolmuşuz… Hadi Kalk gidelim şimdi! Unut bütün olup bitenleri. Unut herşeyi, Unut! Sevdiğimizi, sevildiğimizi,gidenleri herşeyi unut... Ama yeterki susma!

  5. #2

    Gazteci 07.06.2010 12:15:12

    Yazar yazdıkça ağlıyoruz.kelimeler bu kadar mı acıtır

  6. #1

    öykü 07.06.2010 10:13:02

    Hiç kimse gazetecileri bu kadar güzel anlatmamıştı Değişim bir sel gibi geldi.Dün ile bugün arasında uçurumlar var.Hakikâtten uzaklaşan insanoğlu hüsrandadır, kayıptadır.Yol, yolcu, yolculuk arasındaki bağ güzelliği, iyiliği, doğruluğu çoğaltmalı.Ve değişim trenlere yansır.Zaman içinde olup bitenlere trenler de tanıklık eder elbet.

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
» AŞK BİZE YAKIŞTI
» 2023 Kimin Projesidir
» AFFET EMİ
» ÖZE DÖNÜŞ
» DEĞDİ
» BİRDİRBİR
» Gördüm
» Mülteci
» Kayıp Ruhlar
» Akrep Sancısı
» Bir Babalar Günü klasiği
» Tika
» Gazeteciler Ayakta Ölür
» Aşk bize küstü
» Müzayede!
» Ben, Sen Oldum Annem
» Sadakat
» Ayine-i Pürtab-ı mücellada nihanız
» Münzevi Zamanlar
» Hayal Tacirleri (Gün Gelir)
» Hükümsüzdür Yazdıklarım
» Bulut Misali!

 
Yorum Yaz
Mesajınız

Dil Seçiniz

Dil Degistir[Languages]

Çok Okunan Haberler

  • Bugün
  • Bu Hafta
  • Bu Ay
  1. Bu Hesapta Bir Yanlışlık Var!
  2. Diş ve Ağız Bakımına Mükemmel Çözüm
  3. Yüzbaşı Mehmet Muzaffer
  4. Yılın Sevilen 10 TSM Korosu!
  5. Halkla İlişkiler Ajansı Contactplus Oldu
  6. Cetvelle Dayağın Cezası 3 Bin TL!
  7. Kayserideki Patlamanın Ardındaki Dram
  8. Antibiyotik Kalmayabilir
  9. Bir Ayrılık Daha!
  10. Veterinere Büyük Tepki!
  11. Transparan Beren
  12. Kene İle Mücadelede Yeni Yöntem!
  13. Bu Bilgi İrandan İlk Kez Sızdı
  14. Tek Nefesle En Derin Havuza Daldı
  15. Şampiyonu Artık Penaltılar Belirlemeyecek!
  16. Fazıl Sayın Tweetlerine Hapis İstemi
  17. Başarılı Olamazsam Dönmem
  18. Mısır Toplumu Üçe Bölündü
  19. Ayasofyada On Binler Namaz Kılacak
  20. Saatte 1 Milyon Dolar Kazanıyor!
  1. Hüsnü Şenlendirici, I Love You
  2. Pazar ve Fındıklıda ÇAY Eylemi
  3. Türkiyenin İlk Müzikal Korosu Sahnedeydi
  4. Öğrencilere Murat Boz Sürprizi!
  5. Hakkı Ağaoğlundan Kıbrıs Çıkartması
  6. Dillerde Fetih, Dîllerde Fatih
  7. Kıskanç Çiftlere Özel Balayı!
  8. Bendenizden Yeni Versiyon Günahlar
  9. Engellilerle Eski Futbolcular Bir Arada!
  10. İSTEKli Mezunlar Buluşuyor...
  11. Bedük Boğaziçilileri Coşturdu!
  12. Çocukların Gözünden Çevre Fotoğrafları Sergisi
  13. Bursa, Bilimle Şenlenecek…
  14. Kentsel Dönüşümle Şehirlere Çifte Avantaj
  15. En Uzun Gece Trump Towers Mallda
  16. Hint Mutfağı İstanbul’da
  17. Cengiz ARTAMdan Monacoda Bir İlk
  18. Park Bahçeler Daire Başkanı Oldu!
  19. Ulusal Roket Yarışması Sonuçlandı
  20. Yine Çok Konuşulacak Klip Çekti
  1. Gençler Nanoteknolojiyle Tanıştı
  2. Avrupa Değişse De Türklere Bakış Değişmedi
  3. Genç Bilim İnsanları Projelerini Sergileyecek
  4. Bedük 20 Bin Kişiyi Coşturdu!
  5. Cilde Özel Çözümler Sunan Yepyeni Bir Marka
  6. XL Beden Yarış Keyfi!
  7. Karakolun Hası 18 Mayısta Sinemalarda!
  8. Başarıya Götüren Verimli Çözüm Ortaklıkları
  9. TMB TV 18.Kral TV ödüllerini Canlı Yayınladı
  10. Teknoloji Tutkunlarına Müjde!
  11. Bahar Ayları İçin Uzmanlar Uyarıyor...
  12. Ivana Sert Daikin Reklamında...
  13. Fare Devri Bitiyor!
  14. ACİL; AB Rh (-) Negatif Kan Aranıyor
  15. Mekânsız Bedenler Galeri Eksende!
  16. ÇAGET, Şükürü Koşuya Davet Etti
  17. Kıran Kırana Kulaç Attılar
  18. Tekne Parklar İçin Ön Başvurular Başladı
  19. Kitap Okuma Sevgisi Kazandırıyor
  20. Renkli Bir Yaza-Merhaba...

Yeni sitemizi beğendiniz mi?

Sonuçlar»

© 2005 TNA