YOK SAYMAK!
Demokrasi geliyor, işte biz getiriyoruz diye diye açılıyoruz, daha çok özgürlük için daha da açılacağız lafını çiğneye çiğneye kaşınıyoruz! Dost değil düşman yaratmıyor muyuz? Ekseni değil, aslında yoksulun, işsizin hayatını kaydırıp, duygulara, hamasi nutukları kale burcuna dikip karın doyurmayan bayrakları dalgalandırıyoruz. Başarılıyız!
Haberi almanızı isterim... 15 aydır yani 2009 da göz altına alınan ve dünyanın tanıdığı bilim adamı Prof Mehmet Haberal göz altında bir başarıyı da hukuk alanında elde etti... Kendisi hakkında tutuklama kararı veren ve tahliye taleplerini geri çeviren yargıçlara açtığı davayı kazandı. Bu davaya Yargıtay 4.Hukuk dairesi baktı ve Haberal’ın içeride tutulmasının hukuki bir karardan çok haksız bir fiilin neticesi olduğunu tespit etti.
Kararda Haberal’a sorgu sırasında sorulan 180 sorudan hemen hiç birinin terör veya terör örgütü ile ilgili olmadığı da açıklığa kavuştu...
Haberal şifa dağıtan bir hekim...
Bugün 9 hakim tazminata mahkum olunca sormaz mısınız, özgürlüğü 15 aydır hukuka uygun olarak ve haklı gerekçelerle mi elinden alındı?. Ve haber alamadığımız, gazeteciler, yazarlar, akademisyenler, vatandaşlar içerideki sanıklar! Kim, kim bilir nasıl bir haksızlığa kurban gitti endişesi yüreğinize düşmez mi? Bu kini, nefreti hesaplamaz mısınız? Daha çok demokrasi mi? Daha çok özgürlük mü? Gece yarısı, sabahlara karşı madde arasına sıkışmış, saklanmış kanun maddeleri ne işe yarıyor acaba? Daha fazla açıklık bu yolla mı geliyor?.
Plaktaki şarkı aynı... Demokrasi geliyor... Daha çok özgürlük deniyor. Zihinlerin arkalarına itilmiş çarpık zehirli tuzaklar için gün bugün!
ANA TAKINTI Anayasa mahkemesi!
Anasını ağlatırsak daha özgür oluruz.
TSK dan sonra onun da arka bahçe mahsülü olduğunu söyler, istediğimiz kıvama getiririz. Umut bu...
Sahneye kim çıkacak? Zaman zaman raportör olarak işe ısınan, yepyeni bir dernek kurup işleyişe uygun hale gelmiş Osman Can... Öne çık Osmaaaannnnn! Can damarına vur bakalım ne ses gelecek?
Osman Can: “Yüksek Mahkemenin Anayasa değişiklik paketindeki bazı maddeleri iptal etmesi halinde bu karar “YOK hükmünde” olacaktır. Hükümet söz konusu maddelerin iptal edilmesi halinde bu hukuksuz kararı kale almadan iptal edilen maddeler de dahil olmak üzere paketi bir bütün halinde referanduma sunmalıdır”
Öyle ya neden denetliyor bu mahkeme hemen her şeyi canım.! İktidar iktidar değil mi? Halk da istiyor ki AKP’yi seçiyor. Mademki seçiyor AKP kendini, her istediğini istediği gibi yapar sayıyor. Ekseni kaydırıyor. Halka sormuyor mu? Ve işte referanduma da gidiyor. Son sözü halk işaret eder, seçtiği iktidar söyler... Taktim edilen mantık bu... Yemezler!
Hukuk devletinin temel ilkesi, olmaz ise olmaz kuralı bu sisteme uymuyor ki... İktidar gücünün “BEN YAPTIM OLDU” ya dönmemesi, otoriter bir yapı oluşmaması, giderek halifelik ve padişahlık için düğmeye basılmaması için!
Son sözü söyleme yetkisi YARGININDIR...
Peki Yargı ne haldedir ?
Prof Dr Aydın Aybay: “mahkeme hukuku bilir” diyor... Mesele olmayacak duaların olmayacak zamanda, olmayacak şekilde yapılması mı? Yoksa, bazı hukukcuyum diyenlerin doğruyu bildikleri halde bilmezden gelip, gerçeği bir hedef uğruna karartmaları mı?
Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in dosyasını İstanbul’a yolladı ve dosya GEZİNTİ rekoru kırmak üzere... Cihaner dosyası Erzurum-İstanbul-Diyarbakır arasında binlerce kilometre yol aldı... Bir türlü Yargıtay’a ulaşamadı... Bilindiği gibi yüksek mahkeme Erzurum Mahkemesi hakkında suç duyurusu da yaptı! Avukat Turgut Kazan’a göre bu tablo “hukuk cinayeti”. Yani... Katil elini kolunu sallayıp mahallemizde aylardır, yıllardır dolanıyor olmalı. Şikayet var mı? Dur diyen! Olur mu bu kadarı da deyip isyan eden? Demokrasi gelişiyor ya! Daha fazla özgürlük verilmiyor mu?
Anlamak kolay değil...
Hangi ülkenin ordusu hemen her gün şehit verir? Çıt çıkmaz.. Nefreti, kanı kim bu kadar ısrarla burnumuza doğru sokar? Koku yayılmaz! Hangi ülkenin iktidarı halkın bir yarısını öteki yapar? Adaletin terazisini kabaca kırar? Gelecek umudunu YOK SAYAR?.
Gene de ışıktan korkmayanlar aydınlığa ulaşır.
Acılarımızı YOK sayacağımız günler de VAR olur.