
Gündem Hararetli
Son dönemlerde ülkemizde yine hararetli günler ve tartışmalar var. Neler mi?
12 Eylül Referandumu ile birlikte hep beraber yeni bir döneme girdik. Bu dönemde herkes farklı beklentiler içinde idi. Genelde beklentiler olumlu ve umut doluydu ki %58 Evet verdi.
Umut dolu demokrasinin İlk kavga konusu da HSYK seçimlerinde oldu. 12 bin hakim ve savcı oy kullandı. 12 Eylül 2010 Referandumu ile HSYK nın yapısı ve üye sayısı değiştirilmişdi.
Asıl tartışma seçim sonrası başladı. Çünkü Adalet Bakanlığının kendi siyasi görüşüne göre yaptığı iddia edilen listenin tamamıyla seçildiği söyleniyor. Halbuki Anayasa gereğince seçim döneminde propaganda yasağı vardı. Bu durumda liste nasıl oluyor da tamamen seçiliyor. Yani Adalet Bakanlığı propaganda yasağına uymadı mı iddiaları gündeme oturdu.
Bakanlık bu iddiayı reddediyor ama YARSAV Başkanı seçim sonuçlarına YSK 'da itiraz edeceğini söylüyor ve gerekirse konuyu AİHM kadar götüreceğini dile getiriyor. Bekleyip göreceğiz.
Cüppe Muhabbeti
AYM Başkanı Haşim Kılıç'ın Anayasa değişikliklerini savunurken TBMM 'nin mahkeme üyeliğine Sayıştay ve Barolar Birliği kontenjanından seçtiği 2 yeni üyenin yemin töreninde yaptığı konuşmada " Çağın nabzını tutamayan statükonun kibirli mensupları artık halkı ikna edememektedirler" deyince yeni bir tartışmayı başlatmış oldu. Buna muhalefetten sert cevap gelerek statükocuların kimler olduğunu sordu.
Bu konuşmayla zaten daha önceden Anayasanın ilk 3 maddesine pozitif yönden dokunulabileceğini söyleyen Haşim Kılıç ile ipler iyice gerildi. Muhalefet Haşim Kılıç zihniyetinin birkez daha ortaya çıktığını söyledi ve kendisinin Özal tarafından Hülle yoluyla atanmış gerçek bir hukukçu olmadığını ve siyasete meraklıysa cüppesini çıkartarak siyasete girmesini istedi.
Bir cüppe muhabbeti de Başbakan ile Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya arasında yaşandı. Abdurrahman Yalçınkaya türban konusunda Anayasanın değiştirilemez maddelerini hatırlatarak türban serbestisinin Anayasanın laiklik ilkesine aykırı olduğunu söylemesi üzerine ortalık yine kızıştı. Bu kez kızan Başbakan oldu. Başbakan Yalçınkaya'ya "Cübbeni çıkart gel" dedi. Bu cübbe muhabbetine birde Cübbeli Ahmet hoca katılırsa işte o zaman tam olur, o da yakındır gibi görünüyor. Çünkü bu konu daha uzar gider.
Sorun çözmesi gerekenler sorun üretmeye bayılıyor mu diye kendi kendine soruyor bazan insan. Çözüm bulacağımıza ve uzlaşı arayacağımıza hep beraber yeni yeni kavgalar içine sürükleniyoruz. Üstelik bu kavgalar devletin en üst makamlarında, en üst kurumlarında yaşanıyor. Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Sayıştay gibi kurumlarla hükümet tartışmalara girişir se bu olay siyasetçilerin tartışmalarından çok daha vahimdir. Bize acı günleri 12 Eylül 1980 öncesini hatırlatır. O yıllarda da kuvvetler ayrılığı ilkesi kuvvetler çatışmasına dönüşmüştü. Bunları bir daha yaşamamak dileğiyle Cumhuriyetimizin yeni bir şanlı 29 Ekimin'i hep beraber Milli Birlik ve Beraberlik içinde kutlamayı temenni edelim.
Yasemin Eryıldız
Yeni sitemizi beğendiniz mi?