
Kürt’ün Kürt’ü olmayan Kürtler!
AÇILIM deyip, saçılımla yola devam edenler için yeni bir şey yok! YENİ YIL DA DA...
Ülkemin vazgeçemediği bedava İYİMSERLİK, yerleştiği koltuktan kalkacağa benzemiyor.
Koca bir yıl içi boş kavramların, meydan savaşı ile geçti! Gerçekleşmesi mümkün olmayan temennilere, olacak mış gibi yapıp, sarılmak bize özgü bir kendini kandırma şekli...
Temennilerle ülkenin kendini avutması, tek geceye sıkışmış eğlence anlayışı, içi ve dışı boş nutukların daha da etkisiz kalacağı görünen bir şey iken “daha mutlu, daha başarılı yıllara demek, eski fakat asla eskimeyen bir umutsuzluk değil mi? Noel babanın torbasının benim ülkemde hiç bir bacaya uğramayacağı, belki de korkudan ( müslüman mahallesinde ne işimiz var deyip) uğrayamayacağı kesin.
Gene de Noel babalığa soyunmak fikri ve felsefeyi elbiseye bağlamak nasıl bir tercih?
Oysa bizdeki torba yeterli! Ve de bir hayli etkili... AKP’nin seçim öncesi sadaka alışkanlığı içinde, yarattığı torbalar, ağızlara sürdüğü bir parmak ballar var. 10-12 tanesi belli, diğerleri netleşmemiş torba torba kanun, torba dolusu vaat sıralanmıyor mu?
Umursamazlığın yarattığı umutsuzluk torbaları! Kursakta kalan kısa sevinçlerin uzun çaresizliği! 4 kuruş benzin indirimine kanıp 4 liradan benzin almanın öfkeli kabullenişi...
Neye, niçin oy verdiğini bilememenin rahatlığı akıl almaz sakinliği! Değişecek mi?
Yeni yılda sabrınız bol olsun!...
Dişleriniz sağlıklı kalsın... Daha zor günler için şimdiden hazır olun! Ufukta kıran kırana bir SEÇİM havası var. GEÇİM’i gene es geçmiş durumdayız..!
Konuşamıyoruz bile... Sıra gelebiliyor mu?
.......................................
Yılı tamamlarken manzarayı not etmek, unutmamak gerek...
Kürt sorunu, yeni bir hamle daha yapıyor... Konuşmalar mecliste de iki dilli oluyor. İktidarda gene açılım tutukluğu var!..
Önce suskunluk... Ve meclis başkanından gelen cevap!
Ziyaret sonrası tansiyon ve gündem takıldığı noktada kalıyor...
“Gelin meseleyi konuşarak kardeş kardeş çözelim” havası aşılmış!...
Çözelim gayreti sivri dilli açıklamalara dönmüş...
Kellemi alırsın vücudum dimdik ayakta kalır havası yayılırken MGK bildiri yayınlıyor. “Herkesin sorumlu davranmasını” istenen bildirinin özeti şöyle: “Tek bayrak, tek millet, tek vatan, tek devlet anlayışını ve önde gelen ortak paydalarımızdan birini teşkil eden Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dilinin Türkçe olduğu gerçeğini değiştirmeye yönelik hiçbir girişimin kabul edilmeyeceğinin bilinmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir...”
ADRES NET DEĞİL! KİM BU HERKES!
Sorumsuz söylem ve eylemi kim yapıyor? Kim oy avcılığı yaparken bölücülerin (kürtün, kürtlerinin) ekmeğine yağ sürüyor?
İşte bu bildiri ile birlikte dikenli alanda GÜL bitiyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Diyarbakır’a ayak basıyor, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’in makam koltuğuna oturuyor... Tabii ki 10 dakika sonra kalkmak üzere!
Ve bir kere daha “Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dili Türkçe’dir, bu böyle de devam edecektir. Ayrıca devletin ve kamu kurumlarının dili Türkçe’dir, ortak dilimizdir” diyor...
Ve meselemiz çözülmüş mü oluyor? HAYIR... Ahmet Türk’e göre “Türkiye’de 20 milyon Kürt var” Yani Kürt partisinin tabanı olan kürt seçmen sayısı yaklaşık 10-12 milyon...
BDP’nin aldığı oy 2.5 milyona ulaşamıyor?
2010 yılının son günlerinde daha ileri gittik. Daha da eşitlendik.
Gül’ün dikenlerini de fark ettik. Polisimiz asla ayrım yapmadı. Kız -erkek demeden copladı. Robokop elbiseleri içinde PET şişelere göğsülerini siper ettiler!
Huzuru sağlamak için yaralandılar!
Acı çektiler. Acılar gözümüzü açmış olmalı! Şimdi sadece kürt değil, kürdün kürdü sorunu var! Özerk Kürdistan isteği kürdün kürdü için olmasın! Yeni yıla yeni bir endişe ile giriyouz. Bu itiş kakışta kürtün kürtü olamayan kürtler ezilmesin!
Yalçın Kamacıoğlu
Yeni sitemizi beğendiniz mi?