
26 Şubat 1992! Unutulmaz bir gece. XX asrın yüz karası… İnsanlığın utanç verici bir gecesi. Ermeniler Rus kardeşlerinin şemsiyesi altında akıl almaz bir cinayete imza attılar. Türklere yapılan gerçek Soykırımı Dünyanın gözleri içine bakarak gerçekleştirdiler. Çaresiz halk kaçacak yer aradıkları zaman düşman kurşununa hedef oluyor, işkencelere maruz kalıyorlardı. Esir alınan her kesten yalnız bir kişi bulunduğu yer soruluyordu.’ Elif Hacıyev nerede?’ Onu tanıyan her kes amansız işkencelerle, vahşetlerle karşı karşıya kalıyorlardı.
O da bunun farkında idi. Halkına, onun gücüne, sevgisine inanıyordu. Odur ki, bir an önce gücü yetirinceye kadar kaçıra bildiklerini Ağdam yoluna kadar kaçırmağa çalışıyordu.
22 kişilik bir bölüğe sahip olan Elif Hacıyev ve dostları öleceklerini bildikleri halde Rusların 366. Alayı ve Ermeni tanklarının karşısına siper oldular. Son ana kadar, güçleri yettikleri kadar savaştılar… Son anada Hocalı Hava Limanının düşman eline geçmemesi için yiğit komutan limanın kontrol kulesini patlattı.
Geride ise çok sevdiği Vatanı, memleketi kül olmuş Hocalıyı, iki kızını, eşini ve sevenlerini bıraktı.
Azerbaycan halkı sahip olduğu yüksek ruh ve en zor şartlar altında sergilediği kahramanlıklarla, tarihte eşine az rastlanacak mücadeleler vermiş, bağımsızlık tutkusu ile vatan ve millet sevgisini, bu uğurda çekinmeden canını feda ederek göstermiştir. Karabağ’da, Hocalı’da yaşananlara bakarak millet olarak özgürlüğümüze daha çok sahip çıkmak ve büyük bir milletin daha ileriye taşınması gerektiğini düşünenlerden biri olmuştur.
O hep öğle düşünmüş, öğle büyümüş, öğle de ebediyete kavuşmuştur.
Elif Hacıyev’i diyorum. Cesur, korkmaz, cesaretli, şerefli ölümüyle kalplerde yerini bulmuş, Azerbaycan tarihine Milli Kahraman adını yazdırmış ,şehitlik mertebesine kadar yükselmiş cesaretli bir Vatan evladı olarak bilinmiştir. Ölümün gözünün içine baka baka ‘ Geliyorum’ dedi. Azrail’e’ Bekle, hesabım var’ dedi ve intikamını aldı.Son nefesine kadar,güçten düşene kadar savaştı,yorulmak bilmedi.Çok sevdiği nehrin kenarında oturdu,Başının üstünde uçan ateşin sesine ve gücüne aldırmadan,ayaklarını buz gibi suyun içerinse koyarak bir anlık çocukluk çağına geri döndü.Koştuğu ormanları,dağları,tepeleri bir daha ,bir daha hayalinden geçirdi.Hani,baba ocağındaki bahçede,sevdiği ağacın altında oturduğu zaman annesinin,kardeşlerinin ellerinden aldığı horoz ibriğine benzeyen limonlu çayın kokusu ,annesinin eliyle yapılmış sımsıcak lavaşın enfes tadı geldi burnuna.Annesinin çocuklarını semaverin etrafına topladığı anıları da yaşadı.Bir taraftan soğuk,sert kış havası,kurşunların uçuştuğu an,öte yandan hayalinden geçirdiği baba ocağı,sımsıcak semaverden dökülen çayın hasreti. Hele, babalarının koynunda uyumak isteyen,onun kokusunu içlerine çekmek,ona sarılarak ‘Babacığım,nerede kaldın,hadi çabuk gel,seni çok çok özledik’ diye bağıran iki yavrusunun sımsıcak nefesi,hasret dolu bakışlarına,onu hiçbir zaman unutmayan,zor günlerinin arkadaşı,ona sadakati ve sevgisi ile bilinen,dünyalar kadar sevdiği canının bir parçası olan Galina hanıma ne dersiniz?Bu hisler ne yazık ki,çok sürmedi. Amansız ölümle burun buruna idi.Bunu çok iyi biliyordu.Bildiği için de daha da cesaretlenir,arkaya bakmadan ilerlemeğe devam ediyordu.Çok mutluydu.Halkının yanında olduğu için mutluydu.Hocalılı olduğu için mutluydu.Ta ki Ermeni kurşununa hedef olana kadar…
Tek kurşun atmadan binlerce vatan evladının Hocalı’da şahadete yürüyüşü, kardan mezarlara düşüşü, bu milletin vatanı için neleri yapabileceğinin, hangi fedakârlıklarda bulunacağının en açık göstergesidir.
Kimdir Elif Hacıyev?
Ermenilerin başına para biçtikleri gerçek bir kahraman.
Azerbaycan’ın Milli Kahramanı.
24 Haziran 1953 senesinde Azerbaycan’ın ayrılmaz bir parçası olan Hocalı’da dünyaya göz açmış,1970 senesinde ise buradaki ortaokulu bitirmiştir.
1971- 1973 yıllarında Sovyet Ordusu’nda askeri hizmette bulunduktan sonra Karabağ’a Hankenti’ne dönerek şoförlük yapmıştır.
1976 senesinde SSCB İçişleri Bakanlığına bağlı Polis okulunu kazanmıştır.
1990 senesinden itibaren hayatını Hocalı Havalimanına bağlayarak,burada müdür görevini üstenmiştir.
1991’de albaylığa terfi etmişti.
Vatan da onu, dostlrını, toprak, millet uğruna canlarını feda eden evlatlarını unutmadı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın 6 Haziran 1992 tarihli 831 sayılı Fermanı ile albay Elif Letif oğlu Hacıyev ölümünden sonra ‘Azerbaycan’ın Milli Kahramanı’ adına layık görüldü.
O gecenin görgü tanıkları yaşadıkları olayları unutmadıklarını ve Elif Hacıyev’le bağlı anları şöyle anlatmaktadırlar:
Albay Elif Hacıyev’i son gören görgü tanıklarından Mired Aliyeva yaşadığı dehşet dolu geçeği şöyle anlattı::
Biz ormanda kara bata-çıka yürüyorduk. Yolu geçerken bana kurşun değdi. Düştüm ve ayağa Her yerden ateş ediliyordu. Elif bana tutunup başını kaldırmadan yolun öbür tarafından uzanmış kadınlara çabuk yolu geçsinler diye seslendi. O zaman zarfında 20’ye kadar kadın ve çocuk yolu geçtiler. Elif silahının şarjörünü değiştirmeye başlayınca Ermeniler ateş etmeye başladılar. Kurşunlardan biri Elif’in alnına geldi.
Entige İsfandiyar kızı Şükürova:
1934 senesinde Şuşa’da dünyaya gözünü açan Entige Hanım 26 Şubat 1992’de 58 yaşında katledilmiştir.4 erkek bir de kız çocuğu vardı. Gelini Saadet yaşanan o korkulu geceyi şöyle anlattı:
- Bu güne kadar ayaklarımın acısı geçmemiştir. Özellikle havalar soğuduğu zaman şiddetli acı bana çok rahatsız ediyor. Biz ormana kaçtık. Entige kendi şalı ile beni sardı. Kendisi de hasta olduğu için yürüyemiyordu. Eniştemin de durumu ağır idi. Kocam kime nasıl yardım edeceğini bilemiyordu. Tanklardan ateş açıldı. Sonra ise Elif Hacıyev askerlerden kadın ve çocuklara, yaşlılara yardım etmesi talimatını verdi. İşte, orada yollarımız ayrıldı. Ayaklarım donmuştu. Erkek kardeşim ve kocam Ağdam yerine Malıbeyliye ulaştık. Beş gün karın boranın içinde Ağdama’a ulaşa bildik. Kocam orada vefat etti. Entige hanım ve eniştemden bu güne kadar haber yoktur.’
Dr. Nazile Abbaslı
Yeni sitemizi beğendiniz mi?