Faili Belli Cinayet!
Öyle bir cinayet ki, gazetelerde okuyanlar, televizyonlarda bitmez tükenmez tartışma -pardon atışma- programlarında izleyenler heyecan içindeler!. Sanki uyuşturucu keyfi yaşıyorlar! Manzaraya bakınca aslında katiller şöhret ve öne geçmenin hazzı içinde ve de keyiflerine diyecek de yok gibi geliyor bana!.. Ne yazık medyada sırt sıvazlamanın yanında, sorumluluğu hatırlatma yok! Ne yaptın sen, buna haber mi denir diyecek kimse de mi yok!
Yeni yetme katiller ise hemen her konu başında cinayet için sabırsızlanıyor... Neyi görüyor? Kim köşeyi nasıl döndü, seyrediyorlar onu tekrar etmeleri normal değil mi? Bakınca benim mesleğimde henüz dillenmeyen, farkına varılamayan galiba fark edilmek de istenmeyen HABER KATLİ SÜRÜYOR! Haber ölürse meslek ayakta kalamaz ki! Veya ayakta kalan, olması gereken haber, haberci ve gazeteci midir?
Benim mesleğimdeki dayanışma biçimi birbirini kötüle alışkanlığına döndü!. Benim mesleğimde ÖRGÜTLENME, birlikte reaksiyon gösterme başarısızlığı büyüyor... Meslek saygısı yok olmuş, meslek kıskançlığı, hemen hemen her yanı ele geçirmiş, gözleri karartmış durumda. Gazetecilik halka doğruyu söyleme işi olmaktan uzakalaşmadı mı? Halka gerçeği aktarma sorumluluğu kimin aklında kaldı dersiniz? Şimdilik ikiye ayrılmadık mı? Yandaş basın-muhalif basın olmadı mı? Medya’yı sadece ÖZGÜRÜZ iyenler mi temsil ediyor? Denge yok olmuş... Fikri ne olursa olsun özgürlük kadar sorumluluk da ortak değil mi?
Özgürlük ve sorumluluk!
Tablo, gazeteciliğin sorumluluğu yokmuş gibi duruyor, mesleğin etik değerleri mezara sokulmuş değil mi? Hemen her zaman Basın Özgürlüğünden bahsedebiliyor! Piyasada HABER KATİLLERİ var. Haber çoktan mefta olmuş... Sorumluluğumuzu ve haberin etiğini koruyamaz isek eteğini kaldırıyorlar! Tahrik ediyorsun deyip suçu da yükleyerek! Haber kutsal, yorum hürdür sözünü unuttuğumuz ölçüde özgürlüğümüzü de koruyamayız. Hukuk denir, mukuk denir, elden giden sadece özgürlük değil halkın gerçeği öğrenme şansı da olur... Topluma karşı gerçeği arama ve duyurma yerine kör kavganın içine çekilmedik mi? 100 er 200 er kişilik gruplar haline işten çıkarılmalarda bile kimin kılı kıpırdadı. Kaç kişi ayağa kalktı... Belki de işleri vardı çok meşguldüler!
Kim şöhret yolunu, paranın izini sürmek istemez. Yoksa habere tecavüz de taciz de teşhire mi bağlı? SUÇ yarı yarıya mı? KALÇASINA kadar yırtmaçlı etek giymiş dilber gibi tahrik mi ediyor YALAN HABER? Sanal Haber! İşin cazip yanı da şu... Haberi iğfal ettiğin ölçüde reytingin artıyor... Ohhhh ne güzel oldu.. sktrrr li konuşma gündeme bomba gibi oturdu reytingimiz uçtu demek varken!.. Neyin sorumluluğu! Varsa yoksa basın özgürlüğü! Tek başına... Erzurum’un insanlık heykeli gibi... Sanat eseri diye dik, ucube de yık!
Binlerce örnekten biri...
Selçuk Üniversitesi İlahiyat ana bilim dalı başkanı Prof. Dr. Orhan Çeker’e soruyorlar... Tecavüz üzerine, taciz üzerine. Çeker kendi beynindeki kavramı söylüyor... Ve sıkıntılı bir şekilde “ben tecavüz değil taciz üzerinde konuştum” diye cümleyi düzeltmek istiyor. Çok kişinin asla kabul edemeyeceği bir beyanda bulunuyor... Çağ dışı bir düşünce... Ama ona ait...
“Taciz’in biraz da kadınların dekolte ve mini etek giymelerinden kaynaklandığını ve kadınların da bu suça ortak olduğunu açıklıyor” Orhan Çeker... Şöyle bir cümle kuruyor.“Bu işte erkek suçludur (Taciz, tecavüz)... Ancak onu tahrik eden, dekolte giyinen, tacize davet eden kadınlar da suça ortaktırlar...”
ANLAMAK İSTEDİĞİM medyada nasıl bu çöküşü yaşadığımız ve bugünkü korku ortamına ulaştığımızdır? Sayın profesörün bilim adamı, kadınları böyle tanımlaması tacizden, tecavüzden anladığı ve insan değerlendirmesi bu kadar!.. Tepki alması kadar normal bir şey olamaz. Anormallik gene haberde... Haberin verilişinde ,alışkanlık yapan görüntüsünde... Bir kaç farklı kanalda haberi tekrar tekrar seyrettim. Ben istemesemde gözüme, sokup dayadılar... Sanki bana senin hayal gücün de söylenen lafları anlama kabiliyetin de dinazorlaşmıştır, al sana dekolte kadın nasıldır unutmuş olabilirsin seyret diyorlar!.. Taciz eyleminde suç ortağı diyeceğin bu kadınlar... Korumamız, insan olarak haklarını bütünü ile savunmamız gereken kadınların haberdeki konumuna bakın... Kimin özgürlüğü bu? Bilim adamı kadını yok sayar gibi, gazeteci teşhiri hak sayar gibi değil mi? Kalabalık arasında yürüyen, durumdan habersiz sayısız kadını habere konu deyip ekrana tekrar tekrar taşıyor! Bu gibilere taciz olursa, suçun yarısı onlara kalacak der gibi! Bir kaç kanalda yüzler görülmesin diye de gayret edilmiş... Ya ben tacizcimi bacaklarından tanıyorsam?
Sorumlu olmadan özgürlük yok ki! Gazeteciliğin özgürlüğü sorumluluğundan geçiyor... Yoksa sadece özgürlükten bahsetmek faili belli cinayetleri çoğaltıyor...
Yalçın Kamacıoğlu