
ETİK ÖLDÜ! YAŞASIN ETEK!
Siyaset çamura batarken Medya’nın da havası bozuldu... Bir anlamda sarışın kadın eteğini salladı, esinti seçime giderken, ülkeyi kime neden teslim edeceğimizi öğrenmeye ayıracağımız zamanı durdurdu... İKLİM hanımla değiştik... Geçim sıkıntısını unuttuk. İşsizlik sıfırlandı. Medya kan ter içinde kendini işine adamış göründü: O bir söyledi biz bin yayınladık! Televziyon televziyon, gazete gazete ağırladık! O konuştu ve biz dibe vurduk...
Aslında medyadaki tutarsızlık ve hastalık geliyorum dedi. Kimse başını kaldırıp ilgilenmedi.
Hatırlayalım... Önce Haber katledildi! Katil zaman aşımından da değil, nerede ise iyi halden kurtuldu. Hemen her yerde göğsünü gere gere dolanıyor...
Dün de Bakanlara hediye paketi yerine kadın yollandı... (Hasan Fehmi Güneş) Önceki gün de kaset seyrettik( Deniz Baykal) Bu yol ne yazık ki siyasette YOL OLDU...
Ergenekon öncesi Susurluğu yaşadık. Unutur gibiydik. Ergenekon şok şok şok anonsları ile takdim edilen dalga oldu. Zaman geçince dalga geçilemeyecek ölçüsü meydana çıktı. Davalar ayları, yılları buldu bir türlü sonuç çıkmadı!
Umduk ki ileri demokrasiye geçişte, açıklığa kavuşmakta, kirliliği kaldırmada öncü olacak bu sorgular, bulgular!. Temiz bir gelecek için, açık bir rejim için, hukukun üstünlüğü, bağımsız yargı sisteminin geleceği için sağlam temelleri atacak! Daha güvenli bir yarına yol alacağız... Gene kısa bir süre kara bulutların arasından güneş güler gibi yaptı. Hayatın normal seyrinde, kıştan çıkıp bahara yaza sonbahara ulaşmak varken, sele, baskına, taşkına yakalandık! İKLİM çıktı piyasaya. İddialar kızıştı... İklim sertleşti..
Dün... Polis kayıtları belge yağmuru içinde entrika dolu aynı rüzgar Güney’den esmişti. O dönemde Tuncay Güney sahne aldı... Kimdi Güney? Herşeyi bilen, herkesi tanıyan adam... Eski bir muhabir mi? Çok kıymetli bir muhbir mi? Yurt dışında haham mı? Sis dağıldı mı? Sahne ve oyun değişmedi... Senarist ortada yoktu!
Bugün... Ülkemde herkes herkesi dinliyor! Telefonda dinliyor... Ortam dinlemesi yapıyor... Oysa kimse ne konuşulduğunu, neden konuşulduğunu anlayamıyor... İklim ile gelen değişiklik de telefon dinlemesine takılıyor... CHP lilere gidip AKP li büyük balığı tarif ediyor! İlişkilerini belgelemek için destek istiyor... Sütten ağzı yanan Deniz Baykal dikkatli... Hayret... Ava gidenler avlanacak gibi... CHP liler heyecanlı... Herkesin kamışı elinde... Balık yeme gelir mi? Reytingi garanti bir ETEK hikayesi... Yani ortam şenleniyor ve hızla kirleniyor... Hava gaz maskesi gerektirecek kıvamda...
Kim bu İKLİM? Ayfer İklim Bayraktar Kaleli! Pek çok gazetede çalıştığını söyleyen sarışın... Haksızlığa uğrayan bir muhabir mi? İşini başarı ile yapan bir muhbir mi? Karanlık!
Olaylar benzer... Senarist gene ortada yok. Ama konu heyecan verici... Seçime hamle yapanların istifaları arasında yeni gözaltılar yaşanıyor. Nedim Şener, Ahmet Şık, Doğan Yurdakul, Yalçın Küçük ile birlikte bir grup gazeteci daha yapılan baskın ve aramalardan sonra tutuklanıyorlar... Gerekçe Savcı “şu anda açıklanamayacak deliller nedeni ile” diyor.
Tepki büyüyünce açıklamalar da çeşitlendi... Başbakan “Biz medya ile çarpışa çarpışa geldik” “Bir tane gazeteci bile gazetecilik faaliyetinden dolayı ceza evinde yoktur!” dedi. Tutuklu 27 gazetecinin suçunu da şöyle açıkladı: “Terör örgütü üyeliği ve Anayasal düzeni zorla değiştirmeğe kalkışmak!”
Ve sonuçta şunu da sordu “8 yıl boyunca hangi manşetine karıştığımız gazete var ?”
Oysa evleri didik didik aranan gazetecilere en olmayacak şeyler, gazetecilik mesleğinde çok normal olan çalışmaların gerekçesi soruluyor... Basılmamış kitabın falan yerde işi ne ?
Gazeteci ne ile suçlandığını tam olarak bilemezken evinde ne var ne yoksa saatlerce aranıyor hemen herşey torbalanıp alınıyordu. Gece geç saatlerde yapılan ve saatlerce süren soruları cevaplıyordu...“Bu soruyu neden sordun? Sana kim bu kitabı yaz dedi?.. Falanca ile konuşken rumuz kullanmışsın. Memet D kim? Ne bilgi verdi... gibi?”
Gazeteci kaynağını açıklamak zorunda kalıyordu. Oysa yasa bunu yasaklıyor!
2003 yılında çıkarılan 4778 sayılı yasa şöyle: “Süreli yayın sahibi, mesul müdürü ve yazı sahibi haber kaynaklarını açıklamaya zorlanamaz” Yasada değişme olmadı... Hatta 2004 yılında çıkan 5187 sayılı yasa da bu kapsamı pekiştirip genişletti.
Sarışın İKLİM Hanım anlattı, anlattı, anlattı! Birden farkına vardım ki medyanın iklimi de değişmiş... Ne kadar atarsan o kadar reyting tuttuyorsun. Gerçeklerin hemen hepsi reyting’e esir düşmüş... Haber denen şey teyit ettirilmez mi? Doğruluğu sorgulanmaz mı? Sorgulansa piyasadaki havadisler kaleme alınabilir mi? Aklın tatile girdiği bir anda yaşıyoruz...
İKLİM bu kadar mı değişti? ETİK ÖLDÜ! Yaşasın ETEK...
Yalçın KAMACIOĞLU
Yeni sitemizi beğendiniz mi?