Gerçeği görmek ya da örtmek!
Hemen hemen her demokratik rejimin olmaz ise olmaz unsuru olan Medya için kafa karışıklığı dillendiriliyor. Kimi seviyor, kimi sövüyor. Arada kalanlar kaynıyor! Herkes her şeyi söylüyor! Oysa iki tip gazeteci var...
Şanssız olan ilk grup, ülkedeki haksızlıklar, yolsuzluklar, hukuksuzluklar, anti demokratik uygulamalar karşısında hakkı, hukuku ve GERÇEĞİ arayan ve ne yazık ki bu nedenle kimseye yaranamayanlar. Bunların pek çoğu unutulma karanlığına itilmiştir. Bir televizyonun acil uyarı anonsları gibi şimdilerde küçük balık olmuşlardır. Medya DENİZİNDE soyları tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır. İstenen, bunlar küçük balıktır, yenmez. Onlara itibar etmeyin... Günün büyük balıkları ötekilerdir. Tüm güçleri ile gerçekleri örtmeğe çalışanlardır. Menfaat sıcaklığı, iktidar yakınlığı, ideoloji tutkunluğu veya cemaat talimatı ile giderek büyümektedirler. Vitrinleri süsleyenler de onlardır.
Bu sadece bize ait bir tablo da değildir. Genelde bu iki tip dikkatli bakılırsa her yerde her zaman var olmuştur... Sadece biz de gerçeği arayanların sayısı hızla azalmış nesli tükenme sınırına dayanmıştır...
İşte tatsız bir örnek... Tatlıses olayı... Kendi alanında yıldızlaşmış bir isim. Sahnede başarısı kadar inşaat işçiliğinden gelişi, ayağına kundurayı giydikten sonra hızla yükselişi, bugünlerde holding sahibi olarak yeni bir hayatı simgelemesi dikkat çekici...
Saldırıya uğraması ve yaşam mücadelesi medyaya nasıl yansıdı...
Kimler seferber oldu?
Kimler hangi gerçekleri örterek yol aldı?
Öyle bir göklere çıkarma yarışı yapıldı ki resmin bir kısmı örtü içinde kaldı. Oysa o olaylarda bir süre önce sıra sıra yaşanmıştı! Tatlıses’in hayatında çatışma da vardı, tutuklanma da... Neler mi örtüldü? İşte bazıları...
* 1981 İzmir fuarında polise hakaretten tutuklandı.*1990' da kokain operasyonu sanığı; 1994 'te beraat.etti *1990' da Şehmuz İlgin' le kaset yüzünden anlaşmazlık yaşadı. Etilerdeki villası kundaklandı. *1990' da Maksim Gazinosunda ayağından vuruldu.*1991' de Urfa’dan bağımsız aday oldu. Seçim kampanyasına havaya 5 el ateş açarak başladı.*1995' te Hasan Heybetli’nin sünnet düğününde “meskun mahalde ateş açmaktan” gözaltına alındı *1998' de arabasını kurşunlayan Hasan Bora’nın adamı Abdullah Uçmak kurşunlanarak yaralandı. (Uçmak ve adamları son saldırının faili olarak yakandılar)* 2002' de Derya Tuna bacağından vuruldu. * 2003' te dansöz Asena bacağından vuruldu.*18 yıl hapis isteği ile sauna çetesi üyeliğinden yargılandı.
Olayın görünen kısmında Cumhurbaşkanı, Başbakan, devlet ve resmi kurumları temsil edenler tarafından kahraman seviyesine taşındı ve bugüne kadar kimseye gösterilmeyen ilgi sergilendi. Üstü örtülen bölümde akla gelen ve asla sorulmayan soru şu değil mi? Suçlarının ne olduğu bilinmeden yüzlerce gazeteci, bilim adamı, subay, assubay tutuklanarak hapishaneye dolduruldu. Onları nerede ise unuttuk... Görmemek için elden geleni yapmıyor muyuz? İbrahim Tatlıses gerçeği bize has bir özellik... Şüphesiz bu ülkenin yetiştirdiği türküleri ile sesi ile geniş kitlelerin sevdiği bir sanatçı... Ya diğerleri...
Bir başka gerçeği örtmüyor muyuz?
Dünyanın hemen her yerinde giderek yükselen bir türk müzikçi daha var... Sadece piyanosunun üzerine kapanmış... Sadece müzik yapıyor... Bilhassa Avrupa’da sahne aldığı her ülkede her konser verdiği salon alkıştan yıkılıyor. Evet, dünyanın hemen hemen her yerinde gündeme geliyor. Amerika’da, Japonya’da dakikalarca ayakta alkışlanıyor... Türkiye de ise Medya’nın örtmekte ısrar ettiği sanatçı... Fazıl Say...
İktidara muhalif... Düşüncelerini sanatçı duyarlılığı ile haykırıyor... Nerede ise vatan haini... Parlatılan İbrahim Tatlıses... Üstü örtülen Fazıl Say... Tablo bu... Gerçeği görmek ile örtmek arasındayız!
Yalçın Kamacıoğlu