Anasayfa | Cansen ERDOĞAN

Geç Olmadan

Geç Olmadan
Geç Olmadan


 Cansen ERDOĞAN



Şöyle biraz genişçe, dikdörtgen bir tabla üzerinde oynanan domino oyununa benzer hayat; Hani zar atıp ilerlediğin, sağa sola yöneldiğin ama hep ileriyi seçtiğin, doğru olana dokunduğunda, tüm pulları arka arkaya devirdiğin, yanlış hamlede ise oyunu kaybettiğin…

Biraz da satranca benzer; Bir piyon olarak başlanılan hayatta, mat olmadan karşı kulvara ilerleyebilmek hedefiyle; atlar, kaleler ve fillerinle. Kendinden çok şey kaybetmeden, şahı devirmek ümidiyle…

Zaman, tozu dumana katarak gitmesiyle meşhur olduğu kadar, yaşattığı anda güzel olmasıyla da meşhurdur. Bulunduğu anda yaşatır tüm güzelliklerini, değerlerini ve geçip gittikten sonra da hiç pirim vermez arkasında yitip gidenlere…
Zaman, bizler büyüdükçe küçülen, koşsak bile hep önümüzden giden bir avuç kıvılcımdır aslında. Parlaktır, izlemeye doyamadığın.
Ama sıcaktır, dokunmaya dayanamadığın.
Ömer Hayyam; ‘Uzunluğunu güneşin seyri, kalınlığını ise tutkular belirler’ der zaman için…

Dalından yenen meyve güzeldir;
Zamanından önce buruktur tadı, sonrasında ise acı..
Mevsimsiz sıcaklar korkutur insanı, zamansız gelen telefonlar, çalınan kapılar, yollanan mektuplar…
Mutluluğun da gizli formülü budur aslında; Doğru zamanda, doğru yerde, doğru işi yapmak, doğru kişiyle olmak…
Doğru zamanlama olmazsa, zehirli parmaklıklar ardında tutuklu bulunan ruh, orada acı çekmeye mahkumdur.

İnsan zihninin alamayacağı derinlik ve incelikle hesaplanmış bir zaman çizelgesi vardır ömrü hayatın. Herşeyin bir zamanı vardır; Ağlamanın, gülmenin, ödenecek bedellerin. Çocukluğun ve gençliğin, sonra da büyümenin…
Ama bizler, hayatın bu doğru orantısına ters yol kat ederiz çoğu kez; Küçükken büyük, büyümüşken genç olmak isteriz. Küçükken büyükmüş gibi davranır, tam da büyümüşken, kendimizi genç zannederiz. Oysa zamanında yaşansaydı duygular, yaşında yaşansaydı yaşanacaklar, tadı çıkarılan, geri gelmez zamanlar bu kadar özlenmeyecekti belki. Tıpkı sevgili gibi; Özlenen, özlediğinde gelmelidir, çaresizliğinde sana yürümelidir. Yoksa o da artık herkes gibidir.

Geç kalmadan söylemek gerek zamanında, özlediğini, gururun mahkumu olmadan sevdiğini. Siz ona erken, o size geç kalmadan… Çünkü birgün ‘çok geç’ demek için bile çok geç olabilir.

Hayatta bazı fırsatlar vardır, sadece bir kez elinize geçer ve değerlendiremezseniz uçup giderler.
Ve inanın ki;
Hayatta bazı insanlar vardır, sadece bir kez karşınıza çıkar, değerini bilemezseniz uçup giderler.
Asla da geri gelmezler…

Günlerden birgün, bir kırlangıç, bir adama aşık olmuş. Penceresinin önüne konmuş, tüm cesaretini toplamış, tüylerini kabartmış ve güzel durduğuna ikna olduktan sonra da küçük, sevimli gagasıyla cama vurmuş; Tık...tık...tık...
Adam cama bakmış ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş.
Bir meşgulmüş, bir meşgulmüş!
Allah Allah, kimmiş ki onu işinden alıkoyan?
Minik bir kırlangıç!
Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiiiiin bir nefes almış, şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış;
- ‘Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.’

Adam birden parlamış;
-‘ Yok daha neler… Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi, olmaz alamam!’ demiş. Gerekçesi de sersemceymiş;
- ‘Sen kuşsun! Hiç kuş insana aşık olur mu?’

Kırlangıç mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş ve uçarak kaybolmuş gökyüzünde. Ama pes etmemiş. Aradan biraz zaman geçtikten sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş;
- ‘Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam’...

Adam kararlı, adam ısrarlı;
- ‘Yok, yok ben seni içeri alamam’ demiş. Biraz da kabaymış ve lafı kısa kesmiş;
- ‘İşim gücüm var, git başımdan !’

Aradan bir zaman daha geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş:
- ‘Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri. Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm, birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın.Yalnızlığını paylaşırım..’. demiş.

Bazıları, gerçekleri duymayı sevmez ya, adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş;
- ‘Ben yalnızlığımdan memnunum’ demiş, ‘ rahat bırak beni’...

Düpedüz kovmuş kırlangıcı. Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.

Yine aradan bir zaman daha geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş;
- ‘Hay benim akılsız başım’ demiş. ‘ Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, keyifli vakit geçirirdik birlikte, yalnızlığımı, umutsuzluğumuzu, mutluluğumuzu paylaşırdık.
Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş;

-‘ Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim.’
Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Bu kez gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş.
Ama...
Onun ki hiç görünmemiş…
Yazın sonuna kadar, penceresi açık beklemiş ama boşuna.
Kırlangıç yokmuş!
Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış.
Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş, olanları anlatmış.
Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:

- Kırlangıçların ömrü altı aydır...

Cansen Erdoğan

Dil Seçiniz

Dil Degistir[Languages]

Çok Okunan Haberler

  • Bugün
  • Bu Hafta
  • Bu Ay
  1. Bu Hesapta Bir Yanlışlık Var!
  2. Diş ve Ağız Bakımına Mükemmel Çözüm
  3. Yüzbaşı Mehmet Muzaffer
  4. Yılın Sevilen 10 TSM Korosu!
  5. Halkla İlişkiler Ajansı Contactplus Oldu
  6. Bir Ayrılık Daha!
  7. Cetvelle Dayağın Cezası 3 Bin TL!
  8. Veterinere Büyük Tepki!
  9. Kayserideki Patlamanın Ardındaki Dram
  10. Antibiyotik Kalmayabilir
  11. Başarılı Olamazsam Dönmem
  12. Transparan Beren
  13. Bu Bilgi İrandan İlk Kez Sızdı
  14. Ayasofyada On Binler Namaz Kılacak
  15. Kene İle Mücadelede Yeni Yöntem!
  16. Tek Nefesle En Derin Havuza Daldı
  17. Fazıl Sayın Tweetlerine Hapis İstemi
  18. Saatte 1 Milyon Dolar Kazanıyor!
  19. Müteahhitlerden Ev Sahiplerine Uyarı
  20. Mısır Toplumu Üçe Bölündü
  1. Hüsnü Şenlendirici, I Love You
  2. Pazar ve Fındıklıda ÇAY Eylemi
  3. Türkiyenin İlk Müzikal Korosu Sahnedeydi
  4. Öğrencilere Murat Boz Sürprizi!
  5. Hakkı Ağaoğlundan Kıbrıs Çıkartması
  6. Dillerde Fetih, Dîllerde Fatih
  7. Kıskanç Çiftlere Özel Balayı!
  8. Bendenizden Yeni Versiyon Günahlar
  9. Engellilerle Eski Futbolcular Bir Arada!
  10. İSTEKli Mezunlar Buluşuyor...
  11. Bedük Boğaziçilileri Coşturdu!
  12. Çocukların Gözünden Çevre Fotoğrafları Sergisi
  13. Bursa, Bilimle Şenlenecek…
  14. Kentsel Dönüşümle Şehirlere Çifte Avantaj
  15. En Uzun Gece Trump Towers Mallda
  16. Hint Mutfağı İstanbul’da
  17. Cengiz ARTAMdan Monacoda Bir İlk
  18. Park Bahçeler Daire Başkanı Oldu!
  19. Ulusal Roket Yarışması Sonuçlandı
  20. Yine Çok Konuşulacak Klip Çekti
  1. Gençler Nanoteknolojiyle Tanıştı
  2. Avrupa Değişse De Türklere Bakış Değişmedi
  3. Genç Bilim İnsanları Projelerini Sergileyecek
  4. Bedük 20 Bin Kişiyi Coşturdu!
  5. Cilde Özel Çözümler Sunan Yepyeni Bir Marka
  6. XL Beden Yarış Keyfi!
  7. Karakolun Hası 18 Mayısta Sinemalarda!
  8. Başarıya Götüren Verimli Çözüm Ortaklıkları
  9. TMB TV 18.Kral TV ödüllerini Canlı Yayınladı
  10. Teknoloji Tutkunlarına Müjde!
  11. Bahar Ayları İçin Uzmanlar Uyarıyor...
  12. Ivana Sert Daikin Reklamında...
  13. Fare Devri Bitiyor!
  14. ACİL; AB Rh (-) Negatif Kan Aranıyor
  15. Mekânsız Bedenler Galeri Eksende!
  16. ÇAGET, Şükürü Koşuya Davet Etti
  17. Kıran Kırana Kulaç Attılar
  18. Tekne Parklar İçin Ön Başvurular Başladı
  19. Kitap Okuma Sevgisi Kazandırıyor
  20. Renkli Bir Yaza-Merhaba...

Yeni sitemizi beğendiniz mi?

Sonuçlar»

© 2005 TNA