Anasayfa | Cansen ERDOĞAN

Müsadenizle Bilmek İstiyorum!

Müsadenizle Bilmek İstiyorum!
Müsadenizle Bilmek İstiyorum!


 Cansen ERDOĞAN



Bayram sabahları…
Karşı caminin minaresinden yükselen ezan sesiyle uyanılıp başucunda bekleyen yeni kıyafetlerin, temiz elbiselerin giyilmek için sabırsızlıkla beklendiği o mistik, sevinçli, keyifli sabahlar…
Porselen kaselere özenle yerleştirilmiş ikramlıklar, çikolatalar…
Şeker yemenin limitsiz olduğu özel zamanlar, ziyarete gelmeye başlayan eş, dost ahbaplar…
Evler biraz dolup da kalabalıklaşınca çaktırmadan sıvışıp komşuların yolunu tutmalar;
Orada bekleyen mendil içinde harçlıklar, şekerler, çikolatalar...
Bir çoğumuz bu ritüeli gerçekleştirmişizdir neticede;
Çocukluğumuzun bayramları geçerken gözlerimizin önünde, huzur sarmalında gizli sıcacık bir gülüş yankılanır, yılların örselediği yüreklerimizde…
Ahmet, Dilruba ve Türkan;
Onlar da çocuk yürekleriyle tasasız bir heyecana uyanmışlardı o bayram sabahında.
Arifeden ütülenmiş giysileri başuçlarında, yeni boyanmış rugan ayakkabılarıyla rengarenk şekerleri hayal ediyorlardı masum umutlarıyla.
Annelerinin değil öpmeye, koklamaya kıyamadığı yanakları pembe pembe, komşularının bayramını kutlamak istemişlerdi, küçücük elleriyle…
Hayallerinde, biraz mendil toplayıp, şeker doldurmak vardı ceplerine.
Tek suçları buydu işte…
Süt kokan bedenleri, uğursuz bir caninin vahşet ininde, toprak oluverdi birdenbire.
 Sapık bir cellat, kan kokan nefesiyle gölge ederken üzerlerine, yitip giden üç masum çocuk değildi sadece.
Gözleri artık ağlamaktan açılmayan anaları, musalla taşında canlı canlı yatan babalarıyla toplumun en değerli mihenk taşını, aileleri öldürmüştü bu kansız vicdansız.
Ve bir daha hiçbir şey aynı olmayacaktı, hem bu aileler için hem de bu vahşete şahit bizler için, namazlı ya da namazsız…
Şuursuz bu eli kanlı katil, beş on sene yatıp iyileşecek mi sanırsınız ve öyle sanıp da dışarı mı salacaksınız…
Sorarım sizlere; devlet politikasına aykırı diye Deniz’leri, Menderes’leri asan siz, hadi bebek katili Apoyu asmadınız, bunu da mı asmayacaksınız…
 
Bayramlar içimi acıtıyor artık benim; parlak kağıtlara sarılmış şekerler de öyle…
Çünkü ben bir anneyim…
 
‘Profesör’…
Akademik ünvanların en büyüğü belki de, ağırlığını hissettiren, bol keseden afilli de…
Lisans eğitimi almış her öğrenci gibi, profesörlerin derinliği bir başkadır gözümüzde.
Ders anlatışları, davranışları, hayata karşı duruşlarıyla hep örnek alınan, fikri sorulandır herkesçe.
Uzun yollardan geçmişler, sonsuz dersler görmüşler, ilmi başarının tavanına nice zorluklarla yerleşmişlerdir.
Günlerden bir gün acı bir haber düşer gazetelere;
Yine bir kadın tecavüze uğramıştır hunhar şekilde.
Bizler ‘vay hain, vicdansız’ diye veryansın ederken birbirimize, bir profesör çıkar ortaya, gazetelere sürmanşet;
‘Dekolte giyen kadına tecavüz edilir’ demeciyle…
İnsanlar, şaka mı değil mi diye düşünüp taşınırken verdiği demecin arkasında, ‘dekolte ağır tahriktir’ diyerek durur profesör.
Bunun dekoderli açılımı;
‘ Zavallı, mağdur tecavüzcünün hiç suçu yoktur, tüm suç dekolte giyen hain kadınındır aslında’.
Bu nasıl bir mantıktır, bunu söyleyen, yüzünü batıya dönmüş bir ülkenin profesörü nasıl olabilir, allahaşkına…
Kendine güvenen, bunu kendisinde beğenen kadınların tercihidir dekolte giyinmek.
Bir tercihtir kıyafet seçiminde; bir türban, bir çarşaf, gibi misalde.
Bırakın tecavüzü, tacizi bile hak etmez dekolte.
Bu ancak içi kopkoyu karanlık, içi dışı fesat, zaaflarına hakim olamayanlar için tahrik unsurudur, ve toplum için affedilemeyecek bir suçtur.
 ‘Eşitlik deyince içim ürperiyor artık benim, kadın hakları deyince de…
Çünkü ben bir kadınım…
    
Hukuk fakültesine ayak basar basmaz ilk öğretilen düstur;
‘ Herkes, aksi ispatlanıncaya kadar suçsuzdur. Suçluluğu iddia eden, bu iddiasını ispatla mükelleftir’.
Sağlam bir hukuk devletinin, vatandaşını koruyan, güçlü bir anayasal düzenin bireyi olmayı hissettiren derin ve köklü bir inancın paydası…
Oysa ki atalarının uğradığı zulmü bilmeden, çoluk çocuk yaşanılan dramı, ardında kalan binlerce mezarı görmezden gelen bir yazarın, yaşadığı ülke ve ülke insanlarını hiçe sayarak, dünya önünde alkışlanarak bir de Nobel ödülü ile taçlandırılarak sarfettiği cümleler, bu düsturun kalbine nişan alıyor.
Tamamen varsayımlara dayanan iddialarla dünya arenasında boy gösterirken, ‘Bütün bu iddia ettiklerin olurken, sen orada mıydın’ diye insan merak edip soruyor.
Eğer dedelerinin zamanında olanda, yoksa orada, niye haybeden ahkam kesiliyor…
 
Pamuk ülkemin pamuk insanlarının yaralarının deşilmesine, pıhtılaşan kabukların koparılarak çekilmesine öfkem kabarıyor artık benim, bunun kanunlarla da bertaraf edilememesine…
Çünkü ben bir hukukçuyum…
       
Zaman hızla ilerken, teknoloji gelişir, toplumsal ilerleyiş değişik ivmeler kazanırken, sosyal parametrelerde de değişiklikler gözlenir oldu. Daha önceleri suç işlenir, suçlu bulunur, suçu sabit bulunur, mahkum edilirdi. Şimdilerde ise önce suçlu ilan ediliyor, sonrasında mahkum ediliyor, gerek kalırsa suçu ispat ediliyor oldu.
Fikri suçlarda da sistem aynı işlerdi
 Kitap yazılır, basılır, okuyucu okur, sonrasında toplatılırdı.
Bu sistem de şimdiki düzende tadil oldu; kitap yazılıyor, toplatılıyor, en son da okuyucuyu meraklandırıp okutuluyor.
İlk başlarda bir pazarlama taktiği gibi görünse de durum o kadar masum değil anlaşılan.
Peki  basılmamış bir kitap, halka arz olmadığı sürece suç unsuru teşkil eder mi?…
Yazarın belki de son anda bunu yayınlamaktan vazgeçeceği, yırtıp atacağı ihtimali düşünülebilir mi…? Bir inceleme yaptırılmaksızın, tamamen keyfi şekilde, bilirkişisiz,  ehlivukufsuz toplatılma kararı hukuka uygunluk arz eder mi?…
 
Bunları bilmek istiyorum artık ben; toplatılma hallerinin var olduğu iddia edilen genel-geçer hukuki dayanaklarını  da…? Çünkü ben bir naçizane yazar adayıyım…
 
Gencecik kızı testereyle doğrayıp çöp kutusuna atanların, minicik çocuklara tecavüz edip toplumun değer yargılarını hunharca yıkanların, akademik ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü kisvesi altında milletin onur ve itibarını zedeleyenlerin, hak yiyenlerin, içinde Allah korkusu olmayanların cezalandırılmasını diliyorum; gerekirse bir kalem hareketi, gerekirse bir ip marifetiyle…
 
Çünkü ben, olup bitenler karşısında insanlığından utanmaya başlayan bir insanım…
 
Cansen Erdoğan

4 » Yorum Yapılmıştır.

  1. #4

    Göksenin İLERİ 08.04.2011 22:20:31

    Yazılarınızı okudum sevgili Avukatım:
    Elinize, Bilginize, Yüreginize Sağlık...
    Bir bayram sabahının dimağlarda bıraktığı lezzeti taşımayan varmı.
    ama VAR.
    işte O 3 çocuk...
    Ancak bu yıkım; İnsanın insana sevgi ve saygısının kalmadıgı şu dünya... da Egitime ve Kültüre verilmeyen ehemmiyetlerin tezahürü değilmidir.
    Sistem kendi yandaşlarını seçsin diye sınavlarda yapılan şikelerden, Televizyonların C gurubu diye nitelenen büyük güruha yaptıkları servislerin yarattıgı cihalet toplumunun günümüz yansıması değilmi...
    İnsan olmanın Erdemi adam olmak değilmi...
    Adam Oldukmu...
    Malesef...
    Sevgiler.

  2. #3

    nick-el-cadmium 04.04.2011 16:44:34

    Haberlerde karsima ciktiginda derhal kanal degistirdigim, birkac saniye gormenin bile cok agir aci verdigi bir haberi cok guzel anlatmissiniz Cansen hanim. Insan olan herkesi kahreden bir aci... Profesor ve Orhan Pamuk konularinda size katilmiyorum, akademik olarak en aykiri fikir bile tartisilabilir. Sigmund Freud gunumuzde yasasaydi herhalde onu da daragacina gondermek isterdiniz, halbuki kendisi literaturde cok onemli bir yere sahip bilim insanidir. Idam cezasini istemek bence yanlis, o sapik cani tutukluyken zaten intihara tesebbus etmis, idam etmek onu odullendirmek olur, bence boyle kisileri cok uzun yasatmali, ama oyle kosullarda yasatmali ki tek dilekleri biran once olebilmek olsun.

  3. #2

    aslıhan 04.04.2011 12:49:56

    İşte budur. Son dönemlerde yaşanan vahşetin, cahilliğin ve adaletsizliğin en güzel anlatımıdır. Tebrik ediyor ve nice yazılarınızın daha büyük kitlelere ulaşmasını diliyorum. Çünkü ben binlerce okuyucunuzdan biriyim….

  4. #1

    aslı erdoğan 04.04.2011 12:48:15

    İşte budur. Son dönemlerde yaşanan vahşetin, cahilliğin ve adaletsizliğin en güzel anlatımıdır. Tebrik ediyor ve daha nice yazılarınızın büyük kitlelere ulaşmasını istiyorum Çünkü ben binlerce okuyucunuzdan biriyim….

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
» Yasak Elmanın Yarısı
» Kadın Olmak
» Öğrendim ki...
» Kapıyı sıkıca örtün ki içeride kalanlar üşümesin...
» Onlardır Aslında Yarın'lar
» Siz kimsiniz?
» Parayla dert satın alan erbap kişi! …
» İşte Geldi
» MASAL!...
» Tatlı'mmm…
» Sevmek Bir Ömür Sürer, Sevişmek!...
» Mektup! ...
» Hayattan, Biraz Ondan Biraz Bundan
» Ateşböceği
» Aşkkk
» Kar Tanesi
» Ben...
» Sadece Bir Rüya
» Uzaklar
» Kırmızı
» Geri Sayım Başladı
» Dalya
» Toplumun aykırı renkleri
» Buğulanmış cama yazmak
» Sonsuz Aşk
» PAYLAŞMAK
» Esmer Sevgili
» Hayat bayram olsa…
» Sarsılsakta ayaktayız...
» Bonjour Türkiye…
» BOŞVER
» Doğru ya da yanlış, neye göre?
» Her Sonbahar Gelişinde
» Onların Kanatları Var, Benim Kanadım Kollarım
» Hayatta İkinci Yarı
» Uzaktan Bakınca
» Bugün Bayram...
» Gerçek Işık...
» Deniz...
» Awil'in Renkli Hayalleri

 
Yorum Yaz
Mesajınız

Dil Seçiniz

Dil Degistir[Languages]

Çok Okunan Haberler

  • Bugün
  • Bu Hafta
  • Bu Ay
  1. Bu Hesapta Bir Yanlışlık Var!
  2. Diş ve Ağız Bakımına Mükemmel Çözüm
  3. Yüzbaşı Mehmet Muzaffer
  4. Yılın Sevilen 10 TSM Korosu!
  5. Halkla İlişkiler Ajansı Contactplus Oldu
  6. Bir Ayrılık Daha!
  7. Cetvelle Dayağın Cezası 3 Bin TL!
  8. Veterinere Büyük Tepki!
  9. Kayserideki Patlamanın Ardındaki Dram
  10. Antibiyotik Kalmayabilir
  11. Başarılı Olamazsam Dönmem
  12. Transparan Beren
  13. Bu Bilgi İrandan İlk Kez Sızdı
  14. Ayasofyada On Binler Namaz Kılacak
  15. Saatte 1 Milyon Dolar Kazanıyor!
  16. Kene İle Mücadelede Yeni Yöntem!
  17. Tek Nefesle En Derin Havuza Daldı
  18. Fazıl Sayın Tweetlerine Hapis İstemi
  19. Müteahhitlerden Ev Sahiplerine Uyarı
  20. Mısır Toplumu Üçe Bölündü
  1. Hüsnü Şenlendirici, I Love You
  2. Pazar ve Fındıklıda ÇAY Eylemi
  3. Türkiyenin İlk Müzikal Korosu Sahnedeydi
  4. Öğrencilere Murat Boz Sürprizi!
  5. Hakkı Ağaoğlundan Kıbrıs Çıkartması
  6. Dillerde Fetih, Dîllerde Fatih
  7. Kıskanç Çiftlere Özel Balayı!
  8. Bendenizden Yeni Versiyon Günahlar
  9. Engellilerle Eski Futbolcular Bir Arada!
  10. İSTEKli Mezunlar Buluşuyor...
  11. Bedük Boğaziçilileri Coşturdu!
  12. Çocukların Gözünden Çevre Fotoğrafları Sergisi
  13. Bursa, Bilimle Şenlenecek…
  14. Kentsel Dönüşümle Şehirlere Çifte Avantaj
  15. En Uzun Gece Trump Towers Mallda
  16. Hint Mutfağı İstanbul’da
  17. Cengiz ARTAMdan Monacoda Bir İlk
  18. Park Bahçeler Daire Başkanı Oldu!
  19. Ulusal Roket Yarışması Sonuçlandı
  20. Yine Çok Konuşulacak Klip Çekti
  1. Gençler Nanoteknolojiyle Tanıştı
  2. Avrupa Değişse De Türklere Bakış Değişmedi
  3. Genç Bilim İnsanları Projelerini Sergileyecek
  4. Bedük 20 Bin Kişiyi Coşturdu!
  5. Cilde Özel Çözümler Sunan Yepyeni Bir Marka
  6. XL Beden Yarış Keyfi!
  7. Karakolun Hası 18 Mayısta Sinemalarda!
  8. Başarıya Götüren Verimli Çözüm Ortaklıkları
  9. TMB TV 18.Kral TV ödüllerini Canlı Yayınladı
  10. Teknoloji Tutkunlarına Müjde!
  11. Bahar Ayları İçin Uzmanlar Uyarıyor...
  12. Ivana Sert Daikin Reklamında...
  13. Fare Devri Bitiyor!
  14. ACİL; AB Rh (-) Negatif Kan Aranıyor
  15. Mekânsız Bedenler Galeri Eksende!
  16. ÇAGET, Şükürü Koşuya Davet Etti
  17. Kıran Kırana Kulaç Attılar
  18. Tekne Parklar İçin Ön Başvurular Başladı
  19. Kitap Okuma Sevgisi Kazandırıyor
  20. Renkli Bir Yaza-Merhaba...

Yeni sitemizi beğendiniz mi?

Sonuçlar»

© 2005 TNA