CIMBIZ OPERASYONU!...
Az sonra!..
TV haberlerinin modasına uygun olarak eklenmesi gereken cümle bu.
AZ SONRA!...
Şu sıralar biz az sonrayı bekleyemiyoruz...
Her saniye heyecanla ayağa fırlatılmıyor muyuz?..
Balyoz... Gümmmm...
Sarıkız... Vayyyy...
Kafes... Aaaaaaa...
Bu toz duman içinde neler gerçekleşti? Genel Kurmay Başkanının açıklamasını yeterli bulmayan MHP lideri karanlık kalan noktaları işaretledi.
*Üzerinde tartışılan ıslak imzalı bir belgenin akıbeti hâlâ anlaşılamamıştır.
*Başbakan Yardımcısına suikast iddiası hâlâ karanlıktır.
*TSK’nin özel birliğinin arşivinde yapılan (KOZMİK ODA) aramanın sonucu da belli değildir diyor ve ekliyor.. Başbakanın istediği yeniden mağdur rolünü oynamak, demokrasi aşığı AKP’yle, demokrasi karşıtı ötekiler gibi, ayrıştırmak sandığa ya ben ya onlar diyerek gidebilmektir.
Oktay Ekşi de durumu özetlemiş: “Ne demiş Başbuğ? “Biz diyoruz ki demokrasilerde en ideal husus iktidarların seçimlerle, demokratik yöntemlerle yer değiştirmesidir”
Tamam... O öyle diyor ama sen inanmıyorsun?
Kendisine Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hedef olduğu “sistemli yıpratma kampanyasından duyulan rahatsızlık” en açık ifadelerle iletilmesine ve “kurum olarak hükümetin bu kampanyaya tepki göstermesinin beklendiği” anlatılmasına rağmen ses çıkarmamakla kalmıyor, sanki bunlardan memnunluk duyuyormuş gibi bir görüntü veriyor.”
Haksızlık etmeden eklemek gerek. Başbakan da şikâyetçi oluyordu. Çoğu zaman kırmızı kurdelanın başına geçip tam keserken dönüp kameralara bakıyor ve şöyleniyor.
“Bunca hizmet veriyoruz, görmüyorlar. İşte bakın sadece 5 televizyon buradan canlı yayın yapıyor”
Nerede diğerleri?
Niçin çekmezler?”...
Mesele CIMBIZ OPERASYONUNDA...
Kim yapacak dersiniz?
Medya’yı ikiye ayırmışlar...
37 kişilik KEH-RAMANLAR!
137 EYİ-ELEMANLAR!
Bana sorarsanız daha da farklı olanlar var!
CAZ severler karşıtı GAZ verenler var…
Haber vermek yerine haber olanlar gündemde. Önce Başbakana, gazla iyidir şöyle de yap dediler şimdi dilekçeler elde savcığa geldiler! Gerçeği arayanlar, doğru yapanlar şaşkın. İyiki elde eskiden kalan ve alışkanlık yapan “acaba” cımbızı var!
TUTUKLANACAK GAZETECİLER:
Bence Balyoz gibi ortaya çıkıverdiler. Her gelen ihbar yayınlanabilir mi? Abuğu sabuğu karışmış bir ortamda şak diye işte listeler diyen masum mu?
Listeyi ve ayrımı yayınlayan TARAF gazetesi MASUM! Rapor hoş değil. Ama gizli... Gazete bunu haber olarak doğru bulup yayınlıyor...
Yani sorumluluğu alıyor. Bana göre kuşkulu bir iş yapıyor…
Çoğu gazeteden şikâyetçi olmuyor...
Moda ya... VUR TSK’YA...
*TEKEL İŞÇİSİNİN DERDİNİ gerektiği gibi mi tartışıyoruz. Gereği gibi destek verip sorunu doğru olarak mı anlatıyoruz? Sendikacılara baskıyı işleyemiyoruz. Hükümete biyat etmemek hele hele hak aramak da ne oluyor? “Tekel işçilerini temsil eden sendika diğerlerinde bir işlem olmazken Maliye Bakanlığı’nın yoğun denetimlerine tabi tutuluyor! Didik didik taranıyor ve bir şey, bir aykırılık bulunamıyor! Sözleşme bitimine çok az kala Başbakan ile görüşme sağlanıyor. Bir karar yok karar almak için çalışma var!
*CEMAAT SORGUSUNA HIZ: Erzincan'da Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in yargılanmasına yol açan İsmailağa cemaatine yönelik operasyonları yönettiği gerekçesi ile Albay Recep Gençoğlu, askeri bir uçakla Erzurum'a getirildi. Karda kışta Albayın avukatı duruşmaya yetişemiyor ama sorgu başlatılıyor!
*İRAN İLE POLİS EĞİTİM ANLAŞMASI...
İlk anda Türk Polisinin becerisi akla geliyor. İran polisine de öğreteceği şeyler var diyorsunuz. Hayır! Eğitim verecek taraf İRAN. İran’a gidecek olan polislerin Komiser, Emniyet amiri seviyesinde olacak. İlk akla gelen İran polisinin bizden üstün yanı oluyor.
Oruç tutmayan, ezan okununca camiye gitmeyen, hele hele içki içen, kadın erkek kolkola yürüyen, plajda kadın erkek güneşlenen, şarkı söyleyen, dans edenler nasıl yakalanır, nasıl falakaya yatırılır, kaç değnek hak ederler, usule uygun olsun diye belki de bu faydalı şeyleri öğrenirler!
İSLAM GÜCÜ: İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, çatışmaların yaşandığı Müslüman ülkelerde görev yapmak üzere bir “İslam Barış Gücü” kurulmasını önerdi. “Neden İslam dünyasının bir barış gücü yok sorusunu Dışişleri Bakanları toplantısında gündeme getirdik. Uzmanlar tekliflerimizi inceledi. Fakat bazı ülkeler böyle bir barış gücünün kurulmasının erken olduğu kanaatinde. Ama demek ki İKÖ olarak bizim reform hareketlerimizin biraz daha zamana ihtiyacı var. Tamamen gündemden kalkmadı ama biraz daha üzerinde çalışacağız.
POLİSE AĞIR SİLAH: Asker, TBMM İçişleri alt komisyonunda görüşmeleri süren ve Emniyet ile MİT’in halen kullandığı askeri silah ithal yetkisini yasal dayanağa kavuşturacak Silah Kanunu tasarısına yönelik itirazlarını önceki günkü toplantıda “sözlü” olarak dile getirdi. Muazzaflara silah taşımayı valiliklerden ruhsat alma şartına bağlayan madde ise gerilim yarattı... Asker temsilciler "yeter artık bu kadar üzerimize gelmeyin" demek zorunda kaldılar.
Az önce durumu cımbızlamağa çalıştık...
Diğer darbe belgeleri...
AZ SONRA!
KAMA
|
AYDINLIK NE ZAMAN BAŞLAR?
Işığın değdi değecek, geldi gelecek anını bilir misiniz?
Yüreğinizi ömür boyu hapse atan sıkıntı, dünyanızı sel felaketi olup batıran, deprem olup yıkan süreç sizi esir alır… Çaresizlik krallığında gene de onu ararsınız...
Karanlığın içindeki aydınlık! Çöl olur etraf...
Gene onu ararsınız. Çaresizliğin içinde saklı umut gibi! Bir damla su verir gibi bakar...
Ayırt et gece ile gündüzü der...
Tarife soyunursunuz. Ne zaman başlamıştı bu karanlık... Ne zaman aydınlığa kavuşmuştuk... Sorarsınız. Ne zaman kararır hava. Sürüye bakıp koyunu keçiden ayıramazken sevgili diye bakıp aşkı alışkanlıktan, gösterişten, paradan puldan koparamazken, karanlığı yaşarsınız.
İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman, umutların yeşerdiği yola girmiş olursunuz... Gene de tarif eksik kalmıştır.
Bir kadına bakarken güzel mi çirkin mi, siyah mı beyaz mı öne almadan yargılamadan "kız kardeşim" der severseniz...
Bir erkeğe, zengin mi yoksul mu diye bakmadan, milletine, ırkına, dinine aldırmadan, kardeşim derseniz dertler biter, karanlık gider... Aydın olursunuz…
Aydınlık başlar!
............................
*Bazen serseri torpiller gibi üzerime gelen cümleler oluyor. Bunlar kimi tek kimi ise satır iki üç kelimede de kalabiliyor... Sizlerle paylaşmak istedim.
YK
|