Anasayfa | Cansen ERDOĞAN

Mucizeler

Mucizeler
Mucizeler


 Cansen ERDOĞAN



 Gece soğuk, gece ayaz… El ayak çekilmiş, şehir kendi yalnızlığının cenaze namazında…
Etraf hayatın karakter oyuncularının hayali ile kalabalık ama onları tanıyamayacak kadar karanlık… Yatak dar geliyor, yorgan boğuyor… Yediveren güllerinin hayat veren kokusunu içine çekmek belki de o an için tek çare gibi gözüküyor. Balkona çıkıyor… Bir tokat gibi yüze çarpan yağmurla irkiliyor. Yağmur geceyi seviyor, gece de yağmuru… Yağmur, gündüzün isyanı. Güneşini kaybeden gündüz, geceye veryansın ederken gözyaşları yağmur olup düşüyor. Gece de asla kavuşamayacağı gündüzünün yaşlarını, karanlıkla örtüyor. Ama sessizce değil; Bir yanda köpek ulumaları, bir yanda duyulan düdük, siren sesleri, berduş naralarıyla… Yediveren gülleri mi? Onlar boyunlarını karanlığa bükmüş sabahı gözlemekte, yapraklarının üzerindeki gözyaşları katre olmuş erimekte ve kendi mucizelerini beklemekte… Onlar, gündüzün güneşten olma çocukları; yağmurla büyüyen, yazı özleyen, güneşle beslenen. Onların mucizesi güneş; Hayat veren, verdiği hayatta kol kanat geren…

Ya bizim mucizelerimiz… Anlatılmaz mucizeler; Bir anda hayatınıza girmekle bir anda yok olmak arası bir şeydir. Rengarenk vitraylardan oluşan incecik camdır mucize; Durdukça kırılabilecek kırıldığında kanatabilecek. Ama gözlemekten ve beklemekten hiç vazgeçilmeyecek…

İnanmakla başlar mucize… İnanç, mucizeden doğmaz, mucize inançtan doğar. Yaradılış, en büyük mucizedir. Bir gaz ve toz bulutuyla başlayan mucize, büyük bir patlamayla devam eder. Milimetrik hesaplamalarla birbirine çarpmayan gezegenleri, yaklaşsa da yakmayan güneşi, sırası şaşmayan günleri, ayları, mevsimleriyle kainat, mucizenin öteki adıdır. Doğum da öyle… Kendinden küçücük bir can getirmek dünyaya, karnında kanınla beslemek, doğuşunu beklemek ve varlığı için şükretmek… Minicik elleri, ayakları, seyrek saçlarıyla kucağınıza ilk aldığınızda, mucizeniz kollarınızdadır aslında. Küçük tanrısıdır anne çocuğunun, ömrünün kalan kısmında. Anne; ‘koşma, yapma’ dese de çocuk yapacaktır mutlaka, annesi oradadır nasılsa ve kanayan dizini yine annesi saracaktır mutlaka. İşte Tanrıya inanmak da böyledir. Ne kadar düşüp sendeleseniz, yıkılıp devrilseniz de kanayan yaralarınızı o silecektir. Mucize ise, aynaya bakmayı akıl edebilmektir.

Mucize, serbestçe ortalarda dolaşan ama görülmek istendiği anda ortadan yok olan… Gün, güneşine küsüp de atınca kendini gecenin kollarına, ‘artık dayanamıyorum, burama kadar geldi’ denilen noktada, tüm pişmanlıklar ve acılar yüreğin eskimiş bavulunda , tam da her şey bitti denen anda duyulan fısıltıdır yukarıdan… Hayal kadar uzak, dua kadar yakın olan… Tanrıyla anlaşma yapmaya kalkıp da sahiplenmeye kalkınca buhar olup uçan ama ‘ yalnızım’ dediğiniz anda yine, yeniden ayağa kalkmayı, yola devam etmeyi sağlayan…

Mucizelerin gerçekleşmesinin sırrı, onların varlığına inanmakta ve insan kendi mucizelerini kendi yaratır pekala. Her büyük başarının bir zamanlar imkansız diye düşünüldüğü göz önüne alındığında işin aslı, yüreğini ortaya koymakta galiba…Tertemiz bir vicdanla uyuduktan sonra, duru bir ferahlıkla uyanmak sabaha…Mutfak masasında bekleyen peynirli böreğin çıtır, kıtır tadında, taze kahvenin davetkar kokusunda. Gecenin bilmem kaçında, saate bakmak üzere telefona uzandığınızda O’ndan gelen mesajı görüp okuduğunuzda, tatsız bir zamanda, kapınıza asılmış kiraz dolu kese kağıdında. Mucize, uzaklarda değil gerçektende, her nefes alışımızda… Her yeni günde, içimizdeki bizi hayretle izleyip kendi mucizemizi yaşamıyor muyuz aslında…

İnanmayanlar da vardır, mucize gerçeğine... İstenen şey, her ne ise isteyen onu hak etmiştir neticede. Arzulanan şey, çalışan kazanır ilkesinin doğal gereğidir, takdiri ilahi değildir, onlara göre. Umudu kesmişken bir mucize beklemek, yoktur onların defterinde. Sabırsız ve beklemeye tahammülü olmayanların, hayata, gerçeğin ahtapot gibi ruhu sıkan kollarıyla bağlı olup, ruhu boğan cenderesinden bakanların tercih sebebi olmaz mucize. Onlar, değil ne zaman geleceği, gelip gelemeyeceği bile belli olamayan mucizeyi beklemezler. Onlar, beklemek yerine, ‘müsaitseniz, akşam size geleceğiz’ demesi için içlerindeki çocuğu gönderirler.

Mucize, ancak ona gerçekten çok ihtiyaç duyulduğunda gerçekleşir. O yüzden mucize ile umutsuzluk aynı soydan gelme kardeştir. Umutsuzluk olmayınca, gerçekleşmez mucize. Ve inanarak, mümkünse de gözler kapanarak tutulan dilek, edilen dua, arzunun şiddeti hızda duvara çarparak ruha geri döner. Mucize mumu da yanar ve söner.

Çocukken daha çok inanılır mucizelere. Güneşin doğmasından tutun da, çikolatanın yapılışına, oyuncakçının dükkanından çizgi filmlere kadar her şey bir mucizedir çocuklara. Büyüklere kıyasla hayatın kendisinin bir mucize olduğunu sanmaları doğal bir tesadüf mü acaba. Küçükken hayaller mi büyük, ya da biz büyüyünce hayaller mi küçülüyor yoksa…

Yakılan gemiler ardından gözyaşlarımızda yüzdürdüğümüz kağıt gemilerdir mucizeler… Sevgilinin genzi yakan özleminde, dokunabilmektir yüreğine. Helal-i pak ana sütü, bir çocuğun büyüyüşüdür. Her yer karanlık, gökyüzü yere indiğinde avucunda bulduğun yıldızlar, güneşli gökyüzünde uçlarına hayallerini bağlayıp saldığın renkli uçurtmalardır.

Mucize… En umutsuz zamanda, beklenmedik anda gerçekleşen. Zaman skalasında ‘an’ olarak ifade edilen. Yaşamı katlanılır kılan, içimizde yaşattığı çocukla varsayılan…

Mucizelere yalnızca saflar mı inanır, yoksa mucizeler, yalnızca onlara inanlar için midir? Cevabınıza dikkat edin, kim bilir belki de sizin mucizeniz kapıda, gerçekleşmek üzere cevabınızı beklemektedir.

Cansen Erdoğan

Dil Seçiniz

Dil Degistir[Languages]

Çok Okunan Haberler

  • Bugün
  • Bu Hafta
  • Bu Ay
  1. Bu Hesapta Bir Yanlışlık Var!
  2. Diş ve Ağız Bakımına Mükemmel Çözüm
  3. Yüzbaşı Mehmet Muzaffer
  4. Halkla İlişkiler Ajansı Contactplus Oldu
  5. Yılın Sevilen 10 TSM Korosu!
  6. Bir Ayrılık Daha!
  7. Cetvelle Dayağın Cezası 3 Bin TL!
  8. Veterinere Büyük Tepki!
  9. Kayserideki Patlamanın Ardındaki Dram
  10. Antibiyotik Kalmayabilir
  11. Başarılı Olamazsam Dönmem
  12. Transparan Beren
  13. Bu Bilgi İrandan İlk Kez Sızdı
  14. Ayasofyada On Binler Namaz Kılacak
  15. Kene İle Mücadelede Yeni Yöntem!
  16. Saatte 1 Milyon Dolar Kazanıyor!
  17. Tek Nefesle En Derin Havuza Daldı
  18. Fazıl Sayın Tweetlerine Hapis İstemi
  19. Müteahhitlerden Ev Sahiplerine Uyarı
  20. Mısır Toplumu Üçe Bölündü
  1. Hüsnü Şenlendirici, I Love You
  2. Pazar ve Fındıklıda ÇAY Eylemi
  3. Türkiyenin İlk Müzikal Korosu Sahnedeydi
  4. Öğrencilere Murat Boz Sürprizi!
  5. Hakkı Ağaoğlundan Kıbrıs Çıkartması
  6. Dillerde Fetih, Dîllerde Fatih
  7. Kıskanç Çiftlere Özel Balayı!
  8. Bendenizden Yeni Versiyon Günahlar
  9. Engellilerle Eski Futbolcular Bir Arada!
  10. İSTEKli Mezunlar Buluşuyor...
  11. Bedük Boğaziçilileri Coşturdu!
  12. Çocukların Gözünden Çevre Fotoğrafları Sergisi
  13. Bursa, Bilimle Şenlenecek…
  14. Kentsel Dönüşümle Şehirlere Çifte Avantaj
  15. En Uzun Gece Trump Towers Mallda
  16. Hint Mutfağı İstanbul’da
  17. Cengiz ARTAMdan Monacoda Bir İlk
  18. Park Bahçeler Daire Başkanı Oldu!
  19. Ulusal Roket Yarışması Sonuçlandı
  20. Yine Çok Konuşulacak Klip Çekti
  1. Gençler Nanoteknolojiyle Tanıştı
  2. Avrupa Değişse De Türklere Bakış Değişmedi
  3. Genç Bilim İnsanları Projelerini Sergileyecek
  4. Bedük 20 Bin Kişiyi Coşturdu!
  5. Cilde Özel Çözümler Sunan Yepyeni Bir Marka
  6. XL Beden Yarış Keyfi!
  7. Karakolun Hası 18 Mayısta Sinemalarda!
  8. Başarıya Götüren Verimli Çözüm Ortaklıkları
  9. TMB TV 18.Kral TV ödüllerini Canlı Yayınladı
  10. Teknoloji Tutkunlarına Müjde!
  11. Bahar Ayları İçin Uzmanlar Uyarıyor...
  12. Ivana Sert Daikin Reklamında...
  13. Fare Devri Bitiyor!
  14. ACİL; AB Rh (-) Negatif Kan Aranıyor
  15. Mekânsız Bedenler Galeri Eksende!
  16. ÇAGET, Şükürü Koşuya Davet Etti
  17. Kıran Kırana Kulaç Attılar
  18. Tekne Parklar İçin Ön Başvurular Başladı
  19. Kitap Okuma Sevgisi Kazandırıyor
  20. Renkli Bir Yaza-Merhaba...

Yeni sitemizi beğendiniz mi?

Sonuçlar»

© 2005 TNA