
ARSIZLAR!...... KARARSIZLAR!
Demokrat kelimesi ve çok partili günlere geçiş hatırladığım bir dönemdir... Rumelifeneri köyünde ilkokul son sınıftaydım... 14 Mayıs’ta uzun süre köyün muhtarlığını da yapan dayım kahveyi süslemişti! Sonradan anladım ki köylü efendi oluyordu! O dönemde siyaset adına duyduğum aşırı sağ ve komünist ayrımıydı! Öğretmen babamdan da CHP içindeki ayrışmayı, kopmaları işitiyordum. Siyaset vefasızdır diyordu. Sonunda önce demokrat kelimesini sonra da Demokrat Parti adını duydum. Toplum çabuk mu unutuyor dersiniz! 1954 yılındaki katılım ve yeni partinin oy oranı rekor denecek kadar yüksekti (Belki de rekordu!) Bu rekor siyasete aşırı bir güven verdi. Odunu göstersem seçilir kıvamına ulaştı. Köylülerin heyet oluşturup dilekçe doldurduğu, beğenmedikleri bürokratları sürdürdüğü oluyordu. Eski CHP lilerin tukaka olduğu bir dönem başlamıştı. İşte hatırladığım o günlerden bu yana nedense hep partileri, siyasetçileri konuşup durduk... Bugün hâlâ partileri siyasetçileri ve de ek olarak kasetleri konuşmuyor muyuz?.. Ve Anadolu insanı sanki şenlik tercihini değiştirmemiş gibi! Kenti zapteden Romalı komutandan kanlı ve insan hayatına son veren bir dövüş için arena istediği gibi bu günde kente gelen siyasetçiden yarını zora sokacak, bizi düşman yapacak haşin cümleler, iz bırakacak göndermeler beklenmiyor mu? Ve sonunda... Bıksak... Bakmadığımız bir yöne baksak! Olmuyor... Miting kalabalığı var... Heyecanı var... Taşları var. Sopaları var. Arenayı dolduranların torunları ayakta!..
Rejim kendi içinde demokratlığı, laikliği, eşitliği, hukukun üstünlüğünü, hoş görüyü ve şeffaflığı, güveni barındırmıyorsa partiler ve de siyaset nerede olabilir? Bu seçime girerken de karanlık ve cevap alınamayan sorular soruluyor... Nereden çıktı 8.5 milyon yeni seçmen? Seçimin güvenliği İçişlerine bağlandı. Adalet Bakanına huzur havale edildi. Bu bakanlıklar iktidarın elinde... Kişileri aşan, bakılınca şaşılan bir tablo var. Ve sessizlik sürüyor... Sessiz bir güvensizlik... Yarının huzursuzluğunu büyütüyor! Kişiler listede sadece kendi ismini arıyor... Yeniden benzer iddialar var... Kümesler apartman, tarlalar mahalle mi oldu?. Nereden çıktı bu 8.5 milyon yeni seçmen. Ülkem de o kadar çok mu elektrik kesintisi oldu!
Ülkemin Kürt meselesini çözmesi şart... Yeni Anayasanın adı var tarifi yok. Nedense iktidar partisi sisteminde ısrarlı... Önce bana güvenin... Ve beni bir kere daha seçin. Sonra bakın neler neler yapacağım. 13 Haziranda bir balkon konuşması daha yapıp ortalığı yumuşatacağım...
Oysa sertleşme gelişiyor. Bugün taş atan çocukların yarın Kürt siyasetini yönlendirenlerden daha mantıklı ve hoş görülü olacağını kim ileri sürebilir? Bugün ucuz kahramanlıkla kolaycılığa kaçan siyaset sadece vur abalıya tavrı içinde! Vur TSK ya... Vur kurumlara... Değerlere! Değerlilere... Yarına kimi taşıyacağız?
Konda’nın araştırmasında durum şu: (2005 yılındaki çalışmaları 2010 tarihine getiren çalışma..) Sorulan HOŞGÖRÜ sorusu şu:
*Evleneceğiniz kızın(eşinizin) komşunuzun ve ortağınızın KÜRT olmasını ister misiniz?
Gençlik olarak bakılınca en sert cevap Üniversitelerden geliyor... Siyaseti yürüten, yani sorunun asıl sahibi olan partiler de ise HAYIR oranlar şöyle...
AKP % 48 CHP % 43 MHP % 69
Demokratik rejimden, insan haklarından, hukukun üstünlüğünden, kendini ifade etme hakkından ne haber diyen de yok! Gösteri sürüyor. Bir günde 4 miting... Her mitingde yeni cevaplar... Yeni belden aşağı sataşmalar. Seviye uçuyor mu?
Ülkemde işsizlik meydanlara girmiyor ki! Bataklığın çevresini sarmış, gün batışını romantik cümlelerle tarif eder gibiyiz... Yıllar içinde kurumuş umut sazlarını bağdaş kurup oturduğumuz , henüz gökdelene ayrılmamış, üç karışlık ıslak toprakta yakıyoruz... Alevler aydınlatıyor bizi... Gecenin aydınlığı bu yalancı alevler oluyor... Çağdaş birey olma kavgasının bu bataklıkta işi ne? Herkesi yakala, sesin kısılana kadar herkesi karala! Ayır, parçala, öteki yap! Nedir mitinglerin oy potansiyeli... Uzmanlar veya uzman diye yıllardır dinlediklerimiz, uzman olduklarını söyleyenlerin çoğu aynı fikri taşıyor. Hemen hemen hepsinin fikri aynı... Mitinglerin partiye oy kazandırma şansı çok azdır... Olsa olsa toplam seçmenin sadece % 10 u etkilenebilir... Seçmenin büyük bölümü zaten bir partiyi kendine yakın bulur ve onu sevabı ile günahı ile destekler... Parti içi demokrasiyi çözmeden ülkenin demokratikleştiğini söylemek ne kadar gerçektir. Yıllar yılları, yalanlar yalanları, seçimler seçimleri kovalıyor. Siyasetin cazgırı öne çıkıyor... İşsizi, yoksulu, çılgın projelerle uykulu... Biz dizileri gerçek, 4 yılda bir sandığa gitmeyi de demokrasi sanıyoruz... Yıllar içinde geliştik... Alıştık! Sanal özgür bireylikten sıkılmıyoruz... Seçimleri ve kaderimizi kim belirliyor dersiniz?
Seçimin arsızı ile kararsızı!
Yeni sitemizi beğendiniz mi?