
YURTTAŞ MEMO!
Günümüzde dünyadaki temel sorun aptalların kendilerinden son derece emin,akıllıların ise, devamlı şüphe içinde olmalarıdır. Bertrand Russell
AKP genel başkanının ustalık döneminde bir dönem daha ülkeyi yönetecek. Recep Tayyip Erdoğan bu defa balkon konuşmasını daha normal tonda birlik ve beraberlik çağrısında bulundu... Umudum bu seçimin bizi daha fazla ayırmaması, gelecek olayların bizi çatışmaya götürmemesidir.
Şüphe etmeden söylenecek doğru cümlelerden biri de Türkiye’nin anlaşılamayan gücüdür. Bugün Suriye de olanları tam olarak kavradığımızı da söyleyemeyiz... Genel bir bakış bile, bize ülkemizin çevresindeki çöküşü anlatabilir.... Yunanistan Batının dün ve de bugün değişmeyen şımarık çocuğu, gene verin harcayayım alışkanlığını sürdürüyor.. Biraz mızmızlansalarda Batı istediğini veriyor!
Birinci Dünya Savaşı sonrası İngilizlerin cetvelle sınırlarını çizdiği Irak tarihde özgür ve tek başına yer almamıştır... Halen sık sık Nato’nun bombaladığı Libya’da vatandaş yerine aşiret mensuplarından bahsedilir... Aşiret çatışması öne çıkar... Yani çevremizde bir sıkıntı ve geriye gidiş var... Son dakika olaylarına bakarsanız Nato da Libya’ya havadan bomba atma fikrinden sıkılmışa benziyor! Hem sonuç alınamıyor hem de masraf artıyor!
Uzun bir sınır bölgesini paylaştığımız Suriye ayrı bir öneme sahip! Son yıllara kadar Nusaybine gitmek için bindiğiniz kara tren huduna girer ve Suriye’nin Meydan-ı Ekbez istasyonuna gelir orada durur ve yeniden Türkiye’ye dönerdi. Yani Nusaybine gitmeden bir de Suriyeyi görür oradan geçerdiniz!
Ortadoğu coğrafyasının en renkli bölümü olarak gösterilen bölge için kargaşa, çatışma ve akan kan kaygı verici bir hızla büyüyor... Rejimin katılığından bıkmış olan Suriye halkı Türkiye’ye bölgeye barış getirebilecek ve refahı sağlayacak bir unsur olarak bakıyor. Türkçe konuşanların sayısı azınsanmayacak ölçüde... Ve ne yazık ki hemen her gün artan bir sayıda evini yurdunu bırakmak zorunda kalan insanlar sınırımıza dayanıyor..
Korkuları bir cümlede toplanıyor “Suriye Ordusu öldürülen 120 askerin intikamını çok ağır bir şekilde alacak!”
Olayları özetlersek tablo bugün şöyle: İlk iki günde kaçan ve sınıra gelen Suriyelilerin sayısı 1650 idi!. Bu sayı 13 Haziran’da 7 bini geçti! 15 bin daha sığınmacı gelebilir deniyor. Suriye hükümetinin Türkiye’ye 20 kilometre uzaklıktaki Cisr-üş Şuğur kasabasında başlatacağı operasyondan korkanlar akın akın hududa koşuyor. Hatay’ın Altınözü İlçesi’nin sınırdaki Karbeyaz Beldesi ile Yayladağı Gümrük Kapısı’na gelen Suriyeliler, minibüslerle ilçe merkezindeki çadır kente getiriliyor. 52 dönümlük alanda Kızılay sürekli ek çadır kuruyor. Bazı erkekler kadın ve çocukları bıraktıktan sonra Suriye’ye dönüyor. Gazetecilere bilgi veren 32 yaşındaki Ebu Ali şunları söylüyor: “Biz özgürlük istediğimiz için sokaklara döküldük. Üstümüzde çok büyük bir baskı var. Keskin nişancılar göstericilerin üzerine ateş ediyor. Evlerimize girip bize baskı yapıyorlar. Bazı kişiler, kışkırtıcılar göstericilerin arasına girip polislere ateş açıyor. Öyle olunca da polisler de göstericilere rastgele ateş açıyor. Bütün şehirlerde ölenler var. Gördüklerimiz var, ayrıca bir de görmediklerimiz var. Yakınlarımın büyük bölümünü orada bıraktım kendim kaçıp geldim. Çünkü orada halkın kanı dökülüyor.”(Hürriyet-9 Haziran)
Seçim öncesi gerilim seçim sonrası hayal kırıklığı ve seçimi kazanmanın bayram havasını seyrederken içimdeki umutsuzluk yumruk gibi sarsıyor beni! Bir an kendimi seçim havası içinde liderlerin ne kadar doğru söylediği gerçeğine kilitliyorum... Ayaklarım yerden kesiliyor... Bir ucuyorum başım bulutlara değecek noktada mantık freni ile birden yere çakılıyorum...
Kurumlar suçlu olabilir mi? İşin doğrusu, kurumlarda sadece suç işleyenlerin olabileceği değil mi? Lime lime ayrılmanın, karşı karşıya gelmenin, hemen her şeyi kötülemenin getireceği ne olacak? Aklın şüpheciliğini izlersek gerçeği bulabiliriz...
Nerede yaşarsanız yaşayın!.. Ne olursanız olun, hangi kökten gelirseniz gelin, hangi inancı taşırsanız taşıyın, hukukun üstünlüğünü hisseden sosyal adaleti yaşayan, eşit şartlarda bir araya gelen kişiler olduğumuzu unutmuyorsak sıkıntıları, diktaları, baskıları ve korkuları geride bırakabiliriz. Her zaman yurttaş olmayı tercih edersek, yurttaş olmanın kıymetini bilirsek, bizi görünmeyen bir kuvvet kucaklayacaktır. Saracaktır. Kuvvetli kılacaktır. Ve bizi salemate çıkaracak tek isim de o olacaktır...
Ülkem seninle gurur duyuyor !.
Yurttaş Memo!
Yalçın KAMACIOĞLU
Yeni sitemizi beğendiniz mi?