
ÖZE DÖNÜŞ
Farkında olmadan kirlendik
Özden uzak
Görünen yerlerimizi temizledik.
Özü bulmak için kaybolduğumuz yere
Başka bir ifadeyle
Kendimizi bulduğumuz yere gitmemiz
Kaybettiklerimiz toplamamız gerekirdi
Bu amaçla çıktık yola
Mevlana’yı Şems-i
Yunus’u
Ahi Evran’ı
Toros’lar da nasırlı bir eli
Arar gibi aramalıydık
Balık hafızamızın unuttuklarını
Köy çeşmesi başında soluklanırken
Mehmet’in Zeynep’i beklediği gibi beklemeliydik.
Bir anı, bir duruşu yakalamak için
Yakmak için yanmalıydık.
Çünkü kolay değil bir uyanışı
Bu uyanışın mihmandarını anlatmak
Eğer Anadolu’da binlerce Recep
Aynı düşü kuracaksa römork altında
Toprağa uzanıp yatmalıydık günlerce
Toprak ol, toprak ol ki gül açsın sende
Bak topraktan başka karışan var mı bedene
Felsefesinde
Toprağa karışmalıydık
Toprağa gönül veren insanların destanını anlatmak için…
Çıkınımızda “aşk”
Kavruk yüzlerimizde aynı bakış
Teyemmüm etmek için çıktık yola
Gözyaşlarımızda duş alıp
Kendi külümüzle yıkarken çamaşırlarımızı
Yüreğe uzattık mikrofonu
Sevgiye takıldı objektifimiz
Bir kadın anlatırken rüyasını öykümüzün can alıcı kısmını işte o vakit yazdık. Dedim ya, yazgı ağlatacak kadar etkileyiciydi, ağlanacak kadar destansı. Üstelik tüm olumsuzluklara rağmen sadece bir sene vakitleri vardı Çoban Yıldızına yürüyen insanların
İş te o zaman Anadolu’da binlerce ozanın sazının telleri mırıldandı en çok hikâyemizi… Duyan duydu, duymayan masal saydı...
Ersal ÖZKAN
Yeni sitemizi beğendiniz mi?