Katil kahraman olur mu? Diye bir soru sordum kendime, cevabı ise her zamanki gibi burası Türkiye, neden olmasın oldu.
Mehmet Ali Ağca, Abdi İpekçi cinayeti ve Papa’ya suikasttan 30 yıl içerde yattı. Sonunda kahramanmış gibi dışarı çıktı ve lüks yaşamın içinde buldu kendini.
Olan kime oldu, Abdi İpekçi gibi önemli bir gazeteciye. Tıpkı Uğur Mumcu, Bahriye Uçok, Ahmet Taner Kışlalı ve diğerleri gibi.
Birileri Türkiye’de istediği gibi oyunlar oynayabiliyor, ipin ucu biraz kendilerine dokununca ortadan kaldırılabiliyorlar. İnsan yaşamının bu kadar ucuz olduğu başka bir ülke var mı acaba? Bu kadar ellerlini kollarını rahatça her yere uzattıkları başka bir Ülke var mıdır acaba?
Bu kadar katillere değer veren, kahramanlaştıran başka bir Ülke var mıdır acaba?
Bu kadar oyunlara rağmen hala dimdik ayakta duran, her türlü iç-dış düşmanlara karşı durabilen başka bir Ülke var mıdır acaba?
Ülkemiz ayrıcalıklar ülkesi haline geldi, sağ olsun büyüklerimiz hala açalım mı, açmayalım mı muhabbetindeler. Gözlerini artık açıp, etraflarına bir baksalar insanların genlerinin bozulduğunu, üç beş kuruş için canların yakıldığını, değerlerin yok olup, geçinmek için günü kurtarmanın derdinde olduklarını görebilecekler.
Ağca’mı Ekmek kavgası mı?
Sanki Türkiye gündemi Mehmet Ali Ağca ile değiştirilmek isteniyormuş gibi Ağca’nın tahliyesi gündemin ortasına bomba gibi düştü. Önceden planlansa böyle olamazdı.
Niçin derseniz, tamda tekel işçilerinin mücadelesi sırasında, Ağca kanunen tahliye edildi ve bu iki olay çakıştı. Bu işçiler ne şan ne şöhret peşinde.
Kimseye silah çekmemiş, mücadelelerini demokratik haklar çerçevesinde bütün dünyanın kabul ettiği şekilde protesto biçimiyle sürdürüyorlar. Kısa bir zaman önce gözlerine biber gazı, üstlerine su püskürtüldü. Buz gibi havada havuza atıldılar.
Şimdi de gece gündüz sokaklarda yatarak açlık grevine başladılar. Gene de bir sonuç alamazlarsa ölüm orucuna yatacaklar. Bu insanlar acaba neyin peşindeler.
Bütün bu şartlar altında mücadele eden insanlar neyin peşinde olabilir ki? Her halde servet ya da meşhur olmak peşinde değillerdir.
Ailecek, çoluk çocuk bu kış gününde evlerinde oturmayı bilmiyorlar mıydı? Amaçları işlerini garanti altına almak, her gün işten çıkarılma kaygısından kurtulmak, 4-c statüsüne geçmemek. Yani maaşlarının 600 liraya kadar düşmesi söz konusu ve 6 aydan sonra her an işten çıkarılmaları tehlikesini yaşamak istemiyorlar. Buda o işçilerin en doğal hakkı değil mi?
Fakat ne yazık ki gündemde ise Ağca ne yaptı, ne yedi, nerde kaldı.
Günlerdir sokaklardaki işçiler o kadar ilgi görmedi. Türkiye’de yapılan yorumlara insanın zaman zaman katılmaması mümkün değil. Katillere gösterilen ilgi, ekmek kavgası verenlere gösterilmiyor.
Hani derler ya sözün bittiği yer.
Nedense Türkiye’de söz daima bitiyor, nereye doğru gidiyoruz, kime veya kimler için çalışıyoruz, yarınından endişeli olmayan kaldı mı ki?