Anasayfa | Cansen ERDOĞAN

Ege, Can Yücel ve....

Ege, Can Yücel ve....
Ege, Can Yücel ve....


 Cansen ERDOĞAN



Sıcak bir yaz sabahı… Gözlerimin üzerine tembel tembel kıvrılmış kirpiklerim, uykunun koynunda uyurken rehavetle, saatin çalmasıyla geldiler kendine. Uyanmamak için direnseler de, perdenin kenarından süzülen güneşin, ‘hadi artık, uçağı kaçıracaksın’ demesiyle, inadı bırakıp başladılar dört gözle giyinmeye…

Ve nihayet uçaktayım işte… Şehir, aşağıda küçücük, ben ise bulutların üzerinde kocaman kalmışken, ruhum benden müsaade isteyip ayrıldı bedenimden. Uçak bulutların üzerinde uçarken, pencereden izlediğim ruhum da bulutların üzerindeydi gerçekten. İçimi kaplayan sonsuz bir boşluk hissiyle doluyken nerden geldiyse, aklıma Can Yücel’in ‘Bağlanmayacaksın’ şiiri geldi birden;

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne…
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin O'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...

Şiddetli bir ‘hayır’ sesi yükseldi en derinlerimden. Sevsem de, bu kez ayrı düşmüştük Can Yücel’le… Bağlanmamak mümkün müydü, yüreğiyle yaşayan, kalbini ortaya koyan ve bundan da pişman olmayan insan, hayatı tüm rengiyle ruhuna zerk eden beşer için.

Kocaman bir hayır daha işte… İnsanı insan kılan en önemli bağlanmak bence; ailesine, işine, sevdiğine… Sahiplenmek ve ait olmak yerleştirilmiştir insanoğlunun içine, daha doğmadan önce. Severken sahiplenmek, sevilirken sahiplenilmek doğası gereği işte, insanoğlu bunu istese de istemese de… Yoksa Can Yücel bile, ‘Her şey sende gizli’ şiirinde;

‘Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün.
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.’

Diyerek çelişir miydi kendisiyle.
Nice şiirleri yazabilir miydi, bağlanmasaydı bir şeylere.
Ferhat, dağları delecek kudreti nereden bulurdu, kavuşmak için Şirin’ ine, ‘Güzel bir göz atar mıydı o derin sevdaya’ Osman Nihat, Mualla’yı bu kadar sevmeseydi de. Ya da bağlanmasaydı, kalbi pırpır atar mıydı Mualla’nın, yıllar geçse bile onu görünce yine…

Bu düşünceler eşliğinde, Marmaris yolunda buldum kendimi birdenbire… Yol devam ederken Sakar tepesinde Gökova’nın tam kalbine doğru inerken bir yol saptı sağa doğru, Akyaka levhasıyla birlikte. Ve sırtını güvenle dayadığı Sakar dağlarının eteklerinde Gökova ovasıyla kucaklaşıp Gökova Körfeziyle buluşan Akyaka, huzurlu bir sığınak olarak kabul etti bizi beldesine… Dantel gibi ince ince işlenmiş ahşap oymalı evleri, içinde yetişen bin bir renkli bitkisi, buz gibi suyunun verdiği serinlik ile büyüleyici Azmak deresi, deniz ile ormanın, mavi ile yeşilin büyülü bir ayin ile birleşip tek oldukları bu masal beldesinde Huzur almaya Kalamış’a giden kalbimiz bile ihanet etti, vefasız bir sevgiliymişcesine… Çünkü huzur, tam da, Akyaka’nın bağrında, Azmak başında yenen balığın tadında, Gökova’nın denizden yükselen buğusunda saklıymış.

Azmak deresinin kenarında sohbet ederken, uçakta aklımdan geçenler, yine başıma üşüştüler. Bağlanmamak mümkün müydü şu doğa harikasını seyredip huzurla sarmalanırken. Bu düşüncemi paylaştığımda, masada bir ses yükseldi inceden: ‘Can Yücel’in evi yakın buraya, Datça’da, git de öğren, niye böyle düşünmüş olabilir diye’

Ve iki saatlik bir yolculuktan sonra, işte Datça…
Datça, eski ve yeni Datça olarak ikiye ayrılıyor. Yenisi, günümüz mimarisine uygun, modern ve binalarla modifiye edilmiş bir kasaba iken, Eski Datça, adeta Grisham Kardeşlerin masal kitaplarında geçen küçük ve sevimli bir köy. Can Yücelin ciddi bir hastalıkla gelip yerleşerek, ömrünün son dokuz yılını geçirdiği, ‘en güzel zamanlarımdı’ dediği, oturduğu sokağa adının verildiği ve artık adının orayla bütünleştiği minicik bir masal köyü. Pembe begonvillerin buluttan taç yaptıkları Arnavut kaldırımlı dar sokaklarda gezinirken, yerel kadınların yaptığı elişi süslerini, renkli yemenileri seyrederken, Can Yücel’i, en yakın arkadaşı, sırdaşı, köy muhtarı Orhan Karadağlı’dan köpüklü bir Türk kahvesi eşliğinde dinlerken anladım ne demek istediğini be Can baba;

‘Büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
Yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer..
O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
Son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer…
Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
Her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer’
derken…

Uzun uzun anlattı bize Can babayı, Orhan Karadağlı…
O anlattı, biz dinledik:
‘Bağlanmayacaksın bir şeye’ diye şiir yazan bu yufka yürekli kocaman adamı, ilk görüşte güven duyup dost saydığı mert yürekli sırdaşından… Begonvillerle süslü bahçesinde en huzurlu kitaplarını kalemle yazarken, ‘haydi şerefe’ diye dibi görülmeyen kadehlerle,en sevdiği köşede zeybek oynarken canlandı gözümüzde bu çatık kaşlı, gür sakallı, yüreğiyle yaşayan, gerisini de umursamayan bu ihtiyar delikanlı, ölümsüz sanatçı. Ciddi bir hastalığı olmasına üzülenleri; ‘Ne üzülüyorsunuz be, benim gibi koca bir adam, gripten ölecek değil ya, tabi kanserden ölecek’ diye teselli eden, kendiyle dalga geçebilen, hastalığı yüzünden yasaklamış birayı, çok istediği için suyla karıştırılmış olarak getiren arkadaşını; ‘Buna bol su karıştırmışsın, anlamadım sanma, ama senin elinden ne olursa içerim’ diyerek onore eden sevilmeyi fazlasıyla hak eden ve çok da sevilen Can Yücel…

Aynı günün akşamında, herkes sessiz ve düşünceli, ben ise mutlu ve keyifliydim. ‘Bağlanmayacaksın bir şeye’ diyen bu koca adamın eşine, çocuklarına, şiire, kitaplara hele de Datça’ya nasıl bağlandığını görmüştüm işte. Çok bağlıydı sevdiklerine, sevdiği her şeye. Korkusu da bundandı işte; Çok bağlanıp da kaybetmekten, alışıp da gidememekten. Yüreğin dayanırsa bağlan da, dayanacak kadar güçlü değilse, vazgeç bu sevdadan. Bağlanmadan, ucundan tutup ilişik durarak hayattan…

Sağol Can baba, yıllar önce bugün tanıştık yeniden…
Çok şey öğrendim senden…
Yüreği ortaya koymaktan asla caymayacaksın.
Yaşayacaksan eğer, bağlanarak yaşayacaksın.

Çünkü Can Yücel derki;
‘Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın’…

CANSEN ERDOĞAN

3 » Yorum Yapılmıştır.

  1. #3

    yurdagül meral 12.07.2011 12:07:55

    sevgili cansen, kalemine sağlık, çok güzel, zaten insanın isminde can olunca, (oğlumun da adı can olduğundan için midir nedir) tüm canlara daha bir sempatiyle bakıyor insan... sevgiler...

  2. #2

    Göksenin İLERİ 11.07.2011 23:57:41

    Sevgili Avukatım: Mor salkımlı Taş duvarları ile hayal gibi Ege, Diger tarafta mahkeme duvarları... Aslında ikiside gerçek sizin için... Olması gerekende bu degilmi, Duyguları canlı tutar sanat ve sanatcı, İstedigimiz yandan alırız rüzgarı, Uçurtma rüzgara kafa tuttugu için uçar degilmi...Şair kendini anlatır, Şiirler bizi... Ama insanız işte; bazen Özdemir Asaf, bazen Nazım Hikmet, bazen Atilla İlhan, Bazende can Yücel; Şu yalan Dünyaya geldim geleli, tas tas içtim ahuları sağ iken, Kahpe felek vermez oldu muradım, yandım gittim ala karlı dağ iken demiş Karacaoğlan. Yanmadan Olunmuyor... Ama sizinki olmuş, elinize , yüreginize saglık... Ben yine karacaoğlanla bitireyim size ithaf satırları; karacaoğlan derki bakın halıma, Ömrümün yarısı gitti talana, Sual eylen bizden önce gelene, Kim varimiş biz burada var iken... Sevgilerimle

  3. #1

    ORHAN KARADAĞLI.CAN YÜCEL'İN CAN DOSTU 11.07.2011 17:34:06

    cansen hanım, eski datça mahhallesi ve can yücel ile ilgili yazınızı okudum.teşekkür ederim.selamlar

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
» Yasak Elmanın Yarısı
» Kadın Olmak
» Öğrendim ki...
» Kapıyı sıkıca örtün ki içeride kalanlar üşümesin...
» Onlardır Aslında Yarın'lar
» Siz kimsiniz?
» Parayla dert satın alan erbap kişi! …
» İşte Geldi
» MASAL!...
» Tatlı'mmm…
» Sevmek Bir Ömür Sürer, Sevişmek!...
» Mektup! ...
» Hayattan, Biraz Ondan Biraz Bundan
» Ateşböceği
» Aşkkk
» Kar Tanesi
» Ben...
» Sadece Bir Rüya
» Uzaklar
» Kırmızı
» Geri Sayım Başladı
» Dalya
» Toplumun aykırı renkleri
» Buğulanmış cama yazmak
» Sonsuz Aşk
» PAYLAŞMAK
» Esmer Sevgili
» Hayat bayram olsa…
» Sarsılsakta ayaktayız...
» Bonjour Türkiye…
» BOŞVER
» Doğru ya da yanlış, neye göre?
» Her Sonbahar Gelişinde
» Onların Kanatları Var, Benim Kanadım Kollarım
» Hayatta İkinci Yarı
» Uzaktan Bakınca
» Bugün Bayram...
» Gerçek Işık...
» Deniz...
» Awil'in Renkli Hayalleri

 
Yorum Yaz
Mesajınız

Dil Seçiniz

Dil Degistir[Languages]

Çok Okunan Haberler

  • Bugün
  • Bu Hafta
  • Bu Ay
  1. Bu Hesapta Bir Yanlışlık Var!
  2. Diş ve Ağız Bakımına Mükemmel Çözüm
  3. Yüzbaşı Mehmet Muzaffer
  4. Halkla İlişkiler Ajansı Contactplus Oldu
  5. Yılın Sevilen 10 TSM Korosu!
  6. Bir Ayrılık Daha!
  7. Cetvelle Dayağın Cezası 3 Bin TL!
  8. Veterinere Büyük Tepki!
  9. Kayserideki Patlamanın Ardındaki Dram
  10. Antibiyotik Kalmayabilir
  11. Başarılı Olamazsam Dönmem
  12. Transparan Beren
  13. Bu Bilgi İrandan İlk Kez Sızdı
  14. Ayasofyada On Binler Namaz Kılacak
  15. Kene İle Mücadelede Yeni Yöntem!
  16. Saatte 1 Milyon Dolar Kazanıyor!
  17. Tek Nefesle En Derin Havuza Daldı
  18. Fazıl Sayın Tweetlerine Hapis İstemi
  19. Müteahhitlerden Ev Sahiplerine Uyarı
  20. Mısır Toplumu Üçe Bölündü
  1. Hüsnü Şenlendirici, I Love You
  2. Pazar ve Fındıklıda ÇAY Eylemi
  3. Türkiyenin İlk Müzikal Korosu Sahnedeydi
  4. Öğrencilere Murat Boz Sürprizi!
  5. Hakkı Ağaoğlundan Kıbrıs Çıkartması
  6. Dillerde Fetih, Dîllerde Fatih
  7. Kıskanç Çiftlere Özel Balayı!
  8. Bendenizden Yeni Versiyon Günahlar
  9. Engellilerle Eski Futbolcular Bir Arada!
  10. İSTEKli Mezunlar Buluşuyor...
  11. Bedük Boğaziçilileri Coşturdu!
  12. Çocukların Gözünden Çevre Fotoğrafları Sergisi
  13. Bursa, Bilimle Şenlenecek…
  14. Kentsel Dönüşümle Şehirlere Çifte Avantaj
  15. En Uzun Gece Trump Towers Mallda
  16. Hint Mutfağı İstanbul’da
  17. Cengiz ARTAMdan Monacoda Bir İlk
  18. Park Bahçeler Daire Başkanı Oldu!
  19. Ulusal Roket Yarışması Sonuçlandı
  20. Yine Çok Konuşulacak Klip Çekti
  1. Gençler Nanoteknolojiyle Tanıştı
  2. Avrupa Değişse De Türklere Bakış Değişmedi
  3. Genç Bilim İnsanları Projelerini Sergileyecek
  4. Bedük 20 Bin Kişiyi Coşturdu!
  5. Cilde Özel Çözümler Sunan Yepyeni Bir Marka
  6. XL Beden Yarış Keyfi!
  7. Karakolun Hası 18 Mayısta Sinemalarda!
  8. Başarıya Götüren Verimli Çözüm Ortaklıkları
  9. TMB TV 18.Kral TV ödüllerini Canlı Yayınladı
  10. Teknoloji Tutkunlarına Müjde!
  11. Bahar Ayları İçin Uzmanlar Uyarıyor...
  12. Ivana Sert Daikin Reklamında...
  13. Fare Devri Bitiyor!
  14. ACİL; AB Rh (-) Negatif Kan Aranıyor
  15. Mekânsız Bedenler Galeri Eksende!
  16. ÇAGET, Şükürü Koşuya Davet Etti
  17. Kıran Kırana Kulaç Attılar
  18. Tekne Parklar İçin Ön Başvurular Başladı
  19. Kitap Okuma Sevgisi Kazandırıyor
  20. Renkli Bir Yaza-Merhaba...

Yeni sitemizi beğendiniz mi?

Sonuçlar»

© 2005 TNA