
YEMİN EDERİM!..
Millet meclisinin açılışın da en yaşlı üye olarak Başkanlık yapan Oktay Ekşi’yi seyrederken gerilere gittim... Uzun yıllar Hürriyet’teki serüvende aramızdaki en centilmen adamdı. Mesleği bırakmak zorunda kaldığı yazı sonrası duyduğum üzüntü biraz da onu iyi tanımaktan geliyordu. Hakaret, yazı yolu ile de olsa hakaret Oktay için en olmayacak şey idi. Oldu! Meslekten koparılırken kıyamet de kopmadı. Bir kenara çekilip seyrettik... Bu koparılış başka ülkeleri ayağa kaldıracak bir şekilde yapılmıştı... İceden inceye ipler kopmamış sanki balta ile budanmıştı! Bu, günümüzdeki ifade özgürlüğünün ulaştığı nokta ve Hürriyet’te yazmanın gücü ve sıkıntısı idi. Meslek içinde bu tür darbeleri yiyenler sessizce ortadan kaybolup gidenler zannedildiğinden fazladır. Daha da kötü olan geride şimdilik sağ kalanların ruh halidir. Onlar artık eskisi gibi kendilerini güvende hissedemezler. Önlerine gelen ne kadar gerçek varsa, yazarken dünkü gibi iki değil bugün oniki kere düşünecekler ve sonunda belaya bulaşmanın gereği yok deyip yan çizeceklerdir!
Yemin ederim!
Oktay Ekşi de işin farkında... Ufukta nasıl bir yarın var? Hak etmediğimiz daha ne kadar sıkıntıyı yaşayacağız? İfade ve basın özgürlüğü için güvence istemek zorunda hissediyor kendini... Damdan yeni düşmüş... Medya Ormanı içinde gövdesine yediği balta darbelerinin yarası kabuk bağlamış görünse de içten içe kanama sürüyor... Gene de centilmence...
“Bu anayasanın, ülkemizdeki iletişim, yani ifade ve basın özgürlüğü tartışmalarına son verecek güvenceler içermesini istiyorum. Büyük bir ulusun yarattığı büyük bir ülkeyiz. Demokrasiyi yaşatmanın tılsımına o coğrafyada sadece biz sahibiz. Laik devlet düzeni bu tılsımın adıdır. Yüce Meclis'in yeni bir anayasa hazırlarken, bu kutsal değeri koruyacağına eminim.”
Yüreğimizdeki kokuyu tam olarak çıplak bir cümle ile söylemiyor! Ama yeni anayasa denince korkunun temelinde ne yatıyor belli değil mi? O da pek çok insan gibi gösterişli proje katmanları arasına sıkıştırılmış tuzakları görüyor... Kanunlar üzerinden yürüyen adaletsizliğin ne büyük sarsıntılar yaratacağının farkında... Yemin ederim!
“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa'ya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”
Hukukun üstünlüğüne.........
Zaman zaman kimin üstünlüğü sürüyor diye düşenenlerin aklına ilk anda hangi üstünlük geliyor dersiniz? Hukuk mu?.. Siyaset mi? Parti mi? Lider mi? Menfaat mi? Kim geliyor?
Bu sorunun doğru cevabını bulmadan ülkemin içine girdiği zıtlaşma ve umutsuzluk karanlığını aşmamız zor!.. Yemin ederim!
Dün benzer sahneleri yaşadık! Liderler didişti... Sokaklar protesto sesleri, polis copları ve çatışmalarla taştı! Benzer sahneler yıllar sonra sonlandı mı? Bugün millet olarak hak etmediğimiz bir karanlığa itilmiyor muyuz? Dünden ne kadar ders almışa benziyoruz?
Milletin vekilleri yemini tam olarak eksiksiz ve yüksek sesle okuyor... Sadece okuyor... Bazen kâğıttaki metni de zor okuyor! “hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden” söz ediyoruz ama bu kimin içine siniyor? Bu yemine ne onlar inanıyor ne de biz kanıyoruz..
Yemin ederim!
Yalçın KAMACIOĞLU
Yeni sitemizi beğendiniz mi?