
BİR FESTİVAL DAHA GEÇTİ.
Bu yıl görkemli bir Şile Bezi festivali daha gerçekleştirdik. Birçok ülke stanttı da festivalde yerini aldı.
Gelen insanlar Şile'yi kısmen tanıdı.
Yeni dostluklara imza atıldı tatbiki. Şileliler olarak, Şilebezini birçok ülkeye tanıtmanın mutluluğunu yaşadık.
Şilebezi derneğinin kurulması ve festivale taşınması da önemliydi. 22 Ülkenin gelmesi tabiî ki hoş bir olay.
Fakat bunun yanında kendi şehirlerimizden katılımın azlığı, stantlarda dikkat çekti.
Kendi ülkesinde tam tanınamayan bir kültür, bir ilçe ve o ilçenin kendine özgü ürünü (Şilebezinin) uluslar arası platformda ne kadar tanınıyor olacağı da ayrı bir konu.
Önümüzdeki yıllarda, Türkiye'nin en azından doğusu, batısı, güneyi ve kuzeyi ile Şile'de bir kültür armonisi kurulursa ve bu yabancı ülkelerle beslenirse bana göre daha anlamlı ve amacına uygun olurdu.
Festival alanını dolduran binlerce kalabalığın olduğu bir yerde, Şile'ye özgü sadece bezinin tanıtımı da bence Şile'ye biraz haksızlık gibi oldu. Gerçekte çeşitliliği oldukça bir ilçe olduğumuzu düşünüyorum.
Festival öncesi yapılan toplantıların sürekli aynı kişilerle olması yapılan değişikliklerde ne kadar sağlıklı olacağı da düşünülmelidir.
Turizm Derneğinin turizm ilçesinin yaptığı bir festivalde varlığını hissettirmemesi eleştirilerin başında yer aldı.
Şile'nin çıkarlarını her konuşmanın başında öne çıkaran birçok zihniyetin festivale dahi uğramadıklarını, konuşunca mangalda kül bırakmayanların ellerini taşın altına koymamaları da çabası.
Yaratıcılığın olmadığı hiçbir yerde yenilikten bahsedilemez.
Bununla ilgili ilk festivali hayata geçiren eski belediye başkanı Şeceattin Güney bir gün bir anekdotunda aynen şöyle demişti.
“İlk festivali yaptık, bir çok ünlüyü çağırdık ve medyada ciddi yer buldu.
İkinci sene gelince oturup düşündük, geçen yılın üzerine bir şeyler koymalıyız.
Farklı bir şeyler yapmalıyız, ne yapabiliriz. Düşünürken aklıma bir fikir geldi, Şile'nin bezinin yanında bir de denizi meşhur. Görkemli Karadeniz.
Hemen denizin içine bir yüzen sahne kurduk. Bütün ulusal medyayı oraya davet ettik ve sordum gazeteci arkadaşlara bugüne kadar denizin içinde böyle bir sahne gördünüz mü? diye.
Mesela bir slayt eksikliği vardı bu yıl. 22 Ülke ve 500 civarında yabancının olduğu bir festivalde en azından Akçakese evlerinin tanıtımı, şelalelerimiz, ormanlarımız tanıtıma hazır bekleyen birçok şeyimiz varken hiçbirisinin olmaması eksiklik bence. Konu köylerden açılmışken o güzelim alanda birde köy stantları olabilirdi. Her köy ayrı bir ürününü satışa sunmak amacı ile tabiiki. Ekmeğinden, balından, keçi peynirinden ve daha Şile’ye özgü bir çok üründen. Fakat bizim köylerimiz ve muhtarlıklarımız bu işlerden o kadar yoksun ki, o kadar uzak ki umurlarında bile değil. Merak edip izlemeye dahi gelmemeleri ayrı bir konu. En azından önümüzdeki yıllarda bu olayı daha genişletip, hem Şile için, hem de Şileli için daha iyi olacağına inanıyorum.
Tabii köy muhtarlarımızı eleştirirken onlara da haksızlık etmemek lazım, onlar onlarca yıldır topraklarında geçim derdindeler. Dünyada ki değerleri yada kendi değerlerinin farkında olmayabilirler. İl ve ilçe büyüklerimiz onları bir program doğrultusunda bilgilendirebilir, farkındalılık yaratılabilirdi diye düşünüyorum. Ancak bunun olabilmesi içinde köy değerlerimiz alanında yapılan eksiksiz bir araştırma olması gerekir.
Amacımız festivali eleştirmek değil, bize göre eksikleri tamamlamak, tüm Şilelileri olayın içine katabilmek, herkesin bu konuda üzerine düşeni yerine getirebilmek. Ufukların biraz daha açılması, bakış açılarının biraz daha yön kazanması ve kültürümüzün daha net bir şekilde tanıtılmasını sağlamak.
Ayrıca ilçemizin dahil olduğu il sınırları da en yakın Pazar alanımız bu nedenle bizimde eksiklerimiz olabilir. İlçe değerlerimizin geniş halk yığınlarına tanıtımı amacıyla yerel basının festivale geniş katılımı sağlanabilirdi.
Gelecek yıllarda daha amacına uygun nice festivallerde görüşmek üzere.
Yasemin Eryıldız
Yeni sitemizi beğendiniz mi?