HERKES SİYASETÇİ OLAMAZ
Yine klasik bir Türkiye siyaseti ile karşı karşıyayız. Ankara Dersim’e takılmış durumda.
Dedi, demedi, özür diledi, dilemedi.
Her zaman ki gibi birinin ak dediğine diğeri kara deyip duruyor.
Biz olayları biraz daha yerele indirgeyelim.
İlçelerde durumlar Ankara’dan daha iyi durumda değil. Tüm ilçe örgütlerinde kazanlar kaynıyor.
Partilerde yaklaşan kongreler nedeniyle iç kavgalar devam ediyor. Siyaseti kimi yerde gereğinden fazla çirkinleştirebiliyorlar.
Kişisel çıkarlar, hırslar uğruna bir zamanlar omuz omuza, kol kola veren kişiler bu gün çok farklı düşüncelerle birbirlerine çamur atmaktan dahi çekinmiyor. Aynı havayı solumuş, aynı amaç için mücadele etmiş insanlar gün geliyor çok farklı kulvarlara geçebiliyor. Geçmesinin ötesinde kendi çıkarları uğruna gözünü dahi karartabiliyor.
Bunlar siyasette tasvip edilmeyen olaylardır. Siyasetin bir kavga biçimi olduğunu anlayabiliriz. Ama uğraşma şekli ve biçimini incelemek lazım. Bu kısmı uzmanlık bir konu, biz kendi gözlemlerimize geri dönelim.
Şöyle biraz gerilere Tarihe gidersek karşımıza hep entrikalar çıkmaktadır. Biz insanoğlu entrikaya bayılıyoruz.
Bayılıyoruz ama bu bayılmanın yeri, zamanı ve seviyesi olmalı. Bunları ayırt edemeyen bir zihniyetin meydanlara çıkmasının da bir esprisi olmamalı. Hatta onun önü zamanında kesilmeli ki, haddini öğrensin.
Birazcık güç görüldü mü hemen etrafta şakşakçılar belirmemeli, yanlışa yanlışla cevap verilmemelidir.
Öncelikle bir insanın ne için siyaset yaptığına veya yapacağına bakılmalıdır. Siyasetin ne olduğunu bilmeden, birilerinin ısrarı ile siyaset yapanlar bu ince kavramları tabii ki ayırt edemezler.
Onlar siyaseti “İş bitirme, iş alma olarak” algılar.
Onun dışında bir şey yapmamışlardır ki, kendisini adam yerine koyup bir şey sormamışlar, bir de bakmış ki bu siyaset denen şey, malı götürme mekanizması, oh ne güzel şeymiş.
Etraftan da kendi diliyle anlayacağı kadar iki cümle de ezberlemişse ondan daha iyi siyasetçi mi vardır.
Bu insanı bir daha kenara atabilir misin, o artık en büyük siyasetçidir, onsuz hiçbir iş olmaz.
O, tüm olayların beynidir kendine göre. Siyaset Arapça kökenli bir kelimedir. O da at eğitimi anlamına gelir.
Fakat bazı atları da ne kadar eğitirsen eğit, yine kafa basmaz yine bildiğini yapar.
Yani eğitimde istenilen sonuç alınamaz. Birde diğer anlamıyla siyaset vardır. O da siyaseti devlet, ülke insan yönetimi biçimidir.
Siyaset bilimi ise daha farklı bir anlam taşır.
Siyasal otorite ile ilgili kurumların ve bu kurumların oluşmasında, işlemesinde rol oynayan davranışlar olarak ta tanımlayabiliriz.
Kısaca kendini bilmezlerin, siyaset yapmaya kalkışmaları hem kendilerine hem de bulundukları topluma yarar değil, sadece zarar verir.
Bu tarz insanlara itibar edilmeyip, hatta ve hatta mümkün se uzaklaştırmakta fayda olacaktır. Siyaseti de topluma yararlı olacağına inandığınız kişilerle yapmaktan çekinmeyin.
Yasemin ERYILDIZ