Anasayfa | Hasan Uğur EPİRDEN

HEMŞERİ İSYANI…

HEMŞERİ İSYANI…
HEMŞERİ İSYANI…


 Hasan Uğur EPİRDEN



ATATÜRK’Ü BEYİNLERİMİZDEN VE
YÜREKLERİMİZDEN SİLMEYE
KİMSENİN GÜCÜ YETMEZ !...

AYDIN ÖZTÜRK’E HEMŞERİ İSYANI…
 
 
Onun hakkında o kadar çok şeyler yazdım… Onlarca soru sordum… Cevap veremedi…
Bir falsosunu birinci ağızdan, kendisinden öğrenmek için aradığımda telefonu terbiyesizce yüzüme kapama ayıbının dışında şahsi bir takıntım yok… Ama gelmiş geçmiş en kötü MHK Başkanı olarak nam salmasının yanında bunu hak ettiği özelliklerini tüm hakem ve gözlemcilerden, yani hitap etmeye çalıştığı ama beceremediği camiasından neredeyse ezberledik…
Kendi hemşerilerinin bile yaka silktiği Aydın Öztürk’e “İzmir Voleybol İl Temsilcisi”değil, “Arkas Temsilcisi” dendiğini de yeni öğrendim…
İzmir voleybol ailesi, Aydın Öztürk’ün maçlara hiç gelmediği, yanına aldığı Emin Cüneyt Sağdıç ile tam bir despot çizgide olduğu, oysa en fazla kural hatalarının, hakem takdir yanlışlarının İzmir’de yaşandığını iddia etmekteler…
Yıllarını voleybola vermiş bir kişi, “Aydın Öztürk kariyerine ve kapasitesizliğine bakmadan yıllarca başta hakemler olmak üzere muazzam
bir diktatörlük uygulamaktadır… Kendisiyle değil tartışmak, konuşmak, dertleşmek, sorunları paylaşmak mümkün olamamaktadır…. Bu tip girişimde bulunanları terslemektedir. Hizmet etmesi gereken kulüplere ve İzmirli hakemlere karşı Padişah edasıyla hareket etmesi, sindirme politikasıyla İzmir voleybolunu yönetmesi yüzünden herkes tarafından istenmeyen adam ilan edilmiş durumda…” diye tabloyu özetlemekte…
Bu arada önüne konan yazılarım sonrası da “Yahu boş verin o ….’yi, ne yazarsa yazsın !...” dediği rivayet edilmekte ?...
Kendisini, böyle bir cümle sarf edip etmediği konusunda kamu oyu önünde, tüm hukuki haklarım mahfuz kalmak üzere net bir biçimde açıklama yapmaya çağırıyorum… Çıksın delikanlı gibi bu cümleye açıklık getirsin ?...
Biliyorum, ense kökünde Nihat Ermihan’ın nefesini hissetmesi ve artık pembe günlerde “Son”a yaklaştığını anlamasından dolayı keyfi kaçmış, sinirleri bozulmuş olabilir ama bu ona sarf ettiği iddia edilen bu haddini ve terbiye sınırlarını aşan benzetmeyi yapmasında asla hafifletici bir özür olamaz !...
Ona şu gerçeği hatırlatmak isterim… Filmin “Son”unda tahtı, asası ve
tuğrası elinden alınmış bir Padişah gibi yapayalnız kalacak !... Bakalım o zaman kaç kişi onu arayacak, kaç kişi yüzüne bakacak, önünde ceket ilikleyecek ?... İşte o zaman ekmediğini biçememe gerçeğiyle baş başa kalacak…
En kötüsü de o tip insanların, geç de olsa vicdanlarıyla hesaplaşma sürecinin işte o zamanlara denk gelmesidir ?...
Allah kimseyi o duruma düşürmesin ?...
 
Aşağıdaki yazı linklerim hafızaları yenilemek açısından tarafımdan konulmuştur… Ziyaret edebilirsiniz ?... Yazım kadar altındaki yorumlar da önemli… Hepsi MHK ve liderinin (!) bir kulaklarından girdi, diğerinden çıktı… Kusura kimse bakmasın, “Sağlık olsun !...” diyemiyorum… Bilakis takipçisiyim…
(Haftaya devam edebilirim…)
 
 
YANLIŞLAŞTIRILAN DOĞRULAR
 
HAKEM DOSYASI
HAKEM DOSYASI -2-
 
 
 
 
DOUG BEAL KAZANACAK !...
 
 
(Bu haber, FIVB, CEV, USA Voleybol Federasyonu ve Türk siteleri olmak üzere dünyada ilk kez VOLEYBOLX sitemizden duyurulmuştur…)
 
Amerika’nın efsane antrenörü Doug Beal, eylül 2012’de yapılacak FIVB Başkanlık seçimi için adaylığını resmen koydu.
Eylül 2012’de yapılacak kongre için zengin ve çok başarılı geçmişiyle ve de tecrübesiyle Doug Beal’in bir anda en kuvvetli aday olduğunu vurgulayan otoriteler, sicili, tecrübesi ve kariyeriyle onun liderliğinde yeni bir Olimpiyat döngüsünün başlayacağını, ve bunun Voleybol için tarihi bir an olacağını ifade ettiler.
 
Doug Beal’in yeni ve güçlü bir lider olarak, Voleybolun dünya çapında geliştirilmesine yardımcı olmak için tutarlı bir platform geliştireceğine tüm üye federasyonlar yararına değişiklikler yaparak dünya voleyboluna pozitif katkılarda bulunacağına gönülden inandıklarını da belirten otoriteler, Beal’in 100'den fazla ülkede birçok farklı rollerle katkıda bulunduğunu da yorumlarına eklediler.
 
ABD takımı antrenörü olarak 1984 Olimpiyatlarında ülkesine Altın Madalya kazandırırken final maçında Brezilyayı 15-6, 15-6 ve 15-7’lik setlerle sürklase ederek ün kazanan Doug Beal, Amerika Birleşik Devletleri, Kuzey Amerika, Orta Amerika ve Karayipler Konfederasyonu (Norceca) de FIVB de içinde aktif yönetici rolleri alarak voleybola büyük katkılarda bulunmuştu.
 
Oyuncu ve antrenör olarak kendisini voleybola adayan Doug Beal, voleybolun dünyada daha da gelişmesini hedeflediğini ifade etti.
 
Olimpiyatlarda 3 kez Altın madalya kazanmış yakın arkadaşı Karch Kiraly, Doug Beal için"Oldukça yakın yıllarda Doug ile çalıştık, onun FIVB Başkanı olması bizler için gurur vesilesi olur.” dedi.
 
Doug Beal 1992 yılında Montreaux’de, Uluslar arası antrenör Kursu’nda hocalığımı yapmış, bana kendi elleriyle, “Refleksin Voleyboldaki önemi” tezim sonrası evimin en nadide köşesinde sakladığım “Prix de Serviabilité” ödülünü vermişti…
 
İşte 1984 Olimpiyatları Erkekler Final maçının son seti.
Aman dikkat !... Seyredenlere, eski maçların 15 sayılık setlerle oynandığı ve de sayıların servis atan takımın top öldürmesiyle kazanıldığını gençler için hatırlatalım.

 
 
 
PLAJDA KIŞ LİGİNDE SONA DOĞRU…
 
 
Plaj Voleybolu kış ligi 2. final turnuvası da Ankara Beştepe Plaj Voleybolu kortlarında tamamlandı…
8 erkek, 4 bayan takımının katıldığı turnuvanın kalite seviyesi tırmanmasına rağmen gene beklenen düzeyde değildi…
Hele servis edilen fotoğraflar gerçekten çok amatördü…
Bir de takımların isimleri var ama oynayanlarınki maalesef belirtilmiyor… Birkaç kez bu konuyu rica olarak dile getirdim ama maalesef sadece getirdiğimle kalmışım ?...
Maçların anonsları ve sonuçları, İsim1-İsim2 (Takım ismi) veya Takım ismi (İsim1-İsim2) şeklinde belirtilse fena mı olur ?... Hem bir o takımlarda kimler oynuyor anlarız, hem de sporculara değer verilmiş, onurlandırılmış olur ?...
Çalışkanlığı ve titizliğiyle tanıdığım TVF Basın Danışmanı Hasan Kulaç mutlaka bu konunun üzerinde duracaktır ?...
 
 
 
 
PLAJ VOLEYBOLU HAKEMLERİMİZ GÖZDE…
 
 
Hayrettin Durak ve Yasemin Altıner…
Uluslar arası Plaj Voleybolu hakemlerimiz gene Dünya Platformunda FIVB tarafından görevlendirildiler…
Başarı dileklerimi yolluyorum…
Bakalım sporcularımızı oralarda ne zaman görebileceğiz ?...
 
 
CEM ATABEYOĞLU AĞABEYİ KAYBETTİK…
 
 
88 Yıllık yaşamına çok onurlu görevler yaydı…
70 yıllık gazeteciydi… “AIPS”e seçilen ilk Türk üye oldu. Spor tarihi ve inceleme-istatistik konularındaki çalışmaları ve eserleriyle geçmişi geleceğe taşıdı…
Türk sporunun en büyük hakiki otoritelerinden biriydi…
Müthiş bir spor arşivi vardı… Ayaklı bir kütüphaneydi…
Tonton, cana yakın, tam İstanbul beyefendisiydi…
Onu da toprağa verdik…
Voleybol Federasyonundan kimse yoktu cenazesinde…
Bizi, voleybol ailesini sadece 2 vefalı insan, Oktar Tertemiz ve Nedim Özbey temsil ettiler…
Rahat uyu Cem ağabey…
Spor camiası seni asla unutmayacak, daima sevgi, saygı ve minnetle anacaktır…
Nur içinde yat…
 
 
ERDOĞAN ARIPANAR’DAN ANLAMLI TEKLİF…
 
 
Erdoğan Arıpınar TMOK’a çok anlamlı bir teklifte bulundu…
Cem Atabeyoğlu’nun yıllarca emek verdiği TMOK Kütüphanesinde adına eserlerinin ve çalışmalarının toplandığı bir köşe ayrılmasını önerdi…
Destekliyorum…
Erdoğan Arıpınar’ın, Cem Atabeyoğlu’nun ardından kaleme aldığı yazıyı özel izniyle yayınlıyorum…
“Cem ağabeyi geçen hafta dualarımızla ebediyete uğurladık.Cem Atabeyoğlu’nun ölümü ile pek çok kitap kapandı.
Bunlardan birisi bugünkü Türk basketbolunun temel taşları olan Turgut Atakol, Muhtar Sencer,, Osman Solakoğlu ile birlikte başlayan ve dünya ikinciliğine kadar ulaşan Türk Basketbolu ve Cem ağabeyin içinde olduğu tarih.
İkincisi Sporu yalnız futbol kabul etmeyen tüm sporlara ve sporculara aynı ilgiyi gösteren kuşak da kapandı.
Üçüncü ve en önemlisi, Cem ağabey Türk Spor Tarihi’nin hafızası idi. Cem ağabey rahmetli Haluk San’ın da bulunduğu Spor tarihçileri grubunun en güçlü ve son temsilcisi idi. Bu konuda rahmetli Rüştü Dağlaroğlu’nun, Cüneyt Koryürek’in, Doğan Yıldız’ın, Kültür Bakanlığı yayınları ile Atıf Kahraman’ın,Kurthan Fişek’in, Halit Kıvanç’ın,Futbol Federasyonu Başkanlığı dönemindeki Türk Futbol Tarihi yayını ile Şenez Erzik’in Ergün Hiçyılmaz’ın, 1907 Derneği’nin, NTV’nin ,Kadir Has Üniversitesi’nin, Spor Hukuku’nda Kısmet Erkiner’in ve bireysel de olsa bazı yazarların değerli çalışmaları oldu.
Amma, araştırmacı olarak son yıldız Cem ağabeydi. Bugün bu konuda tüm zorluklara rağmen çalışan bir tek Mehmet Durupınar var, o da emeğinin tam hakkını alamıyor.
Kim üstüne alır, Spor Bakanlığı mı, Kültür Bakanlığı mı bilmiyorum?
Artık başta Cem ağabeyin eserleri olmak üzere Türk Spor Tarihi için ciddi bir araştırma ve çalışma ile Türk Ansiklopedisi, İslam Ansiklopedisi gibi ölümsüz eserlerin hazırlanması ve Türk Spor Kitaplığı’na kazandırılması gereklidir.
Cem ağabeyle 1955’te Cumhuriyet Gazetesi’nde tanışmıştım. Bu kardeşliğimiz onu uğurladığımız güne kadar kesintisiz sürdü. Onun yol gösterdiği, destek olduğu 1955’lerde kurduğum Cumhuriyet Gazetesi Spor Servisi (Ona emek verenlerle: Ali Abalı, Abdülkadir Yücelman, Tuncer Benokan, Ekrem Karpat, Yalçın Pekşen, Yıldıran Erker, Ergüder Tırnova, Çetin Gürel ve ağabeylerimiz Ömer Besim Koşalay, Semih Türkdoğan, Haluk San) ülke sporuna her dalda büyük hizmetler vermişti.
Aramızda olmayanlara rahmet,olanları sevgiler yolluyorum.
Cem ağabeyi bir örnek olarak, unutmayacak, sevgi, saygı ve rahmetle anacağız.”
 
 
VOLEYBOLUMUZUN SAMİ BABASI…
 
 
Sami Akgün…
Voleybolumuzun en saygın kişilerinden o…
Kariyeri kitaba sığmaz…
Başarıları bir çırpıda anlatılamaz…
Barış Manço yaşasaydı ve de bir kez de “Adam olmuş sporcular” diye bir program yapmayı deneseydi, herkes ellerindeki sayıları kaldırsalardı, tablo hep 10… 10… 10… 10… 10… 10… 10… olurdu…
Sami Baba müthiş voleybol kariyerini bazıları gibi noktalamak yerine yıllardır taban çalışmaları yaparak geleceğin voleybolcularını yetiştirmekle meşgul ve bundan da tarifsiz zevk almakta, mutluluk duymakta…
Sami Baba… Voleybol camiası seninle gurur duyuyor…
İyi ki varsın ?...
 
 
 
 
VOLEYBOL YAŞ, YER, SINIR TANIMIYOR…
 
 
Voleybol sevdasını tarif edebilmek çok zor…
Dünyanın en yaygın ve pratik sporlarının başında…
Fotoğraflar bunu ispatlamaya yeter…
Değil mi ?...
 
 
 
LONDRA 2012’DE MADALYA EKONOMİSİ…
 
 
İngilizlerin Olimpiyat Oyunları hazırlıkları bitmek üzere…
İşi ucuza kotarıp, vurgun sayılabilecek bir servet politikası güden ve gelmiş geçmiş olimpiyat Oyunları ile karşılaştırıldığında en düşük bütçeyle işi bitirmeye çalışan ve ekonomi yapan İngiliz Hükümeti ve Londra Belediyesi’nin bu tutumu (!) madalyalara da yansıdı… İncecik ve diğer ucuz madenlerin de karıştırıldığı madalyalar konusunda da IOC’nin (Uluslar arası Olimpiyat Komitesi) sessizliği ayıplanıyor…
 
PUTİN SERVET VAAD ETTİ…
 
 
 
Rusya Başbakanı Vladimir Putin 2012 Londra Yaz Olimpiyat Oyunlarında altın, gümüş ve bronz madalya kazanacak tüm sporculara Paralimpik dahil büyük ödüller verileceğini açıkladı….
Buna göre altın madalya alacaklar 130.000 dolar, gümüş madalya alacaklara 82.500 dolar, bronz madalya alacaklara 56.000 dolar ödül verilecek….
İnsan ister istemez Devletimizin baremini merak ediyor ?...
 
 
 
 
2012 SPOR BAŞKENTİ İSTANBUL…
 
 
Tabii ki gurur verici…
Bu onur, aynı zamanda 2020 Olimpiyat Oyunları ev sahipliğine ciddi biçimde talip olan İstanbul’un önünü daha da açmaktadır…
İstanbul Büyükşehir Belediyesi A.Ş’nin İstanbul’da her yıl 400 tesisinde 4 milyon çocuğa ve büyüğe spor yaptırması takdir edilecek bir faaliyettir…
Ancak, Avrupa Spor Başkenti İstanbul’da İBB ve Gençlik Spor Bakanlığı bu konuya özel bütçe vermemektedir…
Sıkıntı bundan kaynaklanmaktadır…
 
 
 
 
Olay sebep olan Diana Taurasi
 
 
TÜRKİYE DOPİNG MERKEZİ ÇÜRÜMEYE TERKEDİLDİ…
 
Fenerbahçe’nin Amerikalı bayan basketbolcusu Diana Taurasi olayından sonra bağlı bulunduğu Dünya Anti Doping Ajansı (WADA) tarafından 6 Haziran 2011 de çalışmaları askıya alınan Dünyanın 50 doping kontrol merkezinden birisi olan Ankara’daki doping kontrol merkezi adete kendi kaderine terk edildi…
 
TSA muhabirinin başkentte yaptığı araştırmada ne Gençlik Spor Genel Müdürlüğü’nün, ne de Hacettepe Üniversitesi’nin makinelerin bakımı, yenilenmesi ve kontrolü için laboratuara bir kuruş mali yardımda bulunmadığı ortaya çıktı. Laboratuarın bir an önce eksiklerini tamamlaması ve yeni yetki belge alması için hiç bir şeyin yapılamadığı tespit edildi. Durum böyle devam ederse Londra 2012 Olimpiyatlarına katılacak Türk sporcuların bile kontrolleri milyonlarca döviz ödenerek Köln Laboratuarında yapılacak.
Spordan sorumlu bakanın da bu konu ile hiç ilgilenmediğini spor çevreleri belirtiyorlar.
 
 
ARIPINAR : “TÜRKİYE DOPİNG LABORATUARININ ONURU !...”
 
 
Türk sporunun en kıdemli kişilerinden Erdoğan Arıpınar’ın, kendi sitesi TSA’da (www.turksporajansi.com) üstteki haberle ilgili yazdığı dikkat çekici yazısını özel müsaadesiyle yayınlıyorum…)
 
“Dünyada Sporda tıbda ilerlemiş ülkelerde 20nci yüz yılın başında başlayan Doping belası ile savaşmak ve onu kontrol etmek için Laboratuvarlar kuruldu.

Türkiye dünyada yaklaşık 50 kadar olan bu laboratuvarlardan birisini, kurma onuruna 21/Mayıs/2004 de ulaştı.Laboratuvarın iki yönetim birimi vardı. GSGM ve Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü.Artık ülkemizde uluslararası bir doping Kontrol merkezi vardı. Bunda uğraş veren, emek verenleri başta Prof. Dr. Attila Hıncal ve Prof. Dr. Aytekin Temizer olmak üzere; anmak ve kutlamak gerekir.Bu ,Türkiye doping kontrol Merkezinin duvarında her yıl verilen göreve devam ( batı diliyle Accreditation) belgesi (1/Ocak/2011-31/Aralık/2011) tarihini taşırken; ortaya bir olay çıktı.Dünyanın her yerinden( karakterine, adli siciline bakmadan )yalnız basketbol oynadığı için transfer edilen basketbolculardan birisi Amerikalı bayan basketbolcu Diana Taurasi'nin laboratuarda nümunesinde doping maddesi bulunduğu açıklandı. Olay büyüdü oyuncunun kulübü testi Kölndeki laboratuara yolladı. Testin hatalı olduğu açıklandı. Laboratuvarın bağlı bulunduğu WADA( World anti-doping Agency-Dünya Anti doping Ajansı) 6 Haziranda 2011 de Hacettepe Doping kontrol laboratuvarının çalışmasını askıya aldı.Ülkede bu işe üzülen, hatalıları arayanların yanı sıra; bayram edenler( İçimizdeki Düşmanlar) da vardı. Bu Türk Sporunun onur meselesi idi. Milyonlarca lira ve emekle kurulan tesis dünyadaki pek çok laboratuvarda yapılan gibi bir hata yapmıştı.

Hata kullara mahsusdur. Amma bu işte kulların ve yönetenlerin çok daha dikkatli olmaları gerekir. Merkezin başına,Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim üyesi, ünlü bir bilim adamı atandı: Prof. Dr.Ahmet Başaran(Bakınız. İnternetde Google). Amma aradan nedeyse bir yıl geçmek üzere, Londra 2012 Yaz Olimpiyatlarına pek az zaman kaldı. Amma Dünyanın sayılı laboratuvarları arasında olan Türkiye Doping Laboratuvarı ne Hacettepe Üniversitesinden; nede Gençlik Spor Genel Müdürtlüğünden yardım ve destek alamadı. Milyonlarca dolara mal olan aletler bakım bekliyor. Laboratuvarın bir an önce WADA dan onay alması için eksiklerini tamamlayıp WADA denetlemesine hazır olması için ilgilenen kimse yok, Gençlik ve Spor Bakanının belkide bundan haberi bile yok. Böyle sürerse; başta Mehmet Atalayın,Yunus Akgülün ,TMOK 'un ve şimdiki başkan Erdenerin Hacettepede iken verdiği emekler boşa gidecek.Türk sporcuları köln gibi yabancı laboratuvarl milyonlarca dolar ödeyerek temiz belgesi almak zorunda kalacaklar. Türkiye bir onur savaşını kaybedecek.

Ülkeyi sevmek nutuk atmakla olmaz, oturulan koltuğun hakkını vermekle olur.”
 
 
BU ŞARTLARDA KOŞU MU OLUR ?...
 
 
Geçenlerde 16 ilden gelen 553 sporcunun katılması ile Sıvas’ta yapılan Liseler arası 5,000 metre koşusunda onlarca çocuğun perişanlığını bir televizyon kanalında dehşet içinde seyrettim….
Eksi 5 derecede, kar örtüsünde yapılan koşuda çocukların çoğunun yarışı bitirememesi, baygınlık geçirmesi, üçünün de Zatüre teşhisiyle hastaneye yatırılması beni ve tüm spora gönül verenleri derinden yaraladı, içimiz acıdı…
Araçların zincirle bile zor yol almasına, onlarca kişinin donarak yaşamlarını yitirmesine, hatta bir çok il/ilçede okulların tatil edilmesine karşın bu koşunun yapılmasına müsaade eden, göz yuman bilinçsiz, duygusuz yönetici müsveddelerini kınıyor yargılanmalarını bekliyorum…
Çocukların üşüdükleri gerekçesiyle (!) 19 Mayıs gösterilerini iptal eden yoz zihniyetin bir uzantısı olduğuna inandığım bu kişiler ne yazık ki artmakta…
 
 
 
Bulgaristan Voleybol Federasyonu Başkanı Dancho Lazarov ayıp etti…
 
 
Lazarov ayıp etti…
 
 
Türkiye Voleybol Federasyonu, 2015 Avrupa Şampiyonaları'na Bulgaristan ile adaylık çalışmaları yaparken, Bulgaristan'ın İtalya ile beraber aday olacağını duyduk…
Başkan Erol Ünal Karabıyık, 17.12.2011 tarihinde yaptığı açıklamada, hem erkekler hem de bayanlar 2015 Avrupa Şampiyonası'nı düzenlemek için Bulgaristan ile birlikte aday olacaklarını açıklamıştı… Ancak voleybolx ekibimiz, Bulgaristan Voleybol Federasyonu Başkanı Dancho Lazarov’un İtalya'ya giderek İtalya Federasyonu (FİPAV) Başkanı Carlo Magri ile bir anlaşma yaptığını öğrendi… Bu çok gizli anlaşmaya göre İtalya ve Bulgaristan, bu hafta 2015 Avrupa Şampiyonası'na adaylıklarını açıklayacaklar…
Bulgaristan Voleybol Federasyonu Başkanı Dancho Lazarov’un bu yüzsüzlüğünü ayıplıyorum…
 
 
 
 
MUHTEŞEM RECEP…
 
 
 
 
“Tinerci değil, dindar nesil istiyoruz…”
RECEP TAYYİP ERDOĞAN
 
 
AL SANA DİNDAR NESİLDEN ÇOK ÖZEL BİR GÖRÜNTÜ…
 
 
Bu fotoğraf Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin bahçesinde çekilmiştir… Türbanlı 4 haram süt emmiş öğrenci kız yüce Atatürk’ün büstü önünde bu çirkin pozu veriyorlar… Hem de pis pis sırıtarak ?...
Bu fotoğraf geçenlerde internet ortamında yayıldı ve de lanet yağdı…
İlgili okulun Müdür Baş Yardımcısı Muzaffer Taşcı ile görüştüm ve resmi açıklama istedim…
Aradan tam 4 gün geçmesine rağmen bana geri dönmediler…
Bu terbiyesizlik asla örtbas edilemez !...
Fotoğrafta açıkça görülen bu 4 kız öğrenci ile bu harekete göz yuman, örtbas etmeye çalışan tüm ilgilileri suç ortağı ilan ediyor, şiddetle kınıyorum…
Konuyu gerekenin yapılması düşüncesiyle başta İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olmak üzere, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve “Tinerci değil, dindar nesil istiyoruz !...” buyuran Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsına, Meclis Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı makamlarına yolladım…
 
 
SON DAKİKA...
 
 
Yapmış olduğum girişimler yanında sayısız duyarlı vatandaşımızın şikayeti üzerine fotoğraftaki kızlardan üçü dün itibarıyla gözaltına alınmış, nöbetçi Cumhuriyet Savcısı tarafından bugün ifadeleri alınmış, müteakiben mahkemeye sevk edilmişlerdir...
Söz konusu fotoğrafın 1997 yılında çekildiği, ancak 1 hafta önce internet ortamına düştüğü, kızların hepsinin mezun olduğu, birisinin ise yurt dışında bulunduğu ve arandığı tarafıma açıklanmıştır... Türk ceza kanununun ilgili maddelerince haklarında 3 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları gündemdedir... Ancak kızlar ifadelerinde Atatürk'e karşı her hangi bir saygısızlık düşüncesinde olmadıklarını ve pişman olduklarını belirtmişler, özür dilemişler...
Gelişmeleri bu satırlarda tüm dostlarımla paylaşacağım...
 
 
 
 
ŞU ÇÖPÇATAN PROGRAMLARA DELİ OLUYORUM…
 
 
Televizyonlar artık o denli basit ve seviyesiz programlara imza atıyorlar ki sinirlenmemek elde değil ?...
Bunlar arasında çöpçatan programların hakkını (!) yememek gerek ?…
Birde birbirlerini beğenmiyorlar mı ?...
Çoğu artist özentisi… Meşhur olma (!) sevdasında…
Kimi zengin bir eş bulup söğüşleme planında…
Basitlik ayyukta… Seviye yerlerde sürünüyor…
“Rayting”lerin ise “Maşallah”ı var ?...
Diyebilirsiniz ki, “Alan razı, veren (!) razı, çekip yayınlayan çoook razı… Sa-na ne?...”
Doğru, bana ne ?...
 
Önümüzdeki hafta gene sinir katsayımı tavan yapan diğer bir konu olan TV reklamlarını ele alacağım…
Gene bana “Sa-na ne ?…” diyeceğinizi bile bile…
 
 
 
 
“DÜNYA KEDİLER GÜNÜ”
EPİRDEN AİLESİNDE KUTLANDI…
 
 
“Dünya Kediler Günü” 10 şubatta EPİRDEN ailesinde, evde ve bahçede bulunan 22 kuyruklu ile birlikte kutlandı…
Salam, sosis ve jambondan oluşan pasta kesildi ve afiyetle yenildi…
Ailenin en kıdemlileri olan Badem Epirden ve Zeytin Epirden “Bu kış gününde biz mutluyuz, sıcacık bir yuvamız var. Karnımız daima doyuyor… Hastalanınca Veteriner Hekim Ömer Elvet amca bizi iyileştiriyor… Ama aklımız bu dondurucu kış günlerinde sokaklarda yaşayan, kaderlerine terk edilmiş kardeşlerimizde… Ne olur onlara sahip çıkılsın, göz kulak olunsun !...” diyerek tüm insanlara seslendiler…
İnşallah duyan ve gereken hassasiyeti gösterenler olur ?... Onların doğanın ve yaşamımızın birer parçası olduğunu asla unutmayalım…
 
 
 
 
SÜT ÜRÜNLERİNE DİKKAT !...
 
 
(ÇOK YAŞAMAK İÇİN UZUN ÖMÜRLÜ YOĞURT MU YEMELİ ?...)
Özellikle büyük mağaza zincirlerinde sürekli yoğurt promosyonlarına sıkça rastlamaktayız… Cicili bicili ambalajlar, rengarenk etiketler, imrendirici reklamlar ve de tat panelleri almış yürümüş durumda…
Ben de birçoğunuz gibi yoğurdu çok severim… Çocukluğumda rahmetli anneciğim taze inek sütünden tencereye maya çalar, günlerce ağız tadıyla o yoğurdu afiyetle yerdik !...
Gel gelelim, yıllardır, zaman zaman marketlerden satın almak zorunda kaldığım yoğurtlardan hiç zevk alamamaya başladım !... O eski yoğurt tadından eser yok !... Bunun sebebini merak etmeye başladığım bir zaman da karşıma, bir rastlantı sonucu, bir gıda mühendisi çıktı ve bana hayli ilginç bilgiler verdi… Konusunda “Uzman” olan bu kişinin anlattıkları tüylerimi ürpertti…
Türkiye’de, çiğ sütlerin toplama merkezlerinde soğutulmasına rağmen, yoğurtların en geç 10 gün içerisinde tüketilmesi gerekiyormuş !...
Ülkemizde çiğ sütlerden alınan numunelerde 3,5/5 milyon arasında “Patojer Bakteri” tespit edildiğinden, (Avrupa’da bu rakam 400/600 bin arasındaymış) en üstün teknoloji ile bile Avrupa standartında pastörizasyon yapılamıyormuş !...
Bilinen bu acı gerçeğe rağmen, bazı firmalar (Sizler iyi biliyorsunuz !..) 1 ay dayanıklı yoğurt (!) kampanyaları ile doğallığı (!) öne sürerek tüketiciyi utanmadan kandırmaktalar…
Bu genç gıda mühendisi arkadaşımız, katkı maddeleri ile ilgili endişelerini dile getirerek, Türkiye’de katkı maddeleri ile ilgili tüzük ve yönetmeliklerin yeniden ele alınması, kontrollerin artarak ve daha sıkı sürmesi, aykırı üretim yaparak halkın sağlığıyla oynayanlara verilen cezaların arttırılması gerekliliğini vurgulamakta, yapılacak yeni ve çağdaş düzenlemelerle kanserojen riski bulunan ve tüm organlarımızı tehdit eden, üstelik pazarda haksız rekabete yol açan “Uzun süreli dayanıklı” yoğurt tehlikesinin mutlaka ortadan kaldırılması gerekliliği savunmakta…
Bizim büyüklerimiz yoğurdu hep kendileri yaptı… Bu insanlar doğal beslenmeyle uzun ömürlü yaşadılar…
İyisiyle ye da kötüsüyle doğal olan her şey bence çok güzel…
Yani anlayacağınız, sütten ağzınız yanmış olsa da olmasa da yoğurdu üfleyerek yemenin tam zamanı !... Dolaptan çıkarmanız fayda etmeyebilir !... Tüm problem etiketlerde !... Okuma yazma bilenler için orada yazılanlar çok önemli !... Tabii, birde o etiketlerin doğruluğu şüphesi var !... Doğru ya, mamulde hileyi alışkanlık haline getirmişler için etiketteki bir-iki rakamla oynamaları çocuk oyuncağı !...
Çok yaşamak için uzun ömürlü yoğurt yememeli !... Gene de siz bilirsiniz ?... Hayat sizin !...
 
 
UNUTULMAZ MELODİLER…
UNUTULMAZ GURUPLAR…
 
 
END OF THE WORLD / DEMİS ROUSSOS


Bu köşe yazısı aynı zamanda www.voleybolx.comsitesinde de yayınlamaktadır...

Tüm yazıların yayın ve paylaşım hakkı www.voleybolx.com sitesine ve Hasan Uğur Epirden'e aittir... İzinsiz alıntı yapılamaz...

Dil Seçiniz

Dil Degistir[Languages]

Çok Okunan Haberler

  • Bugün
  • Bu Hafta
  • Bu Ay
  1. Bu Hesapta Bir Yanlışlık Var!
  2. Diş ve Ağız Bakımına Mükemmel Çözüm
  3. Halkla İlişkiler Ajansı Contactplus Oldu
  4. Yüzbaşı Mehmet Muzaffer
  5. Yılın Sevilen 10 TSM Korosu!
  6. Bir Ayrılık Daha!
  7. Kayserideki Patlamanın Ardındaki Dram
  8. Veterinere Büyük Tepki!
  9. Kene İle Mücadelede Yeni Yöntem!
  10. Cetvelle Dayağın Cezası 3 Bin TL!
  11. Ayasofyada On Binler Namaz Kılacak
  12. Antibiyotik Kalmayabilir
  13. Transparan Beren
  14. Başarılı Olamazsam Dönmem
  15. Müteahhitlerden Ev Sahiplerine Uyarı
  16. Fazıl Sayın Tweetlerine Hapis İstemi
  17. Mısır Toplumu Üçe Bölündü
  18. Saatte 1 Milyon Dolar Kazanıyor!
  19. Bu Bilgi İrandan İlk Kez Sızdı
  20. Tek Nefesle En Derin Havuza Daldı
  1. Hüsnü Şenlendirici, I Love You
  2. Pazar ve Fındıklıda ÇAY Eylemi
  3. Türkiyenin İlk Müzikal Korosu Sahnedeydi
  4. Öğrencilere Murat Boz Sürprizi!
  5. Hakkı Ağaoğlundan Kıbrıs Çıkartması
  6. Dillerde Fetih, Dîllerde Fatih
  7. Kıskanç Çiftlere Özel Balayı!
  8. Bendenizden Yeni Versiyon Günahlar
  9. Engellilerle Eski Futbolcular Bir Arada!
  10. İSTEKli Mezunlar Buluşuyor...
  11. Bedük Boğaziçilileri Coşturdu!
  12. Çocukların Gözünden Çevre Fotoğrafları Sergisi
  13. Kentsel Dönüşümle Şehirlere Çifte Avantaj
  14. Bursa, Bilimle Şenlenecek…
  15. En Uzun Gece Trump Towers Mallda
  16. Hint Mutfağı İstanbul’da
  17. Cengiz ARTAMdan Monacoda Bir İlk
  18. Park Bahçeler Daire Başkanı Oldu!
  19. Ulusal Roket Yarışması Sonuçlandı
  20. Yine Çok Konuşulacak Klip Çekti
  1. Gençler Nanoteknolojiyle Tanıştı
  2. Avrupa Değişse De Türklere Bakış Değişmedi
  3. Genç Bilim İnsanları Projelerini Sergileyecek
  4. Bedük 20 Bin Kişiyi Coşturdu!
  5. Cilde Özel Çözümler Sunan Yepyeni Bir Marka
  6. XL Beden Yarış Keyfi!
  7. Karakolun Hası 18 Mayısta Sinemalarda!
  8. Başarıya Götüren Verimli Çözüm Ortaklıkları
  9. TMB TV 18.Kral TV ödüllerini Canlı Yayınladı
  10. Teknoloji Tutkunlarına Müjde!
  11. Bahar Ayları İçin Uzmanlar Uyarıyor...
  12. Ivana Sert Daikin Reklamında...
  13. Fare Devri Bitiyor!
  14. ACİL; AB Rh (-) Negatif Kan Aranıyor
  15. Mekânsız Bedenler Galeri Eksende!
  16. ÇAGET, Şükürü Koşuya Davet Etti
  17. Kıran Kırana Kulaç Attılar
  18. Tekne Parklar İçin Ön Başvurular Başladı
  19. Kitap Okuma Sevgisi Kazandırıyor
  20. Renkli Bir Yaza-Merhaba...

Yeni sitemizi beğendiniz mi?

Sonuçlar»

© 2005 TNA