Hükümsüzdür Yazdıklarım(1)
(Yok Say)
Hükmü yok yazdıklarımın
Bir meczubun oyalanışı say gitsin.
Çok zaman oldu seni anlatmayalı
Dalgınlığıma ver gitsin.
Hani, sorumluyduk bir birbirimizden
Nasıl görmezden geldik?
Fırat’ın öte yakasında, ölen kuzuları
Yetim çocuklar geçti yanımızdan
Okulunu kaybetmiş kız çocukları…
Dağı, taşı, yazmak varken, aldırmadık
Bize ne, dedik
Derdimiz olmayan dertten,
Bize dokunmayan yılanlarla doldu taştı etrafımız.
Körlüğüme say gitsin.
Oysa Necip Fazıl’ın çilesine taliptik.
Aydınların ocağında pişmiş
Haksızlık karşısında susan dil, değildik.
Ne değişti
Bize ne oldu?
Gölgemizden çekinir olduk.
Kalem elden utandı.
El, kalemden kaçtı.
Klavyenin terkisine saklandı kelimeler
Yazamadık.
Acaba ne derlerdi?
Derlerse, yalnızdık.
Garipliğime say gitsin!
Kuşun kanadını
Kışın, karını yazdık
Kısa günün kârı,
Alış verişin rahatlığı,
Sonuçta, şükürsüz
Hep, aldık
Ama veremedik
Hesapsızdık!
Veren el değildik.
Senin anlayacağın.
Asla zararı yazamadık
Korktuğuma say gitsin.
Sayılardı bize ezberletilenler
Kelimeleri, peynir gemisine yükledik
“Böyle gelmiş,böyle gider” diyenlerin peşinde
Sürüden ayrılmayan sürülerdik.
Suya sabuna dokunmadan
Okyanus kenarı, teyemmümlerde
Ölmeyi bekledik.
Velhasıl hamdık.
İyi gazetecilerse, çoktan terk etmişlerdi dünyayı
Ne, Hasan Tahsin’i
Ne de Ahmet Sağırlı’yı anladık.
Laf salatasıyla doldurduk köşeleri
Cahilliğime say gitsin.
İnsan olan
İnsanı
İnsanda tanır.
İnsan olmayan
İnsanı
Makamda, mevkide
Madde de tanır.
“Tanımakta zorlanıyorum
Bu sen olamazsın” diyorsun.
Doğru bu ben
Bu sen olamazsın.
Bu zamanda insanlık mı?
Yok, say gitsin.
HÜKÜMSÜZDÜR(2)
Düğümlendi kelimeler boğazımıza
Nefreti haykırırken
Sevgileri içimize attık
Hükümsüzdü bakışmalar
Mutluluğu zayi ettik
Ziyan oldu yaşanılanlar
Gülü dikene tercih ettik.
Beş vakit çıktık huzura,
Huzur sonrası daldık dünyalıklara
“Yeni namaz kıldım
Abdestimle duruyorum.
Vallahi kurtarmaz” derken
Malı sattık fahiş fiyata
Bir sözle,
Yalan yere yeminle
Duruşu kaybettik
Kafamız dalgın dönerken kıbleye
Namazı, niyazı, zayi ettik.
Kürt
Türk
Dediler övdüler.
Överken böldüler
Bir namlunun ucuna bağladık kardeşliği
Dili, dini kaybettik
Hükümsüzdü kıblemiz
Âdemi unuttuk
Çekildi içine iman denizimiz
Kardeşliği ziyan ettik
İsmi ziya
Aydınlığa yürürken,
Farkında olmadan düştük riyaya
Meryem süresinde
Ziyan olan ne varsa, bize bildirilen.
Afiyetten ziyade
Cismi ziyan ettik
İnsan suretinde
Kurt postu giydik
Hükümsüz, sözlerim, dervişlik hırkası nafile
Postumuzu zayi ettik.
En Cömert olanın, cömertliği ile yüreklerimize karşılıksız olarak bırakıverilen aşkı...
Yani; Aşk-ı Hüsna yı !!!
Dilimizde ararken yüreğimizde kaybettik.
Gün gelir derebeyi yıkılır.
Ömür tükenir virane,
İnsan ölür Eti- kemiği toprağa amade
An hükmün hükümsüzlüğü anlama anıdır.
Gerisi boş gerisi ziyandan ziyade
İnsan!
Dün, bugün, yarın derken unutulandır.
İnsan dediğin nedir ki gülüm.
Sudan, balçıktandır.
Hükümsüzdür kelimelerim!
Aşk olsun… Aşk olsun…
Bu hal, Mevlana’nın, ölümü Şerbet eylediği haldir…
Bu hal, semazenin
Baş dönmesini zayi edip
Saatlerce döndüğü, andır…
Aşkın okyanusunda bir katre, gözyaşı kadar bereketlidir. Hâlen hükmü varsa yürek denizinde, ne zayidir, ne de ziyankârdır.
Mor menekşe beyaz güller,
Gülleri, sahte çiçeklere tercih ettik.
Bozuk para gibi amorti düşler
Düşleri gerçeğe takas ettik.
İşte o an hükümsüzdü hayat
Bilemedik
Zayi oldu yaşanılan
Ebedi hayatı, gelip geçici olan yüzünden ziyan ettik
Ersal Özkan