Çanakkale savaşında Atatürk’ün rolü artık bazı çevreler tarafından tartışılır oldu. Hatta ve hatta bu çevreler o kadar ileri gittiler ki, Atatürk’ün Çanakkale savaşına hiç katılmadığını dahi iddia etmekteler.
Çanakkale ve Atatürk
Çanakkale savaşında Atatürk’ün rolü artık bazı çevreler tarafından tartışılır oldu. Hatta ve hatta bu çevreler o kadar ileri gittiler ki, Atatürk’ün Çanakkale savaşına hiç katılmadığını dahi iddia etmekteler.
…….
Ne acıdır ki, kendilerinin dahi inanmadıkları, fakat olmasını istedikleri şeyleri; tarihe ve gerçeklere karşı gelme pahasını hiç sıkılmadan anlatmanın derdindeler.
Atatürk gibi bir komutana dil uzatabilme cüretine neden ihtiyaç duyarlar ki?
Komutan bilgisiyle, ileri görüşlülüğüyle, cesaretiyle, iradesiyle, adaletiyle, tutum ve davranışlarıyla, birliğine örnek olan ve sahip çıkan, onu en kritik anlarda dahi peşinden sürükleyerek bu sanatı uygulayan kişidir.
Mustafa Kemal Çanakkale savaşında yarbay idi. Namı tüm memlekette duyulmuştu o yıllarda. Mustafa Kemal, Çanakkale Muharebeleri sırasında önce Yarbay, sonra Albay rütbesiyle görev yapmış, bu muharebeler sırasında gösterdiği başarıyla hem astlarının, hem komutanlarının hem de kamuoyunun dikkatini çekmişti.
Örneğin, Yarbay Mustafa Kemal’in, Çanakkale Muharebeleri sırasında sıralı ilk amiri, ilk komutanı 3.ncü Kolordu Komutanı Mirliva Esat (Bülkat) idi.
Esat Paşa, Harp Okulu’nda öğretmenliğini yaptığı Mustafa Kemal’i iyi tanıyordu. Muharebelerde gösterdiği üstün başarısını göz önüne alarak, Mustafa Kemal’in bir dere yatağındaki komuta yerine, Kolordu Kurmay Başkanı Yarbay Fahrettin (Altay)’ın önerisiyle, “ Kemalyeri” adını vermişti.
Esat Paşa Atatürk için neler söylemiş bir göz atalım:
“… Bu tarihî adın günlük emirle yapılmasını ve haritalara kaydını emrettim.”
“… 3 Mayıs 1915 günü, askerlerimizin göstermiş oldukları kahramanlıkları ve bu askere kumanda eden Mustafa Kemal Bey’in yararlılığını takdire değer buldum, karargâhıma döndüm.”
Başkomutan Vekili Enver Paşa’nın düşünceleri de farklı değildi.
“…11 Mayıs 1915 günü, Enver Paşa, yaverleri ve erkân-ı harbi ( Kurmay başkanı- Kurmay subayları) ile karargâhıma geldi. 19.ncu Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey’in karargâhı hâlâ Kemalyeri’ndeydi. Oraya gittik. Enver Paşa, Mustafa Kemal Bey’i kucakladı ve bugüne kadar göstermiş olduğu kahramanlıklardan dolayı takdirlerini bildirdi.”
Atatürk’le Çanakkale’de savaşmış olan İngilizlerin resmi tarihi bile şöyle der:
“Tarihte bir Tümen komutanının üç muhtelif yerde, vaziyete nüfus ederek yalnız bir muharebenin değil, aynı zamanda zaferin akıbetini celbi, bir milletin mukadderatına tesir yapacak vaziyet ihdasına nadiren rastlanır.”
Çanakkale savaşının en önemli sonucu Mustafa kemal’in dehasını bir kez daha ortaya koymuştur. Anafartalar ve Conkbayırı zaferleri olmasa, belki de Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı’na, Cumhuriyet’e ve devrimlere giden yolda büyük Türk Milleti’ni birleştirme olanağı bulamayacaktı.
Amerikalı Öğretim Üyesi Richard D. Robinson, Atatürk’ün askerî dehasını şu niteliklerle tanımlar:
“Kişisel cesaret,
Başkalarının hareketini seziş yeteneği,
Sabır, kendi hareketlerinin en etkili olabileceği zamanı kavrayış,
Kendi amacınısaklı tutarak, başka yönlerde inandırıcı biçimde ‘yanıltma, aldatma’ hareketleri yapabilme yeteneği,
Hasım kuvvetlerin nispî gücünü, objektif bir görüşle ve doğru olarak değerlendirebilme niteliği…”
O dönemde tahttan indirilmiş olan sultan Abdülhamit’te Atatürk için bakın neler söylemiş:
“…Gazeteler, Çanakkale’de düşmanın durdurulduğunu, büyük zayiata uğratıldığını yazıyorlardı… Fransız ve İngiliz donanmasının Çanakkale Boğazı’nı zorladığı ve giremediği bir hakikatti. Çıkartma yapmaya muvaffak olmuş ama ordumuzun karşısında mıhlanıp kalmışlardı… Rabbime şükürler olsun ki, ummaya bile cesaret edemediğim zafer haberi ulaştı. ...Bu büyük zaferi, Mustafa Kemal bey adında bir Miralay (Albay) kazanmış. Allah, devletime hizmeti geçenlerden razı olsun.”
Zaferden sonra, Mustafa Kemal ismi, “ İstanbul’u Kurtaran Kahraman” unvanıyla özdeşleşti.
Tüm bunlardan sonra Atatürk’ün Çanakkale’deki komuta yeteneğine hala dil uzatanları akıl, mantık, vicdan ve insafa davet etmekten başka yapacak bir şey yoktur.
Yasemin Eryıldız