HARAM OLSUN USTALARI!
WAN (VAN) minute dostlarım... Bir dakika!
Van deyip geçmeyelim... Başımızı her tarafa çevirelim. Dikkat kesilelim! Gerçeği görelim... Açıla açıla nereye geldik?. Ülkemde pişirilmeye çalışılan kavga ortamında omlet için yumurtalar da piyasada! İlerisi, gerisi, ne getirir ne götürür düşünmeden biz yapalım olur, onlar bizi kıskanıyor, onların fikrinden ne hayır gelir dayatması ile ite kaka nereye gidiyoruz? Anayasayı dayatıp baba yasalarla yürünmüyor mu?
CHP nin TV gösterisinde yumurtacıları gördünüz... Bunlar taş devrinden bugüne gelişerek geldiler!. Taştan yumurtaya geçiş yaptılar. Siyasette pişenlerin, siyaseti sermayea yapanların ellerinde önceleri taş vardı. Hemen hatırlanabilir örnekler;
İsmet İnönü’yü Burdur’da Demokrat Parti’liler taşa tuttular (1958) CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit’i, Isparta’da Adalet Paretililer taşladı. (1973) Bu tür taşlama modası siyaset arenasında uzunca bir zaman değişik illerde de sürüp gitti. Uşak olayları ,Topkapı taşlaması hatırlanabilir örneklerdir. Van’a kadar uzanan bu siyasi karşılama modasında bugün tavuklar önemli bir rol oynadı.. .Taşların bir kısmı yumurtaya dönüştü. Taze ve köy yumurtasına!
WAN kent olarak başka olayları da dışa vuruyor. Benim aklıma Van denince (kentin ismini yanlış mı yazdım acaba?) Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın’a yapılanlar da geliyor. Yücel Aşkın tüm suçlamalardan aklandı. Ama günlerce aylarca iftiralara göğüs germek, baskıları karşılamak, hapis yatmak zorunda kalmadı mı? Çektiklerini hak ediyor muydu? Hemen unutuyoruz. Üniversite Genel Sekreter Yardımcısı Enver Arpalı olayları kaldıramadı. Hapishanede intihar etti. Vicdan azabını çekenleri gören olmadı! Acaba haksızlık mı yapıyoruz diye endişeye kapılan kaldı mı?
İnternet’e düşen yazısında Behiç Kılıç VAN için bir başka pencere açıyor:
“İstanbul’da TÜYAP fuar organizasyonunda Türkiye’nin belediyeleri, sergi çalışmaları vardı. Van Belediyesi, işte bu sergide Van’ı “WAN’laştırdığını” ilan etti. İstanbul’da yaşayan Vanlı kardeşlerimiz de bu fuara gittiler. Sıkıntıya düştüler. Van ili adeta PKK militanları ile temsil ediliyordu. İstanbul’da böyle de, “durum” Van’da daha vahim, anlatılanlara göre... Türk kökenliler kenti terke zorlanıyor, zaten şu anda çoğu da göç etmiş durumda!.. Kürtçe bilmeyen esnaftan artık alış veriş ettirilmiyor!..
PKK’ya karşı duranlara hayat hakkı tanınmıyor, mülklerine inşaat izni alamıyor, kiraya veremiyorlar. Evlere, iş yerlerine Türk bayrağı asamıyorlar... Bayrak asan tehdit ediliyor, polise şikayetin karşılığında, “Sen de asma kardeşim, tatsızlık çıkmasın!..” cevabı alınıyor...
Vah benim ülkem vah...
Hergün biraz daha siyaha boyanıyorsun... Lime lime ediliyorsun... Birbirimizi daha çok sevmemiz gereken noktada daha çok sövüyoruz! Zıtlaşma, ayrışma yarışa dönmedi mi?
Şu dernek bize karşı... Hadi yandaş. Kur bir karşı dernek... Emirle olduğu anlaşılmasın diye koy başına sihirli kelimeyi... Demokratik ileri ŞEY DERNEĞİ!
Şu medyada hâlâ bize karşı olanlar var... Hadi yandaş... Kur bir karşı dernek... Emirle olduğu anlaşılsa da bir şey olmaz artık. Gizlilik korkumuzu da yendik! Koy başına sihirli kelimeleri... Demokratik daha da özgürlükçü ŞEY DERNEĞİ!
Şenlik büyüyor... Umutlarım daralıyor. Ruhumda hiç pembe bir renk kalmadı!
Vah benim ülkem vah...
Bahar şenliği yerine içte (PKK) saldırılarının artacağı beklentisi, dışta Ermeni Soykırım sözünün ABD Başkanı tarafından kulanılacağı endişesini var. Acil mektuplar, Büyük Elçi iadeleri ve de ABD gezisi öncesi hazırlık dosyasına dâhil edilen Ermenistana, Yunanistana şirin görünme gayreti. Gene dışda elde zeytin dallı aktivite, içte ise tırmanan gerilim! Üst düzey kumadanların üçte biri kadarı tutuklanmak üzere savcılığa, geri kalanı PKK ya karşı tankları tüfekleri uçakları ile sınıra sevk!
Oysa TV ye bakınca başka bir hazırlık var. Boyacıların telaşı mevsimlik, siyasetin boyaması nerede ise ömür boyu. Sevgiden yana şansımız, babasının mesleğini söyleyen çocuk kadar olsa bari. O babasını “helâl olsun ustası” olarak gururla tanıtıyor. Ya biz, ufkumuzu karartanlara yüreğimizdeki sevgiyi öldürenlere, haykıramıyoruz.. Çekilin artık siyaset sahnesinden . Nedir sizden çektiğimiz!. İşsizi görmeyin.. Okuma uğruna intihara sürüklenen genci görmeyin. Satılık köyleri fark etmeyin.. Önce yağmura çevirin taşı yumurtayı sonra inkâr edin. Yıllardır aynı fırça ile boyayın halkımın gözünü.. Kardaş yerine yandaş yapın! Karartın yarınları...
Yeter... Yeter artık...
Haram olsun ustaları!
Yalçın Kamacıoğlu