
Umudumuz artık bir gün parti kapatılması zorunluluğu olmayan gerçek demokrasiye kavuşabilmektir.
Demokratik Toplum Partisi, Türkiye'nin siyasal yaşamındaki 49. parti olarak siyasette yerini almıştı. 9 Kasım 2005’te Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk eşbaşkanlığında kurulmuştu.
2007 seçimlerine tartışmalı adaylarla bağımsız bir şekilde girmiş, aralarında Hatip Dicle ve Orhan Doğan gibi isimlerde vardı. Bu isimlere her ne kadar Yüksek Seçim Kurulundan vize çıkmasa da onlar yollarına devam ettiler. Meclise girmekle kalmayıp, grup dahi kurdular.
DTP Meclis'e girdikten bir kaç ay sonra Dağlıca baskını yaşandı.
8 askerimiz kaçırılmıştı. PKK kampına askerleri teslim almaya DTP 'li vekiller gitti.
Bu olaylardan sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, "Bölünmez bütünlüğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiği" gerekçesiyle DTP' ye kapatma davası açtı.
Bu süreç yaklaşık 2 yıl sürdü. Esasen Türkiye’deki parti kapatma davalarına bakarsak 2 yıl gibi süren bir kapatma davası yoktur. Diğer kapatılan partiler, en geç bir yıl gibi kısa bir sürede sonuçlanmıştır.
Yaklaşık 2 milyon 2 yüz bin oy alan DTP, parti kapatma kararı arifesinde partililerin ölçüsüz ve şiddeti tasvip eden açıklamalar yapması, bunun üstüne gelen Tokat saldırısı sonucunda maalesef büyük umutlarla kurulan DTP Anayasa Mahkemesi tarafından 11 üyenin tamamının oyuyla, 11 Aralık 2009 tarihinde resmen kapatıldı.
Ne ilginçtir ki dosya iki yıl önce açılmış olmasına rağmen, iktidarda bulunan AK Parti kapatmayı zorlaştırıcı yasa değişikliği hakkında bildiğim kadarıyla hiçbir girişimi olmadı.
Acaba AK Partide DTP’nin kapatılmasını mı istiyordu diye bir soru geliyor insanın aklına.
Ya da tüm bunlar birer oyun muydu?
DTP, HEP geleneğinden gelen ve 16 yıl içerisinde kapatılan 5. parti oldu.
Ne yazık ki parti içinde ılımlı çizgide görülen Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk gibi milletvekilleri yasaklı duruma düştüler.
Şimdi DTP milletvekillerinin sine-i millete dönme gibi bir planı olduğu söylenmekte. Yeni bir parti veya yedek bir parti olarak kurulduğu söylenen Barış ve Demokrasi Partisine geçip, yollarına devam edecekleri tahmin edilmekte.
Acaba DTP hiçbir zaman kendi olamayıp, hep dışarıdan mı yönetildi?
Parti kurulurken Türkiye’de bilinmeyen eş başkanlık sistemi de dışarıdan birileri tarafından mı empoze edilmişti?
Yıllardır Türkiye’de kapatılan partiler yüzünden Türk demokrasisi siyasi partiler mezarlığı haline gelmiştir.
Umudumuz artık bir gün parti kapatılması zorunluluğu olmayan gerçek demokrasiye kavuşabilmektir.
Yeni sitemizi beğendiniz mi?