Usûl değil... Usul usul!
Hukukculara göre adaletin kaybolmaması, hukukun zedelenmemesi usule uymakla mümkündür. Bugün adaletin içine düştüğü çalkantı birinin ak dediğine diğerinin kara demesi usulden de değildir. Gerçeği öğrenmek zora girmiş, HABER kirliliği ölüm noktasına ulaşmıştır.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Anayasa oylaması sırasında yapılan baskıyı kesin bir dille şöyle yalanlıyor. “Bizde baskı yok. Kendi partisine, milletvekillerine baskı yapan halkına da baskı yapar. Bugüne kadar herkes özgür iradesiyle oyunu kullandı; bundan sonra da aynı şekilde kullanacak” Baskı yok, göz yaşartan konuşmalar, göz kamaştıran ikramlar ve akıl tutulması gibi beyanlar var!
Günün flaş ismi Kürşat Tüzmen, “Ben içerde konuşurum tartışırım. Ama bunu siz duymazsınız. (Milletin şikayeti zaten gizli kapaklı konuşmalar, anlayamadıkları kararlar değil mi?) İçeride ne karar verilirse ona uyarız. Başbakan uçurumdan atlıyorsa, bize yakışan onun arkasından atlamaktır. Karar doğrudur yanlıştır önemli değil, Türk töresi böyle gerektirir” dedi.
Türk Töresine uyup uçurumdan atlayacak olan aynı Kürşat Tüzmen Meclise Japon töresini getirdi ve bir çeşit çiğ balık olan suşi patisi verdi. O gün ayakkabıları da İtalyan töresini yansıtıyordu. Tüzmen ayakkabılarının Borsalino olarak adlandırılan Sicilya tarzı ayakkabılar olduğunu açıklamayı da ihmal etmedi...
Öte yandan Türk Töresine uymayan işler de yapılıyordu. Uçurumun kenarında durup neden atlamamız gerek diye akıl erdiremeyenler de var... Kara kara düşünenler sorup duruyor... İçerde ne oluyor?. Nasıl oldu da Anayasa değişikliğinin 17. Madde 337 oy aldı?. Hayır oyu verenler için sonları hayırlı olmayacak bilgisi mi gitti?. Kulaklarına kar suyu mu kaçtı? Hayırın hemen ardından. Neden EVET dediler?
İddialar, yumruklar ve küfürler kadar çıplak... CHP li Kılıçdaroğlu oylamada şaşırtıcı virajlar alan Milletvekili Ufuk Uras için “millet onu solcu olduğu için parlamentoya gönderdi. AKP’nin yargıyı ele geçirme stratejisine destek olması için değil.” diyerek anlayamadığımız akıl erdiremediğimiz değişimlere dikkat çekti!
Uçurumun kenarına kadar gelip ayak direyenlerin “FİRE verdirenler listesi” de hazırlanıverdi. AKP milletvekili Faruk Koca listeyi neden yaptığını ise şahane bir mantıkla açıklası: “Arkadaşlarımızı fitneden korumak için!”
Allah ülkemi her tür fitneden nasıl koruyacak? Sadece fitneyi konuşur olmadık mı? Akıl almaz iddiaları akıllı adamların(!) kelamı olarak görmeye başlamadık mı? Karalamayı ezber yapıp aklamayı unutmadık mı? Bugün aklananların çamurunu kim, nasıl temizleyecek?
Görevini kötüye kullanmakla suçlanan Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, Yargıtay’da yargılandı ve beraat etti. Aklandı... Suçu yokmuş... Kaçmaz “Görevi kötüye kullanma” ve “Hazırlık soruşturmasının gizliliğini ihlal” ile suçlandı. Hâkim KAÇMAZ Cumhurbaşkanı’nın kayıp trilyon davasından yargılanmasını da istemişti. Hakkında söylenmedik şey bırakılmadı. Nereye vardık? Atılan çamurları kim nasıl ve ne zaman temizleyecek?
Ve Osman Kaçmaz’ı meslektan atılmasına karar veren Adalet Bakanının ADALETİ sorgulanmayacak mı?
Bir başka balyoz haberi itibar görmemiş gibi! Pek çok gazete ortaya atıldığı günkü heyecan yok! Pek çoğu değer verip büyütmemiş! Belki fitne unsuru eksik olduğu içindir!
Haber şöyle: “Askeri bilirkişi tarafından hazırlanan rapor İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ulaştı. Bilirkişi, Balyoz planıyla ilgili CD’lerde sahtecilik yapıldığı ihtimalinin olduğunu belirtti. Raporda ayrıca, Suga, Çarşaf, Oraj, Sakal planlarının gerçek olmadığı yönünde delillerin bulunduğu kaydedildi”.
Hukuk usul içinde uygulanırsa HUKUK oluyor... Yaşadığımız bilgi kirliliği, tarif edilen özgürlük ve demokrasi içeride konuşulanları asla bilmemek ve bir emirle uçuruma atlamak oluyor! Tüzmen haklı galiba... O Başbakanın ardından uçuruma atlar, ona yakışan o dur. Bize yakışan da bu mudur? Başbakanın verdiği hapı yutkunup Fitne ve usulsüzlük ile usul usul uçurma itilmek!