SAVRULMA NOKTASI!
Doğrudur dediğimiz ilkeler, sağlamdır diye bastığımız zemin uzunca bir süredir aynı zemin değil! Dengeleri sarsan iddialar ve bunların zamanlamaları hayret verici...
Baykal’ın kaseti, CHP nin kongresine üç beş gün kala ve referandumun mahkemeye gidişi öncesi değil mi? Kaldı ki AKP nin saçılan açılımı, demokrasi derken tek ses, tek adam dayatması iyiden iyiye sisler arasından çıkmaya, hemen her kesim için görülür olmaya başlamamış mıydı?
Tüzmen’in Başbakan için söylediği söz henüz kulaklarda
“O uçuruma atlarsa ardından doğru yanlış demez biz de atlarız”
Ya CHP li gençlerin açlık grevi! Israrla sürmüyor mu?
Ne diyorlar?
Daha iyi bir yönetim mi istiyorlar!
Değişim ve parti içi demokrasiden mi söz ediyorlar! Geleceği emanet edeceğimiz gençleri mi temsil ediyorlar? İstedikleri şey tek adama dayalı değil mi!
Açlık grevi kimin için?
Ne istiyorlar?
“Genel Başkan geri dön”
Geri dönüp bakmamız gerekmiyor mu? Hangi noktadayız? Açıla saçıla nereye geldik?
Tek adamları hangi noktalara taşıdık? Sen ha! Laf sözlersin haaa!
Oğlunu kaybeden baba... Acısını yüreğine gömmüş ama sıra oğlunun cenazesini kaldırmağa gelince dişlerini sıktığı, boğazında düğümlediği acı kurtuluyor. Bağırıyor acıyla. Geri gelmeyeceğini bildiği oğlunun ardından... Ve Başbakana hakaret ettiği için başı derde giriyor. Haber kısacık... Geldiğimiz yer daracık kalmıyıor mu?
“Hakkâri`nin Çukurca ilçesi yakınlarında operasyona giderken PKK`lı teröristlerin çapraz ateşi sonucu şehit olan Halil Kömür`ün babası Ahmet Kömür, cenaze töreninde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`a hakaret ettiği gerekçesiyle 11 ay 25 gün hapis cezasına çarptırıldı.”
Karşıt görüşlü gençler çatışmasını yeniden duymağa başlamadık mı?
“Muğla’da Yurtsever Demokratik Gençlik üyeleri ile ülkücü gençler laf atma yüzünden karşı karşıya geldi. Üniversite öğrencisi Şerzan Kurt’un tabancayla omzundan yaralandığı kavganın ardından önceki gece de Kötekli Mahallesi’nde çıkan olaylarda 4 kişi yaralandı, 72 kişi gözaltına alındı. Kenti ziyaret eden MHP milletvekili Metin Ergun, Türk bayrağı asılı ev ve işyerlerine saldırılmasını eleştirerek, “Bu tesadüf değil. Habur’da ne yaşandıysa Muğla’da da yaşatılmaya çalışılmıştır. Muğla’da devlet eliyle terör yaşandı, PKK propagandası yapıldı” dereken BDP Bodrum İlçe Başkanı İdris Danışlı, olayların sistematik başlayıp sürdüğünü polisin sağ görüşlü öğrencilerle birlikte, karşı gruba saldırdığını iddia etti.”
Gidiyoruz da nereye doğru gidiyoruz? Daha derin ve ileri bir demokrasiye mi gidiyoruz? Kavga şiddetleniyor. Büyük Millet meclisimizin küfürlü, yumruklu, öfkeli oturumları bizi gelecek için endişelenip hop oturup hop kaldırmıyor mu?
Moda; TSK ya saldırmak. Hukuktan şikâyetçi olmak. İşine geleni almak gelmeyeni tuuu kaka ilan etmek.
Siyaset halkı kalkındırma sanatı olmaktan çıktı kandırma aracı oldu!
Vesayet sisteminden şikâyet neyi getirmek için dillerde dolanıyor?
Paylaşım kavgasını nereye bağlıyor? İstenen ne? Daha fazla özgürlük mü?
Siyasette şahıslara değil ilkelere bağlılık mı? Açıklık mı? Hesap verir olmak mı?
Parti içi demokrasiye bağlılık, karşı fikirlere saygıya bağlılık mı?
Bizim uygulamalarımızda bunlar mı var?
Yaptığımız ne?
Özel hayatın dokunulmazlığını YOK saymak değil mi?
Kadının adını her zaman ki gibi gündeme almamak olmuyor mu?
Siyasi linçleri gizli çekimlere bağlayıp çekilmez kılmıyor muyuz?
Hemen hepimiz sağduyumuzu iple asıp idam fermanlarını uçkura bağlamıyor muyuz?
TEK ADAM’lardan kurtulup ilkere bağlanmak için galiba kavga uzayacak. Vesayet şikâyeti asker- bürokrat adresinden taşınıcak ama sivilleşecek ama daha demokratik olmayacak... Demokrasi uzlaşı rejimidir tarifi ülkemde henüz yer bulmayacak! İktidar olma, istediği gibi paylaşma tutkusu hız kesmiyor. Dönüp bakıyoruz ve soramıyoruz.
Paylaşamadığımız ne?
Paylaşma kavgası zirveye gelirken zırvaları da güncel tutuyor.
Açlığı konuşamıyoruz... İşsizliği tartışamıyoruz.
İpler gerilmiş...
İpler kopmuş...
Savrulma noktasında uçkura sığınmışız!
Yalçın Kamacıoğlu