|SELECT LANGUAGE YOU WANT TO READ/Turkey News Agency Internet Newspaper||OKUMAK İSTEDİĞİNİZ DİLİ SEÇİNİZ/Türkiye Haber Ajansı İnternet Gazetesi|

CEMRE
Cansen ERDOĞAN

Cansen ERDOĞAN

- HAYATIN C ŞIKKI
  • Instagram

CEMRE

11 Mart 2019 - 01:15

CEMRE

Hava düzeldi ya biraz, güneş açtı ya, e cemreler de düştü peşi sıra, o zaman şöyle biraz yeşil, biraz mavi, afili bir bahar yazısı patlatmak geldi içimden. Biliyorum yalancı bahar bu, biliyorum kandırıyor sıcağa koşan, tutkuya sarılan umudu. Tamam, daha nisan yağmurları var yağacak yüreğimize zorlu ama olsun. Düşen cemreler hatırına, filizlenen bahar dalları adına bu yazı da şuracıkta dursun…

Osmanlıca’ da kor demekmiş cemre; sıcak hatta çok sıcak anlamında. Bizde de postacı havasında, hani postacı kapıyı üç kere çalar ya, cemre de öyle. Birinci cemre; havaya 20 Şubatta düşüyor, havalar ısınıyor. İkinci cemre; suya, 27 Şubatta, sular ısınıyor. Üçüncüsü de toprağa, 6 Martta düşüyor, bahar başlıyor.

Düşmez kalkmaz bir Allah da keşke izleyebilsek şu düşüşleri yaaaa.  Yüksek bir tepede, belki bir deniz kenarında ya da balkonda oturup güneşin doğuşunu, batışını izler gibi sanki. Bir yıldızın kayışına şahit olup dilek dilediğimiz gibi yakalasak onları düşerken. Tutsak avuçlarımızla, taksak saçlarımıza.

Yazarken geldi aklıma, kutuplara da cemre düşüyor mu acaba? Yok, yaa düşse anlaşılırdı, ısınırdı ortalık. Anca kötü yola düşer orada cemre, faydası da olmaz cem-i cümleye. Valla işin esprisi bir yana düşecekse gönüllere düşsün önce cemreler. Baharlar başlatsın, çiçekler açtırsınlar. Derler ki sevdanın da üç cemresi vardır; Göze düşerse beğeni olur, kalbe düşerse aşk olur, ruha düşerse vazgeçilmezin olur…

İnsanlığa da düşsün cemre düşmüşken, merhamet getirsin, ısıtsın buz kesmiş vicdanları. Sevmeyi beceremeyenlere, değer kıymet bilmeyenlere, değil başkasını kendini dahi sevmeyenlere baharlar getirsin.

İçimdeki küçük kızın yalınayak çimenlerde koşmasından mıdır bilmem, bahar gülümsetiyor beni. Yüreğimi sarhoş ediyor, bedenimi yorgun. O üşümemek için giydiğim, incinmemek için büründüğüm güç mantosunu çıkarıyorum. Dik durmak, güçlü olmak zorunda değilmişim gibi geliyor, güneşin dizlerine başımı yasladığımda. Ilık bir rüzgar saçlarımı okşarken usul usul, kalbimin tüm içtenliğiyle teslim oluyorum pembeye, maviye, yeşile…

Yeniden doğuşun diğer adı bahar…

Toprak ana uyanır gerine gerine, yüzünde mahmur bir gülümsemeyle…
Ve bulutlar, biriken gözyaşlarını tutamaz artık, koy verirler damlalarını yere...
Zemzem suyu edasıyla yıkarlarken çorak toprağı, nur taneleri olurlar, bereket kisvesiyle…

Hayattaki tüm radikal kararlarımı baharlarda almış biri olarak bunun sebebini de doğaya bağlıyorum ben. O ottan, böcekten, çiçekten, güneşten gelen enerji ne istediğini gösteriyor sana, ya da ne istemediğini. Hani yazlık- kışlık kıyafetler ayrılır ya, onun gibi.

Önce mecburiyetler; Ne kadar gerekliler, ayırmak lazım, tahammül edilecekler, gönderilecekler. Sonra çevrendeki kişiler; Seni üzenler, sevenler. Yük olanlar, yükü alanlar. Tuhaftır ama evren de bir şekilde yardım ediyor galiba, misyonunu tamamlayanların çıkmasına hayatımızdan. Bir vesile oluyor mutlaka, ya kalbimiz kırılıp, bölünüyor parçalara, ya da bir kazık saplanıp kalıyor sırtımıza. En yakınınızdaki oluyor bu bazen, eş- dost bildiğimiz, hep yanında olduğumuz, yanımızda olacak zannettiğimiz. Öyle değilmiş diyorsunuz bazen, ‘Değmezmiş’…

Alıp başını gitmelerin, dinlenmelerin mevsimi bahar. Dünyaya sırtını dönüp bahara koşan yüreğin sessiz çığlığının bakir kuytularda izini sürme zamanı. Nazlı bir gelin gibi papatyalarla dolar, düş ekili tarlalar ve ruhu yıkayan yağmurlarla sarmaş dolaş olur ya yapraklar. İşte o zaman, bir şarkı dolanır benim de dilime; Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum, yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar...

Soğuk bir hançerle tam kalbinden vurulmuş bir şehrin, gözleri yolda hayali bahar. Dibine kadar bir kış kadını olsam da, aşkım beyaza, kara, soğuğa olsa da yeşil ümitleridir bahar, içi içine sığmayan sabırsız yüreklerin, dal dal uzayıp tenlerinde çiçekler açtırdığı. Nazlı bulutlarınla, eteğinde topladığın alların morlarınla, kekik kokan kırkikindi yağmurların, günaha çağıran günbatımlarınla ey bahar; geçmiş geride kaldı, acılar firar. Hem kahverengi dallarda pembe çiçekler açabiliyorsa umut her zaman var…
Gökten üç cemre düşmüşşş, Biri kalbe, biri akla, biri ruha…
Şimdi bahar zamanı; Yaşatana, yaşayana ve de yaşadığının farkında olana… !

CANSEN ERDOĞAN
www.cansenerdogan.com
twitter: @cansenerdogan
instagram: @cansenerdogan    

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar