|- Turkey News Agency Internet Newspaper | SELECT LANGUAGE YOU WANT TO READ || Türkiye Haber Ajansı İnternet Gazetesi | OKUMAK İSTEDİĞİNİZ DİLİ SEÇİNİZ -|

Sevgi dilini unutuyor muyuz?
Yaşar KABA

Yaşar KABA

Sevgi dilini unutuyor muyuz?

04 Kasım 2018 - 04:44

Sevgi dilini unutuyor muyuz?

Sevgili dostlar, son yıllarda siyasetin geldiği nokta toplumda da bir kırılmaya mı yol açıyor? Bunun üzerinde uzmanların biraz kafa yormaları gerekmiyor mu? Bir yanda toplumun bir kısmı yüksek sesle çekilen nutuklara pirim verirken, bir yanda gelişen bu dilin yine toplumun büyük bir kısmında kırılmaya neden olduğu umutsuzluğu derinleştirdiği bir gerçek.

Umutsuzluğun toplumda yarattığı güven bunalımı, gelecekle ilgili plansızlığı doğal olarak ta üretkenliği etkilediği gerçekliği genel bir durum tespitidir.

Her iki durumunda, her iki tarafta yarattığı güvensizlik sevgisizliği getirirken, toplumda büyük onarılmaz yaralanmalara yol açacağı ortadadır, bunun için uzman olmaya gerek yoktur.

Hâlbuki ‘Analar diyarı Anadolu’yu yurt seçenler en olumsuz koşullarda dahi umudunu yitirmedi, olumsuz koşullar onu sevgiden bir adım geri adım attırmadı, dolu dolu aşk türküleri yine o olumsuz koşullarda söylendi.

Adına yakışır ana sevgisi, bir sevgiliye olan tutkunun aşk dizeleri ne yüreklerde nede dizelerde eksildi.

Sevgi bu toprakların insanlarının genlerine o denli işlenmişti ki, söz yazmadan ozanların sazından sözlerine yansıdı.

Bu topraklar “Anadolu” olma özelliğini yüzlerce yıl hiç bozmadan korudu.

Peki, bu gün nefret dili demeye dilim varmasa da ona yakın söylemler toplumun büyük bir kesiminde şaşkınlıkla izlenmeye devam ederken toplumsal kırılmaya da devam ediyor.

Bu eylem içinde olanların bu topraklarda yetiştiğine insan inanamıyor. Bu sevgisizlik neden? Bu nedenleri bir an önce aşmalıyız. Elbette bu kırılma aşılacaktır. Ancak bu eylem içinde olanlarda bir durup düşünsünler bu halk bunları hak ediyor mu?

Cumhuriyet aydınlanması onları bir birey yaptı, bu gün hayal edemeyecekleri yer ve makamlara geldiler. Bu düşmanlık ve hoşgörüsüzlüğün onları karanlığa götüreceğini bilmeliler.

İzmir Marşını okudu diye gençlerimiz devletin okulunda tokatlanıyorsa, Türk milleti adına “Andımızın” okunması yönünde karar veren mahkeme hırpalanıyorsa ortada ciddi bir sıkıntı var demektir.

İzmir Marşında rahatsızlık veren sözler “İzmir'in Dağlarında Oturdum Kaldım, Şehit Olanları Deftere Yazdım, Öksüz Yavruları Bağrıma Bastım, Kader Böyle İmiş Ey Garip Ana, Kanım Feda Olsun Güzel Vatana, sözlerimi, yoksa bir ulusu yok oluştan kurtaran, 20. Yüzyılın aydınlanma lideri Mustafa Kemal Atatürk’ e atfen yazılan “adın yazılacak mücevher taşa” mı?

Ya “Andımız”ın bu sözlerimi “Türküm, doğruyum, çalışkanım, İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.”

Bu sözler yine sevgisizliğin ve umutsuzluğun tam ortasında Anadolu’nun sevgi ve aşk pınarlarından umutsuzluğa ve sevgisizliğe karşı başkaldırısıdır.

Sevgi su gibidir! Saf ve duru, susuz kalan bir ağaç kurur gider ne kadar büyük ve güçlü olursa olsun.

Sevgisiz bir insan su verilmeyen ağaç gibidir. Toplumsal olarak kurur yok olur gider, ancak Analar diyarı Anadolu insanı buna hiçbir zaman izin vermez.

Sevgiyle, saygıyla kalın

Yaşar Kaba

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar