Esnaf ve Bolu Pazarında referandum ziyaretleri yapan BTP Bolu il teşkilatı ‘Hayır’ gerekçelerini Bolu halkına anlatıyor. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Bolu İl Başkanı Mustafa YAĞCI referandum çalışmaları ile ilgili değerlendirmeler yaptı.
Yağcı, ‘’Şu ana kadar esnaf, kahve ve Pazarlarda halkımıza ‘Hayır’ gerekçelerimizle birlikte önümüze gelecek olan 12 Eylül Anayasa referandum paketinin ne anlama geldiğini anlatıyoruz.
Çalışmalarımız da bizim hissettiğimiz ve gördüğümüz doğru ve haklı olan ‘Hayır’gerekçelerimize inanan halkımızın ve insanımızın partimize olan teveccühü ve yoğun ilgisidir. Referanduma kadar çalışmalarımızı sürdürerek halkımızı aydınlatmaya devam edeceğiz.''dedi.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Bolu İl Başkanı Mustafa YAĞCI, Hayır gerekçeleri ile ilgili şu şekilde bir açıklama yaptı.
"Neden “HAYIR” diyeceğiz?
Önümüze konulan anayasa paketi, milletin ve devletin menfaatlerini koruyan Yüksek Yargı’nın (Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın) elini kolunu bağlıyor. Hükümetin peşkeşlerinin önündeki yargı denetimi ortadan kalkıyor.
Böylece demokrasinin vazgeçilmezi olan “kuvvetler ayrılığı” prensibini ortadan kaldırılıp; yerine “kuvvetler birliği” prensibi getiriliyor. Yani hükümet “tek güç” haline geliyor.
Bu tek güç de, ABD’nin ülkemiz ve bölgemiz üzerindeki emellerine hizmet edecek, “Şark Projesi” sürdürülecek ve “Sevr” uygulanacaktır.
Neticede Türkiye hızla federasyona sürüklenecek ve ardından bölünme kaçınılmaz olacaktır. “Ayrılmayı referanduma götürelim” diyenler hükümetin açtığı zeminde istediklerine kavuşacaklardır. Bunun için “HAYIR” diyoruz.
AKP’nin yapısını değiştirmeye çalıştığı Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın engel olduğu bazı icraatları size sayayım;
Örnek 1) AKP Suriye sınırındaki 2 Kıbrıs büyüklüğünde mayınlı araziyi İsraillilere devretmeye kalkıştı. Anayasa Mahkemesi “hayır veremezsiniz” dedi. (23 Temmuz 2009)
Örnek 2) AKP hükümeti, Türk milletinin katrilyonlarca dolarlık maden yataklarını, toprak ve ormanlarını, limanlarını, TÜPRAŞ, POAŞ, Telekom, SEKA, Eti Madencilik İşletmeleri gibi yüzlerce en karlı işletmeleri ecnebiler ve içerdeki komisyoncularına özelleştirme adı altında peşkeş çekiyor. Anayasa Mahkemesi “hayır böyle özelleştirme olmaz” diyor. Danıştay “hayır bu peşkeşlere geçit veremeyiz” diyor.
Örnek 3) AKP hükümeti, özelleştirme adı altında asgari değeri 4-5 milyar dolar olan Seydişehir Alüminyum’u ecnebi bir firma ve ortakçısı Başbakan’ın hemşerisi olan CE-KA’ye kelepir fiyatına 222 milyon dolara devretti. Kasadaki, eski parayla 15 Trilyon TL’yi de alıcı şirketin hesabına aktardı. Yanında da, devlete yıllık getirisi 200-250 milyon TL olan ve sadece demirbaş değeri 1.5 milyar doları bulan Oymapınar Barajını da promosyon olarak verdi, hibe etti. Danıştay bu peşkeşi durdurdu.
(Danıştay 13. Dairesi, 29.06.2006; Danıştay 13. Dairesi, 8.2.2008)
Örnek 4) Hükümet “Tekel'i şakır şakır yabancıya sattık, işçilerini de ya kapının önüne koyalım ya da 4C çuvalına sokarak köle gibi çalışsınlar” hükmüne vardı, Danıştay durdurdu. (Danıştay 12. Dairesi, 1 Mart 2010) “Şeker fabrikalarını da Tekel gibi yabancıya satalım, nasıl olsa işçilerini 4C yaparız” dediler, Danıştay onu da durdurdu.
(Danıştay 13. Dairesi, 23.01.2010)
Örnek 5) AKP hükümeti İstanbul’un gözbebeği ve iş merkezi Galataport’u ihale-mihale yapmadan sümen altından Yahudî Sami Ofer grubuna devretti. Danıştay, “Galataport’u Yahudi Ofer’e böyle pazarlıksız veremezsin” dedi.
(Danıştay 6. Dairesi, 6.1.2006).
Örnek 6) Aynı şekilde TÜPRAŞ, TELEKOM, SEKA vs. en kârlı işletmeleri ecnebilere veremezsiniz, dedi, durdurma kararları verdi.
(Danıştay 10. Dairesi, 24.6.2004; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 3 Ocak 2006)
Hükümet, TÜPRAŞ, TELEKOM gibi birçok işletmede yine yapacağını yaptı, elden çıkarttı. Galataport ise referandum sonrasını bekliyor.
Referanduma evet demek bütün bu peşkeşlere evet demektir.
Tüm bu kurumlar milletin malıdır, alınteridir, dışından tırnağından artırıp ortaya çıkarttığı en kârlı işletmelerdir, bunlar ecnebiye verilemez. Referandumun can alıcı noktası budur.
O nedenle bu Anayasa’ya HAYIR! " diyerek konuşmasını tamamladı.
"Neden “HAYIR” diyeceğiz?
Önümüze konulan anayasa paketi, milletin ve devletin menfaatlerini koruyan Yüksek Yargı’nın (Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın) elini kolunu bağlıyor. Hükümetin peşkeşlerinin önündeki yargı denetimi ortadan kalkıyor.
Böylece demokrasinin vazgeçilmezi olan “kuvvetler ayrılığı” prensibini ortadan kaldırılıp; yerine “kuvvetler birliği” prensibi getiriliyor. Yani hükümet “tek güç” haline geliyor.
Bu tek güç de, ABD’nin ülkemiz ve bölgemiz üzerindeki emellerine hizmet edecek, “Şark Projesi” sürdürülecek ve “Sevr” uygulanacaktır.
Neticede Türkiye hızla federasyona sürüklenecek ve ardından bölünme kaçınılmaz olacaktır. “Ayrılmayı referanduma götürelim” diyenler hükümetin açtığı zeminde istediklerine kavuşacaklardır. Bunun için “HAYIR” diyoruz.
AKP’nin yapısını değiştirmeye çalıştığı Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın engel olduğu bazı icraatları size sayayım;
Örnek 1) AKP Suriye sınırındaki 2 Kıbrıs büyüklüğünde mayınlı araziyi İsraillilere devretmeye kalkıştı. Anayasa Mahkemesi “hayır veremezsiniz” dedi. (23 Temmuz 2009)
Örnek 2) AKP hükümeti, Türk milletinin katrilyonlarca dolarlık maden yataklarını, toprak ve ormanlarını, limanlarını, TÜPRAŞ, POAŞ, Telekom, SEKA, Eti Madencilik İşletmeleri gibi yüzlerce en karlı işletmeleri ecnebiler ve içerdeki komisyoncularına özelleştirme adı altında peşkeş çekiyor. Anayasa Mahkemesi “hayır böyle özelleştirme olmaz” diyor. Danıştay “hayır bu peşkeşlere geçit veremeyiz” diyor.
Örnek 3) AKP hükümeti, özelleştirme adı altında asgari değeri 4-5 milyar dolar olan Seydişehir Alüminyum’u ecnebi bir firma ve ortakçısı Başbakan’ın hemşerisi olan CE-KA’ye kelepir fiyatına 222 milyon dolara devretti. Kasadaki, eski parayla 15 Trilyon TL’yi de alıcı şirketin hesabına aktardı. Yanında da, devlete yıllık getirisi 200-250 milyon TL olan ve sadece demirbaş değeri 1.5 milyar doları bulan Oymapınar Barajını da promosyon olarak verdi, hibe etti. Danıştay bu peşkeşi durdurdu.
(Danıştay 13. Dairesi, 29.06.2006; Danıştay 13. Dairesi, 8.2.2008)
Örnek 4) Hükümet “Tekel'i şakır şakır yabancıya sattık, işçilerini de ya kapının önüne koyalım ya da 4C çuvalına sokarak köle gibi çalışsınlar” hükmüne vardı, Danıştay durdurdu. (Danıştay 12. Dairesi, 1 Mart 2010) “Şeker fabrikalarını da Tekel gibi yabancıya satalım, nasıl olsa işçilerini 4C yaparız” dediler, Danıştay onu da durdurdu.
(Danıştay 13. Dairesi, 23.01.2010)
Örnek 5) AKP hükümeti İstanbul’un gözbebeği ve iş merkezi Galataport’u ihale-mihale yapmadan sümen altından Yahudî Sami Ofer grubuna devretti. Danıştay, “Galataport’u Yahudi Ofer’e böyle pazarlıksız veremezsin” dedi.
(Danıştay 6. Dairesi, 6.1.2006).
Örnek 6) Aynı şekilde TÜPRAŞ, TELEKOM, SEKA vs. en kârlı işletmeleri ecnebilere veremezsiniz, dedi, durdurma kararları verdi.
(Danıştay 10. Dairesi, 24.6.2004; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 3 Ocak 2006)
Hükümet, TÜPRAŞ, TELEKOM gibi birçok işletmede yine yapacağını yaptı, elden çıkarttı. Galataport ise referandum sonrasını bekliyor.
Referanduma evet demek bütün bu peşkeşlere evet demektir.
Tüm bu kurumlar milletin malıdır, alınteridir, dışından tırnağından artırıp ortaya çıkarttığı en kârlı işletmelerdir, bunlar ecnebiye verilemez. Referandumun can alıcı noktası budur.
O nedenle bu Anayasa’ya HAYIR! " diyerek konuşmasını tamamladı.























