Dokunulmazlığının kaldırılması için TBMM Başkanlığı’na dilekçeyi veren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “CHP Genel Başkanı ile hesaplaşmak mı istiyorsun, kaldırın dokunulmazlığımı. Ben yola çıkarken dokunulmazlığa güvenerek yola çıkan birisi değilim. Ben sizden çekinmem, ben sizin ağa babalarınızdan da çekinmem. Ben yalnızca kendi ulusumun emrindeyim, ben yalnızca kendi milletimin önünde eğilirim, beni hapset atmak değil, darağacına da çıkarsanız söyleyeceğim budur” dedi. Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hakkında ‘Kurum halinde çalışan kamu görevlisine hakaret’ ve ‘Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ gerekçesiyle hazırladığı fezlekeyi değerlendirdirerek şöyle devam etti:“Dokunulmazlığımın kaldırılması için fezleke düzenlediler.
Suçum adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek. Bunların adil yargısı basılmamış kitabı toplatan yargı. Bunların adil yargısı parasız eğitim istiyoruz diyen üniversite öğrencilerini aylardır hapiste tutan adil yargı.
Eski bir Genelkurmay Başkanı’nı terörist diye tutuklamayı akıl etmek yine ilk kez bu adil yargılamayı yapan arkadaşlara nasip olmuştur. Biz bunların adil yargılamalarının ne olduğunu çok iyi biliriz. Önümüzde Deniz Feneri davası varken.
Benim dokunulmazlığa ihtiyacım yok, dilekçem burada, grup toplantısından sonra vereceğim. Beni korkuyla siyaset yapanlardan değilim. Halkı için yola çıkanların kitabında korku yoktur. CHP Genel Başkanı ile hesaplaşmak mı istiyorsun kaldırın dokunulmazlığımı, evet kaldırın dokunulmazlığımı. Ben yola çıkarken dokunulmazlığa güvenerek yola çıkan birisi değilim. Ben bu oyunun nerelerde kurgulandığını da çok iyi biliyorum. Egemen güçlerine taşeronluk yapanların tehditlerine boyun eğmem ben. Ben sizin özel yetkili mahkemelerinden korkmam. Beni özel yetkili mahkemelerinizle yıldıramazsınız. Siz kim oluyorsunuz, siz kime diz çöktürmek istiyorsunuz. Ben sizden çekinmem, ben sizin ağa babalarınızdan da çekinmem.
Ben yalnızca kendi ulusumun emrindeyim, ben yalnızca kendi milletimin önünde eğilirim, beni hapset atmak değil, darağacına da çıkarsanız söyleyeceğim budur.”
-TBMM BAŞKANLIĞI'NA GÖNDERDİ-
Grup toplantısından sonra basın mensuplarının, “Dilekçenizi hemen verecek misiniz" sorusuna CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Tabii tabii. Meclis Başkanlığına. Evraka girecek” yanıtını verdi. Kılıçdaroğlu daha sonra dokunulmazlığının kaldırılmasını talep eden dilekçeyi TBMM Başkanlığı’na gönderdi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dokunulmazlığının kaldırılmasını isteyerek, ''Beni özel yetkili mahkemelerinizle, onların savcılarıyla yıldıramazsınız. Sizden, sizin ağababalarınızdan çekinmem. Sadece kendi milletimin önünde eğilirim. Beni hapse atmak değil, darağacına da çıkarsanız söyleyeceğim budur'' dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubunda yaptığı konuşmada, ''Çekmeceden bir dosya çıkarıyorsun, ertesi gün işleme koyuyorsun, eski Genelkurmay Başkanı'nı terörist diye tutukluyorsun. Bu ilk olay değil, ne zaman AKP sıkışsa, çekmeceden bir dosya çıkıyor. Dosyayı çıkaran, özel yetkili mahkemeler. Özel yetkili mahkemeye, AKP Genel Merkezinde bir kat ayırtsalar, belki ilişkiler daha rahat sürdürülür'' görüşünü savundu.
CHP'nin, darbecilere, demokrasi ve hukuk devleti düşmanlarına, asgari cuntalara, bugün oluşturulmak istenen sivil diktatörlüğe sonuna kadar karşı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, hiçbir gücün, demokrasi yollarından alıkoyamayacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, hiçbir baskıya, korkuya, şantaja boyun eğmenin, kitaplarında bulunmadığını dile getirdi.
Kemal Kılıçdaroğlu, bireysel olarak hiç kimsenin avukatı olmadığını, kişileri savunmanın kendisinin meselesi olmadığını belirtti. İlkelerle ilgili olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, demokrasinin, hukuk devletinin, milletin, yaşayan çocukların, çöpten kağıt toplayanların avukatı olduğunu ifade etti.
-''Adalet arıyorum''-
Kılıçdaroğlu, herkesin evrensel hukuk içinde yargılanmasını savunduğunu, bireylere yöneltilen suç ne olursa olsun, hukukun üstünlüğü çerçevesinde yargılanmasından yana olduğunu dile getirdi. Kılıçdaroğlu, ''Birilerinin talimatıyla 'al içeri', birilerinin talimatıyla 'kaşının üstünde gözün var, tutun bunu...' Bu kişi kim olursa olsun, biz onun destekçisi olacağız. Hukukun üstünlüğünü savunacağız. Çünkü, ben adalet arıyorum'' diye konuştu.
Mahkeme kararlarının, yargılamanın hukuka uygun olması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, sözlerini, ''Suçlama da hukuka ve toplum vicdanına uygun olmalı. Bizim aradığımız hukukun üstünlüğüdür. Hukukun üstünlüğü olduğu yerde boynumuz kıldan incedir. Gider orada adam gibi yargılanırız. Hiçbir sorunumuz yok. Ama kan davasına dönüşen bir yargılama süreci, Türkiye'ye, topluma asla güven vermez. Biz güvenmiyoruz. Bu yargılama düzenine, hukuk düzenine asla asla, toplu iğne ucu kadar güvenmiyorum, oradan adalet çıkmaz'' diye sürdürdü.
-''Bu ülkenin çivisi çıkmıştır''-
Kılıçdaroğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'in, terör örgütünün kandırdığı gençler için ''Terörist demeye dilim varmıyor. Çünkü, onlar da bu ülkenin çocukları'' deme inceliğini gösterdiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, ''Bu devletin savcısı, bir önceki Genelkurmay Başkanı'na da terörist suçlamasında bulunabiliyorsa, bu ülkenin çivisi çıkmıştır. Geldiğimiz nokta budur'' dedi.
Bazılarının buna normalleşme dediğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:
''Böyle normalleşme olmaz. Normalleşme, birinin diğerinden intikam alması demek değildir. Normalleşme, demokratik kuralların işlediği sistemdir, güçler ayrılığı, yargı bağımsızlığıdır. Normal olan; özgür basındır. Bir ülkede, suç işlediğine inanılan kişileri linç etmek, normalleşme sayılmaz. Bunca asırlık devlet geleneğine, demokrasi birikimine sahip olan bir ülkede, yargının bir siyasi kan davasına dönüşmesini normalleşme olarak kabul edemeyiz. Yargının, gündem saptıracak bir piar aracına dönüştürülmesi ayıptır, buna meydan vermeyeceğiz, her yerde, her zaman karşısında olacağız.''
-''Başkalarına emanet edenlerin sonu''-
Kılıçdaroğlu, Uludere'de 35 vatandaşın nasıl, neden öldürüldüğünü sormaya devam edeceklerini söyledi.
Kemal Kılıçdaroğlu, nereden geldiği hala açıklanamayan bir istihbarat üzerine Uludere'de 35 kişinin öldürüldüğünü, arkasından emekli Genelkurmay Başkanı hakkında ''terörist'' suçlaması yapılarak tutuklandığını, arkasından da Anamuhalefet partisi liderinin dokunulmazlığının kaldırılmasının istendiğini anımsattı. Kılıçdaroğlu, ''Hepsi 12 güne sığdırılıyor, yarın ne olacağını kimse kestiremiyor. Bu nasıl bir tezgahtır? Kim ne yapmak istiyor?'' diye sordu.
Uludere olayının, ''yanlış istihbarat'' diyerek, geçiştirilemeyeceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, Gülyazı Köyü'nde Alay Komutanını açığa alarak, bu olayın örtülemeyeceğini belirtti. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
''Türkiye, bu olayın sorumlularını en kısa zamanda yargı karşısına çıkaramazsa, başımıza gelecekleri düşünmek bile istemiyorum. İlk gün sorduğum soruyu tekrarlıyorum; siz bu istihbaratı nereden aldınız? MİT Müsteşarı, 'biz vermedik' diyor. Genelkurmay Başkanı, 'bize istihbarat geldi, gereğini yaptık' diyor. İkisinden birisi ya doğruyu söylüyor ya söylemiyor ya da halktan gizlenen başka şey var. Bu istihbaratı Heron'lardan mı yoksa İncirli'ye konuşlanmış insansız hava araçlarından mı aldınız? Yani İsrail'den mi Amerikan'dan mı aldınız? Niye gerçeği açıklamıyorsunuz? Oysa bu organlar gerçeği, istihbaratın nereden geldiğini biliyor. Yoksa bunu açıkladığınızda ülkenin güvenliğinin ihale edildiği odakların halk tarafından öğrenileceğinden mi korkuyorsunuz? İşte kendi güvenliğini, başkalarının istihbaratına emanet edenlerin sonu, işte geldikleri bu noktadır. Sen bırak soruşturmayı, istihbaratı nereden aldın açıkla.
Bu olay İngiltere, Almanya, Fransa, Japonya'da olsaydı ne olurdu? Hemen o yetkililer görevden alınır, sorumlu olan Milli Savunma Bakanı istifa ederdi. Bizde edebilir mi? İstifa edebilmesi için demokrasiyi bilmesi, içşelleştirmesi, halkına saygı duyması lazım. En önemlisi ar damarının çatlamamış olması lazım. Basit soruyu sordum, vereceğin tek cümle, bu istihbaratı sana kim verdi? Korkudan açıklayamıyorsun, cesaretin yok açıklamıyorsun. Çünkü, ülkenin istihbaratını başka güçlere teslim ettin sen.''
-''Nerelerde kurgulandığını biliyorum''-
Kemal Kılıçdaroğlu, dokunulmazlığının kaldırılması için hakkında fezleke düzenlenmesini de değerlendirdi.
Suçunun, ''adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs'' olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, ''Bunların adil yargısı, basılmamış kitabı toplatan yargıdır. Bunların adil yargısı, parasız eğitim isteyen üniversite öğrencilerini aylarca hapiste tutan adil yargıdır. Eski Genelkurmay Başkanı'nı terörist diye tutuklamayı akıl etmek, yine ilk kez bu adil yargılama yapan arkadaşlara nasip olmuştur. Biz bunların adil yargılamalarının ne olduğunu çok iyi biliriz; önümüzde Deniz Feneri davası varken adil yargılamadan mı söz ediyorsunuz?'' diye konuştu.
''Benim dokunulmazlığa ihtiyacım yok'' diyen Kılıçdaroğlu, dokunulmazlığının kaldırılmasını talep eden dilekçesini gösterdi. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
''Grup toplantısından sonra göndereceğim. Ben korkuyla siyaset yapanlardan değilim, halkı için yola çıkanların kitabında korku yoktur, böyle bir şey olamaz zaten. CHP Genel Başkanı ile hesaplaşmak mı istiyorsunuz, kaldırın dokunulmazlığımı. Ben yola çıkarken, dokunulmazlığa güvenerek yola çıkan birisi değilim. Bu oyunun nerelerde kurgulandığını da çok iyi biliyorum. Egemen güçlere taşeronluk yapanların tehditlerine boyun eğmem. Ben sizin özel yetkili mahkemelerinizden korkmam. Beni özel yetkili mahkemelerinizle yıldıramazsınız, onların savcılarıyla yıldıramazsınız. Siz kim oluyorsunuz, kime diz çöktürmek istiyorsunuz. Ben sizden, sizin ağababalarınızdan da çekinmem. Ben yalnızca kendi ulusumun emrindeyim. Ben sadece kendi milletimin önünde eğilirim. Beni hapse atmak değil, darağacına da çıkarsanız söyleyeceğim budur.''
Siyaset
Yayınlanma: 10 Ocak 2012 - 17:42
Kılıçdaroğlu Resti Çekti: Gelin Kaldırın!
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Hakkında başlatılan soruşturma için de adeta meydan okudu 'Kaldırın dokunulmazlığımı' dedi.
Siyaset
10 Ocak 2012 - 17:42
İlginizi Çekebilir























