<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Sağlık</title>
         <link>https://www.turkiyehaberajansi.com/saglik/</link>
         <description>Sağlık</description><item>
			<title><![CDATA[COVID'in yeni Nimbus Varyantı Türkiye'de Hızla Yayılıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Bilimsel adı NB1.8.1 olan Nimbus'un, virüsün şu ana kadarki en bulaşıcı varyantlarından biri olduğu düşünülüyor. Hastanelerin acilleri baş ağrısı, JİLET KESİĞİ GİBİ KESKİN bir boğaz ağrısı ve yutkunma güçlüğü ile kendisini gösteren virüs enfeksiyonu ile dolup taşıyor. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bilimsel adı NB1.8.1 olan Nimbus'un, virüsün şu ana kadarki en bulaşıcı varyantlarından biri olduğu düşünülüyor.

ABD'nin çeşitli eyaletlerinde, Avustralya'da ve İngiltere'de yayıldığı ifade edilen COVID-19'un yeni varyantı Nimbus, Türkiye'de de görülmeye başladı.

Hastanelerin acilleri baş ağrısı, JİLET KESİĞİ GİBİ KESKİN bir boğaz ağrısı ve yutkunma güçlüğü ile kendisini gösteren virüs enfeksiyonu ile dolup taşıyor. Hapşırık, iştahsızlık, mide bulantısı kusma, ishal ve bazen de ateş ile seyreden bu virüs yabancı olduğumuz bir virüs değil! Okulların açılması ile birlikte Türkiye’de acil servis başvurularına neden olan virüs, Koronavirüs’ün Nimbus varyantı. 

Bu dönemlerde kendimizin ve çocukların bağışıklık sistemini güçlü tutmak, gün içindeki sıcak-soğuk farkına dikkat etmek, aşırı soğuk, gazlı ve fast food yiyecek içecek tüketmemek ve sigaradan uzak durmak bizleri ve çocuklarımızı bu tür salgınlardan koruyacaktır.

İNGİLTERE NİMBUS VARYANTININ TESPİT EDİLDİĞİNİ AÇIKLADI

İngiltere Sağlık Güvenlik Ajansı (UKHSA), haziran başında analiz edilen COVID testlerinin yüzde 8'inde yeni Nimbus varyantının tespit edildiğini açıkladı. Mayıs ortasında bu oran yaklaşık yüzde 4'tü.

Bilimsel adı NB1.8.1 olan Nimbus'un, virüsün şu ana kadarki en bulaşıcı varyantlarından biri olduğu düşünülüyor. Uzmanlar, virüsün bu yaz yeni vakalara yol açabileceği konusunda uyarıyor.

Ayrıca birçok kişinin virüse karşı önceki enfeksiyonlar ve eski aşılar nedeniyle oluşan bağışıklığının muhtemelen azaldığı ve bu nedenle hastalanma risklerinin daha yüksek olabileceği belirtiliyor.

ÖLÜM RİSKİ DAHA MI YÜKSEK?

Laboratuvar deneyleri, Nimbus'un insan hücrelerini önceki türlere göre daha etkili bir şekilde enfekte edebildiğini ve bağışıklık sistemini atlatma yeteneğinin artmış olabileceğini gösterdi. Bu nedenle insanları enfekte etme olasılığının daha yüksek olabileceği anlamına geliyor.

Ancak bu yeni suş, halihazırda en baskın varyant olan Omicron'un soyundan geliyor. Omicron enfeksiyonlarının şiddetli şekilde seyretme riski ise diğerlerine göre daha düşük. Nimbus varyantının da enfekte ettiği kişilerde önceki suşlara kıyasla ciddi hastalıklara veya ölüme neden olma ihtimalinin daha yüksek olduğuna dair herhangi bir kanıt yok.

Öte yandan, Nimbus enfeksiyonları da özellikle yaşlılar veya bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler için hâlâ ölümcül olabilir.

JİLET KESİĞİ GİBİ BİR BOĞAZ AĞRISI

Nimbus'un halk arasında en ayırt edici özelliği ise "boğazda jilet hissi" yaratması.

İngiltere Ulusal Sağlık Hizmeti'nin Kuzey Batı'daki Tıbbi Direktörü Dr. Michael Gregory, Daily Mail'e yaptığı açıklamada, "Varyantın toplum içinde hızla yayıldığı görülüyor; başlıca belirtileri jilet gibi boğaz ağrısı ve boyun bezlerinde şişme," dedi.

Diğer belirtilerin COVID'in bilinen semptomlarıyla aynı olduğu belirtiliyor. Bunlar arasında yorgunluk, ateş, kas ağrısı ve boğaz ağrısı gibi semptomlar var.

Yine de Nimbus, şimdilik Avrupa'da Omicron'un en yaygın türü değil. Yapılan testlerde yine Omicron'un soyundan gelen LP.8.1.1 ve XFG suşlarının, tüm testlerin sırasıyla beşte birini ve dörtte birini oluşturan en yaygın COVID varyantları olduğunu gösteriyor.

Nimbus ilk olarak Çin'de ortaya çıktı ve burada vakalarda ve acil servis ziyaretlerinde artışa neden olduğu düşünülüyor. Veriler, varyantın ABD'de hızla yayıldığını ve artık COVID vakalarının üçte birinden fazlasını oluşturduğunu gösteriyor ve bu da onu en yaygın ikinci varyant haline getiriyor.

* Nimbus Varyantı Hakkında Nimbus varyantı (NB.1.8.1) SARS-CoV-2'nin yeni bir çeşididir ve mevcut COVID-19 varyantlarından biri olarak kabul edilmektedir. 

* Belirgin Semptomlar Nimbus varyantı, diğer COVID varyantlarına benzer semptomlar göstermektedir; ancak, en belirgin özelliği keskin bir boğaz ağrısıdır. 

* Yayılma Hızı Nimbus varyantı, hızla yayılarak Amerika Birleşik Devletleri'nde COVID-19 vakalarının üçte birinden fazlasını oluşturmaktadır. 

Nimbus varyantının belirtileri, diğer COVID-19 varyantlarına benzerlik gösterse de bazı özgün semptomlar da içermektedir. İşte Nimbus varyantının yaygın belirtileri:


Yaygın Belirtiler

Boğaz Ağrısı: Nimbus varyantının en belirgin özelliği keskin boğaz ağrısıdır.

Öksürük: Kuru öksürük sıklıkla görülmektedir.

Burun Akıntısı: Soğuk algınlığına benzer şekilde burun akıntısı yaşanabilir.

Ateş: Hafif veya yüksek ateş görülebilir.

Yorgunluk: Genel bir yorgunluk hissi olabilir.

Diğer Belirtiler

Kafa Ağrısı: Baş ağrısı sıkça rapor edilmektedir.

Kas ve Eklem Ağrıları: Vücut ağrıları hissedilebilir.

Koku ve Tat Kaybı: Bazı kişilerde koku ve tat kaybı yaşanabilir, ancak bu semptom diğer varyantlara göre daha az yaygındır.

Uyarı

Eğer bu belirtilerden herhangi birini yaşıyorsanız, COVID-19 testi yaptırmanız ve sağlık uzmanınıza danışmanız önemlidir.

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/09/covid-in-yeni-nimbus-varyanti-turkiye-de-hizla-yayiliyor-8016.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/09/covid-in-yeni-nimbus-varyanti-turkiye-de-hizla-yayiliyor-8016.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/09/covid-in-yeni-nimbus-varyanti-turkiye-de-hizla-yayiliyor-8016-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/09/covid-in-yeni-nimbus-varyanti-turkiye-de-hizla-yayiliyor-8016.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/covid-in-yeni-nimbus-varyanti-turkiye-de-hizla-yayiliyor/130595/</link>
			<pubDate>Sat, 20 Sep 2025 14:46:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Birlik ve Dayanışma'dan Aile Hekimliği Yönetmeliği’ne tepki]]></title>
			<description><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Sendikası, 5 Eylül 2025’te yürürlüğe giren Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’nin sağlık çalışanlarının iş güvencesini ortadan kaldırdığını ve hasta-hekim ilişkisini zedeleyeceğini savundu. Sendika, yönetmeliğin geri çekilmesini talep etti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Sendikası, 5 Eylül 2025’te yürürlüğe giren Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’nin sağlık çalışanlarının iş güvencesini ortadan kaldırdığını ve hasta-hekim ilişkisini zedeleyeceğini savundu. Sendika, yönetmeliğin geri çekilmesini talep etti.

Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, 5 Eylül 2025’te Resmi Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’ne sert tepki gösterdi.

Yönetmeliğin, aile hekimleri, ebeler ve hemşirelerin iş güvencesini tehdit ettiğini belirten Mehlepçi, “Objektiflikten uzak, ‘hasta memnuniyeti’ gibi keyfi performans kriterleri, sağlık çalışanlarını değersizleştiriyor ve mesleki itibarlarını zedeliyor. Hizmet kalitesi, memnuniyet anketleriyle değil, bilimsel verilerle ölçülmeli” dedi.

Mehlepçi, daha önce yargı tarafından iptal edilen uygulamaların yeni yönetmelikle geri getirildiğini ifade ederek, “Bu düzenleme, sağlık çalışanlarının adalet ve güven duygusunu sarsıyor, tükenmişliği artırıyor ve hasta-hekim ilişkisini zedeleme riski taşıyor. Halk sağlığı yerine siyasi çıkarlar önceleniyor” diye konuştu. Sendika, yönetmeliğin sağlık çalışanlarının motivasyonunu yok ettiğini ve çalışma barışını tehdit ettiğini vurguladı.

YÖNETMELİKTEKİ TARTIŞMALI MADDELER

Yönetmelik, valinin sözleşme yapma yetkisini İl Sağlık Müdürü’ne devredebileceğini, sözleşme yenilemeleri için aile hekimliği birimlerinin 70 ve üzeri puan alması gerektiğini öngörüyor. Hasta memnuniyeti ve akılcı ilaç kullanımı gibi kriterler, tavan ücretin %6,3’üne etki edecek. Ayrıca, aile hekimlerine kira, elektrik, su gibi giderler için tavan ücretin %50’si oranında ödeme yapılacak. Nöbet hizmetleri için ise aylık 96 saatlik asgari süre belirlenirken, eksik nöbetlerde katsayı düşürülecek.“Yönetmelik Geri Çekilsin”
Dr. Mehlepçi, “Halkın sağlığına ve sağlık çalışanlarının onuruna sahip çıkıyoruz. Bu yönetmeliği kabul etmiyoruz ve derhal geri çekilmesini talep ediyoruz” dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/09/birlik-ve-dayanisma-dan-aile-hekimligi-yonetmeligi-ne-tepki-444.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/09/birlik-ve-dayanisma-dan-aile-hekimligi-yonetmeligi-ne-tepki-444.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/09/birlik-ve-dayanisma-dan-aile-hekimligi-yonetmeligi-ne-tepki-444_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/09/birlik-ve-dayanisma-dan-aile-hekimligi-yonetmeligi-ne-tepki-444.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/birlik-ve-dayanisma-dan-aile-hekimligi-yonetmeligi-ne-tepki/130535/</link>
			<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 12:26:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Elbistan’daki zehirlenme krizi aile hekimlerini vurdu!]]></title>
			<description><![CDATA[Kahramanmaraş-Elbistan’daki termik santral zehirlenmesi sonrası hastane başvuruları, yeni Aile Hekimliği Yönetmeliği nedeniyle aile hekimlerinin ödemelerinde kesintiye yol açarken, AHESEN, yönetmeliğin kaldırılmasını talep etti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kahramanmaraş-Elbistan’daki termik santral zehirlenmesi sonrası hastane başvuruları, yeni Aile Hekimliği Yönetmeliği nedeniyle aile hekimlerinin ödemelerinde kesintiye yol açarken, AHESEN, yönetmeliğin kaldırılmasını talep etti.

Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde termik santralde yaşanan zehirlenme vakaları, halk sağlığını tehdit ederken, Aile Hekimliği Yönetmeliği nedeniyle fatura aile hekimlerine kesildi.

AHESEN Kahramanmaraş-Elbistan Temsilcisi Dr. Ali Fuat Dalkanat, zehirlenme sonrası yüzlerce kişinin ishal ve kusma şikâyetleriyle hastanelere başvurduğunu, bu durumun aile hekimlerinin ödemelerinde kesintiye neden olduğunu belirtti.

Dalkanat, “Hiçbir sorumluluğumuz olmayan bir krizde emeğimizin karşılığı kesiliyor. Bu adil mi?” diyerek tepki gösterdi.

Yeni yönetmelik, aile hekimlerinin gelirlerini kayıtlı kişilerin hastane başvuru oranlarına bağlarken AHESEN Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, “Halk sağlığı krizlerinde hastane başvuruları artsa da bu, aile hekimleriyle ilgili değil. Asıl sorumlular çevre sağlığı ve kriz yönetiminde görevini yapmayanlardır. Yönetmelik, bilimsel ve adil olmaktan uzak” dedi.

Başkan Kandemir, afet gibi durumlarda bile hekimlerin cezalandırılmasının akıl dışı olduğunu vurgulayarak, “Aile Sağlığı Merkezleri promosyon mu dağıtsın? Bu şakaya gelmez bir uygulamadır” dedi.

AHESEN, yönetmeliğin köklü bir şekilde gözden geçirilmesi ve emeği esas alan, hakkaniyetli bir düzenleme için çağrıda bulunarak, “Aile hekimleri iyi olmadan hastalarını iyi edemez.” dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/07/elbistan-daki-zehirlenme-krizi-aile-hekimlerini-vurdu-3540.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/07/elbistan-daki-zehirlenme-krizi-aile-hekimlerini-vurdu-3540.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/07/elbistan-daki-zehirlenme-krizi-aile-hekimlerini-vurdu-3540_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/07/elbistan-daki-zehirlenme-krizi-aile-hekimlerini-vurdu-3540.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/elbistan-daki-zehirlenme-krizi-aile-hekimlerini-vurdu/130336/</link>
			<pubDate>Sun, 13 Jul 2025 20:56:33 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Halı Saha Futbolu, 'Kalbe zararlı!']]></title>
			<description><![CDATA[Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Şenocak, ''Halı Sahada Spor Yapılmasını Önermiyorum'' !...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Şenocak, son yıllarda halı saha ve futbol sahalarında  kalp krizlerinde artış olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Şenocak, ani ölümlerin arkasındaki sağlık sorunlarını tek tek ele alarak, özellikle  yüksek eforlu spor yapanların kalp kontrollerine önem vermeleri gerektiğini ifade etti.

Prof. Şenocak, 'Halı Sahalarda Spor Yapılmasını kesinlikle önermiyorum! Yüksek eforlu spor yapan herkesin, yaşı ne olursa olsun kalp tetkiklerini yaptırması gerekiyor.'' Dedi.

'Yaş Ne Olursa Olsun, Halı Sahada Spor Yapılmasını Önermiyorum'!
Halı saha maçlarında ve futbol oyunlarında gençlerin aniden düşerek hayatını kaybetmesine, sigara ve stresinde kalp krizini tetiklediğine dikkat çeken Prof. Dr. Şenocak, “Efor sırasında kalp kasıldıkça koroner arterlere baskı yaparak öldürücü ritim bozuklukları ya da kalp krizine neden olabiliyor. Halı sahaya gidenlerin kendi yaş grupları ile değil, 50 yaşındaki birey karşısındaki 20 yaşındaki gençle birlikte top oynuyor. Halı sahaya giderek spor yapmalarını kesinlikle önermiyorum. Bunun yanı sıra, koroner arterlerin kasın içinden geçmesi de riski artıran faktörlerden biridir. Özellikle dikkat edilmesi gereken başka bir durum ise maling sağ koroner arter sendromudur. Bu sendrom, kalbin sağ tarafını besleyen koroner arterlerin normal yerinden çıkmayıp, sol tarafından çıkması ve aort ile pulmoner arter arasından geçmesidir. Efor sırasında bu iki ana damar şişer ve koroner arterin üzerine baskı yapar. Bu durum, kalbe kan gitmemesine yol açarak ani ölümle sonuçlanabilir. Hastalar, efor sonrası ani ölümle karşılaşabiliyor. Yüksek eforlu spor yapan herkesin, yaşı ne olursa olsun kalp tetkiklerini yaptırması gerekiyor. Halı saha maçı sırasında ani ölümler sadece kalp krizine bağlı olarak görülmemektedir. Olgunun bilmediği bir kalp kapak darlığı, kalp kapaklarında çökme, kalp kaslarında doğuştan büyüme, kalp deliği, sağ kalpte genişleme, ritim bozukluğu, antibiyotik ya da alerji ilaçlarına bağlı gelişen ölümcül ritim bozukluğu ve guatr gibi saymakla bitmeyecek sebepler de ani ölüme neden olabilir. Halı saha maçı bittikten sonra kutlama amaçlı baklava ya da başka tatlılar yemek yerine vücudun sıvı ve tuz ihtiyacını yerine koyacak besinlerin tercih edilmesi de çok önemlidir.” dedi.

'Sıcak hava kalp ritminizi bozar,  Su içmeyi ihmal etmeyin'...
Sıcak havalarda dikkat edilmesinin son derece önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hüseyin Şenocak, 'Sıcak havalarda vücut ısısını düşürmek için gelişen terleme ile vücudumuzdan çok fazla sıvı ve elektrolit kaybı olur. Buna bağlı tansiyon düşer ve kalbimiz bunu kompanse etmek için çok hızlı atmaya başlar. Bu durum, koroner damar hastalığı olan kimselerde kalp krizi ve ciddi ritim bozukluklarını tetikler. Bol, bol su tüketilmesini tavsiye ediyorum. Sıcak havalara paralel olarak artan nem oranı, kalp hastaları üzerinde ciddi tehditler oluşturur. Sıcak havalarda vücudun ısısını sabit tutmaya çalışan ciltteki kan dolaşımı, kalbi zorlar. Terleme nedeniyle ortaya çıkan sıvı kaybı nedeniyle kan akışkanlığı azalır ve bu durum da kalbi bir kez daha fazla efor sarf etmeye iter. Bu durum sağlıklı insanlarda sorun yaratmazken kalp sorunu olanlarda yüksek tansiyon, ritim bozukluğu ve kalp krizine neden olabilir. Aşırı sıcaklarda terlemeyle oluşan sıvı kaybının yerine konulması için bol su içmek yaşamsal öneme sahip. Özellikle sıcaklığın en fazla olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında, kesinlikle su içmeyi ihmal etmeyin. Kişinin kilosuna göre değişmekle birlikte, yaz aylarında günde 2,5-3 litre su tüketilmesi gerekir.'

'Bisiklete binerek, yüzerek, yürüyüş yaparak spor yapın'
'Spora asla ara vermeyin. Ancak güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında, aşırı terlemeye yol açarak kalbi yoracağı için açık havada spor yapmayın. Sporu akşam saatlerine erteleyin. Sağlıklı yaşam için bisiklete binerek, yüzmeye yaparak, yürüyüş yaparak günlük spor aktivitelerinizi tamamlayabilirsiniz.''

'Sağlıksız Beslenme, Kalp İçin Önemli Bir Risk''
Beslenmenin de önemine vurgu yapan Prof. Dr. Şenocak, ''Akşam yemeklerinizi hafif yiyeceklere atıştırın kesinlikle yemek yemeyin. Kalp için önemli risk beslenme şekli ve aktivite , hareketsizlik, sigara önemli faktör ise sağlıksız beslenme şeklidir. Sadece karbonhidratla beslenme değil, yağlı gıdalarla beslenmeniz zararlı olabilir. Eşit düzeyde almak gerekiyor, zararlı olabilir. Vücut ısısının ayarlanabilmesi için vücut yüzeyine yakın atardamarların iç organlara nazaran daha çok kanlanmaları gerekir. Yemek yedikten sonra dolaşımdaki kanın önemli bir miktarı sindirim sistemiyle ilgili organların kanlanması için kullanılır. Bu nedenle kan dolaşımının cilde yönlendirilmesi için sindirimi kolay besinler tüketilmesi gerekir. Sindirim sistemini yormamak için sık sık ve az miktarda yemek yemeli, yine sıvı kaybını azaltmak için sulu besinleri tercih etmelisiniz. Zeytinyağlı gıdalar, sebzeler ve meyvelerin sindirimi nispeten daha kolay olur. Diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/07/hali-saha-futbolu-kalbe-zararli-1147.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/07/hali-saha-futbolu-kalbe-zararli-1147.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/07/hali-saha-futbolu-kalbe-zararli-1147-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/07/hali-saha-futbolu-kalbe-zararli-1147.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/hali-saha-futbolu-kalbe-zararli/130323/</link>
			<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 20:47:55 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Öğrenme Güçlükleri 'Hastalık Değil Farklılık']]></title>
			<description><![CDATA[Toplumun yaklaşık yüzde 10'unu etkilediği tahmin edilen disleksiye yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla, Nöro geribildirim (Nörofeedback) yöntemiyle bilimsel çözümler sunan Auto Train Brain, anlamlı bir etkinliğe imza attı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Toplumun yaklaşık yüzde 10'unu etkilediği tahmin edilen disleksiye yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla, Nöro geribildirim (Nörofeedback) yöntemiyle bilimsel çözümler sunan Auto Train Brain, anlamlı bir etkinliğe imza attı.

Babalar günü vesilesiyle Acıbadem Üniversitesi'nde "Hastalık değil, farklılık" sloganıyla düzenlenen etkinlik, disleksili çocuk sahibi aileleri bir araya getirdi. 

Uzman doktorların katılımıyla gerçekleşen etkinlikte aileler, disleksiye dair merak ettikleri sorulara yanıt bulurken, benzer deneyimleri yaşayan diğer ebeveynlerle de dayanışma ve bilgi alışverişinde bulunma imkanı yakaladı.

Okuma, yazma ve heceleme gibi temel becerilerde kendini gösteren disleksi, toplumda çoğu zaman yanlış anlaşılan bir durumdur. Genellikle bir hastalık sanılsa da disleksi aslında nörogelişimsel bir farklılıktan kaynaklanıyor. Bu durum, disleksili bireylerin zeka düzeylerinin düşük olduğu anlamına gelmezken aksine birçok disleksili kişi yaratıcılık, problem çözme ve soyut düşünme gibi alanlarda oldukça yetenekli olabiliyor.



Bu kapsamda Babalar Günü vesilesiyle, toplumda sıklıkla yanlış anlaşılan bir durum olan disleksiye dikkat çekmek amacıyla anlamlı bir farkındalık etkinliği düzenlendi. "Hastalık Değil, Farklılık" sloganıyla nörogeribildirim yöntemiyle disleksiye bilimsel çözümler sunan Auto Train Brain'in ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlik, disleksiyi tüm yönleriyle ele aldı.

Etkinlik boyunca babalar, disleksiyle ilgili merak ettikleri tüm sorulara uzmanlar aracılığıyla yanıt bulma fırsatı yakalarken çocuklarının okuma, yazma ve diğer öğrenme süreçlerinde karşılaştıkları zorlukların nedenlerini daha iyi anlama fırsatı buldular.

Katılımcılar; Nöro geribildirim yöntemini ve öğrenme güçlüklerine bilimsel bir çözüm olan Auto Train Brain kullanıp başarıya ulaşan kişilerin başarı hikayelerini dinleyerek merak ettikleri soruları sorma imkanı da buldu. Etkinlik sonunda ise aileler, çocukların beyin sinyallerini ölçtürerek kişiselleştirilmiş eğitim hakkında detaylı bilgi alma fırsatı yakaladı.



“Kendi Oğluna Çare Ararken Tüm Dünyaya Şifa Oldu”

Kendi oğlunun üstün zekalı olmasına rağmen yaşadığı öğrenme güçlüklerine bir çözüm arayışıyla tüm dünyaya şifa olan Auto Train Brain CEO'su Dr. Günet Eroğlu, "Okuma, yazma ve heceleme gibi temel becerilerde karşılaşılan zorluklarla kendini gösteren disleksi aslında nöronlar arası iletişimdeki farklılıklardan kaynaklanan nörogelişimsel bir farklılıktır. Bu farklılık bir hastalık değildir. Burada önemli olan beynimizi anlamak. O nedenle biz 14 kanallı özel başlığımız sayesinde beyinden gelen sinyallerin güçlü ve zayıf noktalarını belirliyoruz.

Bu verilerle, bireye özel eğitim programları oluşturarak beynin sinyal iletimini daha etkin hale getiriyoruz. Bu inovatif uygulama, dünya çapında yaklaşık 800 milyon disleksik insana umut ışığı oluyor; çünkü hem ilaçsız bir tedavi seçeneği sunuyor hem de bireylere kendi hızlarında ve kendi ortamlarında öğrenme imkanı sağlıyor. Çünkü beyin kendini iyileştirebiliyor.” dedi.



“Beynimizdeki Bağlantısızlık Durumundan Kaynaklanıyor”

Disleksiyi nörolojik bir bakış açışından anlatan Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Canan Kocaman, " Disleksi dediğimiz durum temelde beynimizdeki bir bağlantısızlık halinden kaynaklanıyor. Sinaps bağlantıları arasındaki iletişimde yaşanan farklılıklar; okuma, yazma ve heceleme gibi öğrenme becerilerinde zorluklara yol açabiliyor. Disleksi her kişi de farklı şekillerde kendini gösterebiliyor. Bu çok multidisipliner bir durum; psikolog, nörolog gibi birçok farklı disiplinin aynı anda eşgüdüm içerisinde çalışması gerekiyor. Özellikle ilk 3 yaşta çocuklara telefon ve tablet ekranı izletmekten kesinlikle kaçınılmalı. Bu tür ekranlar, küçük çocukların beynini adeta hipnotize ederek doğal gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebilir" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/06/ogrenme-guclukleri-hastalik-degil-farklilik-635.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/06/ogrenme-guclukleri-hastalik-degil-farklilik-635.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/06/ogrenme-guclukleri-hastalik-degil-farklilik-635-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/06/ogrenme-guclukleri-hastalik-degil-farklilik-635.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/ogrenme-guclukleri-hastalik-degil-farklilik/130211/</link>
			<pubDate>Wed, 18 Jun 2025 22:49:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İş Girişim Sermayesi, Obezite ve Yaşa Bağlı Hastalıklar için Enlila Biyoteknoloji Girişimini Duyurdu]]></title>
			<description><![CDATA[İş Girişim Sermayesi, obezite ve yaşa bağlı hastalıklar için yeni tedavilerin geliştirilmesine finansman sağlıyor: Enlila biyoteknoloji girişimi duyuruldu]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türkiye İş Bankası Grubu’nun iştiraki İş Girişim Sermayesi, Harvard T.H. Chan Kamu Sağlığı Fakültesi bünyesindeki Hotamışlıgil Laboratuvarı ile bir sponsorlu araştırma anlaşması yapmak üzere Enlila adlı biyoteknoloji girişimini hayata geçirdi. 

Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in öncülüğünde yürütülen araştırmalar, obezite ve yaşa bağlı hastalıkların temelinde yatan önemli bir mekanizmayı ortaya çıkarmıştı. Klinik öncesi çalışmalar, bu mekanizmanın önemli bir tedavi potansiyeline sahip olduğunu gösterirken, Hotamışlıgil Laboratuvarı bu hedefe yönelik moleküller geliştirmiş durumda. Enlila’nın amacı, bu bilimsel keşfin klinik uygulamalara dönüştürülmesini desteklemek olacak. 

Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in on yılı aşkın süredir metabolizmanın temel biyolojisine dair yürüttüğü araştırmalar, metabolik ve inflamatuar yolları düzenleyebilen ve immünometabolik hastalıkları modüle edebilen lipid metabolizması ve lipid bağlayıcı proteinler üzerine odaklanıyor.

Harvard T.H. Chan Kamu Sağlığı Fakültesi bünyesindeki Hotamışlıgil Laboratuvarı, saygın bilimsel dergilerde yayımlanan çok sayıda klinik öncesi çalışmada, yağ hücreleri tarafından salgılanan yeni hormonların, obezite sürecinde bozulan hücresel enerji akışları, inflamatuar süreçler ve stres tepkileri üzerinde derin etkileri olduğunu ortaya koydu. Klinik öncesi modellemeler, bu hormonların hedef alınmasının metabolik esnekliğin geri kazanılmasının yanı sıra kronik inflamasyon, insülin direnci, tip 2 diyabet, ateroskleroz, karaciğer yağlanması ve astım gibi hastalıkların ele alınmasına yönelik olumlu sonuçlar doğurduğunu gösterdi.

Enlila, Hotamışlıgil Laboratuvarı’na finansman sağlamak ve burada geliştirilen tedavi yaklaşımını destekleyerek klinik uygulamalara ilerlemesini mümkün kılmak amacıyla, bir İş Girişim Sermayesi iştiraki olarak kuruldu. Harvard Teknoloji Geliştirme Ofisi, Harvard Chan Fakültesi adına, Enlila ile sponsorlu araştırma ve lisans anlaşması imzaladı. Enlila’nın sağladığı finansman, bilimsel çalışmaların sürdürülmesini ve Hotamışlıgil Laboratuvarı’nda elde edilen bilimsel bulguların karşılanmamış tıbbi ihtiyaçlara yönelik uygulanabilir çözümlere dönüştürülmesini sağlayacak. 

Harvard Chan Fakültesi’nde James Stevens Simmons Genetik ve Metabolizma Profesörü olarak görev yapan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, anlaşma imza töreninde yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Yaşlandıkça metabolik esnekliğimizi ve uyum yeteneğimizi kaybediyoruz ve bu durum birçok hastalığın hızlanmasına yol açıyor. Laboratuvarım bu süreçlerde merkezi rol oynayan yeni metabolik hormon sistemleri tanımladı ve bunların klinik öncesi modellerde tedavi olarak kullanılma potansiyelini ortaya koydu. Bu fon, obezite ve yaşa bağlı hastalıklara yönelik çözüm arayışımıza destek ve ivme sağlayacak. Bu vizyonu ilerletme konusunda kararlıyız.”

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran da imza törenindeki konuşmasında şunları söyledi: “Bankamızın ikinci yüzyılında bilim ve teknoloji alanında küresel çapta değer yaratacak bir işbirliğine imza atıyoruz. Kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, başarı için en hakiki yol gösterici ilimdir, fendir. Enlila ile çıktığımız yolculuğu Grubumuzun misyonu açısından son derece kıymetli buluyorum. Harvard Üniversitesi ile birlikte sürdürülecek bu yenilikçi girişim, bilimin ve finansın gücünü akademi-endüstri işbirliği çatısında birleştirerek kaliteli ve hastalıksız bir yaşam için bize yepyeni kapılar açıyor. Bilimsel bir keşfin, yaşlanmaya ve obeziteye bağlı kronik hastalıklara çözüm üretebilecek bir tedaviye dönüşmesinde rol almaktan büyük memnuniyet ve gurur duyuyoruz. Bu ortaklık, bizim için sadece bir yatırım değil, insanlığa umut veren bir vizyonun parçası olmak anlamına geliyor. Akademik çalışmalara paralel olarak, kurulan yeni biyoteknoloji girişimi Enlila sağlıklı yaşam için önemli potansiyele sahip buluşların tedaviye dönüşmesi için çalışacak. Harvard gibi dünyanın önde gelen bir bilim yuvasında Türk bilim insanlarının öncülüğünde doğan vizyonun, küresel sağlık ekosisteminde bir başarı hikâyesine dönüşeceğine yürekten inanıyoruz.”

İş Girişim Sermayesi Genel Müdürü Kubilay Aykol ise şu değerlendirmede bulundu: “Biyoteknoloji girişimciliği, sadece bugünün değil, önümüzdeki yüzyılın da en stratejik gelişim alanlarından biri. Bu alanda bir oyuncu olmak, bilim sağlık, ekonomi gibi pek çok alanda değer yaratma fırsatı sunuyor. Merkezini Türkiye’de konumlandırdığımız Enlila, yaşlanmaya ve obeziteye bağlı kronik hastalıklara çözüm üretebilecek bir tedavinin geliştirilme sürecini ülkemizden desteklemeyi amaçlıyor. Türkiye merkezli ve dünya çapında uygulanabilecek bir tedaviye hayat veren bu girişime öncülük etmekten İş Girişim Sermayesi olarak büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Böylesine benzersiz bir yapının içinde yer alarak, ülkemize, bilim dünyasına ve tüm insanlığa faydalı olacağımıza inanıyoruz.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/06/is-girisim-sermayesi-obezite-ve-yasa-bagli-hastaliklar-icin-enlila-biyoteknoloji-girisimini-duyurdu-6284.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/06/is-girisim-sermayesi-obezite-ve-yasa-bagli-hastaliklar-icin-enlila-biyoteknoloji-girisimini-duyurdu-6284.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/06/is-girisim-sermayesi-obezite-ve-yasa-bagli-hastaliklar-icin-enlila-biyoteknoloji-girisimini-duyurdu-6284-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/06/is-girisim-sermayesi-obezite-ve-yasa-bagli-hastaliklar-icin-enlila-biyoteknoloji-girisimini-duyurdu-6284.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/is-girisim-sermayesi-obezite-ve-yasa-bagli-hastaliklar-icin-enlila-biyoteknoloji-girisimini-duyurdu/130204/</link>
			<pubDate>Mon, 16 Jun 2025 21:24:29 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türk Bilim İnsanları Yeni Bir Bakteri Cinsi Keşfetti; 'Facivitalis istanbulensis']]></title>
			<description><![CDATA[İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Temel ve Endüstriyel Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esra Sungur ve ekibi tarafından yürütülen araştırma sonucunda, yeni bir bakteri cinsi ve türü keşfedildi.
Bilim dünyası için çok büyük önem taşıyan bakteriye “Facivitalis istanbulensis” adı verildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Temel ve Endüstriyel Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esra Sungur ve ekibi tarafından yürütülen araştırma sonucunda, yeni bir bakteri cinsi ve türü keşfedildi. 

Bilim dünyası için çok büyük önem taşıyan bakteriye “Facivitalis istanbulensis” adı verildi. 

İstanbul Üniversitesi tarafından yapılan açıklamaya göre; Bakteri cinsi ve türü, uçak yakıtından alınan örnekler üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda tespit edildi.

"Facivitalis istanbulensis" bakteri cinsi ve türü, İÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Temel ve Endüstriyel Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı mezun doktora öğrencilerinden Dr. Simge Arkan Özdemir’in doktora tezi projesi kapsamında keşfedildi. Yürütücülüğünü Prof. Dr. Sungur’un yaptığı proje ekibinde İÜ Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Miray Onan da görev aldı.
Literatürde Bir İlk “Facivitalis istanbulensis”
Üç yıl süren detaylı araştırmalar ve polifazik yaklaşım kullanılarak yapılan analizlerin ardından keşfedilen bakteri, bilim dünyasında yeni bir bakteri cinsi olarak tescillendi. “Facivitalis” adının Latince’de “uçak yakıtında yaşayan” anlamına geldiğini kaydeden Prof. Dr. Sungur, bu ifadenin devamına eklenen “istanbulensis” tür adının ise İstanbul Üniversitesi’ne atfedildiğini; bunun da İstanbul Üniversitesi’nin adının tüm dünyada duyulması noktasında büyük bir gurur kaynağı olduğunu söyledi. Facivitalis istanbulensis bakterisi, taksonomik olarak Sphingomonadaceae familyasında yer alıyor.
Keşfin Ardındaki Güçlü Araştırma Süreci
Prof. Dr. Sungur, bu keşfin başladığı doktora tezi sürecinden bahsederken, araştırmanın uçak yakıtlarıyla ilgili mikrobiyolojik korozyon çalışmalarına dayandığını belirtti. Başlangıçta uçak yakıtından alınan örneklerde mikroorganizmaların korozyona neden olup olmadığını anlamayı hedeflediklerini ancak ilerleyen aşamalarda bakterinin yeni bir bakteri türünden çok daha fazlası olduğunun farkına vardıklarını söyleyen Prof. Dr. Sungur, yürütülen araştırmalar sırasında, bakterinin yalnızca yeni bir tür değil, aslında yeni bir bakteri cinsi olduğunu fark ettiklerini ifade etti.
Yeni Bakterinin Potansiyel Uygulama Alanları
Facivitalis istanbulensis'in keşfi sadece biyolojik alanda değil, aynı zamanda biyoteknolojik alanlarda da büyük bir potansiyel taşıyor. Gelişen biyoinformatik analizleri sayesinde, bakterinin hidrokarbonları parçalama yeteneği gösterdiği ve özellikle uçak yakıtında bulunan aromatik bileşenleri ayrıştırabilme özelliğine sahip olduğu keşfedildi. Prof. Dr. Sungur, bakterinin bu özelliklerinin çevre kirliliğiyle mücadele ve biyoremediasyon gibi kritik alanlarda kullanılabileceğini belirtti. Bununla birlikte, Facivitalis istanbulensis bakterisi, biyosürfaktan üretimi ve diğer biyoteknolojik süreçlerde de potansiyel bir mikroorganizma olarak öne çıkıyor.
Bakterinin çevresel koşullara son derece dayanıklı olduğunu ve ekstrem koşullara adapte olabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Sungur, “Bakterimiz, zorlu çevresel şartlarda hayatta kalma yeteneği ve stres etkenlerine karşı direnç göstermesi nedeniyle, çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmalarda önemli bir araç olabilir. Ayrıca bu bakteri tuzlu ortamlarda bile büyüyebiliyor. Bu özellik, çevre dostu enerji üretimi ve biyoteknolojik uygulamalar için çok büyük bir avantaj sağlıyor.” dedi.
Genetik Özellikler ve Biyoteknolojik Potansiyel
Prof. Dr. Sungur, bakterinin genetik analizlerine de değinerek, hidrokarbonları parçalama yeteneği sağlayan ve aromatik bileşenleri ayrıştırabilen 58 farklı geni içerdiğini açıkladı. Bu keşif, bakterinin biyoremediasyon ve çevresel temizlik çalışmalarında kullanılabilme potansiyelini pekiştiriyor. Bakteri ayrıca biyosürfaktan üretimi için gerekli olan 9 özel geni taşıyor. Yalnızca bu bakteri türünde bulunan bu genler, çevresel kirliliği gidermede önemli bir potansiyel taşıyor.


Prof. Dr. Sungur, bakterinin Sphingomonadaceae ailesi içinde yer aldığını ve bu ailenin petrol kirliliği ve hidrokarbon biyoremediasyon çalışmalarında sıkça kullanıldığını belirtti. Bu yeni keşfin, biyoteknolojik çalışmalarda önemli bir yer edinmesi bekleniyor.
“İstanbul Üniversitesi’nin Araştırma Sürecindeki Desteği Çok Değerli”
Proje sürecinde çok büyük emekler verip son derece titiz bir çalışma yürüttüklerini ifade eden kaydeden Prof. Dr. Sungur, İstanbul Üniversitesi’nin araştırma sürecinde sağladığı katkılara dikkat çekti. Özellikle İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi’nin bu projeye önemli desteklerinin olduğunun altını çizdi. Fen Fakültesi bünyesinde yer alan Kültür Depolama Birimi’nin de keşfedilen bu türün saklanmasında çok önemli bir rolünün olduğunu söyledi.
“Keşfimiz Yeni Araştırmacılara İlham Olacak”
Bu keşfin, uluslararası merkezler ve araştırmacılar için büyük bir değere sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sungur, “İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nin dünya çapında bilimsel bir başarıya imza atması, Türkiye’nin bilimsel araştırmalardaki potansiyelini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Böylesine bir keşif, yeni araştırmacılara da ilham olacaktır. Bu alanda araştırma yapmak isteyen bilim insanlarına kapılarımız her zaman açıktır. Birlikte yürütülecek projelere destek vermekten mutluluk duyarız.” ifadelerini kullandı.


Prof. Dr. Sungur ve ekibinin, gerek Türkiye’deki birçok üniversitedeki öğretim üyeleri ile gerekse de İngiltere, Hollanda, Avusturya, Hırvatistan ve İtalya gibi ülkelerdeki araştırma grupları ile çalışmaları bulunuyor. Araştırma ekibi ayrıca, mikrobiyal sistematik alanında dünyada kabul edilen tüm standart testleri yapabilme potansiyeline de sahip.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/06/yeni-bir-bakteri-cinsi-ve-turu-kesfedildi-facivitalis-istanbulensis-5370.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/06/yeni-bir-bakteri-cinsi-ve-turu-kesfedildi-facivitalis-istanbulensis-5370.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/06/yeni-bir-bakteri-cinsi-ve-turu-kesfedildi-facivitalis-istanbulensis-5370-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/06/yeni-bir-bakteri-cinsi-ve-turu-kesfedildi-facivitalis-istanbulensis-5370.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/turk-bilim-insanlari-yeni-bir-bakteri-cinsi-kesfetti-facivitalis-istanbulensis/130159/</link>
			<pubDate>Sun, 01 Jun 2025 22:17:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türkiye-İran cerrahi iş birliği güçleniyor]]></title>
			<description><![CDATA[Prof. Dr. Serkan Durdu ve Doç. Dr. Fatih Gümüş, Tahran’da minimal invaziv cerrahiyi anlatırken, canlı yayın ameliyatla bilgi paylaşımını taçlandırdı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Prof. Dr. Serkan Durdu ve Doç. Dr. Fatih Gümüş, Tahran’da minimal invaziv cerrahiyi anlatırken, canlı yayın ameliyatla bilgi paylaşımını taçlandırdı.

Türkiye ile İran arasındaki bilimsel iş birliklerine bir yenisi daha eklendi. Memorial Ankara Hastanesi'nden Prof. Dr. Serkan Durdu ve Doç. Dr. Fatih Gümüş, Tahran'da düzenlenen 10. Uluslararası Katılımlı Kardiyoloji ve Kalp Cerrahisi Kongresi'ne, kongre başkanı Dr. Saeed Hoseini’nin özel davetiyle katılarak Türkiye’yi başarıyla temsil etti.

İran’ın önde gelen kalp merkezlerinden Shahid Rajaie Heart Center ev sahipliğinde gerçekleşen ve bölgenin en prestijli bilimsel etkinliklerinden biri olarak gösterilen kongre, İranlı üst düzey cerrahlar, kardiyologlar, akademisyenler ve sağlık otoritelerini bir araya getirdi.

Prof. Dr. Durdu ve Doç. Dr. Gümüş, kongrede minimal invaziv kalp cerrahisi, robotik destekli koroner bypass teknikleri, hasta konforunu artıran yeni cerrahi yaklaşımlar ve eğitim temelli iş birlikleri konularında toplam 10 farklı oturumda konuşmacı, panelist ve moderatör olarak görev aldı.

Bilimsel programın en dikkat çeken anlarından biri, kongrenin son gününde gerçekleştirilen canlı cerrahi yayını oldu. Memorial Ankara Hastanesi ekibi, çoklu damar hastalığı bulunan bir erkek hastaya, göğüs kafesi açılmadan uygulanan minimal invaziv yöntemle üç damar koroner bypass ameliyatı gerçekleştirdi. Video-endoskopik destekli ameliyat, Tahran’daki kongre salonuna canlı yayınla aktarılırken İranlı kalp cerrahlarının ve katılımcıların büyük ilgisini çekti.

Özel enstrümanlarla yapılan kapalı cerrahi yöntemin sunduğu avantajlar — daha az kan kaybı, daha kısa yoğun bakım süresi ve hızlı iyileşme — kongrede detaylarıyla paylaşıldı. Bu yüksek düzeyli uygulama, Türkiye’nin minimal invaziv kalp cerrahisindeki tecrübe ve teknolojik kapasitesini uluslararası tıp camiasına bir kez daha gösterdi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/05/turkiye-iran-cerrahi-is-birligi-gucleniyor-8130.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/05/turkiye-iran-cerrahi-is-birligi-gucleniyor-8130.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/05/turkiye-iran-cerrahi-is-birligi-gucleniyor-8130_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/05/turkiye-iran-cerrahi-is-birligi-gucleniyor-8130.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/turkiye-iran-cerrahi-is-birligi-gucleniyor/130054/</link>
			<pubDate>Sun, 11 May 2025 21:54:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bahar ayları çocuğunuza kâbus olmasın! Çocuklarda alerjik nezle alarmı!]]></title>
			<description><![CDATA[Bahar aylarında çocuklarda sık görülen alerjik nezle, hapşırma, burun akıntısı ve kaşıntıya yol açıyor. Uz. Dr. Mehmet Ali Duman, bu rahatsızlığın astımlı çocuklarda daha yaygın olduğunu belirtti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bahar aylarında çocuklarda sık görülen alerjik nezle, hapşırma, burun akıntısı ve kaşıntıya yol açıyor. Uz. Dr. Mehmet Ali Duman, bu rahatsızlığın astımlı çocuklarda daha yaygın olduğunu belirtti.

Uz. Dr. Mehmet Ali Duman, bahar aylarında çocuklarda artan alerjik nezle (rinit) yani saman nezlesi hakkında uyarılarda bulundu.

Soğuk algınlığıyla karıştırılan bu rahatsızlığın, ilkbahar ve yaz aylarında 3 haftadan uzun sürmesi durumunda alerjik nezle şüphesi taşıdığını ifade eden Duman, böyle durumlarda bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı.

Alerjik rinit, mevsimsel veya yıl boyu sürebiliyor. Bahar aylarında polenlerin artmasıyla tetiklenen mevsimsel rinit, hapşırma, burun tıkanıklığı, akıntı, kaşıntı, gözlerde sulanma ve burun kanamaları gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Yıl boyu süren rinitte ise horlama, ağızdan nefes alma, koku kaybı ve tekrarlayan kulak enfeksiyonları görülebiliyor. Astımlı çocukların %80’inde alerjik rinit olduğunu belirten Duman, egzama, gıda alerjisi veya astımı olan çocuklar ile ailesinde alerji öyküsü bulunanların risk altında olduğunu söyledi.

POLENLER VE EV TOZU TETİKLEYİCİ

Alerjik nezle, yalnızca polenlerle değil, ev tozu, hayvan tüyleri ve tütün dumanı gibi alerjenlerle de ortaya çıkabiliyor.

Özellikle açık alanlarda bulunan bitkilerin polenleri, şikayetleri artırıyor.

Dr. Duman, alerjik nezlesi olan çocuklarda astım riskinin yüksek olduğunu, bu nedenle öksürük ve hırıltı gibi belirtilerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

Çocuklukta başlayan bu rahatsızlığın, ömür boyu sürebileceğine dikkat çekti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/05/bahar-aylari-cocugunuza-k-bus-olmasin-cocuklarda-alerjik-nezle-alarmi-8130.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/05/bahar-aylari-cocugunuza-k-bus-olmasin-cocuklarda-alerjik-nezle-alarmi-8130.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/05/bahar-aylari-cocugunuza-k-bus-olmasin-cocuklarda-alerjik-nezle-alarmi-8130_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/05/bahar-aylari-cocugunuza-k-bus-olmasin-cocuklarda-alerjik-nezle-alarmi-8130.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/bahar-aylari-cocugunuza-k-bus-olmasin-cocuklarda-alerjik-nezle-alarmi/130053/</link>
			<pubDate>Sun, 11 May 2025 21:54:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Somonun iyileştirici gücü 'REJURAN' ]]></title>
			<description><![CDATA[Nurederm’in yeni ürünü, Rejuran’ın Türkiye lansmanı gerçekleşti. Etkinliğe, yurt içi ve yurt dışından dermatoloji, plastik cerrahi ve medikal estetik hekimleri katıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Nurederm’in yeni ürünü, Rejuran’ın Türkiye lansmanı gerçekleşti. Etkinliğe, yurt içi ve yurt dışından dermatoloji, plastik cerrahi ve medikal estetik hekimleri katıldı.

Otuzun üerinde ülkede kullanılan Rejuran Somon DNA, 2014-2024 yılları arasında 10 milyon enjektör kullanımıyla Asya, Çin ve Avustralya’da en yüksek pazar payına sahip ‘Skin Booster’ olarak da tanınıyor.

Nurederm Kurucu Ortağı Nuray Ergüney, “Rejuran’ı Türkiye’ye getirmekten mutluluk duyuyoruz. ‘Bilimsel kökenli yaklaşımların öncüsüyüz’ mottosuyla ilerliyoruz” dedi.

Nurederm’in Kurucu Ortağı Ersin Demiröz ise ürüne dair, “Rejuran’ın Kore’deki global sempozyumunda somonun global hikayesini gördük. Polinükleotid içeren Rejuran’ın gerçekten tam bir iyileştirici etkisi var” tanımlaması yaptı.

Ardından Rejuran Satış Direktörü Jay Jaewan, Class III sertifikalı Rejuran’ı üreten PharmaResearch şirketinin tanıtım sunumunu gerçekleştirdi.

Otuz yıldır hiçbir yan etkisi görülmedi…
Güney Kore’den gelen ilk konuşmacı Dr. Michael James Kim, Rejuran Asya Pasifik Somon Uygulaması hakkında bilgi verdi.

Dr. Kim, “İnsan sağlığına zarar vermeden güvenle kullanılan Rejuran, otuz yılı aşkın süredir dünya genelinde kullanılıyor. Ve bu sürede hiçbir yan etkisi görülmedi” şeklinde konuştu.

Gençlik kaybını önlemede etkili
Bir diğer konuşmacı Dr. Sung Kyun Cho, iyi yaşlanma kavramıyla örtüşen Somon DNA uygulamalarının gençlik kaybını önlemeye yardımcı olduğunu, bu nedenle dünyada yirmili yaşlardan itibaren bu uygulamalara başlandığını söyledi.

Dr. Cho, “Rejuran’da yabani somon kullanılıyor. Çiftlik somonları ise birçok kimyasal içeriyor. Bu nedenle Rejuran daha güvenilir ve uzun etkili” açıklamasını yaptı.



*Kim Kardashian’ın da favorisi...
Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrah Prof. Dr. Reha Yavuzer’in moderatörlüğündeki oturumda Dr. Sung Kyun Cho, Rejuran’ı anlattı. Kore’de neredeyse tüm kliniklerde kullanıldığını ve Kim Kardashian gibi isimlerin bu teknolojiye tercih ettiklerini belirtti.

Dr. Cho, enerji cihazlarıyla yapılan kombine uygulamalarda Rejuran’ın etkisini artırdığını söyledi. Özellikle fraksiyonel lazer gibi cihazlarla birlikte kullanıldığında hastanın ihtiyaçlarına daha etkili cevap verilebildiğini aktardı.

Genç hastalar için de oldukça etkili
Dermatolog Uzm. Dr. Sevinç Elinç, kliniğinde yaptığı uygulamalardan örnekler sundu. “Genç hastalarımız da güzelleşme, cilt ışıltısı ve lifting gibi taleplerle geliyor. Rejuran bu ihtiyaçlara büyük ölçüde yanıt veriyor.  Kahverengi lekeleri azaltma, cilt tonunu açma, deri kalınlığını artırma, yüz ve boyun bölgelerinde yenileme sağlama gibi gözle görülür faydaları var. Aynı anda yapılan cihaz destekli uygulamaların yüzeysel ve derin cilt katmanlarını birlikte hedeflemesi sayesinde etkili sonuçlar ve daha kısa iyileşme süresi sağlanmakta” dedi.

Dermatolog Uzm. Dr. Şerafettin Saraçoğlu, “Uygulamadan sonraki üç haftalık süreçte hastalar daha iyi hissettiklerini söylüyor. Ciltlerinin daha parlak ve canlı göründüğünü ifade ediyor. Yorgun görünen genç hastalar dahi olumlu geri bildirimde bulundu. Ancak çizgilenmelerin azalması biraz zaman alıyor” şeklinde görüş belirtti.

Kullanım alanları genişliyor...
Dr. Cho, Rejuran’ın kullanım alanlarını sıralarken şu detayların altını çizdi;

“Yalnızca kırışıklık ve ince çizgiler için değil; cilt sarkmaları, lekeler, skarlar ve geniş gözeneklerin tedavisinde de etkili. Koyu göz halkaları, göz kapağı renginin açılması, dudak dolgunlaştırma ve pembeleştirme gibi alanlarda da kullanılıyor. Cilt nemini artırıcı, inflamasyon ve hiperpigmentasyonu azaltıcı özellikleriyle bazı egzama ve dermatit vakalarında da etkili. Hassas, kuru ciltlerde ve roza hastalarında artık neredeyse tek ve en etkili seçeneğimiz Rejuran. Boyun, el, diz ve dirsek arkası gibi farklı vücut bölgelerinde de kullanımı yaygınlaştı. Aynı zamanda ortopedi uzmanları ve diş hekimleri tarafından da tedavi amaçlı kullanılıyor.”

Lansmanın son oturumunda ise, Koreli hekimler ve Türkiye’den eğitimci doktorlar, davetli hekimlerin sorularını yanıtladı. 

Dr. Cho, Rejuran ile elde ettiği hasta deneyimlerini ve uygulama yöntemlerini konuklarla paylaştı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/05/somonun-iyilestirici-gucu-rejuran-9588.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/05/somonun-iyilestirici-gucu-rejuran-9588.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/05/somonun-iyilestirici-gucu-rejuran-9588-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/05/somonun-iyilestirici-gucu-rejuran-9588.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/somonun-iyilestirici-gucu-rejuran/129973/</link>
			<pubDate>Tue, 06 May 2025 22:04:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Pfizer'den Sağlık Bakanlığı onaylı 39. 'klinik eğitim']]></title>
			<description><![CDATA[Türkiye'nin ilaç Ar-Ge'sinde küresel anlamda gücünün artırılması için Pfizer, Hacettepe Üniversitesi ve Türkiye Romatoloji Derneği iş birliğiyle “Klinik Araştırmalar Eğitim Programı” gerçekleştirildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türkiye'nin ilaç Ar-Ge'sinde küresel anlamda gücünün artırılması için Pfizer, Hacettepe Üniversitesi ve Türkiye Romatoloji Derneği iş birliğiyle “Klinik Araştırmalar Eğitim Programı” gerçekleştirildi.

Pfizer Türkiye, T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nun (TİTCK) onayı, Hacettepe Üniversitesi ve Türkiye Romatoloji Derneği iş birliği ile sağlık mesleği mensuplarına yönelik 39. Klinik Araştırmalar Eğitim Programı gerçekleştirdi.

Programda  sınavla katılımcılara Klinik Araştırmalar Eğitimi Başarı Belgesi verildi.

Atölyeler, anket ve soru-cevap seansları ile interaktif bir şekilde gerçekleştirilen etkinlikte; Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türkiye Romatoloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sedat Kiraz ile Pfizer Klinik Araştırmalar Türkiye, Rusya, Kuzey Afrika ve Orta Doğu Klinik Araştırmalar Bölge Kıdemli Direktörü Dr. Gökhan Duman açılış konuşmalarını yaptı.  Etkinlikte alanında uzman isimler tarafından şu başlıklarda sunumlar  gerçekleştirildi: İlaç Ar-Ge'si, Türkiye'de ve Dünya'da Klinik Araştırmalara Bakış', ‘Klinik Araştırmalarda Etik, Helsinki Bildirgesi ve IKU', ‘Klinik Araştırmalara Hukuki Yaklaşım ve KVKK', ‘Klinik Araştırmalarda Yöntemler', ‘Klinik Araştırmalarda Tasarım', ‘Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu (BGOF)', ‘Klinik Araştırmalarda Güvenlilik', ‘Gerçek Yaşam Verileri', ‘Klinik Araştırmalar ve Yapay Zeka', ‘Neden Araştırmacı Olmalıyım?' ve ‘Klinik Araştırmalarda Kalite ve Kontrol Yöntemleri'.

Etkinlik, ‘Hasta Dahil Etme ve Dışlama Kriterleri' atölyesi, ‘Klinik Araştırmalarda Taraflar ve Sorumlulukları' paneli ve ardından gerçekleştirilen sınav ve geri bildirim anketi ile sona erdi.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türkiye Romatoloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sedat Kiraz,  akademik kariyerin en önemli gerekliliklerinden biri bilimsel yayın yapmak olduğunu belirterek, bu süreçte klinik araştırmalar büyük rol oynadığını söyledi.

Klinik araştırmalarda güvenilirliğin sağlanması, hasta haklarının korunması ve etik kurallara uyumlu olunması büyük önem taşıyor ve bunun için de süreçlerin standartlaştırılması gerektiğine vurgu yapan Kiraz, "Bugün burada romatoloji, dermatoloji, enfeksiyon, hematoloji, onkoloji ve kardiyoloji gibi birçok farklı branştan katılımcılarla gerçekleştirdiğimiz “Klinik Araştırmalar Eğitim Programı”, bu standardizasyonun sağlanmasına önemli bir katkı sunuyor. Pfizer Türkiye tarafından gerçekleştirilen bu program bundan sonra yapacağımız klinik araştırmalara katılım açısından önemli. Çevrim içi olarak düzenlenen, son eğitim programımıza koşulsuz destek vererek gerçekleşmesini sağlayan Pfizer Türkiye'ye teşekkür ederiz” diye konuştu.

Pfizer Klinik Araştırmalar Türkiye, Rusya, Kuzey Afrika ve Orta Doğu Klinik Araştırmalar Bölge Kıdemli Direktörü Dr. Gökhan Duman ise, Pfizer olarak, 176 yıldır hastaların hayatını değiştiren çığır açan yenilikler misyonuyla, Pfizer Türkiye olarak ise, 1957'den bu yana, küresel bilim ve bilgi ağı ile Türkiye'nin bilimsel birikimi arasında bir köprü olarak çalıştıklarını söyledi.

Klinik Araştırmalar Eğitim Programı”nı 25 yıldır Türkiye'nin dört bir yanında bilim insanlarına yönelik olarak düzenlediklerini bugün bu eğitimlerimizin 39.sunu gerçekleştirmenin gururunu yaşadıklarını belirten Duman,  "Şimdiye kadar 3.500'den fazla araştırmacının eğitimine katkıda bulunduk. Önümüzdeki yıllarda da bu eğitim programıyla Türkiye'de ilaç Ar-Ge'sinin, bilim ortamının gelişmesine ve yüksek kalite standartlarında araştırmaların yapılabilmesine katkıda bulunmaya devam edeceğiz.” dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/04/pfizer-den-saglik-bakanligi-onayli-39-klinik-egitim-3972.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/04/pfizer-den-saglik-bakanligi-onayli-39-klinik-egitim-3972.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/04/pfizer-den-saglik-bakanligi-onayli-39-klinik-egitim-3972_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/04/pfizer-den-saglik-bakanligi-onayli-39-klinik-egitim-3972.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/pfizer-den-saglik-bakanligi-onayli-39-klinik-egitim/129826/</link>
			<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 16:56:36 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Konya Selçuklu'da sağlık alt yapısına bir yatırım daha]]></title>
			<description><![CDATA[Konya'da Selçuklu Belediyesi sağlık alanında sürdürdüğü yatırım ve işbirliklerine bir yenisini daha ekliyor. Sancak Mahallesi’ne kazandırılacak olan Selçuklu Köken Aile Sağlığı Merkezi’nin protokolü için tören düzenlendi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Konya'da Selçuklu Belediyesi sağlık alanında sürdürdüğü yatırım ve işbirliklerine bir yenisini daha ekliyor. Sancak Mahallesi’ne kazandırılacak olan Selçuklu Köken Aile Sağlığı Merkezi’nin protokolü için tören düzenlendi.

Selçuklu’da ilçenin sağlık altyapısı yeni yatırımlarla daha da güçlenmeye devam ediyor.

Bu kapsamda örnek işbirliği protokollerine bir yenisi daha eklendi. Selçuklu Belediyesi, Konya İl Sağlık Müdürlüğü ve hayırsever işbirliği ile Sancak Mahallesi’ne yapılacak olan Selçuklu Köken Aile Sağlığı Merkezi’nin yapım protokolü Konya İl Sağlık Müdürlüğü’nde düzenlenen törenle gerçekleştirildi.

Sancak Mahallesi’nin sağlık alanında önemli bir eksiğini giderecek sağlık yatırımının protokolü Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Konya İl Sağlık Müdürü Mehmet Koç ve hayırsever iş insanı Muammer Köken tarafından imzalandı.  

Yapımı hayırsever Köken ailesi tarafından yapılacak Selçuklu Köken Aile Sağlığı Merkezi, 735 metrekare alanda inşa edilecek ve 7 Aile Hekimi birimi hizmet verebilecek. Merkezde ayrıca 7 Aile Sağlığı Çalışanı Odası, 1 Aşılama ve Bebek–Çocuk İzlem Odası, 1 Gebe İzlem ve Üreme Sağlığı Odası, 1 Tıbbi Müdahale Odası, 1 Laboratuvar, 1 Eğitim ve Toplantı Odası, 1 Emzirme Odası, 2 İbadethane ve 1 kat ofisi yer alacak.

Konya ve Selçuklu için kazandırılacak hayırlı bir hizmetin protokolünü yapmak üzere İl Sağlık Müdürlüğü’nde İl Sağlık Müdürü ve hayırseverler ile bir araya geldiklerini ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Selçuklumuzda bu zamana kadar İl Sağlık Müdürlüğümüzle birlikte 16 tane 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunu, 14 tane Aile Sağlığı Merkezini 1 tane GETAT Merkezi’ni şu ana kadar birlikte hayırseverlerimizle, hayırsever ailelerimizle, kurumlarımızla iş birliği yaparak hayata geçirmiştik. İnşallah bu yeni aile sağlığı merkezimizle birlikte artık aile sağlığı merkezi sayımızı da 15’e çıkartmış olacağız. Ben yeni yapılacak olan aile sağlığı merkezinin hem ilimize hem ilçemize hem de mahallemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Hayırsever ailemize teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Rabbim hayırlarınızı kabul etsin. İnşallah bundan sonra da başka hayırlı hizmetlerde inşallah bir arada olmayı da ümit ediyorum. Teşekkür ediyorum” dedi.

Selçuklu’ya kazandırılacak yeni bir aile sağlığı merkezinin protokolü için bir araya geldiklerini söyleyen Konya İl Sağlık Müdürü Mehmet Koç ise, "Sancak Mahallemizde 4 Aile Hekimliği birimi olan aile sağlığı merkezimizin fiziki şartları çok kötü. Kiralık olarak bir binada hizmet veriyor. Köken ailemizin destekleriyle 7 birimli aile sağlığı merkezimiz, Sağlık Bakanlığımızın standartlarında aile hekimlerimiz ve aile sağlığı elemanlarımızın ayrı odası bulunan, acil müdahale alanı bulunan, yine aşı enjeksiyon, gebe takip alanları olan modern bir aile sağlığı merkezi inşa edilecek inşallah. Ben Köken ailemize ve Selçuklu Belediye Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Selçuklu ilçemize böyle güzel bir eseri hep birlikte bu mübarek günde kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Allah tamamına erdirsin hayırlı olsun” dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/03/konya-selcuklu-da-saglik-alt-yapisina-bir-yatirim-daha-1392.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/03/konya-selcuklu-da-saglik-alt-yapisina-bir-yatirim-daha-1392.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/03/konya-selcuklu-da-saglik-alt-yapisina-bir-yatirim-daha-1392_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/03/konya-selcuklu-da-saglik-alt-yapisina-bir-yatirim-daha-1392.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/konya-selcuklu-da-saglik-alt-yapisina-bir-yatirim-daha/129807/</link>
			<pubDate>Fri, 28 Mar 2025 16:15:11 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bakan'dan Diyarbakır'a Müjde; İkinci Şehir Hastanesi Yolda!]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, çeşitli incelemelerde bulunmak üzere Diyarbakır'ı ziyaret etti. Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu ve AK Parti milletvekilleri Galip Ensarioğlu ile Suna Kepolu Ataman'ın eşlik ettiği Bakan Memişoğlu, yapımı devam eden şehir hastanesinde incelemelerde bulundu ve yetkililerden çalışmaların son durumu hakkında bilgi aldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, çeşitli incelemelerde bulunmak üzere Diyarbakır'ı ziyaret etti. 



Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu ve AK Parti milletvekilleri Galip Ensarioğlu ile Suna Kepolu Ataman'ın eşlik ettiği Bakan Memişoğlu, yapımı devam eden şehir hastanesinde incelemelerde bulundu ve yetkililerden çalışmaların son durumu hakkında bilgi aldı.



İncelemelerin ardından gazetecilere değerlendirmede bulunan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Diyarbakır’da ikinci bir şehir hastanesinin yapımı için çalışmalara başlattıklarını duyurdu. 

Diyarbakır'ın sağlık alanında iyi bir konumda olduğunu belirten Memişoğlu, 2002 yılından bu yana sağlık hizmetlerine 67 yatırım yapıldığını, bunlardan 23'ünün hastane olduğunu ifade etti. 

Diyarbakır’ın sağlıkta iyi bir yerde olduğunu aktaran Bakan Memişoğlu, Hani ve Dicle'deki iki hastanenin 2025 yılında hizmete açılacağını, aile sağlığı merkezlerine önem verdiklerini ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önceliği olduğunu vurguladı. Ayrıca, mevcut şehir hastanesinin yanı sıra yeni bir şehir hastanesinin daha planlandığını ve eski hastanelerin yerine daha iyi yapılarla sağlık hizmeti sunmaya devam edeceklerini söyledi. 



KORUYUCU SAĞLIK BİZİM İÇİN ÖNCELİKLİ
Bakan Memişoğlu, şunları söyledi: "Aile sağlığı birimlerimize büyük önem veriyoruz, çünkü koruyucu sağlık bizim için öncelikli. İnsanların hastalanmadan sağlıklarını korumaları gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle aile hekimliklerini ilk başvurulacak kapı olarak görüyor ve bunu her fırsatta dile getiriyoruz. Diyarbakır, üniversitesi ve Gazi Yaşargil Hastanesi ile sağlık hizmetlerinde zaten iyi bir konumda. Referans merkezlerimiz burada bulunuyor ve biz bu merkezlerin fiziki altyapısını daha da güçlendiriyoruz. Mevcut şehir hastanemizin yanı sıra, Sayın Cumhurbaşkanımızın da belirttiği gibi, yeni bir şehir hastanesi daha planlıyoruz. Bu hastanenin nereye yapılacağına karar verdik ve inşallah en kısa sürede inşaatına başlayacağız. Ayrıca, eski hastanelerimizin yerine daha iyi yapılar inşa ederek, hastane olarak sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğiz. Hedefimiz, Diyarbakır'ı sağlık alanında çok önemli bir merkez haline getirmek. Sadece ülkemize değil, aynı zamanda çevre ve komşu ülkelere de sağlık hizmeti sunabilecek insan gücüne, kültüre ve altyapıya sahip bir şehrimiz. Daha iyi bir Diyarbakır için hep birlikte çalışıyoruz." 



BAKAN MEMİŞOĞLU'NDAN ECE GÜREL AÇIKLAMASI

Bakan Memişoğlu, Belgrad Ormanı'nda kaybolduktan sonra tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden mimar Ece Gürel'in ölümüyle ilgili de açıklama yaptı. Gürel'in hipotermi nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Memişoğlu, ailesine başsağlığı diledi.



HASTANEYE ZİYARET VE GENÇLERLE BULUŞMA

Düzenlenen İftar programına katılan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Diyarbakır'daki programı kapsamında SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ni ziyaret etti.

 

SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mehmet Özel ve hastane yönetimi tarafından karşılanan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, hastaları, hasta yakınlarını ve sağlık çalışanlarını ziyaret etti. 



Bakan Memişoğlu daha sonra, 75. Cadde Bulvarı'nda gençlerle bir araya gelerek fikir alışverişinde bulundu ve beklentilerini dinledi.

Programlarını tamamlayan Bakan Memişoğlu, Diyarbakır Havalimanı'ndan şehirden ayrıldı. 

Kenan Özgüven / Diyarbakır – Türkiye Haber Ajansı

[ilgili-haber=129614]
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/03/bakan-dan-diyarbakir-a-mujde-ikinci-sehir-hastanesi-yolda-2551.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/03/bakan-dan-diyarbakir-a-mujde-ikinci-sehir-hastanesi-yolda-2551.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/03/bakan-dan-diyarbakir-a-mujde-ikinci-sehir-hastanesi-yolda-2551-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/03/bakan-dan-diyarbakir-a-mujde-ikinci-sehir-hastanesi-yolda-2551.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/bakan-dan-diyarbakir-a-mujde-ikinci-sehir-hastanesi-yolda/129618/</link>
			<pubDate>Fri, 07 Mar 2025 20:43:43 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu; 'Teknoloji ve Bilim Üreten Türkiye Hedefimiz Var']]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu, Dicle Üniversitesinde "Türkiye'nin Yeni Dünya Düzenindeki Yeri ve Sağlık Hizmetleri" Konferansına Katıldı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, bir dizi programa katılmak üzere Diyarbakır'a geldi. 



Diyarbakır Valiliği'ni ziyaret eden Bakan Memişoğlu, Vali Murat Zorluoğlu ve kurum müdürleri tarafından karşılandı. 



Valilik makamında şeref defterini imzalayan Sağlık Bakanı Memişoğlu, daha sonra "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı Diyarbakır Sağlık Yöneticileri Toplantısı"na iştirak etti.



Bakan Memişoğlu, Dicle Üniversitesinde de "Türkiye'nin Yeni Dünya Düzenindeki Yeri ve Sağlık Hizmetleri" Konferansına Katıldı.

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Dicle Üniversitesi ve Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) İhtisas Akademi işbirliğiyle düzenlenen "Türkiye'nin Yeni Dünya Düzenindeki Yeri ve Türkiye'de Sağlık Hizmetleri" konulu konferansta önemli açıklamalarda bulundu. Dicle Üniversitesi 15 Temmuz Kültür ve Kongre Merkezi Ziya Gökalp Salonu'nda gerçekleşen konferans, yoğun ilgi gördü.


Konferansa, Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Mehmet Galip Ensarioğlu ve Suna Kepolu Ataman, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Aytaç Coşkun ve Prof. Dr. Velat Şen, Genel Sekreter Doç. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan, Dicle Üniversitesi Hastaneleri Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ata Akıl, Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Zelal Seyfioğlu Polat, dekanlar, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. 




YENİ HASTANEMİZDE YATAK SAYISININ 800'E ÇIKARILMASI İÇİN ÇALIŞILACAK

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan konferansın açılış konuşmasını Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat yaptı.



Rektör Eronat, konuşmasında Dicle Üniversitesi'nin bölgesel sağlık hizmetlerini geliştirme ve eğitim-araştırma alanında katkılar sunma hedefini vurgulayarak, Sağlık Bakanlığı'nın destekleriyle sağlık alanındaki projeleri daha da ileriye taşıma kararlılıklarını dile getirdi. Eronat, 600 yataklı yeni hastane projesinin önemine değinerek, Bakan Memişoğlu'nun hastane yatak sayısının 800'e çıkarılması için çalışma sözü vermesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti.



Eronat, "Dicle Üniversitesi, bölgesel sağlık hizmetlerini geliştirmeyi, eğitim ve araştırma alanında önemli katkılarda bulunmayı hedefleyen bir üniversitedir. Görevi devraldığımız ilk günden itibaren Dicle Üniversitesi olarak Sağlık Bakanlığımızın destekleriyle, sağlık alanında yürütülen projeleri daha da ileriye taşımak, genç nesilleri sağlık alanında en iyi şekilde yetiştirmek ve bu alandaki yenilikçi çalışmalara imza atmak için azimle çalışıyoruz.600 yataklı yeni hastane projemiz bunun en somut adımlarından sadece bir tanesidir. Hatta bugün Sayın Bakanımız hastane yatak sayısının 800 e çıkarılması için çalışacaklarını ifade ettiler” diye konuştu.



KAPİTALİST BİR MEDENİYET DÜNYAYA HÜKMEDİYOR

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ise Diyarbakır'da Dicle Üniversitesi öğrencileriyle bir araya gelmekten duyduğu mutluluğu dile getirerek, Türkiye'nin medeniyet değerlerine vurgu yaptı. 

Bakan Memişoğlu, "Bizim medeniyetimize baktığımızda hep iyi tarafta yer almışızdır. İyilik medeniyeti olarak bir araya geldiğimizde farklılıklarımızı zenginliğe dönüştürdüğümüzde adaletli bir şekilde hükmetmişizdir." şeklinde konuştu. 

Günümüz dünyasında yaşanan sorunlara da deyinen Bakan Memişoğlu, kapitalist sistemin insanları ayrıştırıcı etkilerine karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtti. 



Özellikle sosyal medyada kullanılan dilin önemine dikkat çeken Memişoğlu, "Önce sormamız gereken 'ben ne yapıyorum' olmalıdır. Yoksa kışkırtarak, farklılıklarımızı düşmanlaştırmak için kullananlar kazanacak" uyarısında bulundu.

TEKNOLOJİ VE BİLİM ÜRETEN TÜRKİYE HEDEFİMİZ VAR

Türkiye'nin sağlık alanındaki hedeflerine de değinen Bakan Prof. Dr. Memişoğlu, dünyadaki sağlık sisteminin değişimine paralel olarak Türkiye'nin de genetik ve moleküler tedavilere daha fazla ağırlık vermesi gerektiğini ifade etti. 



Bakan Memişoğlu, "Dünyada Sağlık sistemi değişiyor. Kimyasal tedaviler biyolojik tedavilere yerini bırakıyor. Genetik, Moleküler tedavilere daha fazla ağırlık vermemiz gerekiyor. Türkiye, sağlık alanında ulaşılabilirlik anlamında önde gelen ülkelerden biri. Bizim en büyük hedeflerimize biri hastalanmadan koruyucu sağlığı ön plana çıkarmak. Ülkemizin çevresindeki ülkelere Sağlık hizmeti sunmak ve teknoloji üreten, bilim üreten bir ülke olmayı hedefliyoruz" dedi. 

Bakan Memişoğlu'nun açıklamaları, katılımcılar tarafından dikkatle takip edildi. Konferans, katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi. 

Kenan Özgüven / Diyarbakır – Türkiye Haber Ajansı
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/03/saglik-bakani-memisoglu-teknoloji-ve-bilim-ureten-turkiye-hedefimiz-var-7628.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/03/saglik-bakani-memisoglu-teknoloji-ve-bilim-ureten-turkiye-hedefimiz-var-7628.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/03/saglik-bakani-memisoglu-teknoloji-ve-bilim-ureten-turkiye-hedefimiz-var-7628-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/03/saglik-bakani-memisoglu-teknoloji-ve-bilim-ureten-turkiye-hedefimiz-var-7628.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/saglik-bakani-memisoglu-teknoloji-ve-bilim-ureten-turkiye-hedefimiz-var/129614/</link>
			<pubDate>Fri, 07 Mar 2025 18:39:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ABD'de Türk öğrenciden devrim niteliğinde proje!]]></title>
			<description><![CDATA[18 yaşındaki Türk öğrenci Dilara Zeren, ABD'ye yeni gelmesine rağmen, babasının hastalığından ilham alarak geliştirdiği beyin anevrizmasını tespit edebilen yenilikçi bir projeyle dikkatleri üzerine çekti. ABDPost.com New York Temsilcisi Özlem Özgüt Yörekli’ye konuşan Zeren, gelecekteki bilimsel hedeflerini ve tıp alanında yapmak istediği katkıları paylaştı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[18 yaşındaki Türk öğrenci Dilara Zeren, ABD'ye yeni gelmesine rağmen, babasının hastalığından ilham alarak geliştirdiği beyin anevrizmasını tespit edebilen yenilikçi bir projeyle dikkatleri üzerine çekti. ABDPost.com New York Temsilcisi Özlem Özgüt Yörekli’ye konuşan Zeren, gelecekteki bilimsel hedeflerini ve tıp alanında yapmak istediği katkıları paylaştı.

Türk genci 18 yaşındaki Dilara Zeren, bilimsel yetenekleriyle adından söz ettiriyor. Türkiye’den Amerika’ya babasının sağlık durumu nedeniyle gelen Zeren, burada kısa bir süre içinde büyük başarılar elde etti.

ABDPost.com New York Temsilcisi Özlem Özgüt Yörekli’ye konuşan Zeren, tıp alanına olan ilgisini ve geliştirdiği projeye ilişkin detayları paylaştı.

DENEYSEL AŞAMAYI HEDEFLİYOR

Babasında tespit edilen beyin anevrizmasından ilham alarak geliştirdiği projesiyle dikkat çeken genç, "Nova MRI" ve "EEG" teknolojisinin birleşimiyle beyin anevrizmalarının yerini daha doğru tespit etmeyi amaçladığını söyledi. 

ABDPost.Com'a konuşan ve projenin potansiyel olarak beyin cerrahisi için önemli bir yenilik sunduğunu vurgulayan Zeren, bu projeyle ilgili kapsamlı bir literatür taraması yaparak kendi araştırma tezini yazmayı başardığını ifade etti. Zeren şimdi ise bir mentör rehberliğinde projeyi deneysel aşamaya geçirmeyi hedeflediğini söyledi.

ÖDÜLLER VE ONUR BELGELERİ ALDI

ABDPost.Com'un haberine göre Türk gencinin başarısı, sadece bilimsel alanda değil, liderlik yeteneklerinde de kendini gösterdi. New York’taki William Cullen Bryant High School’da okurken, sayısal alandaki başarısı ve öğretmenleriyle olan güçlü ilişkileri sayesinde okulun onur belgesini kazandı. Ayrıca, tıp geleceğine yönelik katkıları dolayısıyla Nobel Ödüllü bilim insanı Mario Cappucci’nin davetiyle Congress of Future Medical Leaders’a katıldı ve burada mükemmellik ödülü aldı.

Tıp ve mühendislik alanlarında ilerlemek ve gelecekte beyin cerrahisi alanında adım atmayı planladığını ifade eden Zeren, aynı zamanda okulunda kurduğu "High School Alliance of Future Physicians" kulübüyle de geleceğin tıp liderlerini bir araya getirdi. Zeren bu kulüple birlikte bilimsel projelere ve araştırmalara yönelik yeni fırsatlar sunduklarını ifade etti.

Projelerini hayata geçirme yolunda kararlı bir şekilde ilerlerken bilimsel araştırma yazarlığı sertifikası alarak bu alandaki yetkinliğini de artıran Zeren yeni bir mentör arayışında olduğunu ve gelecekteki projeleri için büyük adımlar atmayı hedeflediğini de sözlerine ekledi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/03/abd-de-turk-ogrenciden-devrim-niteliginde-proje-8564.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/03/abd-de-turk-ogrenciden-devrim-niteliginde-proje-8564.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/03/abd-de-turk-ogrenciden-devrim-niteliginde-proje-8564_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/03/abd-de-turk-ogrenciden-devrim-niteliginde-proje-8564.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/abd-de-turk-ogrenciden-devrim-niteliginde-proje/129589/</link>
			<pubDate>Tue, 04 Mar 2025 15:14:59 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Zona Hastalığına Dair Farkındalık ve Bilinçlendirme]]></title>
			<description><![CDATA[Türk Dermatoloji Derneği, Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) ve Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği’nin (EKMUD) tarafından yürütülen “Zona Her An Uyanabilir” kampanyası, düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyuna anlatıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türk Dermatoloji Derneği, Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) ve Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği’nin (EKMUD) tarafından yürütülen “Zona Her An Uyanabilir” kampanyası, düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyuna anlatıldı.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaygın olarak görülen ve her 3 kişiden 1'inin yaşamı boyunca en az bir kere yakalandığı tahmin edilen zona hastalığına dikkat çeken “Zona Her An Uyanabilir” farkındalık kampanyasına ilişkin basın toplantısı; Zona Farkındalık Haftası kapsamında gerçekleşti.

Türk Dermatoloji Derneği, Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) ve Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) tarafından yürütülen kampanyanın toplantısına dernek yönetim kurulu temsilcileri ve sağlık basını katıldı.

“Zona Her An Uyanabilir” kampanyasının basın toplantısında, kampanya yüzü olarak yer alan Selçuk Yöntem, zona hastalığına dair farkındalık yaratmanın önemine vurgu yaptı. Başarılı oyuncu, topluma fayda sağlayan projelerde yer almanın önemini belirterek, bu kampanyanın daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlamaktan mutluluk duyduğunu ifade etti.

Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu, Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Andaç Salman ve Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Selçuk Özger’in ilgili dernekleri temsilen yer aldığı etkinliğin moderatörlüğünü değerli gazeteci Mirgün Cabas üstlendi.

Katılımcılara zona hastalığı hakkında önemli bilgilerin aktarıldığı toplantıda Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Selçuk Özger, "Toplumda 50 yaş üzerindeki bireylerin risk grubunda olduğu ve en az 3 kişiden 1'inin yaşadığı zona hastalığı, yaşa bağlı azalan bağışıklıkla kendini gösterebiliyor." derken, Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu "Yetişkinlerin yüzde 90’ı zonaya neden olan virüsü vücudunda barındırıyor. Yaşla birlikte azalan bağışıklığı bir fırsat bilen zona, sinir yolu boyunca şerit halinde ortaya çıkan döküntülere ve ağrıya sebep oluyor." ifadelerini kullandı.

Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Andaç Salman ise "Bu kampanya ile toplumda bilinç düzeyini artırmaya hedefliyoruz. Yaşanmadıkça veya şahit olunmadıkça göz ardı edilen bu hastalığın ciddiyetini anlayalım ve başımıza gelmeden hekimlerimize danışmayı ertelemeyelim" çağrısında bulundu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/02/zona-hastaligina-dair-farkindalik-ve-bilinclendirme-5979.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/02/zona-hastaligina-dair-farkindalik-ve-bilinclendirme-5979.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/02/zona-hastaligina-dair-farkindalik-ve-bilinclendirme-5979_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/02/zona-hastaligina-dair-farkindalik-ve-bilinclendirme-5979.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/zona-hastaligina-dair-farkindalik-ve-bilinclendirme/129462/</link>
			<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 14:58:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık çalışanlarında yönetmelik değişikliğine tepki! 14 Mart'ta iş bırakacaklar]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nca hazırlanan ve Resmi Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nde değişiklik yapılmasına dair yönetmeliği kabul etmediklerini belirten sağlık çalışanları, bu yönetmeliğin hakları gasp etmeye yönelik olduğunu öne sürerek, mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nca hazırlanan ve Resmi Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nde değişiklik yapılmasına dair yönetmeliği kabul etmediklerini belirten sağlık çalışanları, bu yönetmeliğin hakları gasp etmeye yönelik olduğunu öne sürerek, mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.

Sağlık emekçileri bu değişikliklerin sağlık çalışanlarının hakları ve iş koşullarını iyileştirmek yerine daha da kötüleştirdiğini savundu.

Sahim-Sen Genel Başkanı Özlem Akarken, bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan değişikliklerin aile sağlığı çalışanlarını zora sokan bir dizi düzenleme içerdiğini iddia etti.

“Bu yönetmelik, sağlık çalışanlarını daha fazla yük altına sokacak ve hastaların daha nitelikli sağlık hizmetine ulaşmalarını engelleyecek" diyen Akarken, "Sağlık Bakanlığı, sağlık emekçilerinin taleplerine kulak tıkamaya devam ediyor. Bu değişiklikler, bizleri daha zor koşullarda çalışmaya zorlamakta ve sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlamaktadır” dedi.

Sahim-Sen'in Kasım ayında başlattığı hak mücadelesine devam edeceğini ve bu mücadelede sağlık emekçilerinin ve nitelikli sağlık hizmeti için vatandaşlarımızın  yanında olacaklarını vurguladı. Meslek onuru ve vatandaşların sağlığı için mücadele ettiklerini kaydeden Akarken, halkın desteğiyle, sağlığı bir hak olarak görmek ve bu alandaki eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için mücadele edeceklerini söyledi.

14 MART’TA İŞ BIRAKMA EYLEMİ YAPILACAK

Sahim-Sen Genel Başkanı Özlem Akarken, sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı'nda iş bırakma eylemi yapacaklarını duyurdu. Eylemin tüm Türkiye'deki sağlık çalışanlarının ve vatandaşların  katılımıyla büyük bir kitlesel eylem olarak  seslerin duyulmasına dönüşeceğini ifade eden Akarken, “Bu mücadele, sadece sağlık çalışanlarının hakları için değil, aynı zamanda halkımızın eşit, ücretsiz ve kaliteli sağlık hizmeti alması için de kritik öneme sahiptir. Taleplerimiz gerçekleşene kadar eylemlerimiz devam edecektir” dedi.

Akarken, sağlık emekçilerinin bu konudaki taleplerini şöyle sıraladı:

Kamusal sağlık hizmetlerinin fiziki ve tıbbi donanımının kamu tarafından sağlanması. Aile sağlığı merkezlerinin sayısının hekim başına 2.000 nüfusu aşmayacak şekilde artırılması. Aile sağlığı merkezlerinde güvencesiz ve kadrosuz istihdamın son bulması. Sağlık çalışanlarının maaşlarının  emekliliğe yansıyacak tek kalemden oluşan bir maaş sisteminin oluşturulması. Sağlıkta şiddetle mücadele edilmesi ve sağlık çalışanlarının güvenliğinin sağlanması. Görev tanımlarının güncellenmesi. Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavının düzenli yapılarak personel ihtiyacının giderilmesi. Söz verilen kadroların açılarak atamaların yapılması . Üniversite kontenjanlarının ihtiyaca göre ayarlanması.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/02/saglik-calisanlarinda-yonetmelik-degisikligine-tepki-14-mart-ta-is-birakacaklar-1534.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/02/saglik-calisanlarinda-yonetmelik-degisikligine-tepki-14-mart-ta-is-birakacaklar-1534.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/02/saglik-calisanlarinda-yonetmelik-degisikligine-tepki-14-mart-ta-is-birakacaklar-1534_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/02/saglik-calisanlarinda-yonetmelik-degisikligine-tepki-14-mart-ta-is-birakacaklar-1534.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/saglik-calisanlarinda-yonetmelik-degisikligine-tepki-14-mart-ta-is-birakacaklar/129448/</link>
			<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 14:39:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yapay zeka destekli dijital asistan ALLY, eczanelerin ekonomisini cebe taşıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Eczacılar için özel olarak geliştirilen ve ülkemizin eczacılar için ilk yapay zeka destekli dijital asistanı olan ALLY, eczanelerin mali süreçlerini dijital bir platforma taşıyarak, kontrolü her an ve her yerden mümkün kılıyor. Kolaysoft Teknoloji, ALLY ile eczanelerin ekonomisini cebe taşıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Eczacılar için özel olarak geliştirilen ve ülkemizin eczacılar için ilk yapay zeka destekli dijital asistanı olan ALLY, eczanelerin mali süreçlerini dijital bir platforma taşıyarak, kontrolü her an ve her yerden mümkün kılıyor. Kolaysoft Teknoloji, ALLY ile eczanelerin ekonomisini cebe taşıyor. 

ALLY’ın sunduğu akıllı çözümleri ve benzersiz yapay zeka altyapısını anlatan Kolaysoft Teknoloji Kurumsal İletişim Müdürü Burcu Küçüknamlı, şunları söyledi: 

“ALLY ile eczacılara nefes aldırıyoruz ve eczanelerin ekonomisini ceplerine taşıyoruz. Yapay zeka destekli altyapısı sayesinde, eczacılarımız mali süreçlerini hızlı ve verimli bir şekilde yönetirken, her an mali verilerine erişebiliyor. Bu teknoloji, eczanelerin iş akışını kolaylaştırıyor ve kontrolü hiç olmadığı kadar erişilebilir hale getiriyor.”

Yapay zeka altyapısıyla ALLY gerçek bir dijital asistan

ALLY’ın sektördeki ilk yapay zeka destekli uygulama olduğunun altını çizen Burcu Küçüknamlı, konuşmasına şöyle devam etti:  

“ALLY, yalnızca bir mobil uygulama değil, eczacılarımız için gerçek bir dijital asistan. Yapay zeka teknolojisiyle, eczacılarımızın ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş öneriler ve öngörüler sunarak, işlerini daha hızlı ve etkili bir şekilde yönetmelerini sağlıyoruz. Türkiye’de eczacılar için yapay zeka destekli ilk ürün olan ALLY, sadece bugün için değil, geleceğin eczane yönetimi için de gereklidir."

İlk yapay zeka destekli eczacı asistanı ALLY ile ne yapılabilir? 

Kolaysoft Teknoloji’nin yenilikçi vizyonuyla hayata geçirilen ALLY, dijital dönüşümün gücünü eczacılara sunmaya devam ediyor.
1-Fatura Takibi: SGK, Göç ve Kamu faturalarınızı kolayca takip edebilir, gelen faturalarınıza tek tıkla ulaşabilirsiniz.

2-Ciro Yönetimi: EczacıPOS ile günlük, haftalık ve aylık ciro takibini anlık olarak gerçekleştirebilirsiniz.

ALLY, eczacılara neler sunuyor? 

Eczacılara özel olarak tasarlanmış bir mobil uygulama olan ALLY, yapay zeka desteğiyle eczanelerin mali süreçlerinde hız, kolaylık ve kontrolü bir arada sunuyor.

1-Yapay zeka destekli analiz ve önerilerle iş süreçlerini optimize eder.

2-Yer ve zaman fark etmeksizin eczanenizin mali verilerine anında erişim sağlar.

3-Basit ve kullanıcı dostu arayüzüyle işlemleri hızlandırır.

4-Gelişmiş raporlama ve analiz özellikleri sayesinde geleceğe dair kararlarınızı destekler.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/02/yapay-zeka-destekli-dijital-asistan-ally-eczanelerin-ekonomisini-cebe-tasiyor-2661.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/02/yapay-zeka-destekli-dijital-asistan-ally-eczanelerin-ekonomisini-cebe-tasiyor-2661.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/02/yapay-zeka-destekli-dijital-asistan-ally-eczanelerin-ekonomisini-cebe-tasiyor-2661-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/02/yapay-zeka-destekli-dijital-asistan-ally-eczanelerin-ekonomisini-cebe-tasiyor-2661.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/yapay-zeka-destekli-dijital-asistan-ally-eczanelerin-ekonomisini-cebe-tasiyor/129310/</link>
			<pubDate>Sun, 02 Feb 2025 17:54:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İlişki çatlaklarını onarmanın yeni yolu: Bir günlük İlişki Check-Up’ı]]></title>
			<description><![CDATA[Aşkınızı iyileştirin: Bir günlük İlişki Check-up’ı ile aşkınızı sağlık kontrolünden geçirin]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Aşkınızı iyileştirin: Bir günlük İlişki Check-up’ı ile aşkınızı sağlık kontrolünden geçirin.

Aşkınızı iyileştirmek için bir ilişki terapisti randevusuna ihtiyacınız olabilir. İlişkiler de, tıpkı vücut gibi sağlıklı bir bakıma ihtiyaç duyarlar. Bozulmuş güven, iletişim eksiklikleri veya ilişki sorunları göz ardı edilirse sonuçları trajik olabilir. İlişki check-up'ı ile bir günde ilişkinizi yeniden yapılandırmak ve aşkınızı sağlıklı hale getirmek artık mümkün. Bazen bir ilişkide “her şey yolunda” dediğiniz anda bile aslında bir şeyler kayboluyor olabilir. İlişkinizi “check-up”a sokarak, ilişkinizi yeniden yapılandırarak, aşkınızı sağlıklı hale getirmeniz ve ona ikinci bir şansı vermeniz mümkün. Peki, sizin aşk hayatınız ve ilişkinizin sağlığı ne durumda? 

İlişki Terapisti ve Yaşam Koçu Mehmet Murat Lik, evliliğinizi veya ilişkinizi “bir günlük check-up”ta masaya yatırarak, ilişki sağlığınız için sizlere reçetesini ve çözüm önerilerini sunuyor. İlişkilerde sağlıklı iletişimin ve güven inşasının önemine dikkat çeken İlişki Terapisti Mehmet Murat Lik, ilişkilerin de tıpkı vücut gibi sağlıklı bir bakıma ihtiyaç duyduğunu belirterek, bozulmuş güven, iletişim eksiklikleri veya ilişki sorunlarının göz ardı edilmesi durumunda trajik sonuçlar doğurabileceğini ifade ediyor. 

İlişki check-up'ı ile çiftlerin bir günde ilişkilerini yeniden yapılandırarak, aşklarını sağlıklı hale getirmelerinin mümkün olduğunu söyleyen Lik, bir günlük check-up ile evlilikleri ve ilişkileri masaya yatırarak, reçete ve çözüm önerilerini sunduğunu açıklıyor. 

Sağlıklı ilişkinin temeli iyi iletişim

İlişki check-up’ı ile tıpkı bir sağlık kontrolü gibi, ilişkinin önünün görülebilmesi için ışık tuttuğunu ifade eden İlişki Terapisti ve Yaşam Koçu Mehmet Murat Lik, şunları söyledi: 

“Her ilişki zaman zaman darbe alabilir. Ancak önemli olan, o darbenin ilişkiye olan etkilerini en aza indirgemek ve yeniden sağlıklı bir yola girmektir. İlişki check-up’ı ile çiftlerin yaşadığı olumsuzlukları tespit ederek, onları onaracak çözüm yollarını sunuyoruz. Peki, ilişkilerdeki bu “gizli kırılmalar” ne kadar derin olabilir? Burada, doğru iletişim ve güveni yeniden inşa etmenin yollarını anlatıyoruz. Çünkü, ilişkilerdeki krizler giderek daha büyük bir tehdit haline gelirken, boşanma oranları hızla artıyor. Birçok çift, gözle görülmeyen güven sorunları, iletişim eksiklikleri ve kişisel geçmiş travmalarıyla ilişkilerini sabote edebiliyor. İlişki check-up'ı sayesinde, sağlıklı ve güçlü bir ilişkiyi nasıl koruyacağımızı anlatıyoruz. Karşılıklı anlayış ve empati, ilişkilerdeki birçok sorunun çözümüne katkı sağlayacaktır. Empati kurmak, karşınızdaki kişinin duygularını ve düşüncelerini anlamaya çalışmak ve ona saygı göstermektir. Her iki tarafın da birbirini anlaması ve duygusal olarak desteklemesi, ilişkideki bağı güçlendirir ve daha sağlıklı bir iletişim ortamı oluşturur. İyi bir dinleyici olmak, açık ve net bir şekilde konuşmak, duyguları doğru bir şekilde ifade etmek, ilişkilerdeki iletişim kalitesini artırır. İletişim becerilerini geliştiren bireyler, ilişkilerinde daha mutlu ve başarılı olurlar.” dedi.

Sosyal medya ilişkileri çürütüyor ve ilişkilerde “Kullan-At Dönemi” yaşanıyor 

İlişki Terapisti ve Yaşam Koçu Mehmet Murat Lik, günümüzde ilişkilerin sosyal medya, kişisel problemler ve yaşanmışlıklar nedeniyle birçok zorlukla karşı karşıya olduğunu belirtti. Sosyal medyanın etkisiyle ilişkilerin kullan-at dönemine girdiğini vurgulayan Mehmet Murat Lik, insanların duygusal bağlarını derinleştirmek yerine, hızlı ve geçici ilişkiler kurarak, aşkı yüzeysel kıldığını söyledi. Mehmet Murat Lik, sosyal medyanın ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini de vurgulayarak, insanların sanal dünyada yaşadıklarını ve gerçek duygulardan uzaklaştıklarını belirtti. Lik, toplumun içinde bulunduğu bu durumu aşmak için sağlıklı iletişim ve güvenin yeniden inşa edilmesi gerektiğini ifade etti. İlişkilerdeki en büyük tehlikeleri ve bunlardan nasıl korunacağını anlatan Mehmet Lik, sosyal medyanın bir insanları sanal bir dünyaya mahkum ederken, ilişkileri gerçek değerlerinden uzaklaştığını da açıkladı. 

Boşanmaları önlemek için duygusal hasarların onarılması sağlanıyor

İlişki Terapisti ve Yaşam Koçu Mehmet Murat Lik, günümüzde ilişkilerin sosyal medya, kişisel problemler ve yaşanmışlıklar nedeniyle birçok zorlukla karşı karşıya olduğunu belirtti. İstatistiklere göre evliliklerin ilk 5 yılı içinde boşanma oranının %33,4’e kadar çıktığına işaret eden Mehmet Murat Lik, çiftlerin yaşadığı psikolojik ve duygusal zorlukların ön plana çıkabildiğini kaydetti. Çoğu zaman sosyal medya ve kişisel geçmişin etkisiyle, duygusal bağları sağlıklı bir şekilde kurmanın birçok kişi için imkansız hale geldiğini anlatan Mehmet Murat Lik, bu durumda, ilişki uzmanlarının devreye girerek, çiftlerin geçmişteki hasarları onarmalarına ve güven temelli sağlıklı bir ilişki kurmalarına katkı sağladığını ifade etti. Sevgi ve ilgi eksikliği yaşayan birinin sürekli kendini kanıtlama ve güven sağlama ihtiyacı duyacağını da söyleyen Mehmet Murat Lik, bu tür duygusal yüklerin ilişkilerde büyük çatlaklara neden olabileceğini belirtti. İlişkilerin sağlıklı bir temele oturması için sadece sevginin değil, aynı zamanda doğru anlayış, iletişim ve güvenin de gerekli olduğunu vurgulayan Mehmet Murat Lik, şunları belirtti: 

“Bu süreçte, ilişkiler ciddi hasar almadan, uzmanların rehberliğinde sorunların çözülmesi kritik öneme sahiptir. Bir günlük ilişki Check-up’ı projemizde, sevginin ne kadar güçlü olduğunu anlatarak, takıntılar ve güven sorunları gibi derin problemleri de tespit ederek çiftlerin duygusal hasarlarını onarmalarına yardımcı oluyoruz.” şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/02/iliski-catlaklarini-onarmanin-yeni-yolu-bir-gunluk-iliski-check-up-i-1761.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/02/iliski-catlaklarini-onarmanin-yeni-yolu-bir-gunluk-iliski-check-up-i-1761.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/02/iliski-catlaklarini-onarmanin-yeni-yolu-bir-gunluk-iliski-check-up-i-1761-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2025/02/iliski-catlaklarini-onarmanin-yeni-yolu-bir-gunluk-iliski-check-up-i-1761.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/iliski-catlaklarini-onarmanin-yeni-yolu-bir-gunluk-iliski-check-up-i/129308/</link>
			<pubDate>Wed, 01 Jan 2025 02:30:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık sektöründe 3 bin 363 yatırıma teşvik]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Son 22 yılda sağlık sektöründe 3 bin 363 yatırıma teşvik verdik, 759 milyar liradan fazla yatırımı harekete geçirdik ve yaklaşık 212 bin nitelikli istihdamın önünü açtık.” dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, 2010 yılında kurulan sağlık temalı ilk üniversitelerden Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi’nin 2024-2025 Akademik Yılı Açılış Töreni”ne katıldı.

Sağlık harcamalarının ve ihtiyaçların arttığı çağda, sağlık sektöründe yaşanan paradigma değişimlerinin ülkemizin teknoloji üretme ve geliştirme yetkinliklerini bir üst lige çıkarması için önemli fırsatlar taşıdığını belirten Kacır, 90’lı yıllarda başlayan İnsan Genom Projesi’yle 2,7 milyar dolar gibi dev bir bütçe harcanarak 13 yıl gibi uzun sürede gen haritası ancak tamamlandığını kaydetti.

SAĞLIKTA DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Sağlıkta dijital dönüşümün hem hastaların sağlık sistemine getirdiği maliyetleri etkin şekilde ölçmeyi ve yönetmeyi sağladığını, hem de vatandaşlara kaliteli sağlık hizmeti sunmak için fırsatlar sunduğunu kaydeden Bakan Kacır, "Diğer yandan pandemi dönemi ile birlikte, sağlıkta yerli ve millî üretim kabiliyetine sahip olmanın ne kadar hayati olduğunu tüm dünyada yaşanan acı tecrübelerle bir kez daha müşahede ettik. Ülkemiz pandemi sürecini güçlü araştırma, üretim ve teknoloji geliştirme altyapısıyla, her türlü zorluğa göğüs geren özverili ve fedakâr sağlık çalışanlarımızın emekleriyle pek çok gelişmiş ülkeye kıyasla daha başarılı bir şekilde yönetti" dedi.

YERLİ VE MİLLİ: Sağlık sistemimizin ihtiyaçlarını yerli ve millî imkânlarla karşılamak üzere güçlü üretim ve teknoloji geliştirme altyapısını Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak adeta seferber ettik. Pandemi döneminde tüm dünyanın yoğun bakım solunum cihazı arayışı içindeyken BAYKAR, Arçelik ve ASELSAN’ın destek ve çabaları ile birkaç kişilik bir teknoloji girişimi olan BİOSYS’in geliştirdiği yerli solunum cihazını 14 gün içerisinde seri üretime geçirmeyi başardık.

YOĞUN BAKIM SOLUNUM CZLARI: Yoğun bakım solunum cihazının hiç olmadığı Somali gibi ülkelere de göndererek dost ve mazlum ülkelere yardım elimizi bir kez daha uzattık. Bu salgın; bizlere elbette sağlık yatırımlarının kıymetini ve sağlıkta millileşme ve yerlileşme hamlesinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha göstermiş oldu.

YOL HARİTASI: 2022 yılında kamuoyuyla paylaştığımız Akıllı Yaşam ve Sağlık Ürün ve Teknolojileri Yol Haritası ile ülkemizde ve dünyadaki mevcut durumu analiz ederek ihtiyaçlarımızı ortaya koyduk. Küresel düzeyde üç önemli mesele; büyüyen ve yaşlanan nüfus, kronik hastalıklarda artış ve artan sağlık harcamalarına karşı öngörücü, önleyici, kişiselleştirilmiş ve katılımcı akıllı yaşam ve sağlık sistemlerinin geliştirilmesini önceliklendirdik. Kritik ve stratejik olarak belirlediğimiz ilaç, tıbbi cihaz üretimine ve sağlık bilişim teknolojilerinde yerlileştirme hamlemize hız verdik.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/saglik-sektorunde-3-bin-363-yatirima-tesvik-8279.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/saglik-sektorunde-3-bin-363-yatirima-tesvik-8279.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/saglik-sektorunde-3-bin-363-yatirima-tesvik-8279_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/saglik-sektorunde-3-bin-363-yatirima-tesvik-8279.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/saglik-sektorunde-3-bin-363-yatirima-tesvik/128538/</link>
			<pubDate>Sun, 20 Oct 2024 17:31:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yenidoğan Çetesi Soruşturması Kapsamında  Özel Güney Hastanesi Kapatıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Esenler Son durakta yaklaşık 40 yıldır sağlık hizmeti veren Esenler Özel Güney Hastanesi’nin faaliyeti durdurulup, açılış ruhsatı iptal edildiği için tabelaları polisler eşliğinde söküldü. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türkiye'yi sarsan Yenidoğan Çetesi soruşturması kapsamında faaliyetleri durdurulup, açılış ruhsatları iptal edilen 10 hastane arasında yer alan Esenler Özel Güney Hastanesi resmen kapatıldı.

HASTANENİN TABELALARI SÖKÜLDÜ
Esenler Son durakta yaklaşık 40 yıldır sağlık hizmeti veren Esenler Özel Güney Hastanesi’nin faaliyeti durdurulup, açılış ruhsatı iptal edildiği için tabelaları polisler eşliğinde söküldü. 

Ruhsatıiptal edilen ve faaliyeti durdurulan Özel Güney Hastanesi sahibi Ayşe Müzeyyen Yurtoğlu'nun da Yenidoğan Çetesi soruşturması kapsamında şüpheli olarak hakkında işlem yapıldı. Gözaltına alınan 47 kişi arasında şüpheli olarak yer alan ve ifadesi alınan Yurtoğlu’nun detaylı ifadesi soruşturmada yer aldı. 

"FIRAT SARI’DAN HİZMET SATIN ALDIK"

Yenidoğan Çetesi dosyasında şüpheli olarak yer alan Özel Güney Hastanesi sahibi Ayşe Müzeyyen Yurtoğlu, çetenin lideri Doktor Fırat Sarı'dan da nasıl hizmet aldıklarını detaylarıyla anlattı.

Başlatılan soruşturma kapsamında ruhsatı iptal edilen Özel Güney Hastanesi sahibi Ayşe Müzeyyen Yurtoğlu’nun da şüpheli olarak ifadesi alındı.

İfadesinde, Yenidoğan çetesinin Özel Güney Hastanesinin Yenidoğan yoğun bakım bölümünü kiraladığı iddialarını cevaplayan Yurtoğlu, "Dr. Fırat Sarı isimli şahsa hastanemizin herhangi bir bölümünü kiralamadık hekim sıkıntısı çektiğimiz için kendilerinden hizmet satın aldık buna ilişkin yapmış olduğumuz sözleşme, kesmiş oldukları makbuzlar karşılığında da ödemelerini yaptık. Hastanem çok güvenilir bir hastanedir şimdiye kadar kimseye zarar vermedim vermem de kimsenin de zarar vermesine izin vermem, benim torunlarım da bu hastanede doğdular. Yaklaşık 45 yıldır bu alanda hizmet vermekteyim. Hiçbir dönemde SGK yı zarara uğratacak bir eylemde bulunmadım bulunmam da. Hakkımda ve hastanem üzerinde eski çalışanlar tarafından hınç ile iftiraya maruz kaldığımı gördüm kendilerinde şikayetçi olma haklarımı saklı tutuyorum. Hakkımda iddia edilen suçlamayı kabul etmiyorum, söyleyeceklerim bunlardan ibarettir" dedi.

[ilgili-haber=128535]

[ilgili-haber=128534]
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/yenidogan-cetesi-sorusturmasi-kapsaminda-ozel-guney-hastanesi-kapatildi-5973.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/yenidogan-cetesi-sorusturmasi-kapsaminda-ozel-guney-hastanesi-kapatildi-5973.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/yenidogan-cetesi-sorusturmasi-kapsaminda-ozel-guney-hastanesi-kapatildi-5973-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/yenidogan-cetesi-sorusturmasi-kapsaminda-ozel-guney-hastanesi-kapatildi-5973.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/yenidogan-cetesi-sorusturmasi-kapsaminda-ozel-guney-hastanesi-kapatildi/128536/</link>
			<pubDate>Sun, 20 Oct 2024 20:06:56 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA['Yenidoğan çetesi' Soruşturmasında 10 Özel Hastanenin Ruhsatı İptal Edildi]]></title>
			<description><![CDATA[Yenidoğan Çetesi soruşturması kapsamında faaliyetleri durdurulup, açılış ruhsatları iptal edilen 9 hastanenin isimleri, Sağlık Bakanlığı tarafından İstanbul Valiliği'ne bildirildi. 9'u İstanbul ve 1'i Tekirdağ Çorlu'da olmak üzere 10 özel hastanenin ruhsatı iptal edildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kamuoyuna 'yenidoğan çetesi' olarak yansıyan olaylar kapsamında 10 hastanenin ruhsatı iptal edildi. 22'si tutuklu 47 şüphelinin yer aldığı, Fırat Sarı'nın elebaşısı olduğu "yenidoğan suç örgütü" fezlekesinde 19 hastanenin kullanıldığı belirlenmişti.

Çetenin elebaşlarından Dr. Fırat Sarı'nın tıp fakültesinde okurken 5 yıl terör örgütü PKK üyeliğinden hapis yattığı kendi ifadesinde de yer almıştı.

BAKANLIKTAN AÇIKLAMA

Yenidoğan Çetesi soruşturması kapsamında faaliyetleri durdurulup, açılış ruhsatları iptal edilen 9 hastanenin isimleri, Sağlık Bakanlığı tarafından İstanbul Valiliği'ne bildirildi. 9'u İstanbul ve 1'i Tekirdağ Çorlu'da olmak üzere 10 özel hastanenin ruhsatı iptal edildi.

Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Hasan Basri Velioğlu imzalı yazıda şu ifadeler yer aldı: 

"Özel Hastaneler Yönetmeliğinin, 'Faaliyetin durdurulması durumunda hastalara ilişkin işlemler' başlıklı 65/A maddesinde yer alan 'Özel hastanenin tamamında veya bir kısmında faaliyetin geçici olarak durdurulması veya ruhsatın iptal edilmesi söz konusu olduğunda müdürlük tarafından öncelikle mevcut yatan hastalarla ilgili tespit yapılır. Nakli mümkün olmayan hastaların tedavilerinin tamamlanmasından ve nakli mümkün olanların da diğer hastanelere nakillerinden sonra özel hastanenin faaliyeti durdurulur. Bu durumdaki hastanelere yeni hasta kabulü yapılmaz' hükmü doğrultusunda yürütülmesi hususunda gereğini rica ederim."

İSTANBUL'DA 9 HASTANENİN RUHSATI İPTAL EDİLDİ

Bakanlığın bilgilendirme yazısında İstanbul'da ruhsatı iptal edilen 9 özel hastane ise şöyle sıralandı: 



Özel Avcılar Hospital Hastanesi, Özel TRG Hospitalist Hastanesi, Özel Birinci Hastanesi, Özel Güney Hastanesi, 



Özel Bağcılar Medilife Hastanesi, Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi, Özel Reyap İstanbul Hastanesi, Bağcılar Özel Şafak Hastanesi ve Özel Silivri Kolan Hastanesi.



TOPLAM SAYI 10'A ULAŞTI

Tekirdağ Çorlu'daki Özel Reyap Hastanesi'nin bu sabah ruhsatının iptal edilmesi ve içindeki hastaların taburcu edilmesiyle birlikte; ruhsatı iptal edilen hastane sayısı 10'a ulaştı.



Eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun sahibi olduğu, Avcılar Hospital da ruhsatı iptal edilen hastaneler arasında yer aldı.

112 ÇAĞRI MERKEZİ DE KULLANILMIŞ

Bu çetenin, İstanbul’da 112 Acil Çağrı Merkezi’nin kimi çalışanlarıyla ortak hareket ederek acil sağlık durumu olan bebekleri özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk ettiği, bundan haksız kazanç sağladığı ve bazı bebeklerin ölümlerine sebebiyet verdiği iddia ediliyor.

[ilgili-haber=128536]

[ilgili-haber=128534]
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/yenidogan-cetesi-sorusturmasinda-10-ozel-hastanenin-ruhsati-iptal-edildi-9292.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/yenidogan-cetesi-sorusturmasinda-10-ozel-hastanenin-ruhsati-iptal-edildi-9292.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/yenidogan-cetesi-sorusturmasinda-10-ozel-hastanenin-ruhsati-iptal-edildi-9292-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/yenidogan-cetesi-sorusturmasinda-10-ozel-hastanenin-ruhsati-iptal-edildi-9292.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/yenidogan-cetesi-sorusturmasinda-10-ozel-hastanenin-ruhsati-iptal-edildi/128535/</link>
			<pubDate>Sat, 19 Oct 2024 14:59:52 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Fırat Sarı'nın Elebaşısı Olduğu, Yenidoğan Bebek Çetesi Türkiye Gündemine Oturdu]]></title>
			<description><![CDATA[Türkiye'nin günlerdir konuştuğu yenidoğan bebek çetesine yönelik yürütülen soruşturma tamamlandı. 22'si tutuklu 47 şüphelinin yer aldığı, Fırat Sarı'nın elebaşısı olduğu "yenidoğan suç örgütü" fezlekesinde 19 hastanenin kullanıldığı belirlendi. Çete Lideri Fırat Sarı, PKK üyeliğinden 5 yıl hapis yatmış.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türkiye'nin günlerdir konuştuğu yenidoğan bebek çetesine yönelik yürütülen soruşturma tamamlandı. Bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları ve haksız kazanç elde ettikleri belirlenen 22'si tutuklu 47 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı. 

Çetenin elebaşı olduğu belirtilen Dr. Fırat Sarı'nın tıp fakültesinde okurken 5 yıl terör örgütü PKK üyeliğinden hapis yattığı kendi ifadesinde de yer aldı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca 22'si tutuklu 47 şüphelinin yer aldığı, Fırat Sarı'nın elebaşısı olduğu "yenidoğan suç örgütü" hakkındaki iddianamede, "malen sorumlu" sıfatıyla yer alan 19 özel hastanenin faaliyetlerinin askıya alınması için çalışma yapılıyor. 

Fırat Sarı'nın elebaşısı olduğu, Yenidoğan bebek çetesi Türkiye gündemine oturdu. İstanbul'da, 112 Acil Çağrı Merkezi'nde çalışan kişilerle ortak hareket ederek, bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları ve haksız kazanç elde ettikleri belirlenen 22'si tutuklu 47 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamenin detayları ortaya çıkmaya başladı.

MADDİ KAZANÇ İÇİN BEBEKLER ÖLDÜRÜLDÜ
Hastane sahipleri ve başhekimlerinin örgüt hiyerarşisine dahil olmamakla birlikte örgüte yardım ederek maddi çıkar sağladıkları ifade edilen iddianamede, şüphelilerin yaptıkları bu işlemlerle yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde elde edilen kazancı 3-4 katı artırdıkları kaydedildi.
Bebek hastaların, uygun sağlık hizmeti almasını sağlayacak hastanelere sevki yerine şüphelilerin seçtiği örgüt adına karlı görünen hastanelere yatırıldığı anlatılan iddianamede, bu noktada esas amacın bebeklerin sağlık durumunun iyileştirilmesi değil maddi açıdan en fazla kazanç elde edilmesi olduğu kaydedildi.

BEBEKLERİN ENFEKSİYON KAPIP ÖLMESİNE NEDEN OLDULAR
Fırat Sarı'nın elebaşısı olduğu Yenidoğan bebek çetesi iddianamesinde, maktul bebeklerin her türlü enfeksiyona açık olan yenidoğan yoğun bakım ünitelerine yatırıldığı, bu şekilde bazı bebeklerin enfeksiyon kapmasına, bazılarının da ölümüne neden olunduğu aktarılarak, şüphelilerin usulsüz şekilde düşümünü yaptıkları ilaçları hastaneden çıkarıp satarak maddi kazanç elde ettikleri vurgulandı. 

Özel Hastaneler Yönetmeliğine aykırı şekilde işletme devri yapılarak danışmanlık hizmeti adı altında şüpheli Fırat Sarı'nın elebaşısı olduğu "yenidoğan suç örgütünün" çok sayıda hastaneye az sayıda doktorla hizmet vermeye çalıştığı belirtilen iddianamede, sağlık hizmetinin doğrudan hemşire ve hemşire yardımcılarıyla verildiği, bu nedenle bebek ölüm sayılarının arttığı ifade edildi.

İddianamede, tıbbi yöntemlerden uzak tek düze, bebeklerin mevcut özel sağlık durumlarıyla bağdaşmayan uygulamalar gerçekleştirildiği, hemşirelerin kendisini doktor olarak tanıttığı ve doktor olarak müdahalede bulundukları aktarılarak, bazı şüphelilerin yenidoğan yoğun bakımlarını kapasitenin üzerinde doldurduğu, hemşirelerin usule aykırı epikriz raporları yazdığı anlatıldı.

Şüphelilerin incelenen dijital materyallerinde "kötü hasta değerleri, iyi hasta değerleri" gibi şablonlar bulunduğu dile getirilen iddianamede, şüphelilerin çoğu zaman hastaların kan değerleri ve enfeksiyon olup olmadığı gibi hususlarda gerçekte bir tetkik veya tahlil yapmaksızın kendi gözlemlerine göre bebeği iyi veya kötü olarak kategorize ettikleri, raporların şablon olarak tek elden hastane dışındaki merkezden yazıldığı kaydedildi.

FEZLEKEDE İSMİ GEÇEN HASTANELER
Şüpheli Fırat Sarı'nın elebaşısı olduğu suç örgütünün Akabe Sağlık Tesisleri AŞ'ye ait özel Avcılar Hospital Hastanesi, Özel İstanbul Şafak Sağlık Hizmetleri AŞ'ye ait Özel Avrupa Şafak Hastanesi ve Özel İstanbul Şafak Hastanesi, Medilife Sağlık Hizmetleri ve Yonca Sağlık Hizmetlerine bağlı Özel Bağcılar Medilife Hastanesi ve Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi, Refik Arslan AŞ'ye bağlı Özel Bağcılar Şafak Hastanesi, Beymed AŞ'ye ait Özel Birinci Hastanesi, Doğamed AŞ'ye ait Özel Doğa Hospital Hastanesi, Reyap AŞ'ye ait Özel Reyap İstanbul Hastanesi ve Çorlu Reyap Hastanesi, Ekip Sağlık AŞ'ye ait Özel TRG Hospitalist Hastanesi, Esenler Güney Hastanesi ve Silivri Kolan Hastanesi'nin yenidoğan yoğun bakım ünitelerini kiralayarak işletmesini devraldığı ve söz konusu hastanelerden tamamında doktorlar yerine hemşirelerin sağlık hizmeti sunduğu aktarıldı.

HASTANENİN FAALİYETLERİNİN ASKIYA ALINDACAĞI BELİRTİLİYOR
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca 22'si tutuklu 47 şüphelinin yer aldığı "Yenidoğan çetesi" hakkındaki iddianamede, "malen sorumlu" sıfatıyla yer alan 19 özel hastanenin faaliyetlerinin askıya alınacağı belirtiliyor. Söz konusu hastanelerden Bağcılar Özel Şafak Hastanesi'nin eylül, Medilife Sağlık Hizmetleri Hastanesi'nin ise mayıs ayından beri faaliyet yapmadığı öğrenildi. Bağcılar Özel Şafak Hastanesi'nin camında el yazısıyla "Hastane kapalıdır" şeklinde bilginin yer aldığı, hastanenin kapı girişinin ise iki dubayla bağlanıp kapatıldığı gözlendi.

21 ŞÜPHELİ BEBEK ÖLÜMLERİNDEN SORUMLU TUTULDU
İddianamede, şüpheliler Fırat Sarı ve İlker Gönen'in 10 kez "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "nitelikli dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve 11 kez uygulanmak üzere "resmi belgede sahtecilik" suçlarından toplamda 177 yıl 6 aydan 582 yıl 9'ar aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Şüpheli Gıyasettin Mert Özdemir hakkında ise "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapis istendi.

Aralarında doktor, hemşire ve sağlık görevlilerin de bulunduğu 18 şüpheli hakkında da bebeklerin ölümüne ilişkin "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi" suçundan 10 ila 437 yıl 6 ay arasında hapis cezası talep edildi.

Diğer şüpheliler hakkında da benzer suçlardan hapis cezaları öngörülen iddianamede, ayrıca, malen sorumlu olarak belirtilen hastaneler ve hastanelerin bağlı olduğu şirketler lehine "dolandırıcılık" suçu işlenerek maddi menfaat temin edildiğinden, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbiri uygulanması, hastanelerin ve şirketlerin kapatılıp mal varlıklarına el konulmasına karar verilmesi talep edildi.

İddianame, gönderildiği Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesince değerlendiriliyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/firat-sari-nin-elebasisi-oldugu-yenidogan-bebek-cetesi-turkiye-gundemine-oturdu-1310.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/firat-sari-nin-elebasisi-oldugu-yenidogan-bebek-cetesi-turkiye-gundemine-oturdu-1310.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/firat-sari-nin-elebasisi-oldugu-yenidogan-bebek-cetesi-turkiye-gundemine-oturdu-1310-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/firat-sari-nin-elebasisi-oldugu-yenidogan-bebek-cetesi-turkiye-gundemine-oturdu-1310.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/firat-sari-nin-elebasisi-oldugu-yenidogan-bebek-cetesi-turkiye-gundemine-oturdu/128534/</link>
			<pubDate>Sat, 19 Oct 2024 08:47:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Özel Sağlık Sigortası Yaptırmak İçin En Uygun Zaman Nedir?]]></title>
			<description><![CDATA[Bireylerin zaman içerisinde ortaya çıkabilecek sağlık harcamalarını dengeleyip kendilerini güvence altına almak için tercih ettikleri sigorta türlerinin başında özel sağlık sigortası yer alır. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bireylerin zaman içerisinde ortaya çıkabilecek sağlık harcamalarını dengeleyip kendilerini güvence altına almak için tercih ettikleri sigorta türlerinin başında özel sağlık sigortası yer alır. 

Özel sağlık sigortası yaptırmak için en uygun zamanı belirlemek, kararın etkilerini maksimize etmek açısından büyük bir öneme sahiptir. Sağlık sigortası yaptırmanın zamanlaması; kişisel sağlık durumu, yaş, yaşam tarzı, gelecekteki planları gibi pek çok etkene bağlı olarak belirlenmelidir.

Genç ve sağlık problemlerinizin en az olduğu dönemlerde özel sağlık sigortası yaptırmanız tavsiye edilir. Bunun en önemli sebebi ise primlerdir. Genç yaşta sigorta yaptırmak, daha düşük primlerle geniş kapsamlı poliçeler elde etme şansı tanır. Sigorta şirketleri, genç ve sağlıklı bireyler için daha cazip tekliflerde bulunur.

Gençlerin sağlık açısından problem yaşama ihtimallerinin daha düşük olduğu fikri, primlerin düşük olmasında temel oluşturur. Erken yaşlarda seçilen özel sağlık sigortası poliçeleri, yaşlandıkça veya sağlık durumunda değişiklikler oldukça geçerli olmaya devam edebilir. Böylece uzun vadede maliyetlerin daha iyi yönetilmesine imkân tanır. Ancak poliçenizin yenilenme süresine dikkat etmeniz de son derece önemlidir.

Özel sağlık sigortası yaptırmak için tercih edilebilecek zamanlardan biri de yaşam tarzında veya iş koşullarında değişikliklerin yaşandığı dönemlerdir. İş değişikliği, evlilik, çocuk sahibi olma veya emeklilik gibi büyük fark yaratan yaşam olayları, sağlık sigortası ihtiyaçlarını yeniden değerlendirmek için fırsatı yaratır.

Yeni bir işte başlamak, işverenin sunduğu sağlık sigortası paketlerini inceleyip ek özel sağlık sigortası teklifleri almayı düşünebilme olanağı tanıyabilir. Aile kurmak veya çocuk sahibi olmak gibi adımlar da aile üyelerinin sağlığını güvence altına almak için özel sigorta poliçelerine ihtiyaç duyulabileceği anlamına gelir.

Sağlık durumu değişiklikleri de özel sağlık sigortası yaptırmanın zamanlamasını büyük ölçüde etkileyebilir. Sağlık sorunları ortaya çıkmadan önce sigorta yaptırmak, gelecekte meydana gelebilecek çeşitli sağlık harcamalarını karşılamak için hazırlıklı olmanıza yardım edebilir.

Kronik hastalıklar veya ciddi sağlık sorunları ortaya çıkmadan önce sigorta yaptırmak, sigorta primlerinin düşük tutulmasına yardımcı olurken sigorta kapsamının geniş olmasına da imkân tanır. Sağlık durumu olumsuz yönde değişmeye başladığında sigorta şirketleri teklifleri kısıtlayabilir veya primleri artırabilir. Herhangi bir sorun yaşamamak adına özel sağlık sigortası seçiminde erken harekete geçmek son derece önemlidir.

Özel Sağlık Sigortası Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Özel sağlık sigortası fiyatları da zamanlama konusunda belirleyici faktörler arasında yer alır. Sigorta primleri; sigorta yaptırılan yaşa, sağlık durumuna, sigorta kapsamına bağlı olarak farklılık gösterebilir. Genç yaşta sigorta yaptırmak, daha düşük primlerle oldukça geniş kapsamdan oluşan poliçeler elde etme şansı yaratır.

Sigorta şirketleri zaman zaman kampanyalar ve indirimler de sunabileceği için piyasa koşullarını takip ederek bütçenize en uygun teklifleri değerlendirebilirsiniz. Özel sağlık sigortası teklifleri arasında karşılaştırma yapmak, en iyi poliçeyi en uygun fiyata bulmak için tavsiye edilen yöntemlerden biridir.

Özel sağlık sigortası, gelecekteki sağlık harcamalarını güvence altına alıp sağlık hizmetlerine kolay erişim sağlamanın en etkili yollarından biridir. Zaman içerisinde ihtiyacınıza olabilecek sağlık hizmetlerinden konforlu bir şekilde yararlanmanızı sağlayan özel sağlık sigortası yaptırmak için en uygun zaman, bireyin genç ve sağlıklı olduğu, yaşam tarzında veya iş koşullarında değişikliklerin yaşandığı dönemler olarak özetlenebilir.

Sağlık durumu değişiklikleri yaşanmadan önce sigorta yaptırmak, uzun vadede maliyetlerin sorunsuz şekilde yönetilmesini sağlar. Sigorta yaptırma kararını ertelemeyip uygun zamanlamayı belirleyerek harekete geçmek, bireyler ve ailelere katkıda bulunur. Kendiniz ve sevdikleriniz için detaylı bir araştırma yaparak ihtiyaçlarınıza ve bütçenize en uygun özel sağlık sigortasını pratik şekilde bulabilirsiniz.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/ozel-saglik-sigortasi-yaptirmak-icin-en-uygun-zaman-nedir-5024.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/ozel-saglik-sigortasi-yaptirmak-icin-en-uygun-zaman-nedir-5024.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/ozel-saglik-sigortasi-yaptirmak-icin-en-uygun-zaman-nedir-5024-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/10/ozel-saglik-sigortasi-yaptirmak-icin-en-uygun-zaman-nedir-5024.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/ozel-saglik-sigortasi-yaptirmak-icin-en-uygun-zaman-nedir/128444/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Oct 2024 18:38:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu Konya'da]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ı ziyaret ederek Büyükşehir Taş Bina’da bulunan Konya Dijital Tanıtım Merkezi’ni inceledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ı ziyaret ederek Büyükşehir Taş Bina’da bulunan Konya Dijital Tanıtım Merkezi’ni inceledi.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ı ziyaret etti.

Bakan Memişoğlu, Konya’da bulunmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Başkan Altay’a ev sahipliği için teşekkür etti.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da Bakan Memişoğlu’nu Konya’da ağırlamaktan dolayı büyük mutluluk duyduklarını belirterek, ziyaretleri ve destekleri dolayısıyla teşekkür etti.

Bakan Memişoğlu, Büyükşehir Taş Bina’da bulunan Konya Dijital Tanıtım Merkezi’ni ziyaret ederek Başkan Altay’dan bilgi aldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/09/saglik-bakani-kemal-memisoglu-konya-da-2707.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/09/saglik-bakani-kemal-memisoglu-konya-da-2707.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/09/saglik-bakani-kemal-memisoglu-konya-da-2707_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/09/saglik-bakani-kemal-memisoglu-konya-da-2707.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/saglik-bakani-kemal-memisoglu-konya-da/128327/</link>
			<pubDate>Sat, 14 Sep 2024 14:39:20 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türkiye’deki öğrencilere gen tedavilerini bu laboratuvar anlatıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Nadir Hastalık Genetik Tedavi Yarışması (RaDiChal) Laboratuvarının hayata geçiş sürecini ve bu önemli girişimin amaçlarını paylaşan Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, “Bu laboratuvarı, özellikle Türkiye’deki öğrencilerin gen tedavilerini anlayabilmeleri ve uygulayabilmeleri için inşa ettik." dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Nadir Hastalık Genetik Tedavi Yarışması (RaDiChal) Laboratuvarının hayata geçiş sürecini ve bu önemli girişimin amaçlarını paylaşan Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, “Bu laboratuvarı, özellikle Türkiye’deki öğrencilerin gen tedavilerini anlayabilmeleri ve uygulayabilmeleri için inşa ettik." dedi.

Üsküdar Üniversitesi Transgenik Hücre Teknolojileri ve Epigenetik Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü ve MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) deneyi Proje Yöneticisi Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, Nadir Hastalık Genetik Tedavi Yarışması (RaDiChal) Laboratuvarının hayata geçiş sürecini ve bu önemli girişimin amaçlarını paylaştı.

Nadir Hastalık Genetik Tedavi Yarışması (RaDiChal) Laboratuvarının Türkiye’de genetik mühendisliği ve gen tedavilerine duyulan büyük ihtiyacı karşılayacak şekilde kurulduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, “Bu laboratuvarı, özellikle Türkiye’deki öğrencilerin gen tedavilerini anlayabilmeleri ve uygulayabilmeleri için inşa ettik." dedi. Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, altyapının genetik mühendisliği tekniklerini gerçekleştirmek üzere tasarlandığını ifade ederek, “Türkiye’nin her yanından genetik mühendisliğe, genetik tedavilere ihtiyaç duyan ve öğrenmek isteyen öğrencilerimiz artık Rare Disease Challange yani RaDiChal yarışmamızın laboratuvarında eğitimlerini almaya ve yarışma içerisinde bulunmaya devam edecekler. Aynı zamanda yine bitki biyoteknolojisi çalışmalarımız için bu laboratuvar içerisinde CRISPR gibi ileri düzey genetik mühendislik teknikleri kullanabileceğiz ve böylelikle yeni nesil bilgi tabanlı teknolojiler geliştirebileceğiz.” diye konuştu.

GENETİK MÜHENDİSLİĞİ ALANINDA İHTİYAÇ DUYULAN BİLİM İNSANI YETİŞTİRİLMESİ HEDEFLENİYOR

Laboratuvarın Türkiye’nin dört bir yanından gelen öğrenciler için eğitim ve araştırma imkânı sunduğunu ve bu sayede genetik mühendisliği alanında ihtiyaç duyulan bilim insanı yetiştirilmesinin hedeflendiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, “RaDiChal yarışması, vizyon ve misyonu gereği genetik tedaviler alanında, yedi bini aşkın genetik hastalığın tedavisinde kullanılabilecek yeni nesil, yıkıcı gen tedavisi teknolojilerini geliştirmeye dayanıyor. Bu teknolojileri hayata geçirebilecek laboratuvarlar ve bilim insanları sayısı ülkemizde yok denecek kadar az. Bu nedenle, bilim insanı kalitesini ve sayısını artırmak amacıyla RaDiChal yarışmamızı 2021 yılında başlattık.” dedi.

Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan öncülüğünde lisans düzeyindeki öğrenciler ile kurulan RaDIChal (Rare Disease Challenge) ekibinin başlattığı yarı final ve final aşamalarından oluşan yarışma, 2023 yılında Beta Telasemi (Akdeniz anemisi), Huntington ve Duchenne kas distrofisi (DMD) hastalığını hedef olarak belirlemişti. Radichal (Rare Disease Challenge) yarışması 5. Yılında“Nadir Hastalıklar Genetik Tedavi” kategorisi olarak artık Teknofest Biyoteknoloji İnovasyon Yarışması dalında gerçekleştirilecek.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/09/turkiye-deki-ogrencilere-gen-tedavilerini-bu-laboratuvar-anlatiyor-813.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/09/turkiye-deki-ogrencilere-gen-tedavilerini-bu-laboratuvar-anlatiyor-813.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/09/turkiye-deki-ogrencilere-gen-tedavilerini-bu-laboratuvar-anlatiyor-813_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/09/turkiye-deki-ogrencilere-gen-tedavilerini-bu-laboratuvar-anlatiyor-813.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/turkiye-deki-ogrencilere-gen-tedavilerini-bu-laboratuvar-anlatiyor/128285/</link>
			<pubDate>Wed, 11 Sep 2024 16:00:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'ndan Anayasa'ya Aykırı Tebliğ! ]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, “Kanser tedavisi”nde kullanılan akıllı ilaçların birçoğunu “SGK tarafından ödenecek ilaçlar” listesinden çıkardı.  Anayasa'ya ve İnsan Haklarına aykırı olan SUT kararları nedeniyle SGK’ya açılan davalarla kurum zarara uğratılıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haber: Ahmet KAPLAN

Sağlık Bakanlığı, “Kanser tedavisi”nde kullanılan akıllı ilaçların birçoğunu “SGK tarafından ödenecek ilaçlar” listesinden çıkardı. Bu sebeple “Kanser tedavisi” gören hastaların büyük bir çoğunluğu yargı yoluna başvurarak ilaç bedellerinin ödenmesini talep ediyor. Anayasa'ya ve İnsan Haklarına aykırı olan SUT kararları nedeniyle SGK’ya açılan davalarla kurum zarara uğratılıyor.

Sağlık Bakanlığı “Kanser tedavisi” için gereken İmmünoterapi ilaçlarını parasıyla temin edip iadesini isteyenleri mahkemelerde süründürürken, temin edemeyenleri ise çaresiz bırakıyor, adeta ölüme terk ediyor. 

İMMÜNOTERAPİ NEDİR? AKILLI İLAÇ NEDİR?

İmmunoterapi bağışıklık sisteminin kansere karşı daha etkin bir şekilde hareket etmesine yardımcı olarak etki etmektedir ve bir biyolojik tedavidir.
Akıllı ilaç ta denilen, İmmünoterapi bağışıklık sisteminin kanser hücreleri ile savaşmasını sağlayan bir tedavi türüdür. Bağışıklık sistemi vücudun enfeksiyon hastalıkları ve kanser gibi hastalıklarla savaşmasını sağlar. Akyuvarlar, lenf sisteminin doku ve organlarından oluşur. Bağışıklık sistemi normal işlevinin bir parçası olarak vücutta oluşan anormal hücreleri tespit edip yok eder ve bu sayede birçok kanserin büyümesini engeller veya yavaşlatır.

YENİ NESİL ‘AKILLI’ İLAÇLAR

Son dönemlerde kanser hastalığının tedavisi için tüm dünyada yeni nesil akıllı kanser ilaçları kullanılıyor. Bu ilaçların kullanımı ülkemizde de yaygın hale geldi. Ancak; SGK tarafından bu yeni nesil kanser ilaçlarının, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında geri ödemesi yapılmıyor.

SGK'nın ödemediği yeni nesil akıllı kanser ilaçlarını mahkeme kararı ile almak mümkün. SGK; OPDIVO, TECENTRIQ, KEYTRUDA, IMFINZI, ZEJULA, LYNPARZA, TRODELVY, INYLTA, LENVIMA, ALTUZAN ve birçok immunoterapi ilacı ile kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçları dava dışı yollarla karşılamıyor. Bu ilaçların SGK tarafından karşılanmasının yolu dava açmak. Sağlık Bakanlığı ve SGK’ya açılacak davada ihtiyati tedbir kararı alınarak ilaç kullanılırken, paranın kesin iadesi için açılmış olan davanın kazanılması gerekiyor. 

UYGULAMA ANAYASA’YA AYKIRI

Hastanın tedavisinde yüksek derecede fayda sağlayacağı tedaviyi yapan hekim tarafından öngörülen, kullanılmaması durumunda hastanın ölümünün veya geri dönüşsüz hasarların meydana gelmesinin kaçınılmaz olduğu, endikasyon açısından tıbbi uygunluğu olan ve SGK' nın geri ödeme kapsamında aynı tedaviyi yapan muadil bir ilacın bulunmadığı durumlarda, İlacın sadece SUT'a göre uygun endikasyonu olmadığı gerekçesiyle geri ödemesinin yapılmaması Avrupa İnsan Hakları Bildirgesi'ne ve Anayasanın 17. 56. ve 60. maddelerine aykırı.

Anayasa'ya ve İnsan Haklarına aykırı olmasına rağmen SGK, halen birçok kanser ilacının geri ödemesini yapmıyor. Tebliğler Anayasa hükümlerini yok edemez. Sağlık Uygulama Tebliği (SUT), hukuk devletinde mutlak yerine getirilmesi gereken emir değildir. Hukuken geçersiz tebliğ yayınlayan Sağlık Bakanlığı ve SGK, bu tebliği dayatarak Anayasayı yok sayıyor. 
Ayrıca, SUT kararları nedeniyle SGK’ya açılan davalarla kurum zarara uğratılıyor. Kanser hastaları tarafından SGK'ya karşı ilaç bedeli davası açılarak immünoterapi ve diğer ödenmeyen kanser ilaçlarının geri ödenmesi sağlanıyor. SGK ayrıca bu davalar nedeniyle avukat masraflarını da ödemeğe mahkum ediliyor ve görev zararı ile kurum zarar ettiriliyor.

ANAYASA NE DİYOR?

Anayasanın 17. maddesi: "Devlet, bireylerin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlıklarını koruma hakkı kapsamında ister kamu isterse özel sağlık kuruluşları tarafından yerine getirilsin, sağlık hizmetlerini hastaların yaşamları ile maddi ve manevi varlıklarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır."

Anayasa’nın “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56/3-4. maddesi: “Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.”

Anayasa’nın 60. maddesi: “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar."

DEVLETİN ÖDEMEDİĞİ KANSER İLAÇLARI İÇİN HUKUKİ YOLLAR NELERDİR?

Kanser hastalığının tedavisinde değişik tedavi yöntemleri kullanılıyor. İmmünoterapi ve akıllı ilaç tedavileri kanser tedavisinde kullanılan yöntemlerin başında geliyor.

İmmünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücreleri ile savaşmasını sağlayan bir tedavi türüyken akıllı ilaç tedavisi ise kanser hücrelerinin kazandığı kontrolsüz çoğalma ve yayılma özelliğini engellemeyi amaçlayan bir tedavi türü.

Kanser tedavisinde akıllı ilaçların yan etkilerinin daha az olması, diğer kanser ilaçları arasında akıllı ilaçların tercih edilmesinde oldukça etkili. Fakat bu ilaçların fiyatı oldukça yüksek.

Bu nedenle SGK tarafından karşılanmaması durumunda kişiler ilaç alamamakta dolayısıyla tedavi olmamaktadır. Devletin ödemediği kanser ilaçları için bu nedenle davalar açılıyor.

SGK Tarafından Karşılanmayan Kanser İlaçları için 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 101. maddesi gereğince, söz konusu davada İş Mahkemeleri görevli. Yetkili mahkeme yoksa İş Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemeleri yetkili.

Bu arada; dava açılabilmesi için Hekim tarafından önerilen ilacın eczaneden ücretsiz bir şekilde temin edilememesi halinde, dava açmadan önce dava şartı olarak da aranan ilk husus SGK’ya bu zamana kadar ödenen ilaç bedellerinin ve bundan sonraki ilaç bedellerinin karşılanması için başvuru yapılmış olması.

İMMÜNOTERAPİ SGK DAVASI (ilaç bedeli davası)

İmmünoterapi ve akıllı ilaç tedavileri, kanser hastalığının olağan tedavisinde kullanılan kemoterapi, radyoterapi gibi yöntemlerden olumlu sonuç alınamaması halinde tercih edilen ve kanser hastalığının ileri seviyesinde olan hastalara önerilen tedavi türlerinden.

Ülkemizde ruhsatı olan ilaçlar ruhsatlı olduğu endikasyonda hekimin reçetelemesiyle herkes tarafından kullanılabilir.

Ruhsatsız ilaçlar içinse Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK)'ndan endikasyon dışı kullanım izni alınması gereklidir. Endikasyon dışı ilaç kullanımı, ruhsat dışı ilaç kullanımı anlamına geliyor.

Başka muadili olmadığı ve hastanın hayatını sürdürmesi için immünoterapi (akıllı ilaç) kullanmasının zorunluluk olduğu durumlarda SGK'nın ilaç bedellerini ödememesi halinde ilaçların temini, ödenmeyen ilaç bedelinin karşılanması amacıyla dava açılabiliyor.

Açılacak davada alınacak “SGK' nın geri ödeme yapması” yönündeki tedbir kararı ve davanın sonunda davanın kazanılması ile sağlanabiliyor.

Davanın temelinin Anayasa'nın yaşam hakkına dayanması nedeniyle bedeli talep edilecek ilacın öncelikle hukuka uygun olarak kullanılması gerekiyor.

BİLİRKİŞİ HEYETİNDEN UYGUNLUK RAPORU

İlacın uygun olup olmadığı, dava sürecinde genellikle üniversitelerin onkoloji ana bilim dalı öğretim üyelerinden oluşan bir bilirkişi heyetinden alınacak bilirkişi raporuyla tespit edilmesi gerekiyor.

Dava açılırken ilacın kullanımının zorunluluk olduğu ve ödenen bir muadilinin olmadığı, ilacın kullanılmaması halinde geri dönülmez sonuçlarının olacağı belgelenmesi gerekiyor.

Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların SGK tarafından karşılanması, özellikle ekonomik durumu elverişsiz hastalar bakımından acil bir taleptir.

DEVLETİN ÖDEMEDİĞİ İLAÇLAR İÇİN

Devletin ödemediği kanser ilaçları için dava açarken aşağıdaki hususlara dikkat etmek gerekir;

- Hastane Raporu: Onkoloji bölümünden alınması gereken raporda; uygulanacak tedavi, ilacın bilgileri, dozu ve uygulama süresi belirli olmalıdır.

- Endikasyon Dışı Kullanım Onayı: İlgili doktor tarafından tedavide kullanılacak ilacın belirlenmesinden sonra hastanın tedaviye başlayabilmesi için yine ilgili doktor tarafından Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na endikasyon dışı ilaç başvurusunda bulunulması gerekmektedir. Kurum tarafından verilen onay yazısının da hem SGK’ya başvuruda hem de dava açılırken bulunması gerekmektedir.

- Reçete: Rapora istinaden yazılacak reçetede de ilacın ismi, dozu ve süresi yer almalıdır.

- SGK’ya Başvuru Dilekçesi: SGK’ya başvuru yapılırken hastane raporu, reçete ve endikasyon dışı kullanım onayı yukarıda açıklandığı şekilde hazırlanıp dilekçeye ek yapılmalıdır. 
Başvuru Sosyal Güvenlik Kurumu İlaç Geri Ödeme Yönetmeliği ve Sosyal Güvenlik Kurumu İlaç Geri Ödeme Başvurularına İlişkin Usul ve Esaslarına uygun olarak yapılması gereklidir. Talep açık ve anlaşılır olmalıdır.
SGK, TEB tarafından getirilecek ilaçlarda ortalama 15 gün, Türkiye'deki serbest eczanelerde satışı olan ilaçlarda ise ortalama 10 günde cevap veriyor.

- SGK’nın Ret Yazısı: SGK tarafından, ilacın SGK geri ödeme listesinde bulunmaması, yurt dışı ilaç fiyat listesinde yer almaması, kanser hastalığı türünün Sağlık Uygulama Tebliği’nde açıklanan teşhislerden biri olmaması gibi nedenlerle başvuruya ret cevabı verilmektedir. SGK’ya karşı ilaç bedelinin karşılanması için ancak bu ret kararından sonra açılabilmektedir. Aksi halde dava, dava şartı yokluğundan reddedilecektir. Bu nedenle SGK tarafından verilecek ret yazısının mutlaka dava dilekçesine eklenmesi gerekmektedir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/07/saglik-bakanligi-ndan-anayasa-ya-aykiri-teblig-18.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/07/saglik-bakanligi-ndan-anayasa-ya-aykiri-teblig-18.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/07/saglik-bakanligi-ndan-anayasa-ya-aykiri-teblig-18-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/07/saglik-bakanligi-ndan-anayasa-ya-aykiri-teblig-18.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/saglik-bakanligi-ndan-anayasa-ya-aykiri-teblig/128034/</link>
			<pubDate>Mon, 15 Jul 2024 17:54:16 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[30 dereceyi aşan sıcaklıklara dikkat!]]></title>
			<description><![CDATA[Haziran ayına 30 dereceyi aşan sıcaklıklarla hızlı bir giriş yapıldı. Uzmanlar, yaşanan bu ani artış karşısında çocuklar ve yaşlılar başta olmak üzere herkesin çok dikkatli ve tedbirli olması gerektiğinin altını çizdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haziran ayına 30 dereceyi aşan sıcaklıklarla hızlı bir giriş yapıldı. Uzmanlar, yaşanan bu ani artış karşısında çocuklar ve yaşlılar başta olmak üzere herkesin çok dikkatli ve tedbirli olması gerektiğinin altını çizdi.

Hava sıcaklıklarında yaşanan ani artış karşısında çocuklar ve yaşlılar başta olmak üzere herkesin çok dikkatli ve tedbirli olması gerektiğinin altını çizen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Eyyüp Kenan Özok, “Sıcak hava sebebiyle kişilerde yeni hastalıklar oluşabilir ya da halihazırda var olan hastalıklar şiddetlenebilir. Tehlikeli sıcaklar ciddiye alınmazsa baş dönmesi, bitkinlik, yorgunluk gibi geçici belirtilerin yanında beyin ve diğer hayati organlar zarar görebilir” uyarısında bulundu.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Eyyüp Kenan Özok, yaz aylarında yaşanabilecek olumsuzluklara karşı basit ama etkili 8 tavsiyede bulundu:


	Dışarı çıkarken açık renkli, hava geçirgenliği olan, pamuklu ve ter emici kıyafetler tercih edilmeli. Şapka ve güneş gözlüğü olmadan evden adım atılmamalı. Aşırı terlemenin önüne geçebilmek için sımsıkı kapalı ayakkabılar yerine hava alabilen ayakkabılar tercih edilmeli ve pamuklu çorap kullanılmalı.
	Gölge veya klimalı ortamlar tercih edilmeli, güneşin altında ağır fiziksel aktivitelerden uzak durulmalı ve yeterli sıvı alımına dikkat edilmeli. Dışarısı eve göre daha sıcaksa, perdeleri kapatarak evde kalmak daha iyi bir seçenektir. Evde oturmaktan bunalanlar esintili bir parkta, gölge altında olmak şartıyla zaman geçirebilir.
	Vücut, aşırı sıcaklardan kendini korumak için terler. Bu nedenle günde en az 2,5-3 litre su içilmeli. Ancak kalp yetersizliği olan hastalarda sıvı kısıtlaması bulunduğundan bu kişiler mutlaka bir uzman hekime danışarak hareket etmeli.
	Hekiminizin bilgisi olmadan düzenli alınan ilaçlar kesilmemeli ya da dozları ile oynanmamalı. Tansiyon ilaçlarının bir kısmında idrar sökücü maddeler bulunur. Aşırı sıvı kaybı sonucunda da tansiyon düşüklüğüne bağlı bayılmalar gerçekleşebilir.
	Günün en sıcak saatlerinde dışarıda zaman geçirilmemeli. Özellikle güneş ışınlarının dik geldiği 10.00 ve 16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca serin yerlerde durulmalı. Ortamda klima varsa, ısısının 24-25 dereceye ayarlı olmasına özen gösterilmeli.
	Ağır ve yağlı yemekler yerine hafif ve lif içeriği yüksek, serinletici besinler tercih edilmeli. Zeytinyağlı sebze yemekleri ve su oranı yüksek olan; karpuz, kavun, çilek ve şeftali gibi meyveler tüketilmeli.
	Uzun süre aşırı sıcak bir ortamda bulunduktan sonra direkt soğuk su ile duş yapılmamalı. Ani soğuk duş damarlarda büzülmeye neden olabileceği için tansiyonun yükselmesini de tetikleyebilir veya kalp krizine yol açabilir. Bu yüzden soğuk denize ve havuza yavaş yavaş girilmeli.
	Kafein, merkezi sinir sistemini kalp atışlarınızı hızlandıracak şekilde uyarır. Sıcak hava yüzünden daha büyük eforla çalışmak zorunda olan kalp kafein alındığında daha da hızlanır ve çeşitli riskler meydana gelebilir. Sodanın içinde bulunan tuz ise vücutta daha fazla sıvı tutulmasına sebep olduğu için tansiyon yükselmesine yol açabilir. Yüksek tansiyon ise kalp yetmezliği ve beyin kanaması gibi ciddi sorunların önemli nedenlerinden biridir. Bu yüzden kahve ve soda gibi içeceklerin tüketimine çok dikkat edilmeli.

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/06/30-dereceyi-asan-sicakliklara-dikkat-8426.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/06/30-dereceyi-asan-sicakliklara-dikkat-8426.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/06/30-dereceyi-asan-sicakliklara-dikkat-8426_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/06/30-dereceyi-asan-sicakliklara-dikkat-8426.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/30-dereceyi-asan-sicakliklara-dikkat/127987/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Jun 2024 20:25:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Her yaşta tüp bebek olmaz]]></title>
			<description><![CDATA[Birçok kadın, tüp bebek yöntemine güvenerek kariyeri, ileri düzeydeki eğitimi veya belki de henüz doğru partneri bulamadığı gibi çeşitli nedenlerle anneliği erteliyor. Ne yazık ki tıp ne kadar ilerlerse ilerlesin tüp bebek yönteminde yaş sınırı var.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Birçok kadın, tüp bebek yöntemine güvenerek kariyeri, ileri düzeydeki eğitimi veya belki de henüz doğru partneri bulamadığı gibi çeşitli nedenlerle anneliği erteliyor. Ne yazık ki tıp ne kadar ilerlerse ilerlesin tüp bebek yönteminde yaş sınırı var.

Kadınları çocuk yapma konusunda biraz daha hızlı hareket etmeye çağıran Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Leyla Özkabakçı, tüp bebek tedavisinde yaşın hala neden önemli bir faktör olduğu konusunda şu bilgileri verdi:

İSTEDİĞİN YAŞTA ÇOCUK YAPAMAZSIN

“Üreme tıbbındaki ilerlemeler bir zamanlar imkansız görünen şeyleri mümkün kıldı. Birçok ünlü isim, 40 - 50 yaşından sonra tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi oldu. Ancak bu haberler sizi yanıltmasın" diyen Op. Dr. Özkabakçı, ‘Mademki tüp bebek yaptırabiliyorum, istediğim zamana kadar bebek yapmayı geciktireyim, müsait olduğum zaman da yaparım’ fikri doğru değildir. Çünkü tüp bebek tedavisi yüzde 100 başarı demek değildir. Tüp bebek tedavisinde eve bebek götürme oranı dünya ortalaması yüzde 35’i geçmez. 40 yaş sonrası bu oran çok daha fazla düşer. En iyi koşullarda bile tüp bebek tedavisi vakaların yalnızca yüzde 50'sinde başarılı olur. Birçok kadının birden fazla tedavi döngüsüne ihtiyacı vardır ve bazen bu bile yeterli değildir. Üreme sağlığı söz konusu olduğunda yaş güçlü bir faktördür" dedi.

BAŞARI ORANI YÜZDE 7’YE KADAR DÜŞÜYOR

20'li yaşlarında veya 30'lu yaşların başındaki sağlıklı bir çift için, yardımcı üreme yöntemleri olmadan hamile kalma ihtimali her ay yaklaşık yüzde 20 olduğunu belirten Op. Dr. Özkabakçı, "Bu yüzde, 37 yaşından sonra önemli ölçüde düşüyor ve 40 yaşına gelindiğinde bir kadının hamile kalma şansı adet döngüsü başına yüzde 10'dan azdır. ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri’nin 2015 tarihli bir raporuna göre, 41 ila 42 yaşları arasındaki bir kadının kendi yumurtalarıyla tüp bebek tedavisi kullanarak hamile kalma şansı yüzde 14'tür. 43 ila 44 yaşları arasında başarı oranı yüzde 7'ye düşüyor" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/06/her-yasta-tup-bebek-olmaz-8426.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/06/her-yasta-tup-bebek-olmaz-8426.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/06/her-yasta-tup-bebek-olmaz-8426_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/06/her-yasta-tup-bebek-olmaz-8426.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/her-yasta-tup-bebek-olmaz/127986/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Jun 2024 15:25:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Etler oda sıcaklığında bekletilmemeli!]]></title>
			<description><![CDATA[Kurban Bayramı'nda kesilen etin uygun bir şekilde muhafaza edilmesi oldukça önemli olduğunu dile getiren uzmanlar, etlerin, hijyenik bir şekilde porsiyonlara ayrılarak temiz kaplara konulması, oda sıcaklığında bekletilmemesi ve hemen buzdolabına konulması gerektiğini söylüyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kurban Bayramı'nda kesilen etin uygun bir şekilde muhafaza edilmesi oldukça önemli olduğunu dile getiren uzmanlar, etlerin, hijyenik bir şekilde porsiyonlara ayrılarak temiz kaplara konulması, oda sıcaklığında bekletilmemesi ve hemen buzdolabına konulması gerektiğini söylüyor.

Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, Kurban Bayramı'nda etin uygun saklanma ve tüketilme yöntemlerini anlatarak, hijyen ve güvenlik konularında önemli uyarılarda bulundu.

Kurban Bayramı'nda kesilen etin uygun bir şekilde muhafaza edilmesi oldukça önemli olduğunu dile getiren Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Etler, hijyenik bir şekilde porsiyonlara ayrılarak temiz kaplara konulmalı. Oda sıcaklığında bekletilmemeli ve hemen buzdolabına konulmalı. Kurban eti tüketilmeden önce ölüm katılığının geçmesi için yaklaşık 24 saat buzdolabında bekletilmeli. Bu süre, etin lezzet ve aroma açısından daha iyi bir tat sunmasına yardımcı olacaktır.” dedi.

ETLER, ÇİĞ SEBZE MEYVE GİBİ DİĞER BESİNLERLE TEMASTAN KAÇINILMALI

Kurban etinin saklanacağı kap ve kullanılan kesme araçlarının temizliğine de dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Hava almayacak şekilde saklama poşetleri veya streç filmleri ile paketlenmeli, oda sıcaklığında bekletilmemelidir. Eğer et 2-3 gün içinde tüketilecekse buzdolabında kalabilir ancak uzun süreli saklama için derin dondurucular uygundur. Derin dondurucuda saklanacaksa etin hava almayan, sızdırmaz ambalajlarda dondurulması önemlidir. Dondurma işleminde küçük porsiyonlara ayrılıp dondurulabilir. Derin dondurucuda 6-12 ay arası saklanabilir, ancak lezzet ve kalitede azalma görülebilir. Bulaş durumunu önlemek için kesinlikle çiğ sebze meyve gibi diğer besinlerle temastan kaçınılmalıdır. Ayrıca herhangi bir bozulma durumunun önüne geçmek için etin kokusu kontrol edilmelidir.” diye bilgi verdi.

ETLER 6-24 ST ARASINDA DİNLENDİRİLMELİ

Kesim sonrası etin dinlendirilmesi etin daha yumuşak, daha lezzetli ve renginin daha koyu olmasına yardımcı olduğunu da söyleyen Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, şöyle devam etti:

“Bu süreçte etin lifleri gevşer ve suyunun dağılması sağlanır. Ayrıca dinlendirme süreci, etin daha kolay ve düzgün bir şekilde kesilmesine de yardımcı olur. Dinlendirme süresi, etin büyüklüğüne ve türüne göre değişmekle birlikte 6-24 saat arasında değişir.”

Etin buzdolabında 1- 2 gün arasında taze kalarak saklanabildiğini kaydeden Hatunoğlu, “Etler, 6 ay ila 1 yıla kadar dondurucuda saklanabilir. Saklama süresi, etin türüne, kesim şekline ve dondurucunun sıcaklığına bağlı olarak değişebilir.” dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/06/etler-oda-sicakliginda-bekletilmemeli-8426.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/06/etler-oda-sicakliginda-bekletilmemeli-8426.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/06/etler-oda-sicakliginda-bekletilmemeli-8426_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/06/etler-oda-sicakliginda-bekletilmemeli-8426.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/etler-oda-sicakliginda-bekletilmemeli/127985/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Jun 2024 20:25:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Musluk suyundan buz yapımı hastalık sebebi]]></title>
			<description><![CDATA[Tatilde turist ishali, grip, hepatit A, tifo ve zatürre gibi hastalıklara dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Elif Hakko Sakaoğlu, keyifli başlayan tatilin sağlıklı bir şekilde devam etmesi için önemli bilgiler verdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Tatilde turist ishali, grip, hepatit A, tifo ve zatürre gibi hastalıklara dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Elif Hakko Sakaoğlu, keyifli başlayan tatilin sağlıklı bir şekilde devam etmesi için önemli bilgiler verdi.

Seyahate çıkacak kişinin; alerji, diyabet, kalp veya kanser gibi rahatsızlıkları varsa düzenli kullanması gereken ilaçları yanına almayı unutmamalarını isteyen Doç. Dr. Elif Hakko Sakaoğlu, ishalden korunmak için eller sıkça yıkanmalı ve kapalı şişelerdeki suların tercih edilmesi gerektiğini kaydetti.

"Musluk suyu ve musluk suyundan yapılmış buz içeren içeceklerden uzak durulmalı" diyen Sakaoğlu, "Ambalajı olmayan yiyecekler hijyen bakımından güvenilir olmadığı için tercih edilmemeli. Deniz ürünleri, pişmemiş etler, soyulmamış meyveler, soslar ve salatalar gibi riskli olabilecek yiyeceklerden mümkün olduğunca kaçınılmalı. Hamileler için en uygun seyahat aralığı 3-6 ay arasıdır. Anne adayları; kayak, dalış, su kayağı gibi sporlardan uzak durmalı. Hamileler ve emziren kadınlar her ilacı rahatlıkla kullanamayacakları için ilaç seçiminde dikkatli olunmalı. Güvenli olmayan yerlerde dövme, akupunktur ve piercing yaptırmak Hepatit B, C, AIDS gibi kanla bulaşan hastalıkların görülme oranını artırabilir. Bu işlemler yaptırılacaksa iğnelerin tek kullanımlık olmasına dikkat edilmeli" diye konuştu.

Sakaoğlu, yurt dışı tatillerinde lokasyona göre gerekli aşıların yaptırılması gerektiğine vurgu yaparak, "Akla gelen en sık enfeksiyonlar; turist ishali, sıtma, sarı humma, kolera, hepatit A ve B, tifo, zatürre, griptir. Aşı seçimi; seyahat edilecek ülke, kişinin bağışıklık durumu, daha önce yapılmış aşıları, eğer oluşursa enfeksiyonun ciddiyeti ve aşının yan etkileri göz önünde bulundurularak yapılır. Uzun yolculuklarda uzun süreli hareketsizliğe bağlı bacaklarda pıhtılaşma, yaygın görülen bir sorundur. Özellikle yaşlı, kalp veya şeker hastası kişilerde bu duruma sıklıkla rastlanır ve bu kişilere de pıhtılaşmayı önleyen ilaçlar verilir. Cinsel temasla bulaşan hastalıklardan korunmak için mutlaka prezervatif kullanılmalı ancak bu yöntemle bile yüzde 3-5 oranında risk olduğu unutulmamalı" önerilerinde de bulundu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/06/musluk-suyundan-buz-yapimi-hastalik-sebebi-8426.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/06/musluk-suyundan-buz-yapimi-hastalik-sebebi-8426.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/06/musluk-suyundan-buz-yapimi-hastalik-sebebi-8426_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/06/musluk-suyundan-buz-yapimi-hastalik-sebebi-8426.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/musluk-suyundan-buz-yapimi-hastalik-sebebi/127984/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Jun 2024 16:25:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Atasever Psikolojik Danışmanlık Merkezi Açıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Erzurum’da hizmet verecek olan tam teşekküllü 'oyun terapi odalı' Atasever Psikolojik Danışmanlık Merkezi yapılan açılış töreniyle hizmete başladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Psikolog Atasever, 'Toplumumuzda herkesin bir psikoloğu olmalı'

Erzurum’da hizmet verecek olan tam teşekküllü 'oyun terapi odalı' Atasever Psikolojik Danışmanlık Merkezi yapılan açılış töreniyle hizmete başladı.



KATILIMA YOĞUN İLGİ
Yakutiye ilçe Merkezinde Şeyda Atasever’in sahibi olduğu Atasever Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nin açılış kurdelasını Köprüköy Belediye Başkanı Nevzat Karasu, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Nezih Kök, Erzurum Baro Başkanı Avukat Talat Göğebakan, Erzurum Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Musa Çakır, Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, Türk Ocakları Erzurum Şube Başkanı Av.Nizam Işık Türk, Prof.Dr.Serdar Sevimli, Prof. Dr. Selahattin Çelebi, Doç.Dr.İzzet Uçan, İş Adamı Narman eski Belediye Başkanı Ahmet İşleyen, İş Adamları Hamit Aydoğdu, Siyami Uçan, İyi Parti Yakutiye Belediyesi Meclis Üyesi Ünal Kocaman, Avukat Gündüz Güneş,  Av. Yücel Adıgüzel, Av. Melih Kök, Av. Kamuran Karahan, Av. Demirhan Demir, Av. Muharrem Akçay, Av. Yüksel Ölmez yaptı.



ATASEVER AİLESİNİN MUTLULUĞU

Psikolog Şeyda Atasever'in büyük destekçisi anne Ayşe Atasever, Baba Avukat Enver Atasever, 'Biricik evladımız,kızımız Şeyda'nın Psikolog hizmeti vermesinden dolayı çok onurlu ve gururluyuz. Atasever Psikolog Danışmanlık Merkezi Erzurum'a hayırlı,uğurlu olsun'diye konuştular. Atasever Ailesi daha sonra, konuklara kokteyl ikramı bulunurken, Atasever Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nin hayırlı olmasını temenni ederek davetlilerle birlikte hatıra fotoğrafı çektirerek teşekkür ettiler.



'Toplumumuzda herkesin bir psikoloğu olmalı'

Trabzon Avrasya Üniversitesi'nden mezun Psikolog Şeyda Atasever, Hem çocukların hem de yetişkin ergenlerin daha fazla psikoloğa ihtiyacı olduğunu ifade etti. Psikolog Şeyda Atasever, herkesin psikologa ihtiyacı olduğunu söyledi.

Erzurum'da talebin arttığına işaret eden Psikolog Atasever, “Son yıllarda dünya genelinde insanlar psikolojik ve sosyolojik olarak sıkıntılı süreçlerden geçti. Artık bu süreçte insanlar fizyolojik hastalıkları gibi aynı şekilde psikolojik sorunlarını da rahatça anlatmaya ve danışmaya başladılar. İnsanlar psikolojik hastalıklarlarını artık normalleştirmeye başladılar. Özellikle merkezimizde çocuklar, ergenler ve yetişkinler için psikolojik danışmanlık hizmetleri vermeye başladık. Son yıllarda dünya genelinde insanlar psikolojik ve sosyolojik olarak sıkıntılı süreçlerden geçti. Artık bu süreçte insanlar fizyolojik hastalıkları gibi aynı şekilde psikolojik sorunlarını da rahatça anlatmaya ve danışmaya başladılar. İnsanlar psikolojik hastalıklarlarını artık normalleştirmeye başladılar.

'Bu bir eksiklik, bir ayıp değil' !
Sadece özel ihtiyaç sahibi çocuğa sahip ailelerin değil, toplumumuzda herkesin bir psikoloğu olmalı. Çünkü uzman biriyle içimizdekileri dertleşmek, güncellemelerimizi yapmak, ağlayamadığımız şeyler için ağlamak, ruhsal anlamda biraz daha güçlenmek ancak psikolojik destekle mümkün olur. Özel çocukların neyi yapabildiklerini, neyi yapamadıklarını anlamak özümseyebilmek ve kendi yol haritalarının doğru kurabilmeleri, çizebilmeleri için psikolog şart. Bu bir eksiklik, bir ayıp, bir etiket değil. Artık bence psikoloğu olmayan etiketlenmeli. Çünkü öyle zamanlardan geçiyoruz. Sonuçta çevremizde en sevdiğimiz şeylere nasıl değer veriyorsak ve onların iyi olmasını istiyorsak bedenimize ve ruhumuza da aynı hassasiyetle davranmalıyız. Böylece toplumda bir sürü şey değişecek diye düşünüyorum. Bu da uzman psikologla yapılacak seri seanslarla mümkün. Bunu artık bilim söylüyor. Buna kulak vermek lazım. Merkezimizde grupla psikolojik danışma hizmetleri, ebeveyn danışmanlığı, gelişimsel değerlendirme ve takip, kurumsal danışmanlık ve eğitim seminerleri verilmesi planlanmaktadır. Elbette bir başlangıç olarak etik ilkelere, bilimsel temellere dayalı hizmetlerimizin artarak devam edeceğini umuyorum. Hayatı bana mutlu kılan eğitimime önem vererek desteklerini esirgemeyen kıymetlilerim, Annem ve Babama destekleri için sonsuz teşekkür ediyor Atasever Psikolog Merkezi Erzurum'a hayırlı olsun temennisinde bulunuyorum.” diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/05/atasever-psikolojik-danismanlik-merkezi-acildi-7190.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/05/atasever-psikolojik-danismanlik-merkezi-acildi-7190.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/05/atasever-psikolojik-danismanlik-merkezi-acildi-7190-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/05/atasever-psikolojik-danismanlik-merkezi-acildi-7190.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/atasever-psikolojik-danismanlik-merkezi-acildi/127784/</link>
			<pubDate>Sun, 12 May 2024 21:58:15 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[SAHİM-SEN: SUT ile emekler hiçe sayılıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Uygulama Tebliği (SUT)’nin yeni tartışmaları beraberinde getirdi. SAHİM-SEN Başkanı Özlem Akarken, yeni tebliğ SUT fiyatlarının emeğin ve kullanılan malzeme ile endeksli olmadığını kaydetti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Uygulama Tebliği (SUT)’nin yeni tartışmaları beraberinde getirdi. SAHİM-SEN Başkanı Özlem Akarken, yeni tebliğ SUT fiyatlarının emeğin ve kullanılan malzeme ile endeksli olmadığını kaydetti.

Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Başkanı Özlem Akarken, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu, 5510 sayılı Kanun ve “Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği” hükümleri çerçevesinde düzenlendiğini belirtti.

Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerde yapılan muayene ve tedavi işlem ücretleri "Sağlıkta Uygulama Tebliği" ile belirlenmektedir. SUT değerleri Resmi Gazete’de yayımlandığını anımsatan Başkan Akarken, SUT'a göre SGK'nın kurumlara çok düşük rakamlar üzerinden ödeme yapması nedeniyle, hastanelerin gelirlerinin düştüğünü, bu da emeğe karşılık gelecek gelirlerin çoğunu oluşturan ek ödemelerinin azalmasına ve Sağlık Bakanlığı'nın giderlerini karşılayamadığı için gelir tablosunun eksiye düşmesine neden olduğunu söyledi.

"EMEĞİN, EĞİTİMİN KARŞILIĞI HAKKIYLA VERİLMELİDİR"

"Hastanelerde yapılan mide yıkama işlemi 73,66 TL iken, özel hastanelerde kat kat daha fazlasıdır" diyen Akarken, "Her meslek erbabının yaptığı iş emek ister, bilgi ister, eğitim ister. Eritrosit Süspansiyonu Yıkamak, Mide Yıkamak gibi işlemler daha çok emek, eğitim ve tecrübe gerektiriyor. Hastaların sağlığından sağlık kurum çalışanları ve kurum gelirlerinden tasarruf ederek, yatırım yapamayacak durumda olunmamalıdır. Yeni tebliğ SUT fiyatları maalesef emeğin ve kullanılan malzeme ile endeksli değildir. Hastaların tedavilerinin bu kadar düşük ödemeler ile yapılmasının açıklamasını yetkili makamlar nasıl yapmaktadır inanın bilmiyoruz.” diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/05/sahim-sen-sut-ile-emekler-hice-sayiliyor-1170.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/05/sahim-sen-sut-ile-emekler-hice-sayiliyor-1170.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/05/sahim-sen-sut-ile-emekler-hice-sayiliyor-1170_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/05/sahim-sen-sut-ile-emekler-hice-sayiliyor-1170.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/sahim-sen-sut-ile-emekler-hice-sayiliyor/127735/</link>
			<pubDate>Wed, 08 May 2024 13:11:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlıklı beslenme demans riskini azaltıyor!]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Uzman Diyetisyen Didem Yıldız Küçük sağlıklı beslenmenin demans riskini azalttığını belirterek bilgilendirmede bulundu.

Sağlıklı beslenme gerçekten de daha düşük demans riskiyle ilişkilidir ve bilişsel sağlık üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabilir. Araştırmalar, bireyler yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde daha sağlıklı bir diyet benimsemeye başlasalar bile, belirli beslenme düzenlerinin demans gelişme riskinin azalmasıyla bağlantılı olduğunu göstermiştir. Çalışmalar, her iki diyeti de en yakından takip eden kişilerin, etmeyenlere kıyasla demans riskinin daha düşük olduğunu göstermektedir. Örneğin, bu yıl BMC Medicine'de yayınlanan ve 60.000'den fazla kadın ve erkek üzerinde yapılan dokuz yıllık bir çalışmada Akdeniz usulü beslenen kişilerde bunama riskinin yüzde 23 daha düşük olduğu görülmüştür.

Demans riskinin azalması ile ilişkilendirilen sağlıklı bir diyetin temel bileşenleri şunlardır:

Meyve ve Sebzeler: Meyve ve sebzeler açısından zengin bir diyet, beyin sağlığını destekleyen temel vitaminler, mineraller ve antioksidanlar sağlar.

Çilek: Tüm meyveler güçlü antioksidan bileşikler olan flavonoidler içerir. Neurology'de yayınlanan büyük bir 2021 çalışması, en yüksek flavonoid alımına sahip kişilerin, daha az flavonoid bakımından zengin yiyecekler yiyenlere göre bilişsel işlevlerinde bir düşüşü kendi kendilerine bildirme olasılığının yüzde 19 daha düşük olduğunu buldu. Özellikle çileklerin beyin hücrelerini zararlı oksidatif stresten koruduğunu ve hafızayı güçlendirmeye yardımcıdır. (Çay ve bitter çikolatada da flavonoidler bulunmaktadır.)

Sağlıklı yağlar: Avokado, zeytin, fındık, tohum ve zeytinyağı gibi gıdalarda bulunan tekli ve çoklu doymamış yağlar, Alzheimer hastalığı için risk faktörleri olan kalp hastalığı ve felce karşı koruma sağlar. Deniz ürünlerinin yanı sıra ceviz, chia ve keten tohumlarında bulunan bir tür çoklu doymamış yağ olan Omega-3 yağ asitleri beyin yaşlanmasını yavaşlatabilir.

Yumurta: Yumurta sarısı, hafıza ve diğer beyin fonksiyonları için önemli bir besin olan kolin açısından zengindir. American Journal of Clinical Nutrition'da yayınlanan ve yaklaşık 500 erkeği kapsayan 2019 tarihli bir çalışmada, fosfatidilkolin adı verilen bir tür kolinin günde her 50 miligram alımı, bunama riskinde yüzde 10'luk bir düşüşle ilişkilendirilmiştir. Erkeklerin diyetindeki ana fosfatidilkolin kaynağı yumurtadır. Büyük bir yumurtada 168 mg kolin bulunur ve bunun yaklaşık yüzde 70'i fosfatidilkolindir.

Fasulye: Baklagiller lif açısından zengindir. (Pişmiş) fincan başına mercimekte 16 gram, nohutta yaklaşık 13 gram ve barbunyada 11 gram vardır. (Günlük değer 28 gramdır.) American Journal of Medicine dergisinde 2022 yılında yaşlı insanlar üzerinde yapılan bir çalışmada, lif alımı arttıkça bilgi işleme, dikkat ve hafızayı ölçen bir beyin fonksiyon testindeki puanların da arttığı bulunmuştur. (Meyveler, sebzeler ve tam tahıllar diğer iyi lif kaynaklarıdır.) Yeterli lif almak aynı zamanda sağlıklı bir kiloyu korumanıza yardımcı olur, kan şekeri seviyelerini dengeler ve kalp sağlığını iyileştirir, bunların hepsi bilişsel sağlıkla bağlantılıdır.

Sağlıklı beslenmenin demans riskini azaltmaya yönelik kapsamlı bir yaklaşımın sadece bir bileşeni olduğunu belirtmek gerekir. Fiziksel aktivite, zihinsel uyarım ve sosyal katılım gibi diğer faktörler de bilişsel sağlığın korunmasında önemli rol oynar.

Daha sağlıklı bir diyete başlamak ve beyin sağlığını desteklemek için olumlu yaşam tarzı değişiklikleri yapmak için hiçbir zaman geç değildir. Yaşamın ilerleyen dönemlerinde bile, bu değişiklikler bilişsel işlev üzerinde faydalı bir etkiye sahip olabilir ve potansiyel olarak demans gelişme riskini azaltabilir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/04/saglikli-beslenme-demans-riskini-azaltiyor-8459.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/04/saglikli-beslenme-demans-riskini-azaltiyor-8459.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/04/saglikli-beslenme-demans-riskini-azaltiyor-8459_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/04/saglikli-beslenme-demans-riskini-azaltiyor-8459.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/saglikli-beslenme-demans-riskini-azaltiyor/127574/</link>
			<pubDate>Sat, 20 Apr 2024 13:36:29 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Diyarbakır'da Kurulan Doğu Dermatoloji ve Kozmetoloji Derneği Tanıtıldı]]></title>
			<description><![CDATA[7 Aralık 2023 tarihinde Diyarbakır’da kurulan Doğu Dermatoloji ve Kozmetoloji Derneği’nin kuruluş açıklaması tanıtımı amacıyla bir toplantı düzenlendi.  Doğu Dermatoloji ve Kozmetoloji Derneği’nin hedef olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde, genelde ise tüm Türkiye’deki dermatologlara hitap eden bir dernek olarak kurulduğu belirtildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[7 Aralık 2023 tarihinde Diyarbakır’da kurulan Doğu Dermatoloji ve Kozmetoloji Derneği’nin kuruluş açıklaması tanıtımı amacıyla bir toplantı düzenlendi.  Doğu Dermatoloji ve Kozmetoloji Derneği’nin hedef olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde, genelde ise tüm Türkiye’deki dermatologlara hitap eden bir dernek olarak kurulduğu belirtildi.



Başkanlığını Doç. Dr. Hamza Aktaş’ın üstlendiği Doğu Dermatoloji ve Kozmetoloji Derneği’nin yönetim kurulunda; Prof. Dr. Bilal Sula (Başkan Yardımcısı), Doç. Dr. Erhan Ayhan (Sayman), Uzm. Dr. Rojda Aktar (Sekreter), Dr. Öğretim Üyesi Semahat Alp (Yönetim Kurulu Üyesi), Uzm. Dr. Ruken Azizoğlu Anlı (Yönetim Kurulu Üyesi), Uzm. Dr. Süleyman Bağlam (Yönetim Kurulu Üyesi) olmak üzere yedi kişi bulunuyor.



Diyarbakır’da özel bir otelde gerçekleşen Doğu Dermatoloji ve Kozmetoloji Derneği’nin kuruluş açıklama tanıtımı programında konuşan Dernek Başkanı Doç. Dr. Hamza Aktaş, temel hedeflerinin dermatolojideki güncel gelişmeleri takip ederek meslektaşlarının bilimsel altyapısını güçlendirmek, bilimsel çalışmalara yönlendirmek ve desteklemek olduğunu söyledi.



MESLEK İÇİ ÇALIŞMALARI DESTEKLEMEK

Derneğin amaçlarını anlatan Doğu Dermatoloji ve Kozmetoloji Derneği Başkan Dr. Hamza Aktaş, “Dernek olarak ana amaçlarımız, Meslek içi çalışmaları desteklemek, Bilimsel toplantılar düzenlemek, Temel beceri ve yetkinliği arttıracak kurslar (cerrahi, kozmetik, tanısal) organize etmek, Bunun bize sağlayacağı en büyük avantaj eğitimlere, bilimsel çalışmalara hızlı ve kolay erişebilmemiz olacak. Bu çalışmaları yaparken merkezin desteğini alarak kendi öz gücümüze dayanacağız. Burada oluşan tecrübeyi, birikimi ve potansiyeli ulusal ve hatta uluslararası platformlara taşımaya çalışacağız. Deri bilimi olarak tanımlanan dermatoloji, ciltteki hastalıklar ve bunların tedavisi ile ilgilenen bir tıp disiplinidir. Bu disiplini sağlayacak faaliyetler yapacağız.” Dedi.



DOKÜMANTASYON MERKEZİ OLUŞTURACAĞIZ

Bölgedeki bilimsel aktiviteleri belli standartlara taşımak, ulusal ve uluslararası arenada temsil sağlayacak niteliğe kavuşturmayı amaçladıklarını belirten Doğu Dermatoloji ve Kozmetoloji Derneği Başkan Dr. Hamza Aktaş, “Bu amacın gerçekleştirilmesi için gerekli olan her türlü bilgi, belge ve yayınları temin etmek, dokümantasyon merkezi oluşturmak, çalışmalarını duyurmak için amaçları doğrultusunda gazete, dergi, kitap ve bülten gibi yayınlar çıkarmak ve bu tür yayınlara destek vermek, Bölgesel, Ulusal ve Uluslararası bilimsel toplantılar düzenlemek ve bu nitelikteki toplantılara katılmak temel hedeflerimiz arasındadır. Başta aile hekimleri olmak üzere diğer sağlık kurumları ile iletişim ağı oluşturmak, bu kurumlarla beraber yapacağımız toplantılar, eğitim çalışmaları ile sık karşılaşılan ve karıştırılan hastalıkları ele alarak yanlış tanı ve tedavilerin önüne geçmektir. Böylelikle dermatologların iş yükü azalmış olurken, öte yandan vatandaşlarımız daha birinci basamakta doğru tanı ile tedavisine hızla kavuşmış olacak.  Bu sayede bölgemizi bilimsel aktivite merkezi haline getirerek her açıdan olumlu gelişmelere katkı sunmak önceliğimizdir.” Diye konuştu.



DERMATOLOGLARIN BECERİ VE YETKİNLİKLERİNİ ARTTIRACAĞIZ

Dernek olarak ayrıca diğer sağlık dernekleri ve sivil toplum kuruluşları, resmi kurumlar aracılığı ile halk sağlığını korumaya yönelik çalışmalar yapacaklarını da belirten Doğu Dermatoloji ve Kozmetoloji Derneği Başkan Dr. Hamza Aktaş, “Bölgemizde sık görülen hastalıkların tedavisi ve bu hastalıklardan korunmaya yönelik konferanslar, bilgilendirme toplantıları, sağlık taramalarına ilişkin programlar yapmak ve TV, radyo programları vb. aktiviteler ile halkımızın sağlığını korumaya yönelik çalışmalara ortak olmayı hedeflemekteyiz. Hastalarımızın ilk başvuru durağı olan aile hekimleri dermatolojik hastalıklar konusunda çoğu zaman sıkıntılar yaşamaktadır. Bu sıkıntıların aşılmasına yönelik yine kurumlar ile birlikte aile hekimlerimize yönelik bilgilendirme toplantıları, eğitim faaliyetleri yapılması planlanmaktadır. Derneğin amaçlarından bir diğeri de son yıllarda artan kozmetik uygulamalara yönelik bir standartizasyon getirmek ve bu konuda en azından halkın ve diğer kurumların güvenle danışabileceği bir mekanizma oluşturmak olacaktır. Böylelikle vatandaşlarımız yetkisi olmayan kişilerce yapılacak ve zarar görebileceği uygulamalardan korunmuş olacak, bu uygulamalar için başvurabilecekleri bir mecra oluşturulmuş olacak. Ayrıca mezuniyet sonrası eksiklerin giderilebilmesi için dermatolog tüm meslektaşlarımızın kozmetik uygulamalar ile ilgili beceri ve yetkinliklerini arttırmaya yönelik beceri okulları, pratik uygulamaların olduğu dar grup eğitimler planlanacaktır.” Sözlerine yer verdi.

Haber: Kenan Özgüven / Diyarbakır - Türkiye Haber Ajansı
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/04/diyarbakir-da-kurulan-dogu-dermatoloji-ve-kozmetoloji-dernegi-tanitildi-1068.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/04/diyarbakir-da-kurulan-dogu-dermatoloji-ve-kozmetoloji-dernegi-tanitildi-1068.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/04/diyarbakir-da-kurulan-dogu-dermatoloji-ve-kozmetoloji-dernegi-tanitildi-1068-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/04/diyarbakir-da-kurulan-dogu-dermatoloji-ve-kozmetoloji-dernegi-tanitildi-1068.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/diyarbakir-da-kurulan-dogu-dermatoloji-ve-kozmetoloji-dernegi-tanitildi/127567/</link>
			<pubDate>Sun, 21 Apr 2024 02:21:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Diş Hekimi Dündar Özbaylar; 'Kemik Yetersizliklerinde Başarılı Implant Tedavisi Mümkün']]></title>
			<description><![CDATA[Diş Hekimi Dündar Özbaylar, kemik yetersizliği, implant tedavisi düşünen hastalar için uygun tedavi yöntemleri ve uygun cerrahi teknikler kullanılarak tedavinin başarılı sonuçlar alındığını belirtti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türkiye Haber Ajansı (İSTANBUL) - Diş Hekimi Dündar Özbaylar, kemik yetersizliği, implant tedavisi düşünen hastalar için uygun tedavi yöntemleri ve uygun cerrahi teknikler kullanılarak tedavinin başarılı sonuçlar alındığını belirtti. 

Bu sayede güçlü  ve estetik bir gülüşe sahip olmanın mümkün olduğunu ifade eden Dr. Özbaylar, 'Kemik yetersizliği durumunda bile hastanın  genel sağlığı iyileşme potansiyeli uygunsa  başarılı implant sonuçları elde etmek mümkündür. İmplant tedavisi için kemik yetersizliği yaşayan hastalar, hekimleri  ile görüşerek uygun tedavi planını ve seçeneklerini değerlendirmelidirler. Bu sayede sağlam ve estetik bir gülüşe sahip olmak mümkün olabilir.' Dedi. 



'Kemik Onarımı Tedavisi'
Diş Hekimi Özbaylar, "Üst çenelerde, dişlerin hemen üstünde bulunan anatomik boşluklara maksiller sinüs adı verilir. Maksiller sinüsler hayat boyu büyümelerini sürdürürler. Sinüslerin hacmindeki artış, üst çenelerdeki kemik hacminde azalmaya yol açar. Fizyolojik olarak kabul edilebilecek bu kemik kayıpları, implant uygulamalarına olanak tanımayacak boyutlara ulaşabilir.Bu durumda, eğer implant terapisi uygulanacaksa, Sinüs Lifting adı verilen, özel operasyonlarla sinüslerin hacmini azaltıp, kemik hacmini artırmaya yönelik özel bir cerrahi müdahale uygulanmalıdır. Hastanın isteğine göre lokal ya da genel anestezi altında uygulanabilen bu operasyon ile çene kemiği ile sinüs mukozası arasına kemik partikülleri yerleştirilir ve takip eden altı aylık sürede kemik oluşumu beklenir. Bu amaçla hastanın kendi vücudundan alınacak kemikler kullanılacağı gibi, kemik bankalarından elde edilecek kemik ile inorganik yada organik materyaller de kullanılabilir.
Kemik oluşumu tamamlandıktan sonra ise rutin implant uygulamalarına geçilir. Ogmentasyon üst çene yada alt çenede Alveol Kemiği Ogmentasyonu (Genişletme) Diş çekimlerinden sonra, uzun dönemde karşılaşılan en büyük problemlerden biri çene kemiklerinde görülen erimedir. Diş kayıplarının tedavisi, implant uygulamaları ile giderilecekse kemik yüksekliği ve hacmi daha da önem kazanır. Implant uygulaması, belirli yükseklikte ve kalınlıkta kemik varlığını gerektirir.
Erken yaşta diş kayıpları ya da yoğun diş eti iltihabı sonucu kemik hacminde oluşan azalmaları kemik onarımları ile giderilebilir. Bu onarımlar, hastaların kendi vücutlarından alınan kemik ile gerçekleştirilebildiği gibi, inorganik materyaller de aynı amaçla uygulanabilir. 


'Kemik Yetersizliği'
'Kemik yetersizliğinin en önemli ve başlıca iki nedeni diş kayıpları ve periodontal hastalıklardır. Bunların yanı sıra travma nedeniyle de diş çevresinde kemik yetersizlikleri görülebilmektedir. Periodontal hastalıkların oluşmasını etkileyen en önemli faktörlerden birinin sigara kullanımı olduğu unutulmamalıdır. Sigara kullanımı, diş eti hastalıklarına ve diş çevresinde yer alan kemiklerin kaybında önemli bir rol oynamaktadır. Birçok çalışma sigara kullanımının ağız içi yapısına önemli oranda zarar verdiğini göstermiştir. Sigara kullanımının yanı sıra kötü beslenme gibi bazı durumlar da kemik kaybı yatkınlığını artırabilmektedir.


'Kemik yetersizliklerinde İmplant tedavisi mümkün'
'İmplant diş, kaybedilen dişlerin yerine koyulmasında ve gündelik hayatınıza sorunsuzca devam etmeniz konusunda kullanılan en yaygın yöntemdir.  Çene kemiği üzerinde bir dereceye kadar rezorbsiyon yaşayan hastalar da dâhil olmak üzere, farklı ihtiyaçlara yönelik olarak geliştirilmiş implant tedavisi yöntemleri vardır. Kemik yetersizliklerinde başarılı implant tedavisi mümkün." Diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/04/dis-hekimi-dundar-ozbaylar-kemik-yetersizliklerinde-basarili-implant-tedavisi-mumkun-8970.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/04/dis-hekimi-dundar-ozbaylar-kemik-yetersizliklerinde-basarili-implant-tedavisi-mumkun-8970.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/04/dis-hekimi-dundar-ozbaylar-kemik-yetersizliklerinde-basarili-implant-tedavisi-mumkun-8970-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/04/dis-hekimi-dundar-ozbaylar-kemik-yetersizliklerinde-basarili-implant-tedavisi-mumkun-8970.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/dis-hekimi-dundar-ozbaylar-kemik-yetersizliklerinde-basarili-implant-tedavisi-mumkun/127470/</link>
			<pubDate>Mon, 08 Apr 2024 18:55:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Gambiyalı Bakan ve Ticaret Elçisine Türkiye'de Sağlık Hizmeti]]></title>
			<description><![CDATA[Gambiya Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Rohey John Manjang ve UGİF Uluslararası Genç Girişimciler Federasyonu Gambiya temsilcisi, Ticaret Elçisi Fatou Jallow Senghore’un genel checkup için Türkiye’ye geldiği belirtildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık turizmi; insanların sağlıkla ilgili hizmet almaları için yaşadıkları ülkeden başka bir ülkeye gitmesini ifade ediyor. Sağlık hizmetleri ve sağlık teknolojisinin gelişmiş olmasından kaynaklı olarak dünyanın çeşitli ülkeleri tercih edilirken, Türkiye son yıllarda sağlık hizmetleri alanında büyük başarılara imza atarak gelişmiş ülkelere rakip hale geldi. 

Türkiye; iklimi, denizi, kumsalları, termal kaynakları, Thalassoterapi yani deniz suyunun bir tedavi şekli olarak kullanılması olanakları, ormanları, yaylaları yanında ulaşım kolaylığı sayesinde medikal turizm ve alternatif sağlık turizmi için ideal bölgeler arasında yerini aldı. Türkiye, dünyanın dört bir yanından çok sayıda hastanın tedavi merkezi haline geldi.

Find Doctor in Turkey Sağlık Turizmi Kurucu Ortağı ve Türkiye Sağlık Turizmi Derneği Temsilcisi Özlem Özkulak, sağlık turizmi elçisi olarak Türkiye’nin Sağlık Turizmi için önemli çalışmalara imza atıklarını söyledi.



GAMBİYALI BAKAN VE TİCARET ELÇİSİNE TÜRKİYE'DE SAĞLIK HİZMETİ

Uluslararası yüzlerce hastaya Türkiye’de sağlık hizmeti alma ve tedavi olma fırsatı sunduklarını belirten Özlem Özkulak, Gambiya Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Rohey John Manjang ve UGİF Uluslararası Genç Girişimciler Federasyonu Gambiya temsilcisi, Ticaret Elçisi Fatou Jallow Senghore’un tedavi için Türkiye’yi Türk doktor ve hastanelerini tercih ettiğini açıkladı.



Gambiya Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Rohey John Manjang ve UGİF Uluslararası Genç Girişimciler Federasyonu Gambiya temsilcisi, Ticaret Elçisi Fatou Jallow Senghore’un genel checkup için Türkiye’ye geldiği belirtildi. 



İstanbul, Bayrampaşa’da özel bir hastanede muayene ve tahlilleri yapılan Fatou Jallow Senghore’nin göz tedavisi için ve Rohey John Manjang’ın da bazı tedavileri için bu hastanede randevu oluşturulduğu belirtildi.



Gambiya Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Rohey John Manjang ve UGİF Uluslararası Genç Girişimciler Federasyonu Gambiya temsilcisi, Ticaret Elçisi Fatou Jallow Senghore aldıkları sağlık hizmetinden mutlu olduklarını söyledi. 



Türkiye’ye ilk kez geldiğini ifade eden Gambiya Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Rohey John Manjang, aldığı sağlık hizmetinden çok memnun olduğunu ve aynı kalitede hizmet veren bir Türk hastanesinin ülkesinde olmasını çok istediğini belirtti. 



Tedavi planı için tekrar geleceklerini ifade eden UGİF Uluslararası Genç Girişimciler Federasyonu Gambiya temsilcisi, Ticaret Elçisi Fatou Jallow Senghore ise gözü ile ilgili önerilen tedaviyi ülkemizde tamamlamaya karar verdiğini kaydetti.  



SAĞLIK TURİZMİ ADINA BİRÇOK PROJEYE İMZA ATTIK
Türkiye’nin sağlık Turizmi karnesini yükseltmeye devam edeceklerini ifade eden Find Doctor in Turkey Sağlık Turizmi Kurucu Ortağı ve Türkiye Sağlık Turizmi Derneği Temsilcisi Özlem Özkulak, “Find Doctor in Turkey kurucu ortağıyım 6 yıldır faaliyetteyiz. Markamızla doktor ve hastanelerimizi dünyada tanıtan bir platform hayata geçirdik. Sağlık turizmi adına birçok projeye imza attık. Türkiye’de ilk obezite fuarını yaptık.  Aynı zamanda Türkiye Sağlık Turizmi Derneği temsilcisiyim. Derneğimizin faaliyetleriyle ülkemizi birçok ülkede sağlık turizmi alanında tanıttık ve tanıtmaya devam ediyoruz. Özel veya devlet kanadında sorumlu olan uluslararası sağlık yetkililerine, gerek ülkemize davet ederek, gerekse o ülkelere giderek ülkemizin sağlık kapasitesini anlatıyoruz. Başta İzmir, İstanbul olmak üzere, bazı illerimizdeki hastanelerimizi sağlık turizmi kapsamında uluslararası alanda yetkin olduklarının duyurulmasında önemli çalışmalar yaptık ve yapmaya devam ediyoruz.” Dedi.



EN İYİ HASTANE VE EN İYİ DOKTORLAR İLE ÇÖZÜM ORTAKLIĞI YAPIYORUZ

Find Doctor in Turkey ve Türkiye Sağlık Turizmi Derneği olarak yaptıkları çalışmalar için sağlık turizmi sektöründe yer alan paydaş ve iş ortağından, sağlık turizminin başarısına katkılarına dair birçok olumlu mesaj aldıklarını kaydeden Özlem Özkulak, “Tecrübemizle yüzlerce uluslararası hastamızın ülkemizde sunulan kaliteli sağlık hizmetlerinden ve tedavilerinden faydalanmalarını sağladık. Türkiye'de sağlık turizmi çerçevesinde konuk ettiğimiz herkesin evinde hissetmesini sağladık. Bu nedenle sağlık turizminin uluslararası markası haline geldik. Medikal turizm alanında faaliyet gösteren firmamız (Türkiye'de Doktor Bul), ülkenin birçoğu uluslararası akreditasyona sahip yüksek kaliteli sağlık tesislerine hastaların hastaneye yatışlarını kolaylaştırmaktadır. Türkiye'de onurlu misafirperverliğimiz ve özel ilgimizle sağlık turizminde en kaliteli ve en iyi yolları uygun maliyetlerle sunuyoruz. Öncelikle; Ameliyat dışı zayıflık, Mide balonu ve botoks, Saç ekimi, Estetik, Diş tedavileri, Transplantasyon, Onkoloji, Göz tedavileri, Tüp bebek gibi alanlar başta olmak üzere Türkiye'deki en iyi doktoru bizimle bulmak, en kaliteli sağlık hizmetine ulaşmak bizimle mümkün. Biz en iyi hastane ve en iyi doktorlar ile çözüm ortaklığı yapıyoruz.” Şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/03/gambiyali-bakan-ve-ticaret-elcisine-turkiye-de-saglik-hizmeti-7975.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/03/gambiyali-bakan-ve-ticaret-elcisine-turkiye-de-saglik-hizmeti-7975.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/03/gambiyali-bakan-ve-ticaret-elcisine-turkiye-de-saglik-hizmeti-7975-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2024/03/gambiyali-bakan-ve-ticaret-elcisine-turkiye-de-saglik-hizmeti-7975.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/gambiyali-bakan-ve-ticaret-elcisine-turkiye-de-saglik-hizmeti/127224/</link>
			<pubDate>Sat, 09 Mar 2024 01:19:13 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türk Bilim İnsanına DSÖ’de Kritik Görev]]></title>
			<description><![CDATA[Türk bilim insanı Prof. Dr. Bayram Yılmaz, DSÖ’nün New York Albany Üniversitesi ile birlikte bu yıl kurduğu Mükemmeliyet Merkezi’nde İnsan ve Çevre Sağlığı Enstitüsü Danışma Kurulu Üyeliğine seçildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türk bilim insanı Prof. Dr. Bayram Yılmaz, DSÖ’nün New York Albany Üniversitesi ile birlikte bu yıl kurduğu Mükemmeliyet Merkezi’nde İnsan ve Çevre Sağlığı Enstitüsü Danışma Kurulu Üyeliğine seçildi. 

Çevresel kimyasal kirleticilerin endokrin bozucu etkileriyle ilgili 20 yıldan uzun süredir araştırmalar yapan Prof. Dr. Bayram Yılmaz’ın DSÖ bünyesindeki ataması ülkemiz için gurur verici olmasının yanı sıra Türkiye’nin BM nezdindeki Sıfır Atık Projesi’ne de katkı sağlayacak. 

Halen Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı görevini yürüten Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) New York Albany Üniversitesi’ndeki İnsan ve Çevre Sağlığı Enstitüsü Danışma Kurulu üyelerinden biri olmaya layık görüldü. SUNY & DSÖ İnsan ve Çevre Sağlığı Enstitüsü Direktörlüğünü yapan Prof. Dr. David Carpenter, atama yazısında Prof. Dr. Bayram Yılmaz’ın aynı zamanda endokrin bozucu kimyasal maddeler alanında DSÖ’nün danışmanlığına da görevlendirildiğini bildirdi. DSÖ’nün New York Albany Üniversitesi ile birlikte 2023 yılında kurduğu Mükemmeliyet Merkezi’nde, özellikle çevre kirliliğinin insan sağlığı üzerine etkileri üzerine araştırmalar yapılıyor. Bunun yanı sıra İnsan ve Çevre Sağlığı Enstitüsü bünyesinde, çevresel kimyasal kirleticiler ile ilgili uluslararası mevzuatın hazırlanması, önceliklerin ve sınırlamaların belirlenmesi konusunda DSÖ yönetimine danışmanlık hizmeti veriliyor ve politikalara yön veriliyor. 

20 yıllık araştırmaların getirdiği bilgi birikim DSÖ’ye danışmanlık getirdi

Atamayla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Bayram Yılmaz,  “Yaklaşık 20 yıldır çevresel kimyasal kirleticilerin endokrin bozucu etkileriyle ilgili TÜBİTAK ve Avrupa Birliği destekli projeler gerçekleştirdik ve çok sayıda önemli uluslararası makalemiz yayımlandı. Türkiye’den bu referans araştırma merkezinin danışma kurulu üyeliğine seçilen ilk Türk bilim insanı olmam hem benim hem de ülkem için guru verici. Türkiye, bilimsel alanda da ne kadar ileri seviyede olduğunu sağlıkta da bu şekilde bir kez daha göstermiş oldu. Endokrin bozucu maddeler insanlığın geleceği açısından son derece önemli bir konudur.  DSÖ’ye danışmanlık yapan İnsan ve Çevre Sağlığı Enstitüsü’nde yıllardır yaptığımız araştırmaların sonuçları ve bilgi birikimimizle politikalara katkıda bulunan ekipte yer alacak olmam gurur verici” dedi. 

Üreme bozukluklarının yanı sıra kansere neden oluyorlar

Görüşlerine başvurduğumuz Prof. Dr. Bayram Yılmaz, çevre kirliliğinin tüm Dünya’da giderek artmakta olduğunu, günlük yaşamı birçok alanda kolaylaştırmak üzere geliştirilen kimyasal maddelerden bazılarının endokrin sistemini etkileyerek insan sağlığı için tehdit oluşturabileceğini söyledi.  Yılmaz şöyle devam etti; “Endokrin bozucu maddelerin önemli bir kısmı besin zincirine girerek insana olumsuz etki yapıyor. Ayrıca deriyle temas ve solunum yoluyla da az da olsa kontaminasyon olabiliyor. Bu kimyasal maddelerin ve plastiklerin yakılması durumunda da insan sağlığı tehdit oluşturuyor. Kadın ve erkeklerde üreme fonksiyonlarının bozulması ile hormona duyarlı kanserler bu maddelerin zararlı etkilerinin başında geliyor. Endokrin bozucu kimyasal maddelerin besin zincirine girmemesi için alınması gereken bireysel ve kurumsal tedbirleri uluslararası rapor haline getirerek yayınladık. Çok yakın zaman sonra bu çalışmalarımıza Nature dergisi de ayrıca yer verecek. Araştırmalarımıza göre bu kimyasal maddeler giderek artan oranda karşımıza çıkıyor. 

Bugün, 1000 kadar kimyasal maddenin endokrin bozucu özelliğe sahip olduğu tahmin ediliyor. Bunlar arasında pestisitler, fungusitler, endüstriyel kimyasallar, plastikleştiriciler, nonifenoller, ağır metaller, farmakolojik ajanlar ve fitoöstrojenler bulunmaktadır. Bu kimyasal maddelerden özellikle Kalıcı Organik Kirleticiler grubunda olanların üretimi ve kullanımı yasaklanmış veya sınırlandırılmıştır. Bunların endokrin bozucu etkilerinin dışında kanserojenik, nörotoksik, immunotoksik, hepatotoksik ve nefrotoksik olabileceği bildirilmiştir. 

Endüstriyel gelişmeyle kirlenme arttı

Dünyada son 70 yılda sağlanan endüstriyel gelişmelere paralel olarak, çok sayıda kimyasal maddenin çevreye salındığı ve yaygın şekilde kirlenmeye neden olduğu bilinmektedir. Farklı yapılardaki kimyasal maddeler yanmayı önleyici, boya sanayi, zirai mücadele, kozmetik, gıda ambalajı ve plastik yapımı gibi çok farklı alanlarda yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bugün, günlük yaşamın her alanında kullanılan plastik kaplar, deterjanlar, kozmetikler, oyuncaklar, yanmayı önleyiciler, pestisitler ve gıda koruyucular gibi birçok üründe endokrin bozucu kimyasal maddeler bulunmaktadır. 

Fetal, yeni doğan ve erken çocukluk dönemine dikkat edilmeli

Yapılan araştırmalar, özellikle organ ve nöral sistemlerin geliştiği, fetal, yeni doğan ve çocukluk dönemlerinde endokrin bozuculara maruziyetin önemli risk oluşturduğunu bildirmektedir. Endokrin bozuculara maruz kalınan yaşam evresi oldukça önemlidir. Endokrin bozucular her yaşta insan için risk oluştursa da, fetal, yeni doğan ve erken çocukluk bu kimyasal kirleticilere maruziyet açısından en kırılgan dönemlerdir.

Endokrin bozucular çoğunlukla kontamine besin ve suların ağız yoluyla alınmasıyla vücuda girer. Yağda erime özelliği olan kimyasal maddeler deri yoluyla da emilebilir. Ayrıca, bazı kimyasal maddelerin volatilize olabildikleri ve havadaki partiküllerinin solunum yoluyla organizmaya taşınabileceği de bildirilmiştir. Dolayısıyla bu kimyasal maddeler ev ve her türlü iş kolunda besinler, su ve hava yoluyla vücuda taşınabilmektedir. Epidemiyolojik analizlerde endokrin bozuculara tüm bireylerde ve farklı biyolojik örneklerde (serum, yağ dokusu, anne sütü, idrar, plasenta ve fetal kan) değişen miktarlarda rastlanmaktadır.

Aşağıda endokrin bozucu kimyasal kirleticilere karşı alınabilecek kurumsal ve bireysel önlemler belirtilmiştir.

Kurumsal olarak alınması gereken önlemler:


	Endokrin bozucu kimyasal maddelerin çevreyi kirletmesinin önlenmesi
	İçme sularının organoklorlu kimyasal bileşikler yönünden kontrol edilmesi
	Deniz, göl, akarsu ve havuzların kimyasal maddelerle kirletilmesinin önlenmesi
	Kirletilmiş kaynaklardan balık, et, süt ve su gibi besinlerin tüketimine izin verilmemesi
	Üretimi ve kullanımı yasaklanmış kimyasal maddelerin uzmanlarınca toplanması ve güvenli şekilde depo edilmesi
	Madeni yağ, plastik ve benzeri kimyasal maddelerin yakılmaması
	Özellikle boya, tekstil ve plastik üretim tesislerinde yangın önlemlerinin alınması
	Gereğinden fazla plastik ve naylon poşet vb ürünün kullanımını önleyici düzenlemeler yapılması 
	Havuzların ve içme sularının gereğinden fazla klorlanmaması
	Yoğun kimyasal kirlenme olan ülkelerden balık, et ve süt ürünlerinin ithal edilmemesi
	Temiz tarım alanlarında yerli tarım ve hayvancılığın desteklenmesi
	İçme sularından endokrin bozucu kimyasal maddelerin arıtılabilmesi için daha iyi membran teknolojilerinin geliştirilmesi


Bireysel olarak alınabilecek önlemler:


	Gebelik öncesi ve sırasında çevresel kimyasal maddelerden sakınmak
	Çocukların çevresel kimyasal kirleticilerden korunması
	Kimyasal maddelerin ciltle doğrudan temasından kaçınılması
	Kontamine su ve besinlerin tüketilmemesi
	Madeni yağ, plastik ve naylon içeren maddelerin yakılmaması ve dumanından sakınılması


Sıcak içecekleri plastik bardakla içmeyin


	Plastik bardaklarda çay – kahve gibi sıcak içeceklerin tüketilmemesi (cam bardakların tercih edilmesi)
	Plastik ve naylon biberonlarda sıcak süt tüketilmemesi
	Puding vb türü sıcak yiyeceklerin plastik kaplara konulmaması
	Yiyecek ve içeceklerin plastik kaplarda mikrodalga fırında ısıtılmaması
	Kimyasal maddelerle kirli sularda yüzülmemesi.

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/12/turk-bilim-insanina-dso-de-kritik-gorev-7154.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/12/turk-bilim-insanina-dso-de-kritik-gorev-7154.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/12/turk-bilim-insanina-dso-de-kritik-gorev-7154-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/12/turk-bilim-insanina-dso-de-kritik-gorev-7154.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/turk-bilim-insanina-dso-de-kritik-gorev/126873/</link>
			<pubDate>Thu, 21 Dec 2023 21:49:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Fazla kilolar reflüyü arttırıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Hareketsiz yaşam tarzı, hazır ve işlenmiş gıdaların ağırlıkta olduğu beslenme alışkanlıkları, obezitenin ülkemizde ve dünyada giderek artması reflü hastalığının görülme oranını artırıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hareketsiz yaşam tarzı, hazır ve işlenmiş gıdaların ağırlıkta olduğu beslenme alışkanlıkları, obezitenin ülkemizde ve dünyada giderek artması reflü hastalığının görülme oranını artırıyor.

Reflü yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor ve kişinin günlük yaşamını kısıtlayabiliyor. Reflüye sebep olan faktörler ortadan kaldırılarak reflü tedavi edilebiliyor.

Prof. Dr. Yaşar Çolak reflü hastalığında neler yapılmalı ve nasıl tedavi edilmeli soruları hakkında bilgi verdi.

REFLÜ ÇOK SIK RASTLANILAN BİR HASTALIK

Reflü hastalığının genellikle göğüste yanma, ağza acı su gelmesi, yediklerinin geri gelmesi, gece uykudan uyandıran öksürükler gibi şikayetlere yol açmakta ve kişinin yaşam kalitesini oldukça etkilediğii ifade eden Prof. Dr. Yaşar Çolak, "Günlük yaşamı oldukça kısıtlayabilen bu durumlar sonucu hasta birçok kez doktora başvurmak veya ilaç kullanmak zorunda kalabilmektedir. Günümüzde neredeyse %35 yani her 3 kişinin birinde reflü hastalığı mevcuttur. Reflü hastalığının tanısı hasta hikayesi ve endoskopik incelemeler sonucu konmaktadır. Tanıda yemek borusuna ne kadar asit kaçtığının ölçüldüğü PH metreden de yararlanılmaktadır. Tedaviler bu tanıların sonuçlarına göre planlanır" dedi.

Reflü hastalığında öncelik hastayı doğal yollarla, herhangi bir ilaç tedavisi ve mümkünse hiçbir girişimsel müdahalede bulunmadan tedavi edebilmek olduğunu kaydeden Prof. Dr. Çolak, "Bu amaçla hastaya yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarında değişiklikler yapması ve varsa fazla kilolarından kurtulması yönünde öneriler verilmektedir. Bu değişiklikler fayda etmediğinde ise ilaç tedavileri gündeme gelmektedir. Genellikle burada kullanılan ilaçlar mide asidini azaltıcı diğer bir ifadeyle mide koruyucu diye tabir edilen ilaçlardır. Ancak bu ilaçlar belirli süreler zarfında kullanılmalıdır" dedi.

TEDAVİ NEDENİ BULMAKLA BAŞLAR

Midede soruna yol açan durumlar; gastrit, ülser, helikobakter pilori denilen mide bakterisi ya da mideyle yemek borusunu birleştiren kapakçıkta bir gevşeklik olabildiğine vurgu yapan Çolak, "Altta yatan sebebin ortaya çıkarılması gerekmektedir. Eğer hastada helikobakter pilori bakterisi varsa antibiyotik tedavisi yapılır, alkol ve kahve tüketimi azaltılıp, fazla kilo varsa bu kilolar verilerek durum düzeltilebilmektedir. Ancak bazı hastalar sürekli ilaç kullanma ihtiyacı duyabilmektedir. Bu durumun da en sık sebebi yemek borusuyla mideyi birleştiren kapakçığın gevşek olmasıdır. Bu gevşekliği ilaçla düzeltmek maalesef çok da mümkün değildir. Son yıllarda girişimsel yöntemlerle endoskopik olarak, ameliyatsız bir şekilde düzeltilebilmektedir. ARMA (Antireflü Mukozal Ablasyon) yöntemi reflü hastalığında en sık yapılan tedavilerin başında gelir" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/11/fazla-kilolar-refluyu-arttiriyor-1276.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/11/fazla-kilolar-refluyu-arttiriyor-1276.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/11/fazla-kilolar-refluyu-arttiriyor-1276_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/11/fazla-kilolar-refluyu-arttiriyor-1276.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/fazla-kilolar-refluyu-arttiriyor/126687/</link>
			<pubDate>Mon, 27 Nov 2023 13:23:06 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İş Sağlığı Güvenliği politikaları sağlıklı değil, değişmesi gerekiyor!]]></title>
			<description><![CDATA[Meslek Hastalıkları- İş Kazaları Araştırma ve Önleme (MESKA) Vakfı ve Risk Yönetimi Derneği’nin desteğiyle Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde Çarşı Yerleşkede ‘Cumhuriyetin 100. Yılında İş Sağlığı ve Güvenliği’ etkinliği yapıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Meslek Hastalıkları- İş Kazaları Araştırma ve Önleme (MESKA) Vakfı ve Risk Yönetimi Derneği’nin desteğiyle Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde Çarşı Yerleşkede ‘Cumhuriyetin 100. Yılında İş Sağlığı ve Güvenliği’ etkinliği yapıldı.

İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Cumhuriyetimizin 100. yılında 6331 İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu sonrası İSG’yi değerlendirdi.

6331’in 2012 yılında başladığını hatırlatan Uçan, “‘2012 yılından itibaren acaba iş kazalarında meslek hastalıklarında bir azalma olmuş mu’ diye bakarsak 2012’den önce iş kazalarına yönelik cezai durumlar olmadığı için kaza sayısı bildirimi azdı. Sonrasında olan kazalar bildirilmeye başlandı" dedi.

2019 yılında verilerin AB ile karşılaştırıldığı bir raporu sunan Uçan, Türkiye’de AB ülkelerinin tamamında 10 kat fazla ölümlü iş kazası yaşandığını söyledi.

“Bütün AB ülkelerinde 3 milyon 140 bin 950 kişi iş kazası geçirmiş ve bunlarda ölüm sayısı 3 bin 408. Bizde ise 119 bin 671 kişi iş kazasına uğramış ve bin 147 kişi ölmüş" diyen Uçan, "Bu oranlar Avrupa Birliği ülkelerinde binde 1,09 iken bizde binde 9,58 oranında. Hemen hemen 10 kat fazla ölümlü kaza durumumuz var. Bu ne yazık ki yıllar içinde azalmadı hatta biraz daha arttı. Çünkü yurt dışında daha da özen gösteriliyor. Burada bir sorun var, çözümler bulmamız gerekiyor. İSG içinde meslek hastalıklarını hiç saymıyorum çünkü meslek hastalıkları doğru bir şekilde kayda girmiyor Türkiye’de, orada da büyük bir problem var.” diye konuştu.

DR. ÖĞR. ÜYESİ RÜŞTÜ UÇAN: “İSG’DE UZAKTAN ÖN LİSANS VE LİSANS EĞİTİMLERİ ACİLEN KAPATILMALI”

İSG’nin kimya, tıp, psikoloji gibi bir çok dalı ilgilendiren çok disiplinli bir alan olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, ancak yaklaşık yüzde 60’ının teknik, yüzde 20’sinin sağlık, yüzde 20’sinin de çalışma hukuku içerdiğini söyledi.

İSG alanında nitelikli uzmanların yetişebilmesi için eğitim kurumunda İSG laboratuvarı ve tatbik alanı bulunmasının önemine vurgu yapan Uçan, aksi taktirde İSG uzmanının sağlıklı yetişmesinin mümkün olmayacağını ifade etti.

Uçan, bu konudaki bazı önerilerini şöyle sıraladı:

“İSG alanında önlisans ve lisans uzaktan eğitimleri var, bunların acilen kapatılması lazım. Laboratuvar stajı zorunlu olan bir bölümün uzaktan eğitim vermesi sağlıklı olmayacaktır. İSG konusunda birçok firmanın birlikte çalışması gerekiyor. Denetimler ara verilmeden düzenli olarak yapılmalı. Meydana gelen kazalardan sonra detaylar kamuoyu ile paylaşılmalı. Bu detaylar incelenebilsin ve kazanın nedenleri görülebilsin ki aynı hatalar tekrarlanmasın. Detayları bize sunulmadığı için aynı hatalar belki defalarca yapılıyor.”

Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin de, çözümler konusunda destek alınmasının gerekliliğini vurguladı.

Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan’ın sunduğu rapora değinerek başlayan Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise, “Rüştü hocamın sunduğu 2012-2019 arasındaki rakamları gördükten sonra ‘ABC sistemi iflas etmiş’ dedim. Ölümlü kaza oranlarında 10 kat fark var. Kendi alanım değil, iddialı bir söz belki ama rakamlar öyle söylüyor. Demek ki İSG politikaları sağlıklı değil, değişmesi gerekiyor.” diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/11/is-sagligi-guvenligi-politikalari-saglikli-degil-degismesi-gerekiyor-6925.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/11/is-sagligi-guvenligi-politikalari-saglikli-degil-degismesi-gerekiyor-6925.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/11/is-sagligi-guvenligi-politikalari-saglikli-degil-degismesi-gerekiyor-6925_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/11/is-sagligi-guvenligi-politikalari-saglikli-degil-degismesi-gerekiyor-6925.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/is-sagligi-guvenligi-politikalari-saglikli-degil-degismesi-gerekiyor/126657/</link>
			<pubDate>Thu, 23 Nov 2023 18:20:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mikroplastikler her yerde yaşamı tehdit ediyor!]]></title>
			<description><![CDATA[Plastiklerin biyolojik olarak kolayca parçalanamayan petrol türevlerinden yapıldığını kaydeden uzmanlar, plastiklerin artık dünyadaki tüm okyanuslarda bulunduğunu, deniz memelileri ve kuş türlerinin plastik parçaları tükettiğini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Plastiklerin biyolojik olarak kolayca parçalanamayan petrol türevlerinden yapıldığını kaydeden uzmanlar, plastiklerin artık dünyadaki tüm okyanuslarda bulunduğunu, deniz memelileri ve kuş türlerinin plastik parçaları tükettiğini söyledi.

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi (İngilizce) Tıbbi Biyokimya Bölümünden Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, mikroplastikler konusunu değerlendirdi.

Mikroplastiklerin, kullanımlarındaki gelişmelerle birlikte kişisel bakım, kozmetik ve temizlik ürünlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini ve yerel bir çevre kirliliği kaynağı olarak ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Şu anki çevrenize baktığınızda plastik görmeniz muhtemeldir. Plastik ürünlerin üretimi ve kullanımı, plastik imalatının yaygınlaştığı 1950'li yıllardan bu yana önemli ölçüde arttı. Plastikler hafif, dayanıklı ve ucuzdur ve bu özellikleri onları ev eşyalarımızın, ambalaj malzemelerimizin ve diğer günlük eşyalarımızın kullanışlı bir bileşeni haline getirir. Şu anda dünya çapında her yıl 320 milyon tondan fazla plastik üretiliyor. Bu ürünlerin yarısı tek kullanımlık ambalajlara yönelik üretiliyor. Plastik ürünlerin yalnızca küçük bir kısmı geri dönüştürüldüğü için çoğu plastik ürün atık olarak atılıyor.” dedi.

BAZI KUŞ TÜRLERİ CİVCİVLERİNE PLASTİK PARÇALAR BİLE YEDİRİYOR

Plastiklerin biyolojik olarak kolayca parçalanamayan petrol türevlerinden yapıldığını kaydeden Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Bu, atılan plastik ürünlerin hızlı bir şekilde parçalanmak yerine çöplüklerde, okyanuslarda ve diğer ortamlarda birikip kalıcı hale döndüğü anlamına gelir. Plastikler artık dünyadaki tüm okyanuslarda bulunuyor. Deniz memelileri ve kuş türlerinin plastik parçaları tükettiği biliniyor, hatta bazı kuş türleri civcivlerine plastik parçalar bile yediriyor.” dedi.

Bugün okyanuslarda 50 trilyon kadar plastik parçası bulunduğunu belirten Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, her yıl nehirlerden okyanuslara 5 milyon ton plastik taşındığına vurgu yaparak, "Plastik ürünler deniz ortamlarına girdiğinde UV radyasyonuna, rüzgarlara ve dalga akıntılarından kaynaklanan fiziksel aşınmaya maruz kalır. Bu kuvvetler plastik ürünlerin daha küçük parçalara bölünmesini teşvik eder. Bu parçalara boyutlarına göre mikroplastik veya nanoplastik adı verilmektedir" diye konuştu.

Küçük boyutları nedeniyle mikroplastiklerin havada kolayca yayılabildiğini, ortamda birikebildiğini ve tespit edilmesinin zor olabildiğini dile getiren Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, şunları kaydetti:

“Mikroplastikler çeşitli içeceklerde, içme suyunda (şişelenmiş su, musluk suyundan daha fazla mikroplastik içerir) ve hatta sofra tuzunda bile bulunur. Midye ve istiridye gibi filtreyle beslenenler, deniz suyunda asılı olan mikroplastikleri tüketebilir ve mikroplastikler birçok deniz ürünü türünde bulunur. Mikroplastikler diş macunlarında ve diğer kozmetik ürünlerde kullanılmak üzere de üretilmektedir. ABD Kongresi, mikroplastik içeren durulanan kozmetiklerin (diş macunları, temizleyiciler) üretimini ve satışını yasaklayan ‘2015 Mikro Boncuksuz Sular Yasasını’ kabul etti. Yüz yıkama jeli ve makyaj ürünlerinde bulunan mikro boncuklar ABD'de 2015'ten beri yasaklanmıştır.”

MİKROPLASTİKLER İNSANLARA ZARAR VERİR Mİ?

İnsanlar mikroplastiklerle kirlenmiş yiyecek tükettiğinde, suyu içtiğinde veya havayı soluduğunda plastik parçaların vücuda girebildiğini anlatan Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Genel olarak gıda alımı, her yıl kişi başına 52 bine kadar mikroplastik parçanın tüketilmesine neden oluyor. İnsan tükürüğünde, saçında ve dışkısında mikroplastiklerin bulunması, hepimizin bu plastik parçalara düzenli olarak maruz kaldığımızı gösteriyor.” dedi.

Bazı araştırmacıların mikroplastiklerin insan sağlığına zararlı etkileri olduğuna inandığını kaydeden Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, mikroplastiklerin, çevreden ağır metalleri ve haşere öldürücüler dahil olmak üzere istenmeyen kimyasalları emebildiğini, böylece insanların bu kimyasallara daha fazla maruz kalmasıyla sonuçlanabildiğini ve zehirli etkilere yol açabildiğini söyledi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/11/mikroplastikler-her-yerde-yasami-tehdit-ediyor-2214.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/11/mikroplastikler-her-yerde-yasami-tehdit-ediyor-2214.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/11/mikroplastikler-her-yerde-yasami-tehdit-ediyor-2214_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/11/mikroplastikler-her-yerde-yasami-tehdit-ediyor-2214.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/mikroplastikler-her-yerde-yasami-tehdit-ediyor/126624/</link>
			<pubDate>Mon, 20 Nov 2023 20:17:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Gut hastalığı nedir? Nasıl tedavi edilir? ]]></title>
			<description><![CDATA[Gut hastalığının daha çok erkeklerde görülmekle birlikte kadınlarda da özellikle menopoz sonrası daha çok rastlandığını kaydeden Therapy Sport Center Fizik Tedavi Merkezinden Uzman Fizyoterapist Leyla Altıntaş, hastalığın nedenlerini, belirtilerini ve tedavisini anlattı! İşte detayıar...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Eklemlerde biriken ürik asit kristallerinin, eklemlerde iltihaplanma oluşturmasıyla karakterize olan romatizmal bir hastalıktır. Vücudumuzdaki atık maddeler (özellikle proteinler), ürik aside dönüştürülerek vücuttan atılır. 

Kandaki ürik asit seviyesi çok fazlaysa, yani üretimi çok fazla ya da atılımı çok az ise bu ürik asit; doku aralıklarından sızarak eklemlerde ya da kaslarda ürik asit kristalleri şeklinde birikebilir. 

Bu biriken kristaller eklemde iltihaplanma oluşturarak, Gut hastalığına yol açarlar. Bu fazla olan ürik asit eğer böbreklerde birikirse, o zaman da böbrek taşlarına neden olurlar.

Gut hastalığının daha çok erkeklerde görülmekle birlikte kadınlarda da özellikle menopoz sonrası daha çok rastlandığını kaydeden Therapy Sport Center Fizik Tedavi Merkezinden Uzman Fizyoterapist Leyla Altıntaş, hastalığın belirtilerine dair şunları söyledi:

“Hastalığın belirtileri arasında ağrı, şişlik, kızarıklık, ısı artışı ve hareket kabiliyetinde azalma vardır. Özellikle, gece sabaha doğru başlayan şiddetli ağrı, hastayı uykusundan uyandıracak derecededir. Ağrılı olan eklemde hassasiyet çok fazladır ve sadece o bölgeye parmak ucuyla dokunma bile ciddi ağrı oluşturur. Gut hastalığında sıklıkla ayak baş parmak eklemi tutulumu görülürken, bilek, diz, dirsek, el parmak eklemleri tutulumuna da rastlanmaktadır.” dedi.



Gut hastalığı nedenleri nelerdir? 

Gut hastalığının nedenleri hakkında bilgiler veren Uzman Fizyoterapist Leyla Altıntaş, şunları anlattı: 

“Hastalığın en yaygın nedenleri arasında aşırı et tüketimi ve alkol tüketimi (özellikle mayalı içecekler) vardır. Fakat bunların yanı sıra, genetik faktörler, geçirilen sistemik hastalıklar, cerrahi operasyonlar, metabolik hastalıklar, kullanılan bazı ilaçlar, ekleme alınan travmalar, aşırı kilolu olmak da risk faktörleri arasında sayılabilir. Gut Hastalığı tanısı çok kolay konulabilen bir hastalık değildir, diğer eklem artritleriyle karıştırılabilir. Detaylı muayene ve anamnez alınması önemlidir. Ayırıcı tanı için bazı kan tahlilleri, eklem ve kas ultrasonografisi ve MR gibi yöntemlere başvurulabilir. Tam teşhis konulabilmesi için etkilenen eklemden sinovyal sıvı alınır ve bunun mikroskobik incelemesi yapılarak içerisindeki ürik asit kristalleri araştırılır. Gut hastalığı akut ataklarla seyredebildiği gibi bu atakların arasındaki süre azalır ve hastalık tedavi edilmezse eklemlerde kalıcı hasarların oluştuğu kronik evreye geçiş olabilir. Eklemlerin etrafında kalıcı şişlikler (Tofüs) oluşabilir. Bu gibi durumlar, kişinin hem sürekli olarak ağrı çekmesine, hem de günlük yaşamda yaşam kalitesinin düşmesine yol açabilmektedir.” diye konuştu.  

Gut hastalığı tedavisi nasıl olur? 

Gut hastalığının tedavisinde öncelikli olarak hastanın beslenmesinin büyük önem taşıdığının altını çizen Uzman Fizyoterapist Leyla Altıntaş, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Günlük tüketilen protein seviyesi mutlaka kontrol altında olmalı, alkollü ve mayalı içeceklerden uzak durulmalıdır. Bu konuda diyetisyen desteği çok önemlidir. Akut alevlenme dönemlerinde mutlaka etkilenen eklem istirahate alınmalı ve gerekli antienflamatuar tedavi düzenlenmelidir. Kandaki yüksek olan ürik asit seviyesini düşüren ilaçlar, romatoloji uzmanları tarafından hastaya reçete edilir. Bu ilaçların da düzenli bir şekilde kullanımı önemlidir. Bol su tüketimi, bu hastalıkta önemli rol oynamaktadır. Akut atakların geçtiği süreçte, hafif egzersizlerle kişiler yaşam kalitesini artırmaya çalışmalıdır. Akut dönemde fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarından elektroterapi ve soğuk uygulamaları ile ağrı ve ödem kontrol altına alınabilmekte ve oluşan şişliklerin ve hareket kısıtlılıklarının kalıcı olması önlenebilmektedir. Akut dönem geçtikten sonra ise, önce basit egzersizlerle daha sonrasında kademeli artan egzersizlerle eklem hareket kabiliyeti ve kas gücü arttırılabilir. Her zaman olduğu gibi yaralanma olduktan sonra tedavi etmekle uğraşmak yerine, sağlıklı olduğumuz dönemde koruma yöntemlerine başvurursak, yaşam kalitemizi bozmadan hayatımıza devam edebiliriz. Doğru beslenme ve doğru egzersiz programı yaşam kalitemizi arttıracaktır.” şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/10/gut-hastaligi-nedir-nasil-tedavi-edilir-8348.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/10/gut-hastaligi-nedir-nasil-tedavi-edilir-8348.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/10/gut-hastaligi-nedir-nasil-tedavi-edilir-8348-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/10/gut-hastaligi-nedir-nasil-tedavi-edilir-8348.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/gut-hastaligi-nedir-nasil-tedavi-edilir/126482/</link>
			<pubDate>Sat, 30 Sep 2023 16:42:41 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlıkta şiddete işaret diliyle ses verdiler]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık çalışanlarına yönelik artarak devam eden şiddete karşı 6 Ekim’den bu yana iş bırakarak seslerini duyurmaya çalışan sağlık çalışanları, güvenli çalışma ortamı sağlanıncaya kadar eylemlerinin devam edeceğini duyururken, bu kez şiddete karşı işaret dili ile seslerini yükseltti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık çalışanlarına yönelik artarak devam eden şiddete karşı 6 Ekim’den bu yana iş bırakarak seslerini duyurmaya çalışan sağlık çalışanları, güvenli çalışma ortamı sağlanıncaya kadar eylemlerinin devam edeceğini duyururken, bu kez şiddete karşı işaret dili ile seslerini yükseltti.

MERSİN (İGFA) - Eyleme katılan STK’lar adına ortak açıklama yapan Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Hukuk Sekreteri Uzm. Dr. Çağlar Özen “Sağlıkta şiddet olayına tahammülümüz yok, umarız gerekli yasaları çıkarırsınız. Aksi takdirde ülke nitelikli sağlık hizmetinden yoksun kalacak” uyarısında bulundu.

Sağlık çalışanlarına yönelik artarak devam eden şiddete karşı 6 Ekim’den bu yana iş bırakarak seslerini duyurmaya çalışan sağlık çalışanları, eylemin 4. gününde Mersin’de yaptıkları ortak açıklamada, bakanlığı ve ilgili kurumları bir kez daha göreve davet etti ve güvenli çalışma ortamı sağlanıncaya kadar eylemlerinin devam edeceğini duyurdu.
Eyleme katılan STK’lar ve meslek örgütleri adına Mersin Toros Devlet Hastanesi önünde ortak bir basın açıklaması yapan Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Hukuk Sekreteri Uzm. Dr. Çağlar Özen “Sağlıkta tek bir şiddet olayına dahi tahammülümüz yok, umarız gerekli yasaları çıkarırsınız. Aksi taktirde ülke nitelikli sağlık hizmetinden yoksun kalacak” uyarısında bulundu.

Konuşmasına geçen hafta yaşanan şiddet olaylarını hatırlatarak başlayan Uzm. Dr. Çağlar Özen “Bir aile hekiminin omuzu kırıldı, bir aile hekimi darp edildikten sonra kalp krizi geçirdi, 3 aile hekimi aynı iş yerinde aynı anda öldüresiye dövüldü. Hayati tehlike oluşturacak şekilde darp edildi. Bir hemşirenin burnu kırıldı, kafa travması geçirdi. Bir veteriner hekim ve stajyerleri darp edildi, stajyerlerden biri kalp krizi geçirdi. Hastanelerde defalarca silahlar patladı, şifa dağıtan kurumlarda silahlı çatışmalar yaşandı. Sağlık çalışanları yaralandı, hayatını kaybetti. Daha niceleri yaşandı, yaşanıyor ve ne yazık ki yaşanacak. Çünkü ilgili bakanlıklar gerekli önlemleri almıyor ve bu terörü bu şiddeti önlemek için hiçbir şey yapmıyor.” dedi.

Sağlıkta şiddetin gerçek karşılığının kanun koyucular ve hukuk tarafından verilmesini talep eden Uzm. Dr. Çağlar Özen “Bizler bu ülkenin nitelikli yetişmiş insanlarıyız. Haklarımızı, bu çalışma koşullarını hak etmediğimizi, saygıyı hak ettiğimizi biliyoruz. O yüzden tüm bu olup bitenlere öfkeliyiz, isyan ediyor ve tepki veriyoruz. Tek bir sağlıkta şiddet olayına daha tahammülümüz yok. Umarız bunu görürsünüz ve gerekli yasaları çıkarıp önlemleri alırsınız. Aksi takdirde kopuşlar nedeniyle ülkenin nitelikli sağlık hizmetinden yoksun kalacağını öngörebilirsiniz. Can güvenliğinin olmadığı yerde kimse çalışmak istemez, gider. Bunun önüne geçmek için vatandaş hekime gereken saygıyı gösterecek, bakanlıklar ve yargı şiddet uygulayana gereğini yapacak, can güvenliğimiz sağlanacak ki biz de işimizi en iyi şekilde yapabilelim” diye konuştu.

Vatandaşların, iki dakikada bir muayene dayatması nedeniyle derdini anlatamadığını ve randevu bulamadığını anlatan Uzm. Dr. Çağlar Özen, oy uğruna siyasetçiler tarafından yanlış yönlendirilen vatandaşların usulsüz istekte bulunmayı kendilerinde hak gördüğünü, istekleri reddedildiği zaman da şiddeti sağlık çalışanlarına yönlendirdiğini söyledi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/10/saglikta-siddete-isaret-diliyle-ses-verdiler-289.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/10/saglikta-siddete-isaret-diliyle-ses-verdiler-289.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/10/saglikta-siddete-isaret-diliyle-ses-verdiler-289_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/10/saglikta-siddete-isaret-diliyle-ses-verdiler-289.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/saglikta-siddete-isaret-diliyle-ses-verdiler/126446/</link>
			<pubDate>Fri, 13 Oct 2023 18:55:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bebek Beslenmesinde Anne Sütü Hayati Önem Taşıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Her yıl 1-7 Ekim tarihleri arasında Türkiye genelinde kutlanan Emzirme Haftası, anne sütünün önemini vurgulayarak bebeklerin sağlıklı büyümelerine destek olmayı amaçlıyor. Anne sütünün bebeğin ilk altı ayındaki tüm besin ihtiyacını karşılayabilecek bir mucize olduğunu belirten uzmanlar, bu sütün kansere karşı koruyucu etkisi olduğunun bilimsel olarak kanıtlandığının altını çiziyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[“Meme reddi veya uzak kalma durumlarında mutlaka süt sağılmalı”

Her yıl 1-7 Ekim tarihleri arasında Türkiye genelinde kutlanan Emzirme Haftası, anne sütünün önemini vurgulayarak bebeklerin sağlıklı büyümelerine destek olmayı amaçlıyor. Anne sütünün bebeğin ilk altı ayındaki tüm besin ihtiyacını karşılayabilecek bir mucize olduğunu belirten uzmanlar, bu sütün kansere karşı koruyucu etkisi olduğunun bilimsel olarak kanıtlandığının altını çiziyor.

Emzirme Haftası, anne sütüyle beslemenin yaygınlaşmasını ve bebeklerin sağlıklı gelişimini desteklemeyi hedefliyor. UNICEF’in rakamlarına göre dünya genelinde 77 milyon yeni doğan bebek, doğumdan hemen sonra anne sütü alamıyor. Bu durum, bebeklerin sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturuyor. Anne sütünün geciktirilmesi, yeni doğan bebekler arasında ölüm riskini yüzde 80'e kadar artırabiliyor.  Özellikle ilk 6-8 haftanın çok önemli olduğunu vurgulayan uzmanlar, bebeklerin farklı sebeplerden dolayı annelerinden ayrı kalmaları veya meme reddi durumunda da anne sütü ile beslenmeye devam edebilmeleri için sütlerin sağılmasını ve doğru biberonla bebeklere verilmesini öneriyor. Mamajoo, özel formlu biberonları sayesinde bebeğin anne sütüne devam etmesine destek oluyor ve biberon kullanımı sonrasında meme reddini engellemeye yardımcı oluyor.

Meme ucu çöküklüğü bebeğinizi emzirmenize engel olmasın

Emzirme; yeni annelerin doğum sonrası kafasının en karışık olduğu konuların başında geliyor. Süreci sorunsuz geçiren annelerin yanı sıra bu dönemde sıkça problem yaşayan annelerin sayısı da oldukça fazla. Emzirme döneminde en sık görülen sorunların başında; meme ucu çöküklüğü, meme ucunda oluşan çatlaklar, süt kanallarındaki tıkanıklar ve meme reddinin geldiğini belirten Ebe / Emzirme Danışmanı Hürcan Çit; bu sorunların annelerin bebeklere anne sütü vermesine engel olduğunu ifade ediyor.

Son dönemde meme ucunun içe çökük olmasının en çok rastladıkları sorun olduğunu aktaran Ebe / Emzirme Danışmanı Hürcan Çit; bebeklerin bu durumda kavrama problemi yaşadığını ifade ederek emzirme sorunu yaşayan annelere tavsiyelerde bulunuyor;


	Meme ucunuzun içeri çökük olması durumunda silikon göğüs ucu çıkartıcı ürünler kullanabilirsiniz. Eğer meme ucu dışarıya çıkmıyorsa, silikon meme ucu kullanarak emzirme yöntemini deneyebilirsiniz. 
	Silikon göğüs kalkanı kullanarak meme ucunda emzirmeye bağlı oluşabilecek çatlaklardan korunabilirsiniz.
	Yeni doğan bebekler daha fazla beslenme ihtiyacı duyarlar. Günde 9 ila 12 kez, 2-3 saat aralıklarla beslenme bebeğinizi emzirebilirsiniz. 
	Bebeğinizin göğsünüzdeki sütü tam boşalttığından emin olmalısınız. Bebeğinizin göğsünüzdeki sütü tam boşaltamadığı durumlarda elektronik göğüs pompası ile sütü sağabilirsiniz. Bu hem göğsünüzdeki sütü boşaltmanıza ve mastit sorunu ile karşılaşmamanıza hem de süt stoklamanıza olanak tanıyacaktır. 
	Anne sütünün oda sıcaklığında 3 saat, buzdolabında 3 gün, dondurucuda ise 3 ay saklanabileceğini unutmayın.


“Uzak kalınan durumlarda en önemli konu süt sağılması ve biberon tercihi”

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü, sonrasında ise diğer besinlerle birlikte 2 yaşına kadar anne sütü verilmesinin tavsiye edildiğini söyleyen Mamajoo Kurucu Ortağı Ayla Müstecaplıoğlu, “Anne sütü, bebeklere ihtiyacı olan tüm besin ögelerini tek başına 6 ay boyunca sağlar. Sindirimi kolaydır ve anne sütü ile beslenen bebeklerin başka bir ek besine veya suya ihtiyaçları yoktur. Doğumu izleyen ilk 18 aylık dönemde bebeğin beslenme tarzı çocuğun daha sonraki fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimi açısından çok büyük önem taşır. Ancak bu süreçte işler her zaman planladığı gibi gitmeyebiliyor ve meme reddi ya da çalışma durumlarından kaynaklı ayrı kalma durumları yaşanabiliyor. Bu süre zarfında anne sütünü depolamak için sütün göğüs pompası ile sağılması tercih edilebilir. Göğüs pompası ile sağılan sütün anne sütünü anne sütü saklama kabı içerisinde muhafaza edebilirsiniz. Daha sonra ısıtarak (doğrudan ateşe tutmadan) biberonla bebeğe verebilirsiniz. Böylece bebekten uzakta olunan durumlarda, ona bakan kişi önceden sağılan anne sütünü doğru seçilen bir biberon ile bebeğe verebilir” diye konuştu. 

Mamajoo elektronik göğüs pompası ve biberonları son teknolojisi ile dikkat çekiyor

Bu noktada biberon ve elektronik göğüs pompasının doğru tercih edilmesi gerektiğine dikkat çeken Müstecaplıoğlu, “Türkiye’de ve Avrupa’daki ilk ve tek elektronik USB’li elektronik göğüs pompalarını üreten Mamajoo olarak bu konuda anne ve bebeklerimize en iyi hizmeti sunuyoruz. Mamajoo elektronik USB Göğüs Pompalarında; 5 masaj ve 10 çekim olmak üzere 15 kademe bulunuyor. Son derece sessiz, kolay ve hızlı sağım yapan pompamız, her an her yerde yanınızda olması için hafif ve kompakt bir tasarımdan oluşuyor. Isıya ve darbelere karşı ekstra dayanıklılığı ile öne çıkan cam biberonlarımız ise, geri dönüştürülebilir, hafif, kolay kırılmayan borosilikattan üretiliyor. Bu biberonlarımızın en önemli özelliği ise, bebeklerin beslenirken hava yutmalarını ve böylece gaz sancısı yaşamalarını engelleyen anti-kolik valf sistemi... Emziği tatsız ve kokusuz silikondan üretilen, bebeğe anne memesi hissi vermek amacıyla özel bir formda tasarlanan bu biberon, emzirme ve biberonla beslemeyi birleştirmeyi kolaylaştırıyor, aynı zamanda anne memesi hissiyle meme reddini engelliyor” dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/10/bebek-beslenmesinde-anne-sutu-hayati-onem-tasiyor-8673.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/10/bebek-beslenmesinde-anne-sutu-hayati-onem-tasiyor-8673.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/10/bebek-beslenmesinde-anne-sutu-hayati-onem-tasiyor-8673-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/10/bebek-beslenmesinde-anne-sutu-hayati-onem-tasiyor-8673.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/bebek-beslenmesinde-anne-sutu-hayati-onem-tasiyor/126394/</link>
			<pubDate>Wed, 04 Oct 2023 17:42:52 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Eris varyantı Omicron'dan daha bulaşıcı!]]></title>
			<description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, Covid-19'un Omicron varyantının bir alt türü olarak ilk kez Şubat 2023'te İngiltere’de tespit edilen ve daha sonra hızla yayılarak dünyada 50’den fazla ülkeden rapor edilen Eris varyantı hakkında bilgi verdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, Covid-19'un Omicron varyantının bir alt türü olarak ilk kez Şubat 2023'te İngiltere’de tespit edilen ve daha sonra hızla yayılarak dünyada 50’den fazla ülkeden rapor edilen Eris varyantı hakkında bilgi verdi.

COVID-19'un Omicron varyantının bir alt türü olarak tespit edilen Eris varyantına karşı korunma yöntemlerinin COVID-19'dan korunmak için alınan yöntemlerle benzer olduğunu ifade eden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Eris varyantı, Covid-19'un diğer varyantları gibi, bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde, kalp yetmezliği, diyabet, tansiyon gibi kronik hastalığı olanlarda, yaşlılarda ve aşısız kimselerde daha ağır seyredebiliyor.” uyarısında bulundu.

Dr. Dilek Leyla Mamçu, halen Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘izlenmesi gereken varyantlar’ listesinde olan Eris varyantının Omicron varyantından daha bulaşıcı olduğunun düşünüldüğünü vurguladı.

BELİRTİLERİ DİĞER VARYANTLARA BENZİYOR

Eris varyantının hastalık şiddetini artırıp artırmadığının henüz net olmadığını da kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Eris varyantının belirtileri diğer Covid-19 varyantlarının belirtilerine benziyor. Burun akıntısı, boğaz ağrısı, ateş, öksürük, kas ağrıları yanında bazı vakalarda ishal de görülebiliyor. Hastalık genelde hafif seyirli ve kendiliğinden iyileşiyor. Ancak altta yatan hastalıkları olan kişilerde ve aşısı olmayanlarda daha ciddi semptomlara neden olabiliyor" dedi.

Dr. Dilek Leyla Mamçu, Eris varyantının bulaşma şeklinin COVID-19 virüsü ile aynı olduğunu anlatarak, “Damlacık yolu ile bulaşır. Enfekte kişilerden öksürme, hapşırma, konuşma sırasında havaya yayılan küçük damlacıklar, direkt olarak veya kirli eller aracılığıyla sağlam kişilere bulaşır.” dedi.

ERİS VARYANTINA NASIL TANI KONUYOR?

Dr. Dilek Leyla Mamçu, Eris varyantına da COVID-19 antijen testleri ve PCR testi ile tanı ile konulduğunu vurguladı. Eris varyantına karşı korunma yöntemlerinin Covid-19' dan korunmak için alınan yöntemlerle benzer olduğunu da ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, korunma yöntemlerini şöyle sıraladı:

Aşı: Covid-19 aşıları, Eris varyantı dahil olmak üzere birçok varyanta karşı koruma sağlıyor. Ancak, aşıların etkinliği zamanla azalabiliyor. Bu nedenle, özellikle risk altındaki kişiler için, düzenli olarak takviye dozu yaptırmak önemli.

Maske: Kalabalık ortamlarda, kapalı alanlarda veya sosyal mesafenin korunamadığı durumlarda maske takmak önemli.

Sosyal mesafe: Başkalarıyla en az 1-2 metre mesafeyi korumak, enfekte kişilerin öksürme veya hapşırma sırasında çıkan damlacıkların ulaşmasını engeller.

El yıkama: Ellerin en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanması, virüsün el yoluyla bulaşma riskini azaltır.

Yüzeylerin temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi: Enfekte kişilerin dokunmuş olabileceği yüzeyleri temizlemek ve dezenfekte etmek, virüsün yayılmasını önlemeye yardımcı olabilir.

Hasta kişilerin evde kalması: Hastalık belirtileri başladığında kişinin evde kalması ve diğer insanlarla temastan kaçınması, toplumda hastalığın yayılmasını engeller.

ERİS VARYANTI KİMLER İÇİN TEHLİKELİ?

Dr. Dilek Leyla Mamçu, Eris varyantının en çok kimler için tehlikeli olduğunu anlatarak, “Eris varyantı, Covid-19'un diğer varyantları gibi, bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde, kalp yetmezliği, diyabet, tansiyon gibi kronik hastalığı olanlarda, yaşlılarda ve aşısız kimselerde daha ağır seyredebiliyor. Bu kişiler hastalık belirtileri görüldüğünde bir sağlık kuruluşuna başvurmalı" çağrısında bulundu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/09/eris-varyanti-omicron-dan-daha-bulasici-5211.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/09/eris-varyanti-omicron-dan-daha-bulasici-5211.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/09/eris-varyanti-omicron-dan-daha-bulasici-5211_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/09/eris-varyanti-omicron-dan-daha-bulasici-5211.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/eris-varyanti-omicron-dan-daha-bulasici/126369/</link>
			<pubDate>Wed, 27 Sep 2023 02:01:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bakan Koca'dan Eris varyantı açıklaması... Yeni aşı programımız yok!]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye'de görülen Eris varyantı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Gripten korunma gibi bir ölçü veya bu dikkatin daha özenlisi isabetli olabileceğini ifade eden Bakan Koca, tüm bulaşıcı hastalıklara karşı korumamız gereken, bilhassa kendilerinin dikkatli olması gereken iki grup olduğuna dikkati çekti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye'de görülen Eris varyantı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Gripten korunma gibi bir ölçü veya bu dikkatin daha özenlisi isabetli olabileceğini ifade eden Bakan Koca, tüm bulaşıcı hastalıklara karşı korumamız gereken, bilhassa kendilerinin dikkatli olması gereken iki grup olduğuna dikkati çekti.

Kabine toplantısı sonrasında basın mensuplarının gündeme getirdiği Eris varyantı ve aşıyla ilgili sorulara yanıt veren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, verdiği yanıtları bugün sosyal medya hesabından özetleyerek paylaştı.

COVID-19'un yeni ortaya çıktığında, virüs ve hastalık hakkında bilgi bugüne kıyasla yok denecek kadar az olduğunu ifade eden Bakan Koca, bu sürece karşı verdiğimiz mücadeleden başarıyla çıktıklarını ve bilim büyük bir bilgi birikimine sahip olduklarını söyledi.

"Yeni varyantlarıyla hasta etme gücü giderek azalan virüsü bilimsel olarak gözlemliyoruz" diyen Bakan Koca, "Eris varyantına karşı ek tedbir gerekmiyor. Tedbirler, bundan daha etkili olan Omicron varyantı döneminde tüm dünyada kaldırılmaya başlanmıştı. Etkisi daha az olan bir varyant için daha fazla tedbir akla uygun olamaz. Hasta etme gücü düşük olan bu yeni varyantın, tıpkı Omicronda yaşandığı gibi, kolay bulaşma özelliği var. Sonucu ise hafif bir gribe benziyor. Virüsün bulaştığı kişi sayısı artabilir, ama bu ciddi bir tablo anlamına gelmiyor. Kısıtlama ve kapanma gibi kelimeler sözlüğümüzden çıktı. Grip vakalarına karşı kısıtlama veya kapanmayı ne kadar düşünebilirsek Eris için de o kadar düşünebiliriz. Virüsün bulaştığı kişi sayısı ise uzun zaman önce ölçüt olmaktan çıktı. Bakanlık olarak ölçütümüz Eris varyantı sebebiyle hastaneye yatanların sayısıdır ki bu çok düşük" diye konuştu.

"BU DEMEK DEĞİL Kİ KAYITSIZ KALALIM"

Gripten korunma gibi bir ölçü veya bu dikkatin daha özenlisi isabetli olabileceğini ifade eden Bakan Koca, tüm bulaşıcı hastalıklara karşı korumamız gereken, bilhassa kendilerinin dikkatli olması gereken iki grup olduğuna dikkati çekerek, "Bu iki grup yaşlılarla kronik hastalığı olanlardır. Bu iki grup, maske takmayı gerektiren ortamlarda maske takmalıdır. Bu önerimizi gribe karşı da geçerlidir. Çünkü yeni bir aşı programına başvurmayı gerektirecek bir durum yok. Önceki gibi toplu bir aşılama programına kesinlikle ihtiyaç görmüyoruz. Bazı ülkeler aşılama programına itibar ediyor, bu bilimsel bir sonuç olmaktan ziyade bir tür “boyun eğiş”tir. Biz kendi programımızı uyguluyoruz, bilim boyun eğmez" dedi.

MEVSİM İTİBARİYLE GRİP AŞISINI ÖNEMSİYORUZ

"Bu, hafif grip etkisindeki Eris varyantının grip virüsü ile aynı günlerde etkin olması ihtimaline karşı da önem taşımaktadır" diyen Bakan Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Yaşlılar ve risk grubundaki hastalar grip aşılarını bir an önce yaptırmalı. Bu grupta aşılar tamamen ücretsizdir. Grip aşısı programımızın başlamış olduğunu tekrar hatırlatmak isterim. Artık aşılmış süreçlere gereğinden fazla önem vermemiz söz konusu değil. Hedefimiz, sağlık hizmetlerinden memnuniyeti her geçen gün artırmak. Çocukluk çağı bağışıklık aşılama programlarını başarıyla sürdürüyoruz. Tüm aşılarımızı yerlileştirmeyi amaçlıyoruz. Teknoloji transferi ile Su Çiçeği, Kuduz ve Hepatit-A aşılarını ülkemizde üretmeyi planlıyoruz. Bizim aşı gündemimiz bu. Amacımız her hastaya sükûnet içinde şifa sunmak. Doğru bilgilerin yaygınlık kazanmasını amaçlayan açıklamama gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/09/bakan-koca-dan-eris-varyanti-aciklamasi-yeni-asi-programimiz-yok-5211.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/09/bakan-koca-dan-eris-varyanti-aciklamasi-yeni-asi-programimiz-yok-5211.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/09/bakan-koca-dan-eris-varyanti-aciklamasi-yeni-asi-programimiz-yok-5211_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/09/bakan-koca-dan-eris-varyanti-aciklamasi-yeni-asi-programimiz-yok-5211.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/bakan-koca-dan-eris-varyanti-aciklamasi-yeni-asi-programimiz-yok/126368/</link>
			<pubDate>Wed, 27 Sep 2023 02:01:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Tedbir Alınmadığı Taktirde Her Yıl 10 Milyon Kişi Hayatını Kaybedecek]]></title>
			<description><![CDATA[Tedbir alınmadığı taktirde 2050 yılından sonra antimikrobiyal dirence bağlı olarak her yıl 10 milyon kişinin hayatını kaybedeceği tahmin ediliyor]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Antimikrobiyal Direnç (AMR) ile mücadele, Tek Sağlık yaklaşımı kapsamında önceliklendirilmeli

COVID-19 salgınının ardından ve dünyanın şimdiye kadarki en sıcak yazında gerçekleşen G20 Zirvesi sonuç bildirgesinin merkezinde insan refahının gerçekleşmesi için sağlık ve iklim gündeminin tek sağlık çerçevesinde yönetilmesi vardı. G20 Zirvesi sonuç bildirgesinde ekonomik önlemlerin yanı sıra iklim değişikliğine karşı acil harekete geçilmesi ve sağlığın güçlendirilmesi kararları da yer aldı.

Hindistan'ın ev sahipliğinde 18'incisi "Tek Dünya, Tek Aile, Tek Gelecek" ana temasıyla Yeni Delhi'de düzenlenen G20 Zirvesi sonuç bildirgesinde küresel önemi devam ettiği için yer bulan konulardan birisi de antimikrobiyal direnç (AMR).
Antimikrobiyal Direnç gerek halk sağlığı etkisi gerekse ekonomik maliyeti nedeniyle son yıllarda küresel gündemin en temel meselelerinden birini oluşturuyor. 2016 yılından beri G20 Zirvesi’nin gündeminde yer bulan Antimikrobiyal Direncin etkilerinin en aza indirilmesine yönelik bu yıl da ulusal eylem planlarının ortak bir çerçevede tek sağlık oluşumu kapsamında değerlendirilip uygulanmasının önemine dikkate çekildi. İnsanlarda, hayvanlarda ve çevre üzerinde antimikrobiyal direncin etkilerinin en aza indirilmesine antibiyotiklerin kullanımına ilişkin gerekli düzenlemelere vurgu yapılırken aynı zamanda koruma, kontrol ve tanının önemi üzerinde duruldu.

Tedbir alınmadığı taktirde 2050 yılında antimikrobiyal dirence bağlı olarak her yıl 10 milyon kişinin hayatını kaybedeceği tahmin ediliyor

G20 Zirvesi’nin ardından konu ile ilgili değerlendirme yapan Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Tek Sağlık Çalışma Grubu Kurucu Başkanı Doç. Dr. Serap Süzük Yıldız, “Antibiyotiklere ya Bilinç Gelişir ya da Direnç” diyerek konunun önemine dikkat çekti. Yıldız şunları söyledi: “Kısaca hatırlatmak gerekirse, antimikrobiyal direnç mikroorganizmaların, antimikrobiyal ilaçlara maruz kalmalarıyla birlikte zaman içinde direnç kazanıp değişim göstermeleri sonucu ortaya çıkıyor. Mikroorganizmalar ilaçlara karşı dirençli hale geliyor ve hastalıkların tedavisi için mevcut olan seçenekler işe yaramıyor. Antimikrobikler sadece insanlar için değil, veterinerlik ve tarım sektöründe de yaygın kullanıldığından, antimikrobiyal direnç hayvanlarda ve tarımda kullanılan ilaçların etkisiyle de gelişebiliyor. Türkiye, bu konuda küresel platformlara veri sağlayabilen ve sürveyans sistemlerine sahip bir ülkedir ancak antimikrobiyal direnç oranlarının yüksek olduğu ülkelerden bir tanesidir. Küresel halk sağlığı açısından bakıldığında, antimikrobiyal dirence bağlı olarak her yıl yaklaşık 700 bin kişi hayatını kaybediyor. Ayrıca direnç oranının bu hızla artmaya devam etmesi halinde, 2050 yılında antimikrobiyal dirence bağlı olarak her yıl 10 milyon kişinin hayatını kaybedeceği tahmin ediliyor. Gördüğünüz gibi sağlığın korunması ve geliştirilmesi açısından AMR öncelikli sağlık sorunlarının başında geliyor. Antimikrobiyal direnç küresel ekonomik etkilerinin yanı sıra sürdürülebilir kalkınma ile de doğrudan ve dolaylı olarak ilişkili. Bu nedenle Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri söz konusu olduğunda da önemli bir kilometre taşı çünkü bu, yolun yarısını işaret ediyor.”

Türkiye olarak son yıllarda antibiyotik kullanım oranlarının düşürülmesine ilişkin politika ve programlar ile endişelerinin biraz daha azaldığını ancak yine de konunun önemli bir tehdit unsuru olduğunu belirten Yıldız, koruma, kontrol ve tanının önemine de vurgu yaptı.

Yıldız sözlerini şöyle tamamladı: “Atılan adımların ve uygulanan programların sonuçları ve katma değerlerini ayrıca konuşabiliriz. Ancak burada önceliğimiz konu ile ilgili çalışmaların bir odak etrafında toplanması. Bunun için de ülkemizin kıyaslanabilir ve güvenilir direnç verilerinin toplanması ilk öncelik olmalı. Ardından etkili eğitim, öğretim ve iletişim yoluyla AMR konusunda farkındalığın artırılmasına yönelik çalışmaları hayata geçirmek gerekir.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/09/tedbir-alinmadigi-taktirde-her-yil-10-milyon-kisi-hayatini-kaybedecek-383.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/09/tedbir-alinmadigi-taktirde-her-yil-10-milyon-kisi-hayatini-kaybedecek-383.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/09/tedbir-alinmadigi-taktirde-her-yil-10-milyon-kisi-hayatini-kaybedecek-383-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/09/tedbir-alinmadigi-taktirde-her-yil-10-milyon-kisi-hayatini-kaybedecek-383.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/tedbir-alinmadigi-taktirde-her-yil-10-milyon-kisi-hayatini-kaybedecek/126274/</link>
			<pubDate>Thu, 14 Sep 2023 11:10:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlıkta SKANDAL]]></title>
			<description><![CDATA[Solunum yetmezliği nedeniyle kanser hastası eşi Ali Aygün’ün zaman zaman yoğun bakımda tedavi gördüğünü belirten Satı Aygün, Tuzla Devlet Hastanesi’nde eşine zulmedildiği ve farklı hastalıklar bulaştırıldığı iddiasıyla Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulundu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türkiye Haber Ajansı: Ahmet KAPLAN 
Haber 7 Bölge: Gülin Gülşah ALDOĞAN

Solunum yetmezliği nedeniyle kanser hastası eşi Ali Aygün’ün (69) zaman zaman yoğun bakımda tedavi gördüğünü belirten Satı Aygün, Tuzla Devlet Hastanesi’nde eşine zulmedildiği ve farklı hastalıklar bulaştırıldığı iddiasıyla Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulundu. 

Tuzla Devlet Hastanesi yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunan Satı Aygün, kanser hastası eşi Ali Aygün’ün (69) sağlık bulmak için götürdükleri hastanede sağlığını tamamen kaybettiğini söyledi. 



Satı Aygün, eşi Ali Aygün’ün zaman zaman tekrar eden kronik solunum yetmezliği nedeniyle, ambulansla Kartal Prof. Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi’ne götürdüklerini, hastanede ilk tedavisi yapılarak entübe edildiğini belirtti.

Lütfi Kırdar Devlet Hastanesi'nde yoğun bakım dolu olduğu için, yoğun bakım tedavisi gereken Ali Aygün’ün Tuzla Devlet Hastanesi’ne nakledildiğini kaydeden Satı Aygün, Tuzla Devlet Hastanesi, yoğun bakım servisinde tedavi altına alınan eşi Ali Aygün’ün, hastanede kötü muameleye maruz kaldığını ileri sürdü.

Satı Aygün, Tuzla Devlet Hastanesi’nde yaşanan ihmaller nedeniyle eşi Ali Aygün’ün, akciğerlerinde sıvı biriktiğini, zatürre olduğunu, tedavi sırasında, kişisel bakımının yapılmadığını, tırnaklarının dahi kesilmediğini, hatta uyuz olduğunu kaşıntılar ve derin yaralar oluştuğunu, çok büyük ölçekte yatak yaraları da oluştuğunu, uyuz hastalığının kendilerine de bulaştığını söyledi. 



CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA ŞİKAYET DİLEKÇESİ 
Tuzla Devlet Hastanesi’ni suçlayan ve yetkilileri hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayet dilekçesi veren Satı Aygün’ün ifadesinde şu iddialar yer aldı:
 “Eşim olan Ali Aygün bir buçuk yıldır kanser hastasıdır. Solunum yetmezliği nedeniyle de sürekli yoğun bakımda tedavi görmektedir. 
Yine 10.06.2023 tarihinde solunum yetmezliği sebebiyle eşim Tuzla Devlet Hastanesi entübe olarak 3. Basamak yoğun bakıma yatırıldı. 18/07/2023 tarihine kadar bilinci kapalıydı. Bu tarihle bilinci açıldı uyandırıldı. 07/08/2023 tarihinde sabah saatlerinde eşimin taburcu olacağı bize haber edildi. Daha sonra ben de eşimi almak için hastaneye gittim. Burada görevliler eşimin palyatif bakımda bakılması gerektiği, evde bakımın zor olacağını söylediler. Ancak %99 zihinsel engelli oğlum olduğu için ve palyatif bakımda refakatçi olmadan kalınamayacağı için eşimi evde bakmak için hastaneden aldım. Ancak eve gelip eşime baktığımda hasta kalmış olduğu 58 gün boyunca hiçbir şekilde kişisel bakımının yapılmadığını, tırnak dahi kesilmediğini gördüm. Bu durumu hastaneye sorduğumda tırnakların kesilmediğini kabul ettiler ancak tırnak makası için bana ulaşılamadığını söylediler. 
Oysa birçok kez benimle telefonda görüştüler ve sık sık eşimin ziyaretine gittim ancak bu durumdan hiç bahsetmediler. Eşim eve geldikten yaklaşık 3 saat sonra tekrar fenalaştı ve 112 marifetiyle Kartal Prof. Dr. Lütfi Kırdar Şehir hastanesi yoğun bakımına kaldırıldı. 
Burada entübe edildi. Akciğerlerinde sıvı biriktiği, zatürre olduğu, enfeksiyon kaptığı belirlendi ve yatak yaraları tespit edildi. Ayrıca kalbi yavaş çalıştığı için kalp desteğine bağlandı. En önemlisi uyuz olduğu söylendi. Eşimle ilgilendiğimiz için ve yakın temasta olduğumuz için oğlum ve ben de uyuz olduk. Eşimden bu şekilde bulaştı.”


58 GÜN YOĞUN BAKIMDA KALDI

Eşi Ali Aygün’ü tedavi için götürdükleri Tuzla Devlet Hastanesi’nde "SAĞLIK SKANDALI" yaşadıklarını anlatan Satı Aygün şunları söyledi:
"Ben Satı Aygün Eşim Ali Aygün 4. Evre kanser hastası. Kartal Prof. Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi’nden Tuzla Devlet Hastanesine gittiği zaman entübe idi ama uyanıktı. 58 gün yoğun bakımda kaldı. Bunun 40 günü entübe idi. Ben bu süre boyunca bir kere bilinci açık ve ayık gördüm. 
İlk defa eşimi uyanık ve bilinci açık gördüm tırnakları hiç kesilmemiş ve temizlikleri yapılmamıştı. Ben zaten onu öyle gördüğüm de ağladım. Oradakiler beni sakinleştirdi. Tırnak makası alıp getirdim beni bir daha içeri almadılar. Biz keseriz çık dediler. Bu arada benim evde %96 zihinsel engelli ve sürekli nöbet geçiren bir oğlum var. Zeka geriliği 24 saat bakıma muhtaç.  
Hastaneye hastamın yanına gidiyorum çocuğumu komşulara emanet ediyorum. Zaten yoğun bakımda giremiyoruz. 7 Ağustos 2023'te 10 buçukta arandım hastaneye gittim. Hastam taburcu oluyormuş. Elbiselerini götürdüm. Beni içeri almadılar. Saat birde içeri gireceğim dedim yine hayır dediler. 
Hastanenin kontrolünde 3,5'tu ambulansa koyduk eve getirirken ambulanstaki hemşire bana abla bunu yıkayın bu çok kötü kaşınıyor, dedi. Kollarda gazlı bezler vardı onu bezleri kesince kolların altından sulu yaralar çıktı. Resimlerini çektim. 
Soydum yıkayacağım çığlık attım arkasında bir yara elim girer. Vücudu kafası her yeri yara içinde. Resimlerde bu sulu yaralar görülüyor. Yıkadım su verdim hastam 4 saat sonra yine nefes alamamaya başladı. 112'yi aradım ambulansla, Kartal Prof. Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi’ne kaldırdık.  Orada da bütün yaraları tespit edip yazılmış. Eşimin fotoğrafı da videosu da var. Bunlar hastaneye yatmadan 5 gün önce çekildi. Çünkü güldürüyordu bizi. Bebek gibi yataktan iniyordu. 
Benim eşim çay içiyordu oturup da, nasıl yatak yarası olacak. Hastane tutanaklarında yaranın çapını da yazmışlar. 
Tuzla Devlet Hastanesinden eve getirdik, evde 4 saat geçirdi yeniden nefes alamadı. 
Şu anda Kartal Prof. Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi’nde yoğun bakımda.
Yoğun bakımın verdiği elimdeki raporda, yatak yarasına plastik cerrahi müdahale ediyor. O kadar büyük. O kadar vahim ki yaralar, bunlar tutanak altında alınmış.
Lütfen araştırılsın. Daha başka birilerinin canı yanmasın. 
Devletin hastanelerinden düzgün hizmetler alsın insanlar.” Dedi.


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/09/saglikta-skandal-4091.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/09/saglikta-skandal-4091.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/09/saglikta-skandal-4091-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/09/saglikta-skandal-4091.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/saglikta-skandal/126268/</link>
			<pubDate>Tue, 12 Sep 2023 02:37:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Güneşin Kemiklere ve Vücuda Olumlu Etkileri Nelerdir? ]]></title>
			<description><![CDATA[Güneş, doğanın bize sunduğu eşsiz ve değerli kaynaklardan birisidir. Hayatımızı her gün ısıtması ve aydınlatmasının yanı sıra, sağlığımıza olumlu etkileri bulunur. Ancak, güneş hakkında bahsettiğimiz bu olumlu etkilerle birlikte, dikkatli olunması gerektiğini unutmamak önemlidir. Aşırı güneşe maruz kalma veya güneş yanıkları; erken cilt yaşlanması, cilt kanseri ve cilt lekeleri gibi olumsuz sonuçlara neden olabilir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Güneş, doğanın bize sunduğu eşsiz ve değerli kaynaklardan birisidir. Hayatımızı her gün ısıtması ve aydınlatmasının yanı sıra, sağlığımıza olumlu etkileri bulunur. Ancak, güneş hakkında bahsettiğimiz bu olumlu etkilerle birlikte, dikkatli olunması gerektiğini unutmamak önemlidir. Aşırı güneşe maruz kalma veya güneş yanıkları; erken cilt yaşlanması, cilt kanseri ve cilt lekeleri gibi olumsuz sonuçlara neden olabilir. 

Güneşin kemiklere ve vücuda olumlu etkileri hakkında bilgiler veren Therapy Sport Center Fizik Tedavi Merkezinden Uzman Fizyoterapist Leyla Altıntaş, şunları söyledi: 

“Güneş ışığı cildimizdeki provitamin D’nin, D vitamini biçimine dönüşmesini sağlar.  D vitamini yetersizliği, kemik hastalıklarının yanı sıra kanser, otoimmün hastalıklar, enfeksiyon hastalıkları, romatizmal hastalıklar, nörolojik hastalıklar, kalp hastalıkları gibi çok sayıda sistemik hastalığa yol açabilmektedir. D vitamini, fosfor ve kalsiyum emilimini artırarak, kemik yoğunluğunu korur. D vitamini eksikliği, osteoporoz gibi kemik hastalıklarına yol açabilir ve bu nedenle düzenli olarak güneş ışığından faydalanılmalıdır. Özellikle, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde güneş ışığından yeterli miktarda faydalanmak kemik gelişimi için önemlidir. Güneşin bir diğer önemli etkilerinden birisi kalsiyum emilimini arttırmasıdır. Güneş ışığı, vücudumuzdaki kalsiyum emilimini daha etkili hale getirir. Kalsiyum, kemiklerin yapısını oluşturan önemli bir mineraldir, kemiklerin sağlamlığını ve yoğunluğunu artırır. Güneşin etkileri sadece kemik sağlığıyla sınırlı değildir. Beyindeki serotonin seviyesini artırarak, ruh halini iyileştiren bir etkiye sahiptir. Serotonin, mutluluk ve rahatlama hissi veren bir nörotransmitterdir (sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan kimyasal madde). Bu nedenle, güneşe çıkmak, depresyonun hafifletilmesine ve ruh sağlığının iyileştirilmesine yardımcı olabilir.” dedi.

Güneşlenmek için ideal saat nedir? 

Vücudumuzun D vitamini ihtiyacını karşılamak için güneşe çıkılması gerektiğinin altını çizen Uzman Fizyoterapist Leyla Altıntaş, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Güneşlenmek için ideal saat öğleden sonra 14.00-18.00 saatleri arasıdır. Güneş ışınlarının zararlı ve uzak durulması gereken zaman dilimi ise DNA onarımının en verimsiz olduğu yani tamir edici enzimlerin yetersiz kaldığı sabah 06.00-10.00 saatleri arasıdır. Plaj ve havuzda çocukları gölge altında tutmak mümkün olmadığı için güneşlenme saatlerine özen gösterirken, çocukları unutmamak gerekiyor. Çocukların ultraviyole ışınlarından korunması, ileri yaşlarda gelişebilecek cilt kanserinin önlenmesi noktasında büyük önem taşımaktadır. 6 aydan küçük olan bebeklerin direkt güneş ışınlarından uzak tutulması ve vücutlarını örtülecek kıyafetler giydirilmesi gereklidir. Diğer yaş grubu çocuklarının ise, 11.00 ile 15.00 saatleri arasında mümkün olduğunca güneşten uzak olması önemlidir. Bu nedenle güneşe çıkarken etkilerini dengelemek için güneş koruyucu kullanılması, gölgelik alanlarda kalınması, koruyucu giysiler giyinilmesi, gözlerin korunması, yeterli su tüketilmesi gibi bazı önlemler alınmalıdır. Eğer çocuğunuz güneşin altında oynuyorsa, gözleri için UV korumalı bir gözlük, yüzünü güneşten korumak için geniş bir şapka ve açıkta kalan bölgelere de güneş kremi ile koruma sağlanmalıdır. Sonuç olarak, güneşin D vitamini sentezi, kalsiyum emilimi ve serotonin seviyesinin artması gibi olumlu etkileri vardır. Ancak, aşırı güneş ışığına maruz kalmak cilt sağlığı için risk oluşturabilmektedir.” şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/08/gunesin-kemiklere-ve-vucuda-olumlu-etkileri-nelerdir-7281.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/08/gunesin-kemiklere-ve-vucuda-olumlu-etkileri-nelerdir-7281.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/08/gunesin-kemiklere-ve-vucuda-olumlu-etkileri-nelerdir-7281-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/08/gunesin-kemiklere-ve-vucuda-olumlu-etkileri-nelerdir-7281.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/gunesin-kemiklere-ve-vucuda-olumlu-etkileri-nelerdir/126096/</link>
			<pubDate>Thu, 03 Aug 2023 15:03:23 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Omuz Çıkığı Belirtileri ve Tedavisi Nasıldır? ]]></title>
			<description><![CDATA[Omuz çıkığı hakkında bilgi veren Therapy Sport Center Fizik Tedavi Merkezinden Uzman Fizyoterapist Leyla Altıntaş, şunları söyledi:]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Omuz eklemi, kolu gövdeye bağlayan top yuva şeklinde oluşan bir eklemdir. Kol kemiğinin (humerus) yuvarlak başı ve kürek kemiğinin glenoid denilen çukur yüzeyi arasındadır. Eklem yüzeyleri kıkırdakla kaplıdır. Omuz başı glenoid kaviteye göre, yani bulunduğu yuvaya göre, biraz daha büyük olduğu için etrafı labrum denilen esnek bir kıkırdakla sarılmıştır ve bu doku kolun sabitliğini arttırmaktadır. Ayrıca, etrafındaki birçok bağ, eklem kapsülü ve kaslar tarafından hem hareketliliği, hem de stabilitesi sağlanmaktadır. Omuz eklemi, vücudumuzda bulunan en hareketli eklemdir. 


Omuz çıkığı hakkında bilgi veren Therapy Sport Center Fizik Tedavi Merkezinden Uzman Fizyoterapist Leyla Altıntaş, şunları söyledi: 

“Omuz çıkığı, omuz başının kürek kemiğinde bulunan yuvadan ayrışması anlamına gelmektedir. Yani eklemin bütünlüğü bozulmuştur ve top yuva şeklinde olan eklemden, yukarı, aşağı, öne veya arkaya doğru yer değiştirmiştir. Genellikle şiddetli bir travmaya maruz kalma sonucunda oluşur. Özellikle kol açık pozisyonda üzerine düşmeye bağlı ya da kolun dışarıya doğru döndürülmesi şeklinde olan travmalar sonucu gelişebilir. İki kemiğin birbirinden ayrışması sonucu onları çevreleyen diğer dokularda da problemler ortaya çıkabilir. Bu alınan travmanın büyüklüğüne bağlı olarak değişiklikler göstermektedir. Eklemi saran eklem kapsülünde yırtılma, hareketliliği ve stabiliteyi sağlayan labrum yapısında yırtılma, etrafındaki kaslarda, tendonlarda ve bağlarda yırtılma ya da zorlanma, eklem içerisinde ödem oluşması en sık gördüğümüz problemler arasındadır. Ayrıca, bazı ileri vakalarda çıkıkla birlikte kırık da görülebilmektedir ve o zaman tedavi şekli ve iyileşme süresi biraz daha değişmektedir. Bazı durumlarda, omuz çıkığı tekrarlayıcı olabilir. Omuz çıkıkları her yaşta görülebilir. Özellikle 18 yaş ve altında oluşan çıkıklar tekrar etme oranı çok daha yüksek olduğu için daha dikkatli tedavi edilmelidir.” dedi.



Belirtileri ve teşhisi nedir? 

Omuz çıkığının belirtileri ve teşhisi hakkında değerlendirmede bulunan Uzman Fizyoterapist Leyla Altıntaş, şunları anlattı: 

Omuz çıkığı belirtileri:

1-Şiddetli ağrı, 

2-Hareket kısıtlılığı, 

3-Omuzda şekil bozukluğu

Omuz çıkığı teşhisi:

1-Klinik muayene, özellikle şiddetli ağrı ve hareket kısıtlığı şikayeti ile başvuran hastada muayene esnasında tanı yüksek oranda konulmaktadır.

2-Röntgen, çıkığın hangi yöne olduğunu tespit etmektedir.

3-MRI, çıkık ile birlikte etraftaki yumuşak dokuda herhangi bir problem olup olmadığını tespit etmekte kullanılır.

4-BT, çıkık ile birlikte kemik dokuda kırık olup olmadığını tespit etmekte kullanılır.

Omuz çıkığı nasıl tedavi edilir? 

Omuz çıkığının tedavisi hakkında açıklama yapan Uzman Fizyoterapist Leyla Altıntaş, şunları kaydetti: 

“Omuzda çıkıktan şüphelenilirse, hiçbir müdahale yapılmadan en hızlı şekilde acil servise başvurulmalıdır. Ortopedist tarafından, çıkan eklem bazı manevralarla yerine oturtulmaktadır. Bu oturtma işlemi de, omuz başının çıkmış olduğu yöne göre değişiklikler göstermektedir ve bazı vakalarda anestezi altında yapılmaktadır. Omuz başı yerine oturtulduktan sonra, röntgenle kontrolü yapılır. Omuz çıkığı ilk kez oluşuyorsa, hastanın durumuna göre kol askıyla 2-3 hafta sabitlenir, askı çıkarıldıktan sonra mutlaka eklem hareket açıklığı ve etraftaki kas dokusunu kuvvetlendirmek için egzersizler yapılmalıdır. Tekrarlayan omuz çıkıklarında ise, daha detaylı araştırma yapılıp, bunun nedeni tam olarak bulunmalıdır. Genellikle eklem kapsülünün yırtılması, labrumun ayrışması ya da etraftaki kas ve tendonların yırtılması nedeniyle olmaktadır. Bu gibi durumlarda, cerrahi tedavi yapılmaktadır. Çıkık ile birlikte kırık da eşlik ediyorsa, kırık kapalı yöntemle yerine oturtulmaya çalışılır, fakat bazı vakalarda cerrahiye müdahale daha uygun olabilir. Cerrahi sonrası 4- 6 hafta arası kol askısı kullanılır. Askı çıkarıldıktan sonra fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları ile öncelikle ağrının giderilmesi, eklem hareket açıklığının kazanılması, kasların kuvvetlendirilmesi, eklem stabilizasyonunun ve koordinasyonunun kazanılması için çeşitli egzersizler ve uygulamalar yapılmaktadır.” şeklinde konuştu. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/08/omuz-cikigi-belirtileri-ve-tedavisi-nasildir-3788.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/08/omuz-cikigi-belirtileri-ve-tedavisi-nasildir-3788.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/08/omuz-cikigi-belirtileri-ve-tedavisi-nasildir-3788-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.turkiyehaberajansi.com/images/haberler/2023/08/omuz-cikigi-belirtileri-ve-tedavisi-nasildir-3788.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.turkiyehaberajansi.com/omuz-cikigi-belirtileri-ve-tedavisi-nasildir/126094/</link>
			<pubDate>Mon, 31 Jul 2023 15:03:22 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>