İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musiki Devlet Konservatuarı’nda gece bekçisi olarak işe başlayan Pendikli Nural Yumlu, çalamadığı halde birbirinden farklı Klasik Türk Müziği kemençeleri imal ederek sanatçılara satıyor İmalatın dışında tamir de yaptıkların ifade eden Yumlu, “Yayı bozulan beni arıyor” dedi.
1965 yılında İstanbul’a göç eden ve 25 yıldır Pendik’te ikamet eden Nural Yumlu’nun hayatı o zaman ki Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’na yaptığı iş başvurusu değişti. Gece bekçisi olarak çalışmaya başladığı görevinde geceleri boş durmaktan sıkılınca konservatuar binasının altında bulunan enstrüman üretim yerine merak saldı.
Türk Piyanolarının yapımcısı Cafer Açın’ın kendisini enstrüman üretim bölümüne alması ile enstrüman aletlerine ilgisi daha da artan Yumlu, mesai saatleri dışında da kemençe ile çalışmalarına devam etti.
Amerika’ya bile kemençe gönderdiğini söyleyen Yumlu, İstanbul Radyosu’nda Hasan Esen ve Selim Güler’de beş, Ahmet Özhan’ın korosundaki Sertaç Tezener’de bir ve Türkan Bilginer’de de üç kemençesinin olduğunu belirterek; “Yayı bozulan beni arıyor. Türk Müziği Korosu ses sanatçısı Derya Türkan da yay lazım olsa benden alır” diyor. İşte kendi ağzından Nural Yumlu’nun başarısı:
“Mesai saatleri dahilinde temizlik işlerini yaparken mesai saati bitiminde de soluğu enstrüman üretim bölümünde alarak çalışmalarına devam ettim. Yeni başlayan öğrenciler benim orada yaptığım çalışmaları bilmediklerinden ilk başlarda alışmaları zor oldu. Kemençe yaptığımı ve meraklı olduğumu görünce hepsi beni anlamaya başladı. On bir yıl bu görevi yaptıktan sonra dilekçe vererek enstrüman yapım bölümünden ayrıldım ve çalgı eğitim bölümüne geçtim. Üç telli dört telli kemençe, bas kemençe, kabak kemane ve rebab gibi müzik aletlerini telleri ile beraber yapmaya başladım. Bu şekilde kemençe yapmayı profesyonel manada öğrendi. 2001 yılında emekli olduktan sonra çalışmalarını Pendik’teki evimin çatı katında kendi imkanlarımla oluşturduğum atölyemde devam ettim.”
Tevfik Erk/ PENDİK
1965 yılında İstanbul’a göç eden ve 25 yıldır Pendik’te ikamet eden Nural Yumlu’nun hayatı o zaman ki Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’na yaptığı iş başvurusu değişti. Gece bekçisi olarak çalışmaya başladığı görevinde geceleri boş durmaktan sıkılınca konservatuar binasının altında bulunan enstrüman üretim yerine merak saldı.
Türk Piyanolarının yapımcısı Cafer Açın’ın kendisini enstrüman üretim bölümüne alması ile enstrüman aletlerine ilgisi daha da artan Yumlu, mesai saatleri dışında da kemençe ile çalışmalarına devam etti.
Amerika’ya bile kemençe gönderdiğini söyleyen Yumlu, İstanbul Radyosu’nda Hasan Esen ve Selim Güler’de beş, Ahmet Özhan’ın korosundaki Sertaç Tezener’de bir ve Türkan Bilginer’de de üç kemençesinin olduğunu belirterek; “Yayı bozulan beni arıyor. Türk Müziği Korosu ses sanatçısı Derya Türkan da yay lazım olsa benden alır” diyor. İşte kendi ağzından Nural Yumlu’nun başarısı:
“Mesai saatleri dahilinde temizlik işlerini yaparken mesai saati bitiminde de soluğu enstrüman üretim bölümünde alarak çalışmalarına devam ettim. Yeni başlayan öğrenciler benim orada yaptığım çalışmaları bilmediklerinden ilk başlarda alışmaları zor oldu. Kemençe yaptığımı ve meraklı olduğumu görünce hepsi beni anlamaya başladı. On bir yıl bu görevi yaptıktan sonra dilekçe vererek enstrüman yapım bölümünden ayrıldım ve çalgı eğitim bölümüne geçtim. Üç telli dört telli kemençe, bas kemençe, kabak kemane ve rebab gibi müzik aletlerini telleri ile beraber yapmaya başladım. Bu şekilde kemençe yapmayı profesyonel manada öğrendi. 2001 yılında emekli olduktan sonra çalışmalarını Pendik’teki evimin çatı katında kendi imkanlarımla oluşturduğum atölyemde devam ettim.”
Tevfik Erk/ PENDİK






















