|SELECT LANGUAGE YOU WANT TO READ/Turkey News Agency Internet Newspaper||OKUMAK İSTEDİĞİNİZ DİLİ SEÇİNİZ/Türkiye Haber Ajansı İnternet Gazetesi|

Murphy'den Öğrendiklerim!
Cansen ERDOĞAN

Cansen ERDOĞAN

- HAYATIN C ŞIKKI
  • Instagram

Murphy'den Öğrendiklerim!

17 Haziran 2019 - 09:48 - Güncelleme: 17 Haziran 2019 - 13:18

Murphy'den Öğrendiklerim!

Her şey, üst üste iki gün, aynı saatte, aynı yerde, aynı şeyi düşünmem ile başladı…

Bitirilmesi gereken dilekçeler, son düzenlemeler, acil görüşmeler sonrasında aceleyle fırladım ofisten. Duruşmaya geç kalmıştım ve mesleki olarak durumun vehameti beni endişelendiriyordu.
Arabaya bindiğimde, öne park etmiş ve içinde şöförü olmayan bir araba durumun bir kabustan ibaret olduğunu hissettirdi. Sımsıkı kapadım gözlerimi, açtığımda araba hala oradaydı ve içinde bulunduğum arabanın hareket etmesine imkan yoktu. Gördüğüm kabus değil gerçeğin ta kendisiydi.
Çalınan kornalar, bağırış çağırışlar neticesinde teşrif eden şöförün arabasını çekmesiyle düştüm yola. Duruşmanın başlamasına çok az kalmıştı, trafik sıkıştı, yağmur başladı ve telefonu unuttuğumu fark ettim ansızın. Yüreğim sıkıştı-ruhum daraldı ve dua mırıldanmaya başladım içimden…
Ertesi gün, yine adliye yolları…
Bu kez arabanın değil önünde, sağında - solunda - arkasında bile araba yok ve ne tesadüf ki yetişmem gereken bir duruşma da yok. Lay lay lom bindim arabaya, düştüm yola.
Acelem olmadığından, trafik de yoktu tabii ki. Dışarıda bir bahar havası, bana gülümsüyordu.
Yüreğim aydınlandı, içim rahatladı ve bir şarkı mırıldanmaya başladım içimden.
Ve dedim ki; Geçmişten günümüze, dünden bugüne, ne Roma’nın On İki Levha Kanunları, ne Hammurabi Kanunları ne de Türkiye Cumhuriyeti Kanunları, hiçbirinde değil marifet. Önemli olan Murphy Kanunları, diğerleri sadece kağıttan ibaret…
             
Gerçekten de Murphy Kanunları gerçeği, yaşamımızın her anında karşımıza çıkmakta ve bu Murphy denen illet, her an başımızda, hayatımızda. Mesela yukarıdaki örnekte durum ortada; Bir yere yetişmek zorundaysan ve de geç kalmışsan, trafik hep sıkışık olur.
Yok acelen yoksa, yetişmen gereken bir durum da yoksa inadına trafik açık, yollar sakin olur.
Diş ağrısı, mutlaka tatil günlerinde ve gece yarısı tutar, balığın en büyüğünü en acemi balıkçı yakalar. Önemli telefonlar, genellikle siz kapının önünde, anahtarla boğuşurken çalar.
Tıkanan trafikte, sizin olmadığınız şerit hep daha hızlı akar. Güzel olan şeyler, ya ayıp günah ya kanuna adaba aykırı ya da şişmanlatıcıdır. Eğer bilgisayarınızda bitirilmesi şart, ölüm kalım meselesi olan bir iş varsa, yemeğe çıkmanın tam vaktidir. Çünkü ya bilgisayar kilitlenecek ya elektrik kesilecektir.
Olur da asansörde kalırsanız, bu büyük ihtimalle seksen yaşındaki Mahmut amca ile bindiğinizde olur, sigara dumanı mutlaka içmeyene doğru ilerler, arabanızı yıkattığınız gün, yağmur bir an da tepenize iner. Yani diyeceğim o ki, hayatı dar etme bize Murphy, düş yakamızdan, artık yeter…
         
Kanunlar, Murphy kuralları derken bir de elimize tutuşturulmayan, yazılı olmayan, sabit durmayan, yaşadıkça ortaya çıkan kurallar vardır; Hayatın öğrettikleri…

Kökü, beş duyunun evladı öğrenmekten gelen, yaşayarak, savaşarak, unutarak, severek, sevişerek öğrendiklerimiz, Zamanla öğrendiklerimiz.
Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanın hep kazanacağını, kazananın yanında olmamız gerektiğini zamanla anladığımız öğrendiklerimiz.
Ölümün bir son değil belki de bir başlangıç olduğu gibi, doğumun da bir başlangıç değil sona doğru giden yolun ilk adımı olduğunu öğrenmemiz gibi…
Kendi deneyimlerimizden ibaret değil mi hayat, silgi kullanmadan yaşama sanatı. Kendi öğrendiklerimiz yaratır hayatımızı, hayatımızı da öğrendiklerimizden sonra hissettiklerimiz…

Mesela ben hayatı çok da ciddiye alarak yaşamamak gerektiğini öğrendim, nasıl olsa kimse sağ çıkamıyor. Üç yanlışın değil bir doğruyu, bazen bir yanlışın bütün doğruları götürdüğünü öğrendim. İnsanların topraktan yaratıldığını ondan her an çamurlaşabildiklerini, tecrübenin kitaptan da hatipten de daha iyi öğrettiğini.
Ne zaman ölmek istiyorum desem, o zaman yeniden doğduğumu ve her acının sonunda daha olgun olduğumu öğrendim. İnsanların ikiye ayrıldığını öğrendim; Yanındakiler ile aklındakiler.
Bazen rüyaları gerçekleştirmenin en kısa yolunun, uykudan uyanmak olduğunu, en pişman olduğum şeyin pişman olurum diye yapmadıklarım olduğunu, birisiyle yaşlanmak gerektiğini öğrendim ama birisi yüzünden değil. En kötü şeyin, insanın sevdiği birini son kez görmesinden çok, onu son kez gördüğünü biliyor olması olduğunu, küçük kararları aklımla, büyük kararları kalbimle almam gerektiğini öğrendim. Birisinin ruhunu görmek istiyorsam, bana hayallerini göstermesini istemem gerektiğini, sevdiğin kişinin, eşinin aynı zamanda en yakın arkadaşın, sırdaşın olması gerektiğini, sohbet etmekten, eğlenmekten keyif aldığın ve onsuz olamayacağın birisi olması gerektiğini öğrendim.
Güzel gözlere sahip olmak için güzel bakmak gerektiğini, dostun acı söyleyen değil, acıyı tatlı söyleyen olduğunu öğrendim. Yaşamın, aslında biz başka planlar yaparken başımıza gelen şey olduğunu öğrendim. Siz ne öğrendiniz bilmiyorum ama ben hayatın öğrenmekten ibaret olduğunu öğrendim.
Ve de, her canlının ölümü tadacağını ama her canlının hayatı tadamadığını…
           
Bak Murphy yaaa, nereden nereye getirdin konuyu. Senden dert yanarken öğrendiklerimle yüzleşirken buldum kendimi. En çok şey öğrendiklerim, beni kızdıran, acıtan, üzenler mi acaba, bilemedim şimdi. Kızmıyorum ama artık kimseye, öğrendiklerim yanıma kâr, beni kaybedenler utansın.
Bilinsin ki kitaptan okuyarak, pervazlara tutunup saklanarak değil parmaklarımla dokunarak, koklayarak yaşıyorum hayatı. Üstü, yaşadığını sananlara kalsın! …                           

CANSEN ERDOĞAN
www.cansenerdogan.com
twitter: @cansenerdogan
instagram: cansenerdogan
                                                                                          

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar