|SELECT LANGUAGE YOU WANT TO READ/Turkey News Agency Internet Newspaper||OKUMAK İSTEDİĞİNİZ DİLİ SEÇİNİZ/Türkiye Haber Ajansı İnternet Gazetesi|

İnsanlar Kendilerine Benzemeyeni İnsan Olarak Kabul Etmiyor
Fedai ÇAKIR

Fedai ÇAKIR

İnsanlar Kendilerine Benzemeyeni İnsan Olarak Kabul Etmiyor

18 Eylül 2015 - 16:24

İnsanlar Kendilerine Benzemeyeni İnsan Olarak Kabul Etmiyor

Mülteciler Avrupa kapsına dayandı hem de bu güne kadar hiç olmadığı kadar çok dayandı.

Benim ülkem de adım başı Arapça konuşan, ya da Kürtçe konuşan mültecileri görmeniz mümkün. Suriye ve Irak ağırlıklı bu mülteciler genellikle büyük şehirlere yayılmış durumdalar. Maddi imkanları elvermemiş ya da kamplardan kaçmayı başarmamış resmi makamların verdiği iki milyondan fazla mültecilerin dışında olan insanlar bunlar.

Türkiye mecburiyetten ve çaresizlikten bu insanlara ev sahipliği yapmakta ve artık birçoğunun geri dönmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Birçok şehirde yakınılan bir konu ise mültecilerin sigortasız, kaçak ve ucuz iş gücü olarak kullanıldığı yönünde.

Fransa’nın Almanya’ya yönelttiği suçlama ise aynen şöyle idi. “Almanya ucuz iş gücü ihtiyacını karşılamak için mültecileri kabul ediyor”. Almanya da Tren istasyonunda göçmeleri karşılayanlar “hoş geldin” pankartları ile karşılanmaları seyredince 50 yıl önce ilk Türklerin Almanya’ya gittiğinde tren istasyonunda karşılanmalarını andırdı bana.

Ortadoğu politikaların da ikiyüzlü davranan Avrupa devletleri, mülteci konusunda da ikiyüzlü davranıyor. Mültecilerin sığınma taleplerinin ne kadarı kabul oluyor. Birçok Avrupa ülkesin de neredeyse %90 red yiyor.

Bodrum’da sahile vuran bebeğin fotoğrafı, Macaristan’da polisten kaçan kucağında çocuğu olan babaya çelme atan kameramanın görüntüleri tüm dünyada vicdanları sızlattı. İnsanoğlunun hafızasının ne kadar çabuk unuttuğunu düşünürsek bu görüntüler unutulmak üzere. Lakin göçmenlerin sorunları devam edecek. Bu sorunlar hem kendileri için hem de gittikleri ülke için devam edecek.

Çözüm; savaştan, savaşı yaratan nedenlerden uzak durmak. Savaşı teşvik eden güçlerin oyunlarını görmek. Ülke olarak bizler yıllardır her konuda Amerika’nın işi, Avrupa’nın işi ya da İsrail’in işi der dururuz. Nedense bu oyunlara gelmemeyi öğrenmek birlik ve beraberlikte yaşamayı öğrenmek aklımıza gelmez.

Kutuplaşmalar almış başını gidiyor. Dini, mezhepsel ayrılmalar, Irksal ayrışmalar, siyasi ayrışmalar ve öteleştirmelerde gösterdiğimiz aşırı reaksiyonlar bize toplum olarak bir şey kazandırmaz. Tek kazancı ayrışma ve bölünme olur.

Daha çok hoş görü, daha çok vicdan, daha çok ortak acıları paylaşmaları öğrenme zamanı geldi de geçiyor bile. 

Kimsenin oyununa gelmemek için daha çok oku ve araştır, sorgulamadan karar verme.

Ece Temelkuran’ın tespiti ne kadar doğru. Ne diyor;

Ben böyle öfke, böyle nefret görmedim bu ülkede.

İnsanlar kendine benzemeyeni insan olarak kabul etmiyor.
Ama en fenası herkes kendinden farklı olanın ölmesini istiyor artık
.

Fedai Çakır
10 Eylül 2015, İstanbul

Son Yazılar