|SELECT LANGUAGE YOU WANT TO READ/Turkey News Agency Internet Newspaper||OKUMAK İSTEDİĞİNİZ DİLİ SEÇİNİZ/Türkiye Haber Ajansı İnternet Gazetesi|

Yeni Dünya Düzeninde Ulus Tarihleri Olmayacak mı?
  • Reklam
Mehmet Akif ÇOLAK

Mehmet Akif ÇOLAK

Yeni Dünya Düzeninde Ulus Tarihleri Olmayacak mı?

16 Mayıs 2020 - 04:47


      Tarih irade ve ihtiyar (seçme) sahibi insanoğlunun geçmişte amil olmuş bulunduğu içtimai (toplumsal) vakaları tespit ve tahlil eden bir ilimdir. Bir nevi bütün insanlığın hal tercümesidir. Tarih aynı zamanda bir milletin hafızası vasfındadır. Bugün yaşanılanlar geçmişte vuku bulan hadisatın neticesi olup, istikbalde yaşanacak hadiselerin ise sebebidir. Bu yüzden geçmişi eleyerek geleceği tahmin ancak tarihi bir iz'an ve perspektif ile mümkündür.


     Milletler ayakta kalabilmek için evvela tarihi bir dava ileri sürerler ve bu dava üzerine bir politika inşa eder. Misalen bundan yaklaşık iki asır evvel istiklal verdiğimiz Yunan milleti kadim Grek olduklarını iddia eder ve İskenderi Kebir'in kurduğu imparatorluğu yeniden ihya etmeyi dava ederler. Halbuki İskender Gırıek değildir. Aslen Makedon olan İskender ömrünü Hindistan'da tamamlanmıştır. Yunan milletinin ise Makedonya'dan Hindistan'a kadar olan coğrafyayı ne fethedecek ne de elde tutabilecek nüfusları yoktur. Tarihi sahnede ayakta kalabilmek ve bir varlık iddiasında bulunabilmek için Yunanlılar böyle bir davayı ileri sürmektedirler. Zira küçük milletlerin varlıklarını devam ettirebilmeleri büyük davalar gütmeleriyle mümkündür. Bu mesele ile alakadar onlarca misal vermemiz mümkündür. Lakin anlaşılabilmemiz için tekbir misalin kafi olacağı kanaatindeyim.


      Milletleri ayakta tutan yegâne amil unsuru tarihi şuur ve miraslardır. Bunların terki hafızasız ve davasız milletler inşa eder. Hafızasını kaybeden bir insan, evinin yolunu bulmakta güçlük çekeceği gibi tarih şuurundan mahrum topluluklarda hâl ve istikbali doğru olarak şekillendirmek hususunda adeta dümensiz bir gemi gibi akıntıya sürüklenmekten kurtulamazlar.


      İçinden geçtiğimiz şu günlerde herkesin konuştuğu yeni dünya düzeni ve bu düzen ile birlikte getirilmeye çalışılan elektronik para, insanları takip için kullanılacak çipler, cinsi farklılığın kaldırılmaya çalışılması  vesaire bunların hepsi bilindiği üzere büyük bir oyunun sadece birkaç parçasından ibarettir. Bu oyunun bir diğer sahnesi ise ulusal tarihlerin silinmeye çalışılmasıdır. Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın bir kültür kurumu olan UNESCO marifetiyle "Tarih Tedrisatının Âhenkleştirilmesi" adıyla milletlerarası konferanslar tertip edilmektedir.  Bu konferanslarda işlenen tema milli tarihlerin rakip topluluklara karşı tarihi husumetleri tahrik etmekte olduğu hususudur. Milletlerin tarih şuurunu zaafa uğratmak onları köleleştirmek ve bilhassa iktisadi bakımdan amali siyasiyelerinin hegemonyası altına sokmak temel gayelerini teşkil eder. Tahminen 200 seneyi aşkındır süren bu ifsad ve ihanetler silsilesi ile "İslami Ümmet Şuuru" büyük ölçüde zaafa uğramıştır.


      İslam tarihi ve İslam öncesi Türk tarihine baktığımızda devlet ricalinin müteselsilen (periyodik olarak) tarihi münakaşalar tertip edip, bu münakaşalar ışığında devlet siyaseti inşa ettiklerini görmekteyiz. Bu asil hassasiyet tarihi devamlılık ve gelecek nesillere bir ölçü olması hususunda takdire şayandır. Milli tarihler üzerine devlet politikası inşa eden ecdad bu tür ihanet ve ifsad hamlelerinin de önüne nasıl geçileceğini bizlere adeta bir yol haritası kabilinde göstermiştir.


      İstikbalin, Ümmet Şuuru ve Türk İslam ülküsü ile yeniden şekillenmesi temennisiyle


      Selâmetle.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Emin Erkan
    2 ay önce
    Güzel temennilerinizin vukuu bulması dileğiyle üstad kaleminize sağlık.

Son Yazılar