|SELECT LANGUAGE YOU WANT TO READ/Turkey News Agency Internet Newspaper||OKUMAK İSTEDİĞİNİZ DİLİ SEÇİNİZ/Türkiye Haber Ajansı İnternet Gazetesi|

Patron Kelimeler
  • Reklam
Melih KONURALP

Melih KONURALP

Patron Kelimeler

17 Haziran 2020 - 01:35 - Güncelleme: 17 Haziran 2020 - 16:17

Biyolojik açıdan baktığımızda sağlıklı her insanın beyni 1 litre su, 160 gram yağ, 110 gram protein, biraz tuz ve şekerden oluşmaktadır. Biraz köfte tarifini andıran bu karışım insanı diğer tüm canlılardan ayıran en büyük özelliğin tarifi aslında. Başka bir açıdan baktığımızda, her insanın aynı biyolojik beyine sahip olduğunu görüyoruz. Yani Aristo'nun da bizim köydeki Mehmet Ağa'nın da beyni aynı tariften oluşuyor. Peki daha sonrasında nasıl oluyorda  birisi dünyaya yön veren bir filozof diğeri ise köyünden başka dünya tanımayan Mehmet Ağa oluyor? Aslına bakarsanız bunun cevabı çokta zor değil. Mesela, 15 yaşına kadar aynı şeyleri yiyen ve aynı sosyal çevrede büyüyen çift yumurta ikizlerini düşünün. O güne kadar adeta birbirlerinin aynadaki yansıması gibiler. Boy, fizik, kilo neredeyse eşit. Bu iki insandan birinin 15 yaşından sonra vücut geliştirmek için düzenli olarak antrenman yapmaya başladığını diğerinin ise normal hayatına devam ettiğini düşünün, muhtemelen bir kaç yıla kadar karşınıza şöyle bir görüntü çıkacaktır.

Bu kısmı anladıktan sonra konuyu biraz daha farklı bir yöne çekmek istiyorum.

Bahsettiğim ''çalışanlar'' grubunda yer alan, hayatını ahlaki erdemler kazanmakla ve o erdemleri insanlara anlatmakla geçiren bir filozofun söylediği düşündürücü bir sözün üzerinde konuşalım birazda;

''Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız...'' - KONFÜÇYÜS

Kelimeler... Düşünsenize, yeryüzünün belki de en güçlü varlığı olan insanın gücünü anlayabilmemiz için ''kelimelerin'' gücünü anlamak zorunda olduğumuzu söylüyor Konfüçyüs... Peki kelimeleri bu kadar değerli kılan şeyde ne böyle?

 

Biraz daha farklı bir pencere açıp ''düşünce'' kavramı hakkında düşünelim birazda. Hiç şüphe yok ki düşünceler insanın kaderini çizer. İnsan düşündüğü ve inandığı gibi yaşar. Düşüncelerine göre karar verir ve bence en önemlisi, insan düşünebildiği kadar özgürdür...

O halde karşımıza şöyle bir cümle çıkıyor; ''Düşünceler insanın kaderini çizer ve insan kelimelerle düşünür...'' Şimdi Konfüçyüs'ün ne demek istediğini bence çok daha iyi anlıyoruz...

Kelimeler o kadar güçlüdür ki, onları doğru kullanabilen bir insana akıl almaz güçler bahşeder. Geniş bir kelime haznesine sahip olan ve onları doğru zamanda doğru yerde kullanan bir insan yanlışı bile doğruymuş gibi göstermeyi başarabilir. Kötü insanların dünyayı yönetiyor olmasında ki en büyük etken bence tam olarak da bu. Daha özet bir cümle ile diyebiliriz ki ''kelimelerin patronu kim olursa, insanlığın patronu da o olur.'' Bunun en büyük örneği belki de  her an etkisi altında olduğumuz ''medya gücü''.  Kelimeler sayesinde öyle bir güce sahipler ki, dostu düşman, zalimi kahraman gösterebiliyorlar. Hatta her şey berbat olduğu zamanlarda her şey yolundaymış gibi göstermek bugün en kolay yaptıkları güç gösterisi haline gelmiş. Tüm bunlardan sonra Konfüçyüs'ün sözünü üstte anladığımızdan daha da iyi anladığımızı düşünüyorum.

Dikkat çekmek istediğim son konu ise kelimelerin beynimizde görseller halinde canlanması. Yani kullandığımız her kelimenin beynimizde görsel bir karşılığı var. Dolayısı ile görsel değiştiğinde, kelimenin anlatmak istediği mânâda değişmekte. Konuyu daha iyi anlamamız için şöyle bir örnek vermeye çalışıyım:

Mesela, İslam literatüründe ''şeriat'' kelimesi; Allah'ın, Kuran-ı Kerim'de Hz.Muhammed (s.a.v) aracılığı ile insanlara tebliğ ettiği kurallarının tamamına verilen bir isimdir. Fakat bu kelimeyi bugün duyduğumuzda aklımızda canlanan görseller hiçte tanımda geçtiği kadar masum değil. Kimimizin aklına insanları acımadan katleden ''İşid'' gelirken, kimimizin de gözünde kadınların yok sayıldığı yeniliğe ve teknolojiye tamamen kapalı, gerici ve çağ dışı bir toplum canlanıyor. Böylece kelimeleri kontrol eden insanlar, tüm insanlığı istediği düşünceye yönlendirmeyi başarıyor. Hayatlarımız ise bunun gibi onlarca görseli değiştirilmiş patron kelimelerle yönetiliyor.

Köleliğe isyan edilmesin diye modern köleliğin adına ''özgürlük'' denmesi, en çirkin işlerin üzeri ''aşk'' adıyla temizlenmesi, katillerin gittiği ülkelere huzur barış ve ''demokrasi'' getirmesi gibi zihinlerimizdeki düşünceleri istenilen tarafa yönlendiren ve isyan edilmesi gereken onca hadiseyi, bizlere bahşedilen bir lütufmuş gibi gösteren kelime patronlarının kurduğu sistemde yaşıyoruz aslında.

Sonuç olarak demem o ki; hayatımıza yön veren, düşüncelerimizi şekillendiren tüm kelimeleri yeniden düşün...

Ve bu karanlıktan kurtulmak için kendi kelimelerini kazan...       

 

Melih KONURALP

 

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • nusret özendi
    2 hafta önce
    ilk yazın hayırlı olsun güzel insan. kalemine yüreğine sağlık. devamını bekliyoruz inşallah.
  • Cevher Emin
    2 hafta önce
    Anlam değer dünyamıza nadide bir dokunuş. Şairin "kelimeler, bazıları tüyden bazısı demir" dediği. Teşekkürler

Son Yazılar