|SELECT LANGUAGE YOU WANT TO READ/Turkey News Agency Internet Newspaper||OKUMAK İSTEDİĞİNİZ DİLİ SEÇİNİZ/Türkiye Haber Ajansı İnternet Gazetesi|

PARA OYUNLARI
Musa Karademir

Musa Karademir

-GLOBAL PENCERE-

PARA OYUNLARI

25 Temmuz 2019 - 02:08

PARA OYUNLARI

 “Yeryüzünün tek Tanrısı para” derim hep. Küreselleşmenin zirvesine ulaştığımız 21. Yüzyılın birinci çeyreğinde, dev şirketler, finansal oyunlar, borsalar, değerli kağıtlar, bankalar, fonlar, sigorta şirketleri, enerji kaynakları, uluslararası örgütler, istihbarat örgütleri, merkez bankaları kocaman bir oyunun birer argümanlarıdır.

Diyalektik Paradigma

Bugün adına globalizm denilen mevcut durumun geçmişinde, kadim bilgelik ve kadim dinlerin varlığı inkâr edilemez. Bugünün halini; kökleri binlerce yıl öncesine dayanan, kurulan, kurgulanan, zımni ve açık oyunların son noktasında aramak lazım.

Asırlar boyunca ortaya konan dini, siyasi, sosyal, kültürel, etnik, bilimsel gelişmelerin ardında sinsice bir bekleyiş ve meydana çıkış vardır. Bekleyişin nedeninde; hâkim olamama, hükmedeme yatmaktadır. Hâkim olamayınca, masum pozuna bürünmek, toplumlar arasına karışmak, orada günü gelene kadar saklanmak, pusuya yatmak en doğru harekettir.

Ancak bu arada boş durmayıp, dünyaya hükmetmek için bütün kirli oyunları sahneye koymak, insani zaafları kullanmak, bilimsel buluş veya görüş adı altında insanın zihnini bulandırmak, ideolojik kamplara bölmek, dini ve mezhepsel çatışmalar çıkarmak sonra da ilk fırsatta tarih sahnesinde ortaya çıkmaktır.

Bahsettiğimiz toplum şüphesiz ki Yahudi Toplumudur. Diğer bir adıyla İsrailoğulları’dır. İsrailoğulları, tarih boyunca dışlanmış ve sindirilmiş bir toplumdur. Tarihin her döneminde devlet kuramamış ve çeşitli imparatorluk tebaasında olmuşlardır. En önemli sürgünü ise Endülüs İslam Devleti’nin yıkılışından sonra yaşamışlardır. Ancak bu sürgün, İsrailoğulları için yeni bir devletin arka plan hazırlayıcısı olmuştur.

Endülüs İslam Devleti’nin yıkılışı ile Amerikan Kıtası’nın keşfi aynı döneme denk gelmektedir. Tarihsel örtüşüm, günümüzdeki Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin İsrailoğulları tarafından var etmeye zemin hazırlamıştır.

Denilebilir ki ABD, İsrail Devleti’nin yenidünyadaki temsilcisidir. Ancak İsrailoğulları için esas idea şüphesiz vaat edilmiş topraklar olan, Kenan Diyarı’dır. Bu yüzden ABD’nin varlığı sadece gücün simgesidir. Esas olan Kenan Diyarı (Fırat-Nil arası Mezapotamya)’na sahip olmaktır.    

İsrailoğulları tarihin her döneminde bıkmadan, usanmadan tarihin diyalektiğine doğrudan etki etmişlerdir. Yenidünya düzeni için oluşturulan sistemin temelleri daha 16. Yüzyılda atılırken, bugün ise İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden şekil almıştır. Bunun son merhalesi ise dijital dünya ve İnrob/Humrob*’dur. (* İnrob: İnsan-Robot /Humrob: Human-Robot) Yani robotlaştırılmış, tek tip insan modeli.

Yenidünya düzeninde en temel argüman veya pragma “para”dır. Para Oyununda para, bir araç olmaktan çıkıp, amaca dönüşmüştür. Paranın Tanrısallığını da günümüzde yaratılan sermaye, çok uluslu işletmeler ve bunların döngüsü olan borsalar, bankalar, fonlar, finansal enstrümanlar oluşturmuştur. Bu tanrısallığın merkezi Wall Strett’tir.  

Para Oyunu

Gelelim para oyununun teori ve uygulamasına. Sanayi üretiminden elde edilen karlar, 1960’dan sonra düşüş göstermeye başlamıştır. İleri sanayinin öncü kuruluşlarının sahipleri (Yahudi kökenli) düşen karları önlemek için yeni arayışlar içindeyken, imdatlarına ünlü iktisatçı Morgan Friedman yetişti. Freidman “paradan para kazanma” diye basitçe tabir edebileceğimiz bir teori ortaya attı.

Yenidünya düzeni savunucuları, Freidman’ın teorisinden yola çıkarak, öncelikle Dolar’ın altın ve gümüş karşılığı basımını ortadan kaldırıldı ve karşılıksız Dolar basmanın önü açıldı. Ardından 1978’de Washington Konsensüsü (Mutabakatı) ile küresel yapının temelleri oluşturuldu.

Washington Konsensüsü, globalizmin tüm evrelerini tamamlayan bir çatı yapı olmuştur. Bundan sonra sadece sanayi üretiminden elde edilen karlar değil, sanal karlar da kazancın en önemli baremi oldu.

Yenidünya düzeninde sanal ve manüplasyona dayalı para, kazanılan değil, oynanan bir oyun oldu. 1980’lerden itibaren türev piyasalarda, borsalarda, trade piyasalarında BG, LOI, MT, SKR, CD, PPP, hisse senedi, sigorta poliçeleri, para leasingleri ve daha pek çok alt finansal enstrümanlar, yeni kavramlar veya kaldıraçlar haline geldi.

Sistem tamamen sanal ve manüplatifti. Ekranlara bol sıfırlı paralar yansıyor, dakikada 1,5 Trilyon Dolar, borsadan borsaya dolaşıp duruyordu. Bu dolaşımda 100 Dolar, on kat şişerek 1000 Dolar oluyordu. ABD, Avrupa, Uzak Asya bu işin merkezi, diğer borsalar ise yan destekçilerdi. Zira artık küresel sermayenin hepimiz birer parçalarıydık.

Küresel para ve sermaye hepimizi esir almıştı. Borçlanmak ise modaydı. Sistemin yapısı şu şekilde işliyordu:

Kişi borçlanır. Borç Veren (Lender), Alıcıya (Buyer) kredi (Loan) verir. Borç Veren bu borcu Yatırım Bankası (Investment Bank)’na satar. Yatırım Bankası bunları bir havuzda toplar ve bunları Yatırımcıya (Investor) satar. Böylece döngü oluşur.

Yatırım Bankası bünyesinde, sadece Borç Verenin sattığı borç yoktur. Ayrıca mortgage, sigorta poliçeleri, saklama ve koruma sertifikaları, banka kredileri, hatta kredi kartı, öğrenci kredileri, hayat ve sağlık sigortaları borçları bulunmaktadır.

Yatırım Bankası, bu noktada bir finansal zincir oluşturur. Zira Yatırım Bankasının elinde yüzlerce hatta binlerce kağıt parçası sayılan ve finansal enstrüman denilen “belgeler” vardır. Bu enstrümanlar Yatırım Bankası tarafından Teminatlı Borç Yükü haline (CDO, Collateralized Debt Obligations) getirilir ve daha sonra bu Borç Yükü Belgesi (CDO) Yatırımcılara (Investor’s) satılır. Tüm bu işlemler yapılırken, devreye “sigorta şirketleri” girer oluşturulan türev piyasalarındaki her bir finansal enstrümanı sigortalar. Sonuçta Yatırım Bankaları, Yatırımcılar (Investor’s), Sigorta şirketleri arasında sanal para şişer.

Para nasıl şişiyor: İlk Borç Alan (Buyer) aldığı borcun diyelim ki 100 Dolarını ödüyor. Bu para aynı anda her yere dağılıyor. Dağılırken katlanıyor.

Borç Alanın Ödediği 100 Dolar, Borç Verene geldiğinde 200 Dolar oluyor. Borç Veren, borçları CDO yapıp Yatırım Bankasına sattığı için 300 Dolar oluyor. Yatırımcı bunları satın aldığından 100 Dolar, birden bire 400 Dolar oluyor. Bu döngü aynen tersinden işletilerek 800 Dolara kadar çıkarılıyor. Yani esas para 100 Dolar iken, şişen para 800 Dolar oluyor. Aradaki bu fark, Para Tanrıları/Baronları’nın cebinde görünüyor. Onlar daha çok zengin olurken, ülkeler ve insanlar daha da fakirleşiyor. Zira altın karşılığı basılmayan para enflasyona neden oluyor ve faturayı da halk ödüyor.   

İşte Para Oyunu! Sosyalizmin kapitalizmin karşısındaki ağır yenilgisi… İnsan hırsının, açgözlülüğe döndüğü, uğruna savaşların, darbelerin yapıldığı çıkar kavgası. Ülkelerin satın alındığı, bilimin, medyanın, siyasetin, kültürün, ideolojinin hizmet ettiği Para Tanrıları! Kadim dinlerin savaşı, insanların köleleştiği, kör, sağır ve dilsiz olduğu yıkıcı para oyunu ve birilerinin emperyal imparatorluk dürtüsü!

Tüm bu sistem Aysberg’in görünen yüzü! Oysa daha derinlerde çok daha karmaşık ve tarihsel gerçekler yatmaktadır.

ABD’de 2008’de başlayan ve adına küresel kriz denen ancak krizin ötesinde yenidünya düzeninin dayanıklılık testine tabi tutulduğu bu süreci açıklamaya çalıştım.  2008 Krizi, küreselleşmenin ve küresel hegemonyanın ülkelerin kritik eşiği aşıp aşamayacağını, kimlerin küresel aktörlere yardımcı olacağını, kimlerin karşısında duracağının test edilmesiydi.

Şunu bilmek gerekir ki modern Roma İmparatorluğu olarak tanınan ABD, tarihsel anlamda Roma İmparatorluğu olmasa bile, parasal ve sermaye gücü bakımından büyük bir devlet olduğu kesindir. Kimse bu devletin biteceği gibi bir umuda kapılmasın. ABD, küreselleşmenin tek kapısıdır. Bu kapıdan girmek bir dert, çıkmak ise apayrı bir derttir. Taraf olmayanın, bitaraf edildiği bu sanal dünyada, yatırım, sermaye, kredi, kalkınma lokal olmaktan çıkmıştır. Küresel şirketlerin marka değerleri ve üretim değerleri ortadadır. Onların yarattığı sermaye birikimi, sanal para ile birleşince devasa para oyunu kaçınılmazdır.

Üretimin yegâne varlığı olan para, her sene şişerek, akıl almaz boyutlara ulaşmaktadır. Küresel şirketlerin (oyuncuların) elde ettiği gelirler tahminen 100 Trilyon dolardır. Bu rakam sanalda ise 800 Trilyon Dolardır. Bu paralar da FED (Federal Reserve Bank-Amerikan Merkez Bankası) kontrolünde devasa “fon”larda tutulmaktadır. Bütün bankalar ve şirketler bu fonlardan yararlanmak için sırada beklemektedir. Zira bankaların topladıkları mevduatla, bu kadar büyük banka olmaları ve yüksek ciro yapmaları imkânsızdır.

İşte para, işte oyun! İşte Globalizm!

Musa KARADEMİR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar