AK Parti olarak 2002 yılı sonunda görevi devraldığımızda Türkiye'nin sorunlarını kararlı adımlarla çözebileceğimizi gördük. Ekonomisi kötü olan bir ülkenin dış politikada söyleyecek bir sözü olamaz. Sosyal kalkınmada hedeflere ulaşılamaz. Ekonomi, dış politika, demokratikleşme ve sosyal kalkınma birbirini doğrudan etkileyen alanlardır. Dış politikada aktif bir tutum sergiledikçe ekonomimiz büyüdü. Dış politikadaki aktif tutumumuz doğrudan sosyal kalkınmaya yansıdı. Kimse şunu söyleyemez: Türkiye içine kapansın, Türkiye yanıbaşında olanlara sessiz kalsın... 2002'de Türkiye'nin dış ticaret hacmi 88 milyar dolar seviyesindeydi. Bugün bu rakam 370 milyar dolara ulaştı. Türkiye, dış ticaretle birlikte turizmde, uluslararası yatırımlarda, yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde tarihi nitelikte başarılara imza atmıştır. Türkiye hayata geçirdiği aktif dış politika sonucu dünya genelinde itibar ve saygınlığı yüksek seviyelere ulaşmıştır."
"DOSTLUĞUMUZ NE KADAR DEĞERLİYSE GAZABIMIZ DA O KADAR ŞİDDETLİDİR" "Türkiye dostlarıyla el sıkışmıştır, Türkiye sanal bariyerleri, psikolojik engelleri tek tek aşmış, ulaşabildiği her halka ulaşmış, ulaştığı her yere dayanışma ve işbirliği mesajları tanımıştır. Türkiye'nin hiçbir komşusunun toprağında gözü yoktur. Türkiye'nin dostluğu çok önemlidir. Bizim için önemli olan komşuluk kardeşlik hukukudur. Hiçkimse bizi yanlış anlamasın. Bu millet yeri gelmiş Kosova için Saray Bosna için, Kabil için, Basra, Erbil, Musul, Halepçe için yüreğini ortaya koymuştur. Bugün Şam, Halep, Hama, Humus deyince kanı akıtılan kardeşlerimiz için haykırıyoruz. Türkiye'nin dostluğu ne kadar önemli ise, gazabı da o kadar şiddetlidir. Bizim vakur tavrımız birilerini aldatmasın. Ben burada tarihimden aldığım güçle konuşuyorum. Bu sözlerimi hamaset olarak görenler önce Türkiye'nin tarihine baksınlar. Biz tarihi yaparız. Kimin ondan ders alacağına karışmayız. Türkiye'nin büyümesinden rahatsızlık duyanlar var. Türkiye'nin kardeşleriyle kucaklaşmasından rahatsız olanlar var. Bu rahatsız çevrelerin terörü desteklediklerini biz çok iyi biliyoruz. Büyüyen güçlenen, etkinliği artan bir Türkiye bir talihtir, bir fırsattır. Bazı kesimler de adımlarını ona göre atsınlar. Bu coğrafyadaki her oyunu masum insanlara kasteden her sanaryoyu Türkiye boşa çıkarmak için çalışacaktır." "Suriye'nin, uluslararası hava sahasında silahsız, kimliği açık olan tek başına uçan tehdit oluşturmayan bir keşif uçağımızı düşürdükleri bu olayda Türkiye sonuna kadar haklıdır. Doğu Akdeniz özellikle Türkiye için hassasiyet gerektiren bir bölge haline gelmiştir. Doğu Akdeniz'in genelinde haklarımız var. Kuzey Kıbrıs dahil olmak üzere. Bizim bu uçağımızın yaptığı uçuş da budur. Yenilenmiş olan radarlarımızın test edildiği bir uçuştur. En ufak bir ikaz da yapılmadı. Ondan sonra da utanmadan sıkılmadan dost olarak gördüklerini söylüyorlar. Bu hasmane bir tutum. Uluslararası toplumdan gelen tepkiler de bizim haklılığımızı ortaya koyuyor. Biz olayın olduğu ilk andan itibaren soğukkanlılık içinde olduk. İlgili kurumlarımızın elde ettiği bilgiler ışığında hareket ettik. Bu tür günlerde güç birliği yapmak millet olmanın gereğidir. Ben siyasi partilerimizin, medyamızın, 75 milyon vatandaşımızın süreç boyunca aynı hassasiyeti göstereceğine yürekten inanıyorum." "Yurtiçinde böyle bir milli meselede, devletin, hükümetin, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin haksız şekilde eleştirilmesi aymazlık, sorumsuzluk olur. Suriye konusunda kimsenin karnından konuşma lüksü yoktur. Doğu Akdeniz'de, uluslararası sularda Tayyip Erdoğan'ın değil, aziz milletimizin uçağı hedef alınmıştır. Bazıları bizim Suriye politikamızı eleştiriyorlar. 29 Ekim 1923, ülke olarak bizim için tarihi bir dönüm noktasıdır. Bu tarihte bu millet tarid sahnesindeki yürüyüşüne devam etmiştir. Ancak bu milletin tarihi 1923'te başlamamıştır. Kendi tarihmizden birkaç önemli sahneyi hatırmatmak istiyorum. 9 asır önce komşu ülkeler yaşanan katliamları görmezden gelirken Anadolu'da bir kahraman Suriye'de akan kanı durdurmak için (Kılıçarslan) Şam ve Kudüs'ü Şam ve Kudüs'ü İznik'ten muhafaza etmeye çalıştı. Selçuklu döneminde, Osmanlı döneminde Şam bizim için en az Mekke, Medine kadar kutsal bir şehir olmuştur. Güncel
Yayınlanma: 26 Haziran 2012 - 12:15
Başbakan Erdoğan Konuşuyor
Partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan önemli açıklamalarda bulunuyor.
Güncel
26 Haziran 2012 - 12:15
"Tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Saldırı sonrası yaşanan çatışmalarda 31 terörist etkisiz hale getirildi. Biz ülkemize dönüş yolundayken acı bir haber daha aldık. 22 Haziran'da Doğu Akdeniz'in uluslararası hava sahasında RF-4 savaş uçağımıza saldırı düzenlendi ve uçağımız düştü. Uçağımız Suriye karasularında değil, uluslararası sularda vurulmuştur. Uçağımız vurulduktan sonra Suriye karasularına düşmüştür. Pilotlarımızla ilgili arama-kurtarma çalılşmalarımız tüm hızıyla sürüyor. Öncelikle pilotlarımıza sağ salim kavuşmak istiyoruz. Bölge ülkelerine ve tüm dünyaya bazı hatırlatmaları yapmak istiyorum
İlginizi Çekebilir


















