Fahri Trafik Müfettişi görevini yürüten R.E.,müfettişlerin trafik kural ihlali tespit tutanağı ile birlikte bu ihlali fotoğraf ya da görüntü ile ispat zorunluluğu olmamasına rağmen, bazı fahri trafik müfettişleri tarafından dile getirilen “Bizim de ispat zorunluluğumuz olmalıdır.. ! ” yönündeki görüşüne hukuki gerekçeleri öne sürerek tepki gösterdi.
"TRAFİĞİN GİZLİ GÖZLERİ" FAHRİ MÜFETTİŞLER 7/24 TRAFİĞİ GÖZETLİYOR..! " Müfettiş R.E.'nin bu görüş hakkında, hukuk düzeninde ispat yükünün yetkiyle birlikte verildiğini, Fahri trafik müfettişine ispat yetkisi tanınmamışken, ispat yükümlülüğü'nün getirilmesinin hukuk tekniği açısından açık bir çelişki olduğunu belirterek," Fahri Trafik Müfettişlerinin “ispat zorunluluğu” talebi hukuki değil, duygusal bir beklentinin ürünüdür. İdare hukukunun temel ilkeleri, kişisel verilerin korunması, müfettişin güvenliği ve sistemin sürdürülebilirliği birlikte değerlendirildiğinde, böyle bir zorunluluğun getirilmesi ne mümkün ne de rasyoneldir. Hukuk düzeni, bu talebi bilinçli olarak sistemin dışında bırakmıştır." ifadelerini kullandı.
Merkezi İstanbul'da bulunan ve 1998 yılından beri 27 yıldır kesintisiz faaliyet yürütmekte olan Fahri Trafik Müfettişleri Derneği'ne ait olan müfettişlerin kendi aralarında trafik güvenliğine ilişkin paylaşım yapmak ve haberleşmek amacıyla üye olduğu " Fahri Trafik Müfettişleri " isimli whatSapp grubunda R.E.isimli müfettişin konuya ilişkin payalaşımında şu ifadeler yer aldı : "AYKIRI DÜŞÜNCENİN FARKI VE OLUMSUZ SONUÇLARI :Bazı fahri trafik müfettişleri tarafından dile getirilen “ Bizim de ispat zorunluluğumuz olmalıdır.. ! ” yönündeki görüş, ilk bakışta adalet duygusuna hitap ediyor gibi görünse de, hukuki yapı ve idari yaptırım sisteminin işleyişi açısından yanlış bir varsayıma dayanmaktadır. Bu talep, mevzuatın mantığına ve idare hukukunun yerleşik ilkelerine aykırıdır.Öncelikle, fahri trafik müfettişliği bir kolluk faaliyeti değil, idareye yardımcı bir bildirim mekanizmasıdır. Fahri müfettiş; karar veren, cezayı tesis eden ya da yargılayan bir makam değil, yalnızca ihlali idareye bildiren kişidir. Bu nedenle hukuken ispat yükü, bildirimi yapan kişiye değil, idari yaptırımı tesis eden mercie aittir.Bu sistemin temel gerekçelerinden biri, fahri trafik müfettişinin can ve mal güvenliğinin korunmasıdır. Müfettişten delil toplaması veya fiili ispat üretmesi beklentisi, onu doğrudan muhatap haline getirerek ciddi güvenlik riskleri doğurur. Kanun koyucu, müfettişi bilinçli olarak pasif bildirici konumunda tutmuştur.Ayrıca fahri müfettişlik kurumu, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği ilkeleriyle uyumlu şekilde tasarlanmıştır. Trafik suçu işleyen kişi açısından, olay anında görüntü alınması veya kişisel veri toplanması, 6698 sayılı KVKK kapsamında ihlal riski taşır. Müfettişe ispat yükü getirilmesi, onu fiilen kişisel veri işleyen konumuna sokarak hem müfettiş hem de ilgili kişi açısından hukuka aykırı sonuçlar doğurur. Mevcut sistem, ihlali bildirmekle yetinerek kişisel mahrumiyeti korur.İdare hukukunda geçerli bir diğer temel ilke, idari işlemlerin hukuka uygunluk karinesinden yararlanmasıdır. Fahri müfettiş tutanağı üzerine tesis edilen trafik cezası, aksi ispat edilene kadar hukuka uygun kabul edilir. İspat yükünün müfettişe yüklenmesi, bu karineyi fiilen ortadan kaldırır ve idari yaptırım sistemini işlemez hale getirir.Öte yandan trafik cezaları, ceza hukuku anlamında “suç” değil, idari yaptırımdır. Bu nedenle ceza hukukuna özgü ispat standartlarının aynen uygulanması mümkün değildir. Aksi halde, anlık ve belgelendirilmesi güç ihlallerin büyük kısmı cezalandırılamaz hale gelir.Fahri müfettişlere ispat zorunluluğu getirilmesi, kanun önünde eşitlik ilkesini de zedeler. Zira resmi trafik görevlilerinin her tutanağında dahi teknik delil bulunması şart değildir. Aynı hukuki işlemin, farklı kişiler için farklı ispat yüklerine tabi tutulması kabul edilemez.Ayrıca mevzuat gereği, Fahri Trafik Müfettişi kimliğini gizli tutmakla yükümlüdür. Delil toplama veya görüntü alma gibi faaliyetler, bu gizlilik yükümlülüğüyle doğrudan çelişir ve kurumun güvenlik temelli yapısını zedeler. Böyle bir düzenleme, fahri müfettişlik kurumunu fiilen işlevsiz kılar.Son olarak, hukuk düzeninde ispat yükü, yetkiyle birlikte verilir. Fahri trafik müfettişine ispat yetkisi tanınmamışken, ispat yükümlülüğü getirilmesi, hukuk tekniği açısından açık bir çelişkidir.Sonuç olarak, fahri trafik müfettişlerinin “ispat zorunluluğu” talebi hukuki değil, duygusal bir beklentinin ürünüdür. İdare hukukunun temel ilkeleri, kişisel verilerin korunması, müfettişin güvenliği ve sistemin sürdürülebilirliği birlikte değerlendirildiğinde, böyle bir zorunluluğun getirilmesi ne mümkün ne de rasyoneldir. Hukuk düzeni, bu talebi bilinçli olarak sistemin dışında bırakmıştır."
**HALİS KAHRAMAN
"TRAFİĞİN GİZLİ GÖZLERİ" FAHRİ MÜFETTİŞLER 7/24 TRAFİĞİ GÖZETLİYOR..! " Müfettiş R.E.'nin bu görüş hakkında, hukuk düzeninde ispat yükünün yetkiyle birlikte verildiğini, Fahri trafik müfettişine ispat yetkisi tanınmamışken, ispat yükümlülüğü'nün getirilmesinin hukuk tekniği açısından açık bir çelişki olduğunu belirterek," Fahri Trafik Müfettişlerinin “ispat zorunluluğu” talebi hukuki değil, duygusal bir beklentinin ürünüdür. İdare hukukunun temel ilkeleri, kişisel verilerin korunması, müfettişin güvenliği ve sistemin sürdürülebilirliği birlikte değerlendirildiğinde, böyle bir zorunluluğun getirilmesi ne mümkün ne de rasyoneldir. Hukuk düzeni, bu talebi bilinçli olarak sistemin dışında bırakmıştır." ifadelerini kullandı.
Merkezi İstanbul'da bulunan ve 1998 yılından beri 27 yıldır kesintisiz faaliyet yürütmekte olan Fahri Trafik Müfettişleri Derneği'ne ait olan müfettişlerin kendi aralarında trafik güvenliğine ilişkin paylaşım yapmak ve haberleşmek amacıyla üye olduğu " Fahri Trafik Müfettişleri " isimli whatSapp grubunda R.E.isimli müfettişin konuya ilişkin payalaşımında şu ifadeler yer aldı : "AYKIRI DÜŞÜNCENİN FARKI VE OLUMSUZ SONUÇLARI :Bazı fahri trafik müfettişleri tarafından dile getirilen “ Bizim de ispat zorunluluğumuz olmalıdır.. ! ” yönündeki görüş, ilk bakışta adalet duygusuna hitap ediyor gibi görünse de, hukuki yapı ve idari yaptırım sisteminin işleyişi açısından yanlış bir varsayıma dayanmaktadır. Bu talep, mevzuatın mantığına ve idare hukukunun yerleşik ilkelerine aykırıdır.Öncelikle, fahri trafik müfettişliği bir kolluk faaliyeti değil, idareye yardımcı bir bildirim mekanizmasıdır. Fahri müfettiş; karar veren, cezayı tesis eden ya da yargılayan bir makam değil, yalnızca ihlali idareye bildiren kişidir. Bu nedenle hukuken ispat yükü, bildirimi yapan kişiye değil, idari yaptırımı tesis eden mercie aittir.Bu sistemin temel gerekçelerinden biri, fahri trafik müfettişinin can ve mal güvenliğinin korunmasıdır. Müfettişten delil toplaması veya fiili ispat üretmesi beklentisi, onu doğrudan muhatap haline getirerek ciddi güvenlik riskleri doğurur. Kanun koyucu, müfettişi bilinçli olarak pasif bildirici konumunda tutmuştur.Ayrıca fahri müfettişlik kurumu, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği ilkeleriyle uyumlu şekilde tasarlanmıştır. Trafik suçu işleyen kişi açısından, olay anında görüntü alınması veya kişisel veri toplanması, 6698 sayılı KVKK kapsamında ihlal riski taşır. Müfettişe ispat yükü getirilmesi, onu fiilen kişisel veri işleyen konumuna sokarak hem müfettiş hem de ilgili kişi açısından hukuka aykırı sonuçlar doğurur. Mevcut sistem, ihlali bildirmekle yetinerek kişisel mahrumiyeti korur.İdare hukukunda geçerli bir diğer temel ilke, idari işlemlerin hukuka uygunluk karinesinden yararlanmasıdır. Fahri müfettiş tutanağı üzerine tesis edilen trafik cezası, aksi ispat edilene kadar hukuka uygun kabul edilir. İspat yükünün müfettişe yüklenmesi, bu karineyi fiilen ortadan kaldırır ve idari yaptırım sistemini işlemez hale getirir.Öte yandan trafik cezaları, ceza hukuku anlamında “suç” değil, idari yaptırımdır. Bu nedenle ceza hukukuna özgü ispat standartlarının aynen uygulanması mümkün değildir. Aksi halde, anlık ve belgelendirilmesi güç ihlallerin büyük kısmı cezalandırılamaz hale gelir.Fahri müfettişlere ispat zorunluluğu getirilmesi, kanun önünde eşitlik ilkesini de zedeler. Zira resmi trafik görevlilerinin her tutanağında dahi teknik delil bulunması şart değildir. Aynı hukuki işlemin, farklı kişiler için farklı ispat yüklerine tabi tutulması kabul edilemez.Ayrıca mevzuat gereği, Fahri Trafik Müfettişi kimliğini gizli tutmakla yükümlüdür. Delil toplama veya görüntü alma gibi faaliyetler, bu gizlilik yükümlülüğüyle doğrudan çelişir ve kurumun güvenlik temelli yapısını zedeler. Böyle bir düzenleme, fahri müfettişlik kurumunu fiilen işlevsiz kılar.Son olarak, hukuk düzeninde ispat yükü, yetkiyle birlikte verilir. Fahri trafik müfettişine ispat yetkisi tanınmamışken, ispat yükümlülüğü getirilmesi, hukuk tekniği açısından açık bir çelişkidir.Sonuç olarak, fahri trafik müfettişlerinin “ispat zorunluluğu” talebi hukuki değil, duygusal bir beklentinin ürünüdür. İdare hukukunun temel ilkeleri, kişisel verilerin korunması, müfettişin güvenliği ve sistemin sürdürülebilirliği birlikte değerlendirildiğinde, böyle bir zorunluluğun getirilmesi ne mümkün ne de rasyoneldir. Hukuk düzeni, bu talebi bilinçli olarak sistemin dışında bırakmıştır."
**HALİS KAHRAMAN 



















