PKK’nın sabır ve tahammül sınırlarını zorladığını ifade eden Hizbullah Cemaati, PKK’yı uyardı.
"PKK’nin dayatması ve başka bir alternatif yol bırakmaması sonucu aramızda bir çatışma yaşandı" ifadesini kullanan Hizbullah Cemaati, "PKK ancak kendi adına ve temsil ettiği tabanı adına konuşabilir. Tüm Kürd halkı adına konuşma yetkisinin olmadığını bilmesi gerekir" açıklamsını yaptı.
Hizbullah Cemaati Basın Bürosu tarafından www.turkiyehaberajansi.com’a emaille gönderilen açıklamada “kardeşlerimizin şehadetlerine rağmen Müslüman halkımızın zarar görmemesi ve düşmanlarımızın sevinmemesi için ısrarla çatışmadan kaçındık” denildi.
Açıklamasında PKK’ya karşı müdahale edeceklerini ifade eden Hizbullah Cemaati, “Müslüman halkımız tehdit edilir ve başka hiç bir alternatif bırakılmazsa, bedeli ne olursa olsun karşı duracağımız bilinmelidir” cümleleri yer aldı.
Hizbullah Cemaati Basın Bürosu tarafından yapılan yazılı açıklamada “Bugüne kadar sabır ve tahammül sınırlarını zorlayarak, bağrımıza taş basıp kardeşlerimizin şehadetlerine rağmen Müslüman halkımızın zarar görmemesi ve düşmanlarımızın sevinmemesi için ısrarla çatışmadan kaçındık ve bu tavrımızı halen muhafaza etmekteyiz. Ancak eğer varlığımız ve Müslüman halkımız tehdit edilir ve başka hiç bir alternatif bırakılmazsa, bedeli ne olursa olsun karşı duracağımız bilinmelidir” sözlerine yer verildi.
Hizbullah basın bürosu tarafından www.turkiyehaberajansi.com’a emaille gönderilen ve PKK’yı uyaran açıklamanın tamamı şöyle:
“KAMUOYUNA
Allah’ın adıyla,
PKK ile çatışma istemediğimizi, bunun taraftarı olmadığımızı, böyle bir çatışmadan Müslüman halkımızın büyük zararlar gördüğünü daha önce defalarca kamuoyuna açıkladık. Ancak bu yaklaşımımıza rağmen, PKK’nin dayatması ve başka bir alternatif yol bırakmaması sonucu aramızda bir çatışma yaşandı. Bu çatışmanın başlatıcısı PKK olduğu gibi bunu dayatan, Kürdistan’da yayılmasına ve halka zarar vermesine sebebiyet veren de odur. Bu nedenle bizim bu konuda geçmişimizden dolayı özeleştiride bulunma veya özür dileme gibi bir durumumuz yoktur. Suçlu olan özür diler, af diler. Suçlu olan PKK olduğuna göre, özür dilemesi gereken de af dilemesi gereken de odur.
Bu münasebetle şu hususu tekrar hatırlatmakta fayda vardır: Şu ana kadar bizim PKK ile resmi bir ateşkes anlaşmamız olmamıştır. Bunun olması için, yaşadığımız çatışmayı kendisinin başlattığını ve bize dayattığını kabul etmesi gerekmektedir. PKK ancak kendi adına ve temsil ettiği tabanı adına konuşabilir. Tüm Kürd halkı adına konuşma yetkisinin olmadığını bilmesi gerekir.
Bugüne kadar sabır ve tahammül sınırlarını zorlayarak, bağrımıza taş basıp kardeşlerimizin şehadetlerine rağmen Müslüman halkımızın zarar görmemesi ve düşmanlarımızın sevinmemesi için ısrarla çatışmadan kaçındık ve bu tavrımızı halen muhafaza etmekteyiz. Ancak eğer varlığımız ve Müslüman halkımız tehdit edilir ve başka hiç bir alternatif bırakılmazsa, bedeli ne olursa olsun karşı duracağımız bilinmelidir.
Biz ilk günden şimdiye kadar hiç bir gücün icazetiyle hareket etmediğimiz gibi bundan sonra da hiç kimsenin ve hiç bir gücün icazetini alarak hareket etmeyeceğiz. Kendi bağımsızlığımızdan ve özgün hareket etme özelliğimizden taviz vermeyeceğimizi herkesin bilmesini isteriz.
Bazı PKK yetkililerinin tahrik ve provokasyon içerikli sorumsuzca açıklamalarının takdirini Müslüman halkımıza bırakıyoruz. Bugüne kadar söylenenlerin tekrarı niteliğindeki basit ve düzeysiz itham ve karalamalarına ise cevap vermeyi gereksiz görüyoruz.
HİZBULLAH BASIN BÜROSU”
























