Fransa'daki Türk sezonu kutlamaları çerçevesinde 2009 yılında Eyfel kulesi kırmızı beyaz renklerle ışıklandırılmıştı
Geçen yıl düzenlenen Fransa'da Türkiye mevsimi etkinlikleri kapsamında 6 Ekim'le 10 Ekim arasında Eiffel kulesinin geceleri kırmızı beyaz renklerle ışıklandırıldığı herkesin hatırında.
İlk gece ünlü kulenin Seine nehrine göre karşı yakasında bulunan "Café De L'Homme" adlı restoranda emekli büyükelçi Necati Utkan derin düşüncelere dalmış görünüyordu.
Sezon etkinliğinin Türk tarafı sorumluluğu görevini üstlenen Utkan'a bu durgun halinin nedenini sordum.
"Acaba doğru kırmızıyı seçebilmiş miyiz diye düşünüyordum" yanıtı verdi.
Gerçi şimdi esen rüzgârlara bakacak olursak, diplomat gördünüz mü tam olarak neler düşündüğünü tahmin etmeniz mümkün olmaktan çıktı, ama büyükelçi Utkan'ın sahiden bunu düşünme olasılığı hayli yüksekti.
'Üreticiden tüketiciye dış politika'
Wikileaks tarafından açıklanan Amerikan diplomatik yazışmalarından öğreniyoruz ki, ya aynı gece veya ışıklandırmayı izleyen gecelerin birinde Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin yakın çalışma arkadaşları Sarkozy kırmızı-beyaz renkleri havada görüp küplere binmesin diye uçağının rotasını değiştirmişler.
Çok muhtemeldir ki Fransız politika ve dışişleri çevrelerinde espri diye anlatılan bu anekdot ABD büyükelçiliğinden birinin kulağına gidene kadar gerçek sanılıp Washington'a rapor edilmiş.
Fransa'da medya palavralarını eleştirmesiyle ünlü gazeteci Daniel Schnederman "Amerikalılar, Sarkozy'nin bineceği uçağın güzergâhını önceden haber mi almışlar ki rotanın kaydırıldığını anlamışlar?" diye eklemiş.
En yakın Fransız lider, ama...
Sarkozy, Beşinci Cumhuriyet'in ABD'ye en yakın Cumhurbaşkanı olarak niteleniyor.
Telgraflarda hem Sarkozy'nin şimdiye dek ABD'ye en yakın olan beşinci cumhuriyet cumhurbaşkanı olduğundan dem vuruluyor hem de 'sabırsız, otoriter, ne yapacağı belli olmayan' diye nitelemeler eksik değil.
Yani Amerikan dostu sayılmak Washington diplomatlarından geçer not almaya yetmiyor. Cumhurbaşkanının izlediği diplomasiyi ve ve kişiliğiyle ilgili psikoloji ağırlıklı analizleri bir yana korsak bugüne dek açıklanan Wikileaks belgelerinde Fransa'yı öfkeye sevk edecek ya da Hillary Clinton'ın özür dilemesini gerektirecek şeyler yok.
Etrafının Sarkozy'ye gerçekleri yüzüne söyleyememe durumundan dolayı "imparator tam da giyinik sayılmaz" yorumu bile, taşıdığı çok sayıda imaya rağmen Fransa devlet başkanını küplere bindirecek türden değil.
Kaldı ki kendisi siyaset âleminde herkesin herkese ne dediğini en iyi bilebilecek konumda.
Telgrafların içeriği Fransız kamuoyunu şoke etmese de Fransızları asıl şaşırtan Amerikalıların nasıl olup da bu kadar gizlilik dereceli belgenin bu kadar kolay dışarı sızmasına göz yumduğu.
Mizah dergisi Canard Enchainé, "doğrudan üreticiden tüketiciye dış politika" diye ti'ye alıyor durumu.
Gerçekliği garanti olmasa da neredeyse her haftaki sayısında yeni bir skandal ortaya atan, yani düzenle paslaştığı konusunda suçlamaya maruz kalacak en son yayın olan Canard Enchainé bile devletlerin kamu alanı dışında kendilerini ifade etme, pazarlık ve tartışma yürütme hakkının bulunduğunu ve bunları belli bir gizlilik dahilinde sürdürme olanağına sahip olması gerektiğini yazdı.
Fransız yazılı basınının en solunda yer alan günlük Liberation gazetesi ise, hem de başyazarı Laurent Joffrin'in kaleminden Wikileaks'in nedense hep demokrasilere saldırmasının aslında bir çelişki olduğunu, nedense en sert dikakörleri görmezden geldiğini yazdı.
Hatta daha da ileri giderek gizli yazışmalarda anlatılanlarla resmi söylemler arasındaki büyük benzerliğin bir anlamda huzur verici olduğunu ekledi. Ve, "devletlere yakıştırılan Makyavelizm'in kimi parano
Dünya
Yayınlanma: 03 Aralık 2010 - 23:15
Sarkozy Bile Geçer Not Alamadı
Liderlere verip veriştiren Wikileaks belgelerinin Fransa'daki yankılarını Sabetay Varol anlatıyor
Dünya
03 Aralık 2010 - 23:15
İlginizi Çekebilir
























