Fahri Trafik Müfettişi (FTM) R.E., Trafik ihlalinde " Ceza Ödenir, Alışkanlık Kalır..Asıl çözüm ; trafik kural ihlalini alışkanlık yapmış sürücülerin , " Kamu Guvenilirliği Endeksini " sınırlamaktır." dedi Müfettiş R.E., paylaşımında, "Trafik güvenliği meselesi yalnızca hukuki bir konu değil, aynı zamanda bir zihniyet meselesidir. İnsanlar konfor alanlarını bozmak istemez. Kurallar, bu konfor alanını gerçekten etkileyebildiği ölçüde ciddiye alınır. Aksi halde ceza, yalnızca kâğıt üzerinde kalan bir yaptırıma dönüşür.." ifadelerini kullandı.
FTM DERNEĞİ WHATSAPP GRUBUNDA PAYLAŞIMDA BULUNDU Merkezi İstanbul'da bulunan ve 1998 yılından beri faafiyet gösteren Fahri Trafik Müfettişleri (FTM) Derneği'ne ait whatsApp grubunda müfettiş R.E'nin yaptığı paylaşımda şu ifadeler yer aldı : " Ceza Ödenir, Alışkanlık Kalır..Asıl çözüm ; trafik kural ihlalini alışkanlık yapmış sürücülerin , " Kamu Guvenilirliği Endeksini " sınırlamaktır.Bu ise , findex notu gibi okunan bir gösterge oluşturur. Hukuki olarak da gecerlidir. T.C. üzerinden sorgulanabilir ekranı olur. " .Trafik cezalarının yüksek ya da düşük olduğu tartışması çoğu zaman rakamlar üzerinden yürütülür. Oysa asıl mesele rakam değil, bu rakamların insan davranışı üzerinde gerçekten bir karşılık üretip üretmediğidir. Bugün yürürlükte olan trafik ceza miktarlarına baktığımda, birçok başlıkta “az” demekten çok, etkisiz olduklarını görüyorum.Bir cezanın temel amacı gelir yaratmak değil, davranışı değiştirmektir. Eğer bir kural ihlal ediliyorsa ve buna rağmen aynı ihlal tekrar tekrar yapılıyorsa, burada ceza sisteminin amacına ulaşmadığı açıktır. Büyük şehirlerde birkaç bin liralık bir ceza, birçok sürücü için günlük hayatın olağan harcamaları arasında eriyip gitmektedir. Bu durum, “bir daha yapmam” refleksi doğurmadığı gibi, ihlali sıradanlaştırmaktadır.Daha büyük bir sorun ise cezaların gelire duyarsız olmasıdır. Aynı ceza, asgari ücretle geçinen biri için ciddi bir yükken, yüksek gelirli bir sürücü için neredeyse önemsizdir. Bu adaletsizlik, hukuki değilse bile fiili bir eşitsizlik yaratır. Avrupa’nın bazı ülkelerinde uygulanan gelire endeksli ceza sistemleri tam da bu nedenle ortaya çıkmıştır: Ceza, herkes için aynı ağırlıkta hissedilmelidir.Mevcut sistemde dikkat çeken bir başka çelişki de şudur: Devlet hangi ihlallerin gerçekten tehlikeli olduğunu aslında bilmektedir. Uyuşturucu madde etkisinde araç kullanma, alkol testi reddi, sahte plaka gibi ihlallerde ceza miktarları oldukça yüksektir. Yani yasa koyucu, bilinçli ve ağır risk içeren davranışlara karşı sertleşebilmektedir. Ancak aynı kararlılık, hız ihlalleri, kırmızı ışık ihlali ya da cep telefonu kullanımı gibi günlük hayatta ölümle sonuçlanabilen davranışlara yeterince yansımamaktadır.Burada karşımıza çıkan asıl problem, cezanın miktarından çok yakalanma ihtimalidir. Denetimin zayıf olduğu bir sistemde en ağır ceza bile caydırıcı olmaz. Eğer sürücü, ihlal yaptığında yakalanmayacağına inanıyorsa, cezanın yüksekliği psikolojik olarak anlamını yitirir. “Bir şey olmaz” kültürü, işte tam bu noktada beslenir ve yayılır.Bu nedenle trafik güvenliği meselesi yalnızca hukuki bir konu değil, aynı zamanda bir zihniyet meselesidir. İnsanlar konfor alanlarını bozmak istemez. Kurallar, bu konfor alanını gerçekten etkileyebildiği ölçüde ciddiye alınır. Aksi halde ceza, yalnızca kâğıt üzerinde kalan bir yaptırıma dönüşür.Bana göre ideal bir sistem, para cezasını merkeze alan değil; hareket alanını kısıtlayan bir sistemdir. Tekrar eden ihlallerde artan ceza, puan sistemi, geçici ehliyet askıya alma ve görünür denetim birlikte çalışmadıkça, rakamların yükseltilmesi tek başına bir çözüm değildir. Para ödenir ve unutulur; ancak alışkanlıklar yerinde kalır.Ciddiye alınıp alınmaması önemli değil , ancak , farklı çözüm yolları için yeni öneriler farklı anlayışların gelişmesine yardımcı olabilir. Trafik başkanlığına önerdiğim yeni sistemde ; trafik ihlalleri yaptığınızda oluşan " kamu guvenilirliği endex skorunun " , bütün resmi işlemler skorunu da etkilemesini , çok ciddi caydırıcı etki olusturacağı düşünüyorum. Hiç kimse , trafik suçu yüzünden bankalardan kredi sinirlamasina düşmek istemez. Ödediği trafik cezasıni önemsemeyen bir trafik canavarı , kredi kartının limitinin "trafik ihlalleri nedeniyele " sınırlandırılabilecegini asla kabul edemez ve trafik kurallarına uymak zorunda kalır. İşte , bize bunu ; " Bireysel Kamu Guvenilirliği Endexi " sağlayacaktır.Sonuç olarak, bugün tartışılması gereken soru “cezalar az mı?” değil, “cezalar işe yarıyor mu?” sorusudur. Cevap net: Birçok başlıkta hayır. Etkisiz bir ceza, ister iki bin lira olsun ister yirmi bin, toplumsal davranışı dönüştürmez. Gerçek caydırıcılık, rakamdan değil, sistemin tutarlılığından doğar."
**HALİS KAHRAMAN
FTM DERNEĞİ WHATSAPP GRUBUNDA PAYLAŞIMDA BULUNDU Merkezi İstanbul'da bulunan ve 1998 yılından beri faafiyet gösteren Fahri Trafik Müfettişleri (FTM) Derneği'ne ait whatsApp grubunda müfettiş R.E'nin yaptığı paylaşımda şu ifadeler yer aldı : " Ceza Ödenir, Alışkanlık Kalır..Asıl çözüm ; trafik kural ihlalini alışkanlık yapmış sürücülerin , " Kamu Guvenilirliği Endeksini " sınırlamaktır.Bu ise , findex notu gibi okunan bir gösterge oluşturur. Hukuki olarak da gecerlidir. T.C. üzerinden sorgulanabilir ekranı olur. " .Trafik cezalarının yüksek ya da düşük olduğu tartışması çoğu zaman rakamlar üzerinden yürütülür. Oysa asıl mesele rakam değil, bu rakamların insan davranışı üzerinde gerçekten bir karşılık üretip üretmediğidir. Bugün yürürlükte olan trafik ceza miktarlarına baktığımda, birçok başlıkta “az” demekten çok, etkisiz olduklarını görüyorum.Bir cezanın temel amacı gelir yaratmak değil, davranışı değiştirmektir. Eğer bir kural ihlal ediliyorsa ve buna rağmen aynı ihlal tekrar tekrar yapılıyorsa, burada ceza sisteminin amacına ulaşmadığı açıktır. Büyük şehirlerde birkaç bin liralık bir ceza, birçok sürücü için günlük hayatın olağan harcamaları arasında eriyip gitmektedir. Bu durum, “bir daha yapmam” refleksi doğurmadığı gibi, ihlali sıradanlaştırmaktadır.Daha büyük bir sorun ise cezaların gelire duyarsız olmasıdır. Aynı ceza, asgari ücretle geçinen biri için ciddi bir yükken, yüksek gelirli bir sürücü için neredeyse önemsizdir. Bu adaletsizlik, hukuki değilse bile fiili bir eşitsizlik yaratır. Avrupa’nın bazı ülkelerinde uygulanan gelire endeksli ceza sistemleri tam da bu nedenle ortaya çıkmıştır: Ceza, herkes için aynı ağırlıkta hissedilmelidir.Mevcut sistemde dikkat çeken bir başka çelişki de şudur: Devlet hangi ihlallerin gerçekten tehlikeli olduğunu aslında bilmektedir. Uyuşturucu madde etkisinde araç kullanma, alkol testi reddi, sahte plaka gibi ihlallerde ceza miktarları oldukça yüksektir. Yani yasa koyucu, bilinçli ve ağır risk içeren davranışlara karşı sertleşebilmektedir. Ancak aynı kararlılık, hız ihlalleri, kırmızı ışık ihlali ya da cep telefonu kullanımı gibi günlük hayatta ölümle sonuçlanabilen davranışlara yeterince yansımamaktadır.Burada karşımıza çıkan asıl problem, cezanın miktarından çok yakalanma ihtimalidir. Denetimin zayıf olduğu bir sistemde en ağır ceza bile caydırıcı olmaz. Eğer sürücü, ihlal yaptığında yakalanmayacağına inanıyorsa, cezanın yüksekliği psikolojik olarak anlamını yitirir. “Bir şey olmaz” kültürü, işte tam bu noktada beslenir ve yayılır.Bu nedenle trafik güvenliği meselesi yalnızca hukuki bir konu değil, aynı zamanda bir zihniyet meselesidir. İnsanlar konfor alanlarını bozmak istemez. Kurallar, bu konfor alanını gerçekten etkileyebildiği ölçüde ciddiye alınır. Aksi halde ceza, yalnızca kâğıt üzerinde kalan bir yaptırıma dönüşür.Bana göre ideal bir sistem, para cezasını merkeze alan değil; hareket alanını kısıtlayan bir sistemdir. Tekrar eden ihlallerde artan ceza, puan sistemi, geçici ehliyet askıya alma ve görünür denetim birlikte çalışmadıkça, rakamların yükseltilmesi tek başına bir çözüm değildir. Para ödenir ve unutulur; ancak alışkanlıklar yerinde kalır.Ciddiye alınıp alınmaması önemli değil , ancak , farklı çözüm yolları için yeni öneriler farklı anlayışların gelişmesine yardımcı olabilir. Trafik başkanlığına önerdiğim yeni sistemde ; trafik ihlalleri yaptığınızda oluşan " kamu guvenilirliği endex skorunun " , bütün resmi işlemler skorunu da etkilemesini , çok ciddi caydırıcı etki olusturacağı düşünüyorum. Hiç kimse , trafik suçu yüzünden bankalardan kredi sinirlamasina düşmek istemez. Ödediği trafik cezasıni önemsemeyen bir trafik canavarı , kredi kartının limitinin "trafik ihlalleri nedeniyele " sınırlandırılabilecegini asla kabul edemez ve trafik kurallarına uymak zorunda kalır. İşte , bize bunu ; " Bireysel Kamu Guvenilirliği Endexi " sağlayacaktır.Sonuç olarak, bugün tartışılması gereken soru “cezalar az mı?” değil, “cezalar işe yarıyor mu?” sorusudur. Cevap net: Birçok başlıkta hayır. Etkisiz bir ceza, ister iki bin lira olsun ister yirmi bin, toplumsal davranışı dönüştürmez. Gerçek caydırıcılık, rakamdan değil, sistemin tutarlılığından doğar."
**HALİS KAHRAMAN 























