DSP Genel Başkanı Masum Türker, Hükümet’in yapacağı anayasa değişikliği öncesinde toplumun tüm kesimleriyle uzlaşması gerektiğini belirtirken “Anayasa sadece çoğunluğun değil, çoğunluk olmayanların güvencesidir” dedi.DSP’nin düzenlediği Anayasa Paneli’nin ikincisi, Tes-İş Sendikası Konferans Salonu’nda yapıldı.Prof.Dr. Mümtaz Soysal, Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden ve Adalet Eski Bakanı Hikmet Sami Türk konuşmacı olduğu paneli, DSP Merkez Danışma Kurulu Üyesi Erol Tuncer yönetti.DSP yöneticileri, DSP’li milletvekilleri, DSP Parti Meclisi Üyeleri, DSP Ankara İl Örgütü’nden gelen partililer ve çok sayıda katılımcının bulunduğu panelin açılış konuşmasını DSP Genel Başkanı Masum Türker yaptı.Türker’i kürsüye, DSP Genel Sekreteri ve Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi davet etti. Erçelebi, Türkiye’nin uzun bir süredir anayasa tartışması içinde olduğuna dikkat çekerek “Tartışma sürüyor ama çoğunluğu elinde bulunduran Hükümet bu konuda ne adım atıyor ne de bir şey söylüyor. DSP olarak Türkiye’de pek çok şeyin öncülüğünü yaptık. Bugün de bir anayasa değişikliğinin neleri içermesi gerektiğini ortaya koyacağız. DSP olarak bir anayasa açılımı ile toplumun karşısındayız” dedi.DSP’NİN DURUŞU FARKLIDIRDSP Genel Başkanı Masum Türker, “Anayasa çoğunluk olmayanların güvencesidir. Biz Anayasayı yalnızca bireysel hak ve özgürlüklerin düzenlendiği, korunduğu bir belge olarak değil, kollektif özgürlüklerin, hakların, ifade özgürlüğünün de korunduğu siyasi bir güvence olarak görüyoruz” dedi.AKP’nin uzlaşma ile anayasa değişikliği metni hazırlaması gerektiğini belirten Türker, “Anayasa sadece çoğunluğun haklarını korumak için değiştirilecekse, buna gerek yok. Zaten çoğunluk, ülkeyi bildiği gibi yönetiyor” diye konuştu. Türker, DSP’nin Anayasa değişikliğinden yana olduğunu kaydetti ve “Hemen şimdi anayasa değişikliği yapılmalı” dedi. DSP’nin hazırlayacağı taslağın TBMM’de imzaya açılacağını bildiren Türker, metnin halkın bilgisine de sunulacağını söyledi.DSP Genel Başkanı Masum Türker, DSP’nin ikincisini düzenlediği Anayasa Paneli’nin amacını açıkladı ve şunları söyledi:
“Bizim DSP olarak duruşumuz, diğer muhalefet partilerinden farklıdır. Biz anayasa değişikliği yapılmasından yanayız. Hatta mümkünse tek maddelik bir anayasadan yanayız. Anayasa’yı iptal edelim, 1961 Anayasası’nı kabul edelim, ona da razıyız. O belki de en önemli anayasa olacaktır. Çünkü biz anayasaların bir toplumsal sözleşme olması gerektiğine inanıyoruz. Anayasa, birlikte, uyum ve barış içinde yaşamamızı sağlayan ve hukukumuzun güvencesi olan bir belgedir.”
Anayasayı sadece Parlamento’da egemen olan gücün hazırlamaması gerektiği üzerinde duran Türker, “Anayasa hazırlanırken, muhalif olan, azınlıkta kalanların da görüşleri dikkate alınmalı, onlarla uzlaşılmalı, hazırlanacak metin, uzlaşma ve siyasal diyalogla ortaya konulmalıdır. Anayasa sadece çoğunluğun haklarını korumak için değiştirilmek isteniyorsa, buna gerek yok. Çünkü zaten çoğunluk ülkeyi bildiği gibi yönetiyor” diye konuştu.ANAYASA KOLLEKTİF ÖZGÜRLÜKLERİN DE GÜVENCESİTürker, “Anayasa, çoğunluk olmayanların güvencesi olmalıdır” dedi ve DSP’nin Anayasa değişikliğinin nasıl yapılmasını istediğine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Biz Anayasa’yı yalnız bireysel hak ve özgürlüklerin düzenlendiği ve korunduğu bir belge olarak da görmüyoruz. Anayasa’yı, kollektif özgürlüklerin ve hakların, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün de korunduğu bir belge olarak, bir siyasi güvence olarak görüyoruz. Anayasaları yalnız hukuki belge olarak görmemek gerekiyor. Anayasalar, birlikte yaşamanın, bir ulus olmanın sigortasıdır. Biz anayasa değişikliğinden yana bir partiyiz. Hem de mümkünse derhal, şimdi anayasa değişikliği yapılmalıdır.”Anayasa değişikliği yapılırken, tüm siyasi partilerin üzerinde uzlaştığı bir metin üzerinden hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Türker, “Sivil toplum örgütlerinin, Meclis içinde ve dışındaki tüm siyasi partilerin görüşleri alınmalıdır. Uzlaşma sağlanmamışsa, ortaya çıkacak metin, darbe sonrası askerlerin dayattığı anayasalardan farklı olmayacaktır” diye konuştu.BUGÜNKÜ AKP’LİLER, FP’NİN KAPATILMASINA GÖZ YUMDULARTürker, DSP iktidarında, mevcut anayasanın kapsamlı bir şekilde değiştirildiğini, bu süreçte diğer siyasi partilerle de tam bir uzlaşma sağlandığını anımsatarak sözlerini şöyle sürdürdü:“Anayasa’da ‘5+5 formülü’ ile ilgili değişiklik yapmak istiyorduk.
Siyasi partilerin kapatılmasıyla ilgili bir düzenleme de mevcuttu. Eğer o maddeler o gün kabul edilse, hem FP kapatılmayacak hem de Necmettin Erbakan, yasaklı olmayacak, siyasete devam edebilecekti. O değişiklik paketimize oy vermeyenler, bugün AKP bünyesindeki milletvekilleridir. O dönemde ‘Bu sizin partinizin kapanmasını engelleyecek bir düzenlemeydi. Neden oy vermediniz?’ diye sordum.
Bana söylenen şuydu: ‘Biz zaten partimizin kapanmasını istiyoruz. Partimiz kapansın ki, kapandıktan sonra ayrılıp kendi partimizi kurduğumuz zaman, partiden ayrılmış duruma düşmeyelim’.Düşünün, bugün, anayasa değişikliğini, AKP’nin kurulması için kendi lehine kullanan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu zihniyetin gece yarısı bir baskınla nerede ne yapacağı belli olmaz. O yüzden hazırlıklı olmak gerekli.”ANAYASA DEĞİŞİKLİK TASLAĞI HAZIRLAYIP HALKA AÇACAĞIZTürker, DSP’nin, Hükümet’in yapmayı planladığı anayasa değişikliğine alternatif için çalıştığına dikkat çekti ve “Amacımız, bir anayasa değişikliği taslağını hazırlayıp, Parlamento’da imzaya sunmak. Parlamento’da belki sınırlı kalacağız ama, liderin vekili olmadığını gösteren milletvekillerinin katılımıyla imza toplayacağız. Bir yandan da hazırladığımız taslak, örgütlerimiz aracılığıyla, Türkiye’nin her yerinde halka açılacak. Aynı zamanda halkın eleştirisini, yapılmasını istediği değişiklikleri alacağız” diye konuştu.SEÇİM BARAJI YÜZDE 5’E DÜŞÜRÜLMELİBaşbakan’a bir de çağrıda bulunan Türker, şöyle konuştu:
“Eğer Sayın Başbakan anayasa değişikliğinden yana ise, bizden yardım istediğinde dürüst davranacağının, sonradan komisyonlarda görüşülürken önergelerle metnin değiştirilmeyeceğinin güvencesini vermek istiyorsa, Seçim Kanunu’ndaki barajı yüzde 5’e düşürsün. Barajı yüzde 5’e düşürsün ki, mevcut Hükümet’in demokratikleşmeden yana olduğunu birlikte görelim.”HEDEFİMİZ DEVRİMCİ ANAYASATürker, Türkiye’nin ‘devrimci’ bir anayasaya ihtiyacı olduğunu, DSP’nin de ‘devrimci bir anayasa’ hedeflediğini anlattı ve sözlerini şöyle sürdürdü:“Türkiye’de devrim daha bitmedi. Bunu hepimiz kabul etmeliyiz. Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken, arkadaşlarıyla birlikte Türkiye’yi sivilleşme, siyasallaşma yolunda geliştirirken, kendisinden sonraki kuşakların, yapılanları geliştirerek devrimi son noktasına götürebileceklerini söylemişti. Aslında devrimler bitmez. Çünkü insanların ihtiyaçları, gereksinimleri, günden güne değişir. Biz devrimciliği, gereksinimleri önceden hissederek, onlara da çare bulan bir anlayışla ele almayı hedefliyoruz. Darbe sonucu elde edilen iktidarı devrim diye algılamıyoruz. Bunları 12 Eylül’de, 12 Mart’ta yaşadık. Devrimcileri içeri atarak, fikirlerini hapsederek bugünkü düzenin önünü açan süreci devrim olarak görmüyoruz.”AKP SİNDİRME POLİTİKASI UYGULUYORTürker, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, gerginlik üzerinden siyaset yaptığını, kimi zaman bir muhalefet partisi lideri gibi davrandığını, bu tutumun onu ‘çift kişilikli’ bir yapıda gösterdiğini söyledi. Başbakan’ın, gerginlik politikasına paralel olarak bir de ‘sindirme’ politikası sürdürdüğüne dikkat çeken Türker, AKP’nin kendisine 25 bin liralık tazminat davası açtığını anımsattı.Türker, “AKP’nin bir oyunu da siyasi partileri sindirmek. Bunun için tazminat davaları açıyorlar. Bu davalara binlerce kez muhatap da olsak da biz ne söylediğimizi biliriz. Neresinde suç unsuru olduğunu biliriz. Demokratik Solcular deneyimlidir. Devlet kademelerinde görev almışlardır. Ama maalesef karşımızdakiler kendilerine elbise biçiyorlar. Son açılan dava da öyle. Biz kimseye ‘kuduz köpek’ demedik, ama ‘bize dediniz’ diye dava açtılar” diye konuştu.TUNCER : “KALICI ANAYASA İÇİN HAZIRLANMA YÖNTEMİ ÖNEMLİ”Paneli yöneten DSP Merkez Danışma Kurulu Üyesi Erol Tuncer, Türkiye’nin Anayasa geçmişi hakkında bilgi verdi. 1982 Anayasası’nın bir ara rejim döneminde, 1961 Anayasası’na tepki olarak hazırlandığını kaydeden Tuncer, 88 maddede değişiklik yapıldığını, eksikliklerinin giderilmeye çalışıldığını anlattı. Tuncer, günümüzde de bu anayasanın yeniden değiştirilmek istendiğini ve ‘sivil bir anayasa nasıl olmalıdır’ sorusuna yanıt arandığını dile getirdi. Tuncer, “Kalıcı bir anayasa için anayasanın hazırlanma yöntemi çok iyi belirlenmelidir” dedi.SOYSAL: ANAYASA DEĞİŞTİRMENİN ZAMANI DEĞİLProf. Dr. Mümtaz Soysal, anayasa değişikliği tartışmaları sürerken, esen havanın önemine dikkat çekti ve “Bizim doğru dürüst bir anayasa değişikliği yapabilmemiz için havanın dönmesi gerekiyor. Bu atmosferde yapılacak anayasa değişikliğinden hayır gelmez. Hava sakinleşeceğine daha da sertleşebilir” uyarısında bulundu.
Türkiye’de Cumhuriyet’e, orduya hoyrat davranıldığını, Cumhuriyet rejiminin başka yönlere çekilmek istendiğini anlatan Soysal, “Havanın dönmesi için bir üfürme yetmiyor” dedi. Soysal, 1961 Anayasası hazırlanırken ‘Daha iyi bir anayasa yapılacak’ denildiğini ancak bir çok eksiklikleri bulunduğunu kaydetti ve “1961 Anayasası’nın en önemli eksikliklerinden biri sağ partilerin anayasa hazırlık çalışmalarında yer almamasıydı” diye konuştu. Demokrat Parti dönemi için ‘baskıcı rejim’ denildiğini ancak günümüzdeki iktidarın daha da baskıcı olduğunu ifade eden Soysal, yapılan anayasa değişikliklerine de değindi. Soysal, 1982 Anayasası’nda yapılan değişikliklerin, pek çok eksikliği giderdiğini, mevcut anayasa ile ülkenin yönetilebileceğini dile getirdi ve “Henüz Anayasa’yı başka yerlere götürmek isteyenler bulunurken, değişiklik yapmanın zamanı değil” dedi.ÖZDEN: ANAYASA SİL BAŞTAN DEĞİŞTİRİLMELİAnayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden ise anayasayı ‘ulusal onur’ olarak niteledi ve Türkiye’de anayasanın diğer ülkelerden daha fazla konuşulduğunu buna rağmen ‘ulusal bilinç’ oluşturulamadığını söyledi. Yapılacak anayasanın, ulusun geleceğini de belirleyecek nitelik taşıması gerektiğini vurgulayan Özden, şunları söyledi:“1982 Anayasası 16 kez değişti. Anayasayla oynanıyor. Siyasal iktidarların kendilerine göre oyun alanlarını genişletmek için oynanıyor. Oysa anayasalar birer yaşam andıdır. Bireysel ve kamusal hak ve özgürlükleri güvenceye bağlar. Bugünkü iktidar kendi yargısını oluşturma çabasındadır. Bana göre bugünkü anayasayı sil baştan değiştirmek gerekir. Parça parça yamalarla bir anayasa değişikliği, iktidarların ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramayacaktır. Toptan değişikliği seçilmiş meclisler değil, geniş katılımlı kurucu meclislerin yapması gerekir. Böyle bir ortamda oyuna gelmektense, korkulu rüya görmektense uyanık kalmak daha iyidir.”TÜRK: ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ YAPILMALIAdalet Eski Bakanı Hikmet Sami Türk ise Türkiye’de yapılan anayasaların tarihçesini aktardı. Türk, “Anayasa’nın, Cumhuriyet’in değişmez temel ilkelerine aykırı olmaması gerekir. Bu koşulla anayasa değişikliği yapılabilir. Ama bu yapılırken de geniş bir toplumsal mutabakat sağlanmalıdır” dedi.
DSP’nin, AKP’nin gündeme getirdiği ‘Türkiye milletvekilliği’ kavramına karşı olduğunu kaydeden Türk, yeni bir anayasa yerine, anayasa değişikliği yapılması gerektiği üzerinde durdu.Türk, hangi maddelerde değişiklik yapılması gerektiğini de şöyle sıraladı:
-Anayasa’ya, ‘Uluslararası kuruluşlara eşit haklarla katılma durumunda, egemenlik diğer milletlerle birlikte eşit kullanılır’ hükmü eklenmeli.
- Bilgi edinme hakkı, anayasal hak olarak da güvence altına alınmalı.
-Yasalara ve Anayasa’ya aykırı davranışları durumunda, partilere kapatma cezası yerine, hazine yardımından tamamen ya da kısmen yoksun bırakma cezası uygulanmalı.
-Partisi kapatılanlara verilen 5 yıllık siyaset yasağı, yasama dönemi 4 yıla indiği için, 4 yıla indirilmeli. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin aldığı karar uyarınca, partisinin kapatılmasına neden olan milletvekillerinin milletvekilliğinin düşürülmesiyle ilgili hüküm, Anayasa’dan çıkartılmalı. Türkiye AİHM kararlarını uygulamak zorunda.
-Milletvekili seçilmeye engel olan suçları işlemiş milletvekilleri, dokunulmazlığı kaldırılmadan, tutuksuz yargılanabilmeli.
-Kanun Hükmünde Kararnameler için yasalara benzer düzenleme yapılmalı. Anayasa’nın 91. maddesi değiştirilmeli.
-Cumhurbaşkanı’nın yeniden Meclis tarafından seçilmesi için değişiklik yapılmalıdır.
-Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) Anayasa’ya konulmalı.
-Askeri yargının görev alanı, askeri suçlarla sınırlandırılmalı.
-Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yeniden yapılandırılmalı.
-Anayasa Mahkemesi yeniden yapılandırılmalı üye sayısı artırılmalı ve üyelerin görev süreleri on yılla sınırlandırılmalı.
- Yerel yönetimler Sayıştay’ı kurulmalıdır.
Konuşmacılar daha sonra paneli izleyenlerin yönelttiği soruları yanıtladılar.
“Bizim DSP olarak duruşumuz, diğer muhalefet partilerinden farklıdır. Biz anayasa değişikliği yapılmasından yanayız. Hatta mümkünse tek maddelik bir anayasadan yanayız. Anayasa’yı iptal edelim, 1961 Anayasası’nı kabul edelim, ona da razıyız. O belki de en önemli anayasa olacaktır. Çünkü biz anayasaların bir toplumsal sözleşme olması gerektiğine inanıyoruz. Anayasa, birlikte, uyum ve barış içinde yaşamamızı sağlayan ve hukukumuzun güvencesi olan bir belgedir.”
Anayasayı sadece Parlamento’da egemen olan gücün hazırlamaması gerektiği üzerinde duran Türker, “Anayasa hazırlanırken, muhalif olan, azınlıkta kalanların da görüşleri dikkate alınmalı, onlarla uzlaşılmalı, hazırlanacak metin, uzlaşma ve siyasal diyalogla ortaya konulmalıdır. Anayasa sadece çoğunluğun haklarını korumak için değiştirilmek isteniyorsa, buna gerek yok. Çünkü zaten çoğunluk ülkeyi bildiği gibi yönetiyor” diye konuştu.ANAYASA KOLLEKTİF ÖZGÜRLÜKLERİN DE GÜVENCESİTürker, “Anayasa, çoğunluk olmayanların güvencesi olmalıdır” dedi ve DSP’nin Anayasa değişikliğinin nasıl yapılmasını istediğine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Biz Anayasa’yı yalnız bireysel hak ve özgürlüklerin düzenlendiği ve korunduğu bir belge olarak da görmüyoruz. Anayasa’yı, kollektif özgürlüklerin ve hakların, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün de korunduğu bir belge olarak, bir siyasi güvence olarak görüyoruz. Anayasaları yalnız hukuki belge olarak görmemek gerekiyor. Anayasalar, birlikte yaşamanın, bir ulus olmanın sigortasıdır. Biz anayasa değişikliğinden yana bir partiyiz. Hem de mümkünse derhal, şimdi anayasa değişikliği yapılmalıdır.”Anayasa değişikliği yapılırken, tüm siyasi partilerin üzerinde uzlaştığı bir metin üzerinden hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Türker, “Sivil toplum örgütlerinin, Meclis içinde ve dışındaki tüm siyasi partilerin görüşleri alınmalıdır. Uzlaşma sağlanmamışsa, ortaya çıkacak metin, darbe sonrası askerlerin dayattığı anayasalardan farklı olmayacaktır” diye konuştu.BUGÜNKÜ AKP’LİLER, FP’NİN KAPATILMASINA GÖZ YUMDULARTürker, DSP iktidarında, mevcut anayasanın kapsamlı bir şekilde değiştirildiğini, bu süreçte diğer siyasi partilerle de tam bir uzlaşma sağlandığını anımsatarak sözlerini şöyle sürdürdü:“Anayasa’da ‘5+5 formülü’ ile ilgili değişiklik yapmak istiyorduk.
Siyasi partilerin kapatılmasıyla ilgili bir düzenleme de mevcuttu. Eğer o maddeler o gün kabul edilse, hem FP kapatılmayacak hem de Necmettin Erbakan, yasaklı olmayacak, siyasete devam edebilecekti. O değişiklik paketimize oy vermeyenler, bugün AKP bünyesindeki milletvekilleridir. O dönemde ‘Bu sizin partinizin kapanmasını engelleyecek bir düzenlemeydi. Neden oy vermediniz?’ diye sordum.
Bana söylenen şuydu: ‘Biz zaten partimizin kapanmasını istiyoruz. Partimiz kapansın ki, kapandıktan sonra ayrılıp kendi partimizi kurduğumuz zaman, partiden ayrılmış duruma düşmeyelim’.Düşünün, bugün, anayasa değişikliğini, AKP’nin kurulması için kendi lehine kullanan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu zihniyetin gece yarısı bir baskınla nerede ne yapacağı belli olmaz. O yüzden hazırlıklı olmak gerekli.”ANAYASA DEĞİŞİKLİK TASLAĞI HAZIRLAYIP HALKA AÇACAĞIZTürker, DSP’nin, Hükümet’in yapmayı planladığı anayasa değişikliğine alternatif için çalıştığına dikkat çekti ve “Amacımız, bir anayasa değişikliği taslağını hazırlayıp, Parlamento’da imzaya sunmak. Parlamento’da belki sınırlı kalacağız ama, liderin vekili olmadığını gösteren milletvekillerinin katılımıyla imza toplayacağız. Bir yandan da hazırladığımız taslak, örgütlerimiz aracılığıyla, Türkiye’nin her yerinde halka açılacak. Aynı zamanda halkın eleştirisini, yapılmasını istediği değişiklikleri alacağız” diye konuştu.SEÇİM BARAJI YÜZDE 5’E DÜŞÜRÜLMELİBaşbakan’a bir de çağrıda bulunan Türker, şöyle konuştu:
“Eğer Sayın Başbakan anayasa değişikliğinden yana ise, bizden yardım istediğinde dürüst davranacağının, sonradan komisyonlarda görüşülürken önergelerle metnin değiştirilmeyeceğinin güvencesini vermek istiyorsa, Seçim Kanunu’ndaki barajı yüzde 5’e düşürsün. Barajı yüzde 5’e düşürsün ki, mevcut Hükümet’in demokratikleşmeden yana olduğunu birlikte görelim.”HEDEFİMİZ DEVRİMCİ ANAYASATürker, Türkiye’nin ‘devrimci’ bir anayasaya ihtiyacı olduğunu, DSP’nin de ‘devrimci bir anayasa’ hedeflediğini anlattı ve sözlerini şöyle sürdürdü:“Türkiye’de devrim daha bitmedi. Bunu hepimiz kabul etmeliyiz. Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken, arkadaşlarıyla birlikte Türkiye’yi sivilleşme, siyasallaşma yolunda geliştirirken, kendisinden sonraki kuşakların, yapılanları geliştirerek devrimi son noktasına götürebileceklerini söylemişti. Aslında devrimler bitmez. Çünkü insanların ihtiyaçları, gereksinimleri, günden güne değişir. Biz devrimciliği, gereksinimleri önceden hissederek, onlara da çare bulan bir anlayışla ele almayı hedefliyoruz. Darbe sonucu elde edilen iktidarı devrim diye algılamıyoruz. Bunları 12 Eylül’de, 12 Mart’ta yaşadık. Devrimcileri içeri atarak, fikirlerini hapsederek bugünkü düzenin önünü açan süreci devrim olarak görmüyoruz.”AKP SİNDİRME POLİTİKASI UYGULUYORTürker, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, gerginlik üzerinden siyaset yaptığını, kimi zaman bir muhalefet partisi lideri gibi davrandığını, bu tutumun onu ‘çift kişilikli’ bir yapıda gösterdiğini söyledi. Başbakan’ın, gerginlik politikasına paralel olarak bir de ‘sindirme’ politikası sürdürdüğüne dikkat çeken Türker, AKP’nin kendisine 25 bin liralık tazminat davası açtığını anımsattı.Türker, “AKP’nin bir oyunu da siyasi partileri sindirmek. Bunun için tazminat davaları açıyorlar. Bu davalara binlerce kez muhatap da olsak da biz ne söylediğimizi biliriz. Neresinde suç unsuru olduğunu biliriz. Demokratik Solcular deneyimlidir. Devlet kademelerinde görev almışlardır. Ama maalesef karşımızdakiler kendilerine elbise biçiyorlar. Son açılan dava da öyle. Biz kimseye ‘kuduz köpek’ demedik, ama ‘bize dediniz’ diye dava açtılar” diye konuştu.TUNCER : “KALICI ANAYASA İÇİN HAZIRLANMA YÖNTEMİ ÖNEMLİ”Paneli yöneten DSP Merkez Danışma Kurulu Üyesi Erol Tuncer, Türkiye’nin Anayasa geçmişi hakkında bilgi verdi. 1982 Anayasası’nın bir ara rejim döneminde, 1961 Anayasası’na tepki olarak hazırlandığını kaydeden Tuncer, 88 maddede değişiklik yapıldığını, eksikliklerinin giderilmeye çalışıldığını anlattı. Tuncer, günümüzde de bu anayasanın yeniden değiştirilmek istendiğini ve ‘sivil bir anayasa nasıl olmalıdır’ sorusuna yanıt arandığını dile getirdi. Tuncer, “Kalıcı bir anayasa için anayasanın hazırlanma yöntemi çok iyi belirlenmelidir” dedi.SOYSAL: ANAYASA DEĞİŞTİRMENİN ZAMANI DEĞİLProf. Dr. Mümtaz Soysal, anayasa değişikliği tartışmaları sürerken, esen havanın önemine dikkat çekti ve “Bizim doğru dürüst bir anayasa değişikliği yapabilmemiz için havanın dönmesi gerekiyor. Bu atmosferde yapılacak anayasa değişikliğinden hayır gelmez. Hava sakinleşeceğine daha da sertleşebilir” uyarısında bulundu.
Türkiye’de Cumhuriyet’e, orduya hoyrat davranıldığını, Cumhuriyet rejiminin başka yönlere çekilmek istendiğini anlatan Soysal, “Havanın dönmesi için bir üfürme yetmiyor” dedi. Soysal, 1961 Anayasası hazırlanırken ‘Daha iyi bir anayasa yapılacak’ denildiğini ancak bir çok eksiklikleri bulunduğunu kaydetti ve “1961 Anayasası’nın en önemli eksikliklerinden biri sağ partilerin anayasa hazırlık çalışmalarında yer almamasıydı” diye konuştu. Demokrat Parti dönemi için ‘baskıcı rejim’ denildiğini ancak günümüzdeki iktidarın daha da baskıcı olduğunu ifade eden Soysal, yapılan anayasa değişikliklerine de değindi. Soysal, 1982 Anayasası’nda yapılan değişikliklerin, pek çok eksikliği giderdiğini, mevcut anayasa ile ülkenin yönetilebileceğini dile getirdi ve “Henüz Anayasa’yı başka yerlere götürmek isteyenler bulunurken, değişiklik yapmanın zamanı değil” dedi.ÖZDEN: ANAYASA SİL BAŞTAN DEĞİŞTİRİLMELİAnayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden ise anayasayı ‘ulusal onur’ olarak niteledi ve Türkiye’de anayasanın diğer ülkelerden daha fazla konuşulduğunu buna rağmen ‘ulusal bilinç’ oluşturulamadığını söyledi. Yapılacak anayasanın, ulusun geleceğini de belirleyecek nitelik taşıması gerektiğini vurgulayan Özden, şunları söyledi:“1982 Anayasası 16 kez değişti. Anayasayla oynanıyor. Siyasal iktidarların kendilerine göre oyun alanlarını genişletmek için oynanıyor. Oysa anayasalar birer yaşam andıdır. Bireysel ve kamusal hak ve özgürlükleri güvenceye bağlar. Bugünkü iktidar kendi yargısını oluşturma çabasındadır. Bana göre bugünkü anayasayı sil baştan değiştirmek gerekir. Parça parça yamalarla bir anayasa değişikliği, iktidarların ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramayacaktır. Toptan değişikliği seçilmiş meclisler değil, geniş katılımlı kurucu meclislerin yapması gerekir. Böyle bir ortamda oyuna gelmektense, korkulu rüya görmektense uyanık kalmak daha iyidir.”TÜRK: ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ YAPILMALIAdalet Eski Bakanı Hikmet Sami Türk ise Türkiye’de yapılan anayasaların tarihçesini aktardı. Türk, “Anayasa’nın, Cumhuriyet’in değişmez temel ilkelerine aykırı olmaması gerekir. Bu koşulla anayasa değişikliği yapılabilir. Ama bu yapılırken de geniş bir toplumsal mutabakat sağlanmalıdır” dedi.
DSP’nin, AKP’nin gündeme getirdiği ‘Türkiye milletvekilliği’ kavramına karşı olduğunu kaydeden Türk, yeni bir anayasa yerine, anayasa değişikliği yapılması gerektiği üzerinde durdu.Türk, hangi maddelerde değişiklik yapılması gerektiğini de şöyle sıraladı:
-Anayasa’ya, ‘Uluslararası kuruluşlara eşit haklarla katılma durumunda, egemenlik diğer milletlerle birlikte eşit kullanılır’ hükmü eklenmeli.
- Bilgi edinme hakkı, anayasal hak olarak da güvence altına alınmalı.
-Yasalara ve Anayasa’ya aykırı davranışları durumunda, partilere kapatma cezası yerine, hazine yardımından tamamen ya da kısmen yoksun bırakma cezası uygulanmalı.
-Partisi kapatılanlara verilen 5 yıllık siyaset yasağı, yasama dönemi 4 yıla indiği için, 4 yıla indirilmeli. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin aldığı karar uyarınca, partisinin kapatılmasına neden olan milletvekillerinin milletvekilliğinin düşürülmesiyle ilgili hüküm, Anayasa’dan çıkartılmalı. Türkiye AİHM kararlarını uygulamak zorunda.
-Milletvekili seçilmeye engel olan suçları işlemiş milletvekilleri, dokunulmazlığı kaldırılmadan, tutuksuz yargılanabilmeli.
-Kanun Hükmünde Kararnameler için yasalara benzer düzenleme yapılmalı. Anayasa’nın 91. maddesi değiştirilmeli.
-Cumhurbaşkanı’nın yeniden Meclis tarafından seçilmesi için değişiklik yapılmalıdır.
-Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) Anayasa’ya konulmalı.
-Askeri yargının görev alanı, askeri suçlarla sınırlandırılmalı.
-Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yeniden yapılandırılmalı.
-Anayasa Mahkemesi yeniden yapılandırılmalı üye sayısı artırılmalı ve üyelerin görev süreleri on yılla sınırlandırılmalı.
- Yerel yönetimler Sayıştay’ı kurulmalıdır.
Konuşmacılar daha sonra paneli izleyenlerin yönelttiği soruları yanıtladılar.























