Türkiye’nin gizli kalmış yeteneklerinden biri olan Nergiz Garibli, okuma yazma bilmediği yıllardan beri edebiyatla iç içe bir yaşam sürüyor.Genç şair Nergiz Garibli, 4 yaşında anlattığı hikayelerini ailesindeki büyüklere kaleme aldıran genç yetenek, sonraları kendini iyice geliştiriyor. Okula gidip alfabeyi öğrendiği andan itibaren de bu kez kendisi yazmaya başlıyor hikayelerini.Genç şair Nergiz Garibli 16 yaşına geldiğinde ise içindeki şair ruhu canlanıyor ve o tarihten beri de sürekli şiir yazıyor. Nergiz Garibli’nin şiir yolculuğundaki hedefi ise edebi raflarda yerini alabilmek.Genç şair Nergiz Garibli, kendisini şöyle anlatıyor;“Daha küçük yaşlardan şiire, edebiyata, yazmaya heves edenlerdendim… Ama nedense o ilk vuruş daha doğrusu o ilk ilham bir türlü gelmiyordu. Hani Paul Valery’nin de dediği gibi: ilk dize Tanrı vergisidir, ondan sonrası da çaba… Bütün güzellikler sancılıdır ya, tıpkı tırtılın kovanından kurtulup kelebek olmak için uğraşması gibi… Ben de bir türlü bu evreye giremiyordum… Ve ilham günlerden bir gün aşık bir yerde buldu ilham kaynağım beni. Üsküdar’da… O gün akşam canhıraş bir halde kendimi çalışma masamın başında buldum ve ilk şiirimi yazdım… 2007 kışında “Bir Günün Ardından” ilk şiirimi kaleme aldım… İşte o günden beridir hala bırakmadım ve umut ediyorum ki kalemim bir ömür can yoldaşım olacak…”İşte ilk şiiri:
BİR GÜNÜN ARDINDANİstanbul’da bir güneşli günHele bir de Üsküdar oluncaHele bir de ‘’simitçi Ahmet amca’’ oluncaDaha bir güzeldir deniz…Bakakalırsın özgürlükleriyle nispet yapanMartıların ardından…Yılların sinirini içinden atıyormuş gibiHomurdanan gemilerHani yürürüm, bazen de otururumDeniz kenarındaHani insan yalnız kalınca içi bir hüzünlenir yaİşte içim öyle olur…Günün ortası, saat 15.48’i vuruyorGüneş yağıyor göklerdenAnlamsız bir heyecan, bir korku var içimdeŞüpheleniyorum içimdeki korkudan…Artık eskisi gibi ilham gelmiyorBazen onu çok özlüyorumÇok…Belki de seni unuttuğumdandır,Belki de sıkıntılardan, belki de yalnızlıktan…Belki de Aralık’ta Halen yüzüme acırcasına gülen Arsız güneşten!
BİR GÜNÜN ARDINDANİstanbul’da bir güneşli günHele bir de Üsküdar oluncaHele bir de ‘’simitçi Ahmet amca’’ oluncaDaha bir güzeldir deniz…Bakakalırsın özgürlükleriyle nispet yapanMartıların ardından…Yılların sinirini içinden atıyormuş gibiHomurdanan gemilerHani yürürüm, bazen de otururumDeniz kenarındaHani insan yalnız kalınca içi bir hüzünlenir yaİşte içim öyle olur…Günün ortası, saat 15.48’i vuruyorGüneş yağıyor göklerdenAnlamsız bir heyecan, bir korku var içimdeŞüpheleniyorum içimdeki korkudan…Artık eskisi gibi ilham gelmiyorBazen onu çok özlüyorumÇok…Belki de seni unuttuğumdandır,Belki de sıkıntılardan, belki de yalnızlıktan…Belki de Aralık’ta Halen yüzüme acırcasına gülen Arsız güneşten!



















