Güvenlik ve Suç Araştırmaları Uzmanı Mustafa Böğürcü, sosyal medya da sadece polislerin üye olduğu grupta, " Suçun Anatomisi " başlığı altında yaptığı paylaşımda, "Adalet geç kaldığında, sadece suçluyu değil toplumu cezalandırır..! " ifadelerini kullandı.Polis Koleji ve Polis Akademisi mezunu eski Polis Şefi de olan Mustafa Böğürcü paylaşımında, " Suç zamanında durdurulmaz. Suç, ancak zamanında ciddiye alınırsa durdurulur. Ve adalet, geç kaldığında sadece cezalandırmaz ; topluma çok daha ağır bedeller ödetir. Suçla geç kalınarak mücadele edilmez..Erken adalet ,gerçek ıslah ,mali izleme örgütlü suçun belini kıran üçlüdür." ifadelerini kullandı.
Mustafa Böğürcü'nün sadece polislerin üye olduğu " Türkiye Polis Emeklileri Dayanışma Platformu " isimli whatSapp grubunda yer alan " Suçun Anotomisi.. " başlıklı paylaşımında şu ifadeler yer aldı : "SUÇUN ANATOMİSİ...Suç zamanında durdurulmazsa, büyüyerek geri döner.
Türkiye’de suçla mücadelede en büyük yanılgılardan biri, bazı suçları “küçük” görmektir.
“Önemsiz” denilen her dosya, gelecekte çok daha büyük bir tehdidin zeminini oluşturur. Bugün konuştuğumuz uluslararası organize suç dosyaları, dün küçümsenen suçların büyümüş hâlidir.
Kapkaç, yankesicilik, sokak gaspı…
“Ne olacak canım” denilen bu suçlar, zamanında ve doğru yöntemlerle ele alınmadığında, yıllar sonra karşımıza uluslararası organize suç olarak çıkıyor.
İspanya Ulusal Polisi’nin 11 Ocak’ta “UNITED S” adlı gemide ele geçirdiği 9 ton 994 kilogram kokain, dev bir uyuşturucu ağını gün yüzüne çıkardı.
Bugün gündeme gelen “Siirtli Naci” dosyası bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Kim bu Siirt'li Naci diye araştırdığımızda;
İstanbul Fatih’te 2000 'li yıllar da sabıkalı kişileri etrafına toplayarak haraç, gasp ve kapkaç çetesi kuran Naci Yılmaz olduğu ve Kırmızı bültenle aranan ve “Siirtli Naci”, “Speedy”, “Hızlı” kod adlarını kullanan Naci Yılmaz’ın aslında
2008 yılında yakalanıp yargılandığı ve 67 yıl hapis cezasına çarptırıldığını açık kaynaklarda bu olayla birlikte okumuş olduk.
Kağıt üzerinde ağır bir ceza. Ancak yıllar sonra 2026 yılında aynı isim, Güney Amerika’dan Avrupa’ya uzanan 10 tona yakın kokain sevkiyatının organizatörü olarak karşımıza çıkıyor.
Bu noktada sormamız gereken soru şudur;
Ceza verdik ama ne kadarını uyguladık, ne kadarını takip ettik?
Asıl dikkat çekici olan ise bu örgütün çalışma modeli.
Dosyaya yansıyan bilgiler, klasik “çete” anlayışının çok ötesinde bir yapıyı gösteriyor. Sevkiyat bir kişide, para ise aile içinde yönetiliyor.
Soruşturmadan açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre;
Çetin Gören’in ablaları S.B. ve F.K., uyuşturucudan elde edilen milyonlarca euroluk gelirin Brüksel–Türkiye hattında kuryelerle taşınmasından,
N.D’ın baldızı H.K., kendisine ait döviz ve altın şirketi üzerinden paranın sisteme sokulmasından,
N.D’in eşi H.D. ise CHS adlı şirket aracılığıyla gayrimenkul ve lüks otomobil alımlarından sorumlu tutuluyor.
Gayri meşru yoldan elde edilen kara para gayrimenkul alımları ve ultra lüks araç alımlarıyla sisteme sokulup eritilmiş.
Dosyada;
“Padişah” lakaplı Çetin Gören,
“Don Vito” olarak bilinen Abdullah Alp Üstün,
Uyuşturucu gelirlerinin büyük bölümünün Hollanda’dan TIR ve kamyonlarla Türkiye’ye sokulduğu, paranın arsa, daire, villa ve yüksek segment araçlara çevrilerek izinin kaybettirilmeye çalışıldığı yakalamalardan sonra belirlenmiş. Mali Suçlarla Mücadele ekiplerinin, aile bireylerine ait şirket ve mal varlıklarını mercek altına aldığı açık kaynaklara yansıyan kısmında;
Ablalar, baldızlar, eşler…
Döviz büroları, şirketler, gayrimenkuller, lüks araçlar…
Suç, adeta aile şirketi disipliniyle yürütülüyor.
Bu model tesadüf değil.
Çünkü aile;
daha az konuşur,
daha az dağılır,
daha az ihbar edilir,
Yani bu yapı sadece uyuşturucu değil, sistemin zayıf noktalarını da çok iyi tanıyor.
Oysa suçla mücadelede temel ilke nettir;
Erken yakala, maddi delilleri bul ,suçtan elden edilen gelirleri tespit et ve el koy ,hızlı yargıla, gerçekten ıslah et ve mutlaka takip et.
Cezaevi sadece kapatma alanıysa, içeriden çıkan kişi daha organize, daha bağlantılı ve daha profesyonel hale gelir. Mali izleme yoksa, para zaten dışarıda çalışmaya devam eder. Denetim yoksa, suç yeniden filizlenir.
Bugün 10 ton kokain yakalamasını ve sahiplerinin ördüğü ağı konuşuyorsak, bu sadece bugünün meselesi değildir. Bu, yıllar önce “küçük suç” diye geçiştirilen dosyaların büyüyerek geri dönmesidir.
Suç zamanında durdurulmaz.
Suç, ancak zamanında ciddiye alınırsa durdurulur.
Ve adalet, geç kaldığında sadece cezalandırmaz;
topluma çok daha ağır bedeller ödetir.
“Suçla geç kalınarak mücadele edilmez.”
Erken adalet ,gerçek ıslah ,mali izleme
örgütlü suçun belini kıran üçlüdür.
Bu örnekten de anlaşılıyor ki kâğıt üzerinde ceza var, gerçek hayatta takip yok.
Yıllar önce ağır hapis cezaları verilen isimlerin, bugün küresel suç ağlarının merkezinde yer alması tesadüf değildir.
Ceza verilmiştir ama
infazı izlenmemiştir,
tahliye sonrası denetim yapılmamıştır,
mali yapı takip edilmemiştir.
Sistemin zaafı tam da buradadır.
Suçlu içeri alınır, para dışarıda çalışmaya devam eder.
Dışarıda çalışan yasadışı para organize suç örgütlerini ayakta tutar.
Sessizlik de bir tercihtir.
Suç büyürken sessiz kalanlar, sadece izleyici değildir.
Yasama susarsa, denetim zayıflar.
Denetim zayıflarsa, suç cesaretlenir.
Bu mesele yalnızca uygulamanın değil, siyasi iradenin bütününün sınavıdır.
Son söz;
Adalet geç kaldığında, sadece suçluyu değil toplumu cezalandırır.Bu gün yaşananlar Türkiye'nin niçin uluslararası anlamda 2 kere GRİ listeye alındığını ve geçen sene Haziran 2024'de ancak atılan ve devam eden adımlar sayesinde..
Mali suçlarla mücadelede ülkelerin performanslarını değerlendiren Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından Türkiye'nin kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadelede geride kaldığı için 2021 yılında alındığı ''gri liste''den çıkarıldığını duyurduğu anlaşılıyor. FATH izlemesinin de devam ettiğini unutmamakta fayda var.
Bu tür suç örgütleriyle mücadele süreklilik arz eder, liyakatli ve tecrübeli kadrolarla yapılacak uzun soluklu stratejiyle ancak veriler iyi analiz edilerek sonuç alınabilir."
**HALİS KAHRAMAN
Mustafa Böğürcü'nün sadece polislerin üye olduğu " Türkiye Polis Emeklileri Dayanışma Platformu " isimli whatSapp grubunda yer alan " Suçun Anotomisi.. " başlıklı paylaşımında şu ifadeler yer aldı : "SUÇUN ANATOMİSİ...Suç zamanında durdurulmazsa, büyüyerek geri döner.Türkiye’de suçla mücadelede en büyük yanılgılardan biri, bazı suçları “küçük” görmektir.
“Önemsiz” denilen her dosya, gelecekte çok daha büyük bir tehdidin zeminini oluşturur. Bugün konuştuğumuz uluslararası organize suç dosyaları, dün küçümsenen suçların büyümüş hâlidir.
Kapkaç, yankesicilik, sokak gaspı…
“Ne olacak canım” denilen bu suçlar, zamanında ve doğru yöntemlerle ele alınmadığında, yıllar sonra karşımıza uluslararası organize suç olarak çıkıyor.
İspanya Ulusal Polisi’nin 11 Ocak’ta “UNITED S” adlı gemide ele geçirdiği 9 ton 994 kilogram kokain, dev bir uyuşturucu ağını gün yüzüne çıkardı.
Bugün gündeme gelen “Siirtli Naci” dosyası bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Kim bu Siirt'li Naci diye araştırdığımızda;
İstanbul Fatih’te 2000 'li yıllar da sabıkalı kişileri etrafına toplayarak haraç, gasp ve kapkaç çetesi kuran Naci Yılmaz olduğu ve Kırmızı bültenle aranan ve “Siirtli Naci”, “Speedy”, “Hızlı” kod adlarını kullanan Naci Yılmaz’ın aslında
2008 yılında yakalanıp yargılandığı ve 67 yıl hapis cezasına çarptırıldığını açık kaynaklarda bu olayla birlikte okumuş olduk.
Kağıt üzerinde ağır bir ceza. Ancak yıllar sonra 2026 yılında aynı isim, Güney Amerika’dan Avrupa’ya uzanan 10 tona yakın kokain sevkiyatının organizatörü olarak karşımıza çıkıyor.
Bu noktada sormamız gereken soru şudur;
Ceza verdik ama ne kadarını uyguladık, ne kadarını takip ettik?
Asıl dikkat çekici olan ise bu örgütün çalışma modeli.
Dosyaya yansıyan bilgiler, klasik “çete” anlayışının çok ötesinde bir yapıyı gösteriyor. Sevkiyat bir kişide, para ise aile içinde yönetiliyor.
Soruşturmadan açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre;
Çetin Gören’in ablaları S.B. ve F.K., uyuşturucudan elde edilen milyonlarca euroluk gelirin Brüksel–Türkiye hattında kuryelerle taşınmasından,
N.D’ın baldızı H.K., kendisine ait döviz ve altın şirketi üzerinden paranın sisteme sokulmasından,
N.D’in eşi H.D. ise CHS adlı şirket aracılığıyla gayrimenkul ve lüks otomobil alımlarından sorumlu tutuluyor.
Gayri meşru yoldan elde edilen kara para gayrimenkul alımları ve ultra lüks araç alımlarıyla sisteme sokulup eritilmiş.
Dosyada;
“Padişah” lakaplı Çetin Gören,
“Don Vito” olarak bilinen Abdullah Alp Üstün,
Uyuşturucu gelirlerinin büyük bölümünün Hollanda’dan TIR ve kamyonlarla Türkiye’ye sokulduğu, paranın arsa, daire, villa ve yüksek segment araçlara çevrilerek izinin kaybettirilmeye çalışıldığı yakalamalardan sonra belirlenmiş. Mali Suçlarla Mücadele ekiplerinin, aile bireylerine ait şirket ve mal varlıklarını mercek altına aldığı açık kaynaklara yansıyan kısmında;
Ablalar, baldızlar, eşler…
Döviz büroları, şirketler, gayrimenkuller, lüks araçlar…
Suç, adeta aile şirketi disipliniyle yürütülüyor.
Bu model tesadüf değil.
Çünkü aile;
daha az konuşur,
daha az dağılır,
daha az ihbar edilir,
Yani bu yapı sadece uyuşturucu değil, sistemin zayıf noktalarını da çok iyi tanıyor.
Oysa suçla mücadelede temel ilke nettir;
Erken yakala, maddi delilleri bul ,suçtan elden edilen gelirleri tespit et ve el koy ,hızlı yargıla, gerçekten ıslah et ve mutlaka takip et.
Cezaevi sadece kapatma alanıysa, içeriden çıkan kişi daha organize, daha bağlantılı ve daha profesyonel hale gelir. Mali izleme yoksa, para zaten dışarıda çalışmaya devam eder. Denetim yoksa, suç yeniden filizlenir.
Bugün 10 ton kokain yakalamasını ve sahiplerinin ördüğü ağı konuşuyorsak, bu sadece bugünün meselesi değildir. Bu, yıllar önce “küçük suç” diye geçiştirilen dosyaların büyüyerek geri dönmesidir.
Suç zamanında durdurulmaz.
Suç, ancak zamanında ciddiye alınırsa durdurulur.
Ve adalet, geç kaldığında sadece cezalandırmaz;
topluma çok daha ağır bedeller ödetir.
“Suçla geç kalınarak mücadele edilmez.”
Erken adalet ,gerçek ıslah ,mali izleme
örgütlü suçun belini kıran üçlüdür.
Bu örnekten de anlaşılıyor ki kâğıt üzerinde ceza var, gerçek hayatta takip yok.
Yıllar önce ağır hapis cezaları verilen isimlerin, bugün küresel suç ağlarının merkezinde yer alması tesadüf değildir.
Ceza verilmiştir ama
infazı izlenmemiştir,
tahliye sonrası denetim yapılmamıştır,
mali yapı takip edilmemiştir.
Sistemin zaafı tam da buradadır.
Suçlu içeri alınır, para dışarıda çalışmaya devam eder.
Dışarıda çalışan yasadışı para organize suç örgütlerini ayakta tutar.
Sessizlik de bir tercihtir.
Suç büyürken sessiz kalanlar, sadece izleyici değildir.
Yasama susarsa, denetim zayıflar.
Denetim zayıflarsa, suç cesaretlenir.
Bu mesele yalnızca uygulamanın değil, siyasi iradenin bütününün sınavıdır.
Son söz;
Adalet geç kaldığında, sadece suçluyu değil toplumu cezalandırır.Bu gün yaşananlar Türkiye'nin niçin uluslararası anlamda 2 kere GRİ listeye alındığını ve geçen sene Haziran 2024'de ancak atılan ve devam eden adımlar sayesinde..
Mali suçlarla mücadelede ülkelerin performanslarını değerlendiren Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından Türkiye'nin kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadelede geride kaldığı için 2021 yılında alındığı ''gri liste''den çıkarıldığını duyurduğu anlaşılıyor. FATH izlemesinin de devam ettiğini unutmamakta fayda var.
Bu tür suç örgütleriyle mücadele süreklilik arz eder, liyakatli ve tecrübeli kadrolarla yapılacak uzun soluklu stratejiyle ancak veriler iyi analiz edilerek sonuç alınabilir."
**HALİS KAHRAMAN 


















