Yüksek İnşaat Mühendisi Osman Nuri Bakırcı, ürettiği 14 bin 200 konutluk dev projelerin ötesinde; 36 okul, binlerce öğrenciye verilen burslar, tamamlanan yurtlar ve ibadethanelerle sessiz ama derin bir toplumsal dönüşüme imza atıyor. Siyaset ve kişisel reklamın tamamen uzağında duran Bakırcı’nın gündeminde şimdi üç yeni okul projesi daha var.

Bir insanın büyüklüğü, sahip olduğu servetin miktarı veya oturduğu makam koltuğunun genişliğiyle değil; elindeki imkânlarla kaç insanın hayatına dokunduğuyla ölçülür. İş dünyasında kimi isimler adını dev tabelalara yazdırma yarışına girerken, kimileri ise ismi hiçbir yerde görünmese dahi bir okulun koridorunda yankılanan çocuk sesleriyle, güvenli bir yurtta geleceğe hazırlanan gençlerin umuduyla mutlu olur.

Yaklaşık 30 yılı aşkın mesleki kariyerinde 14 bin 200 konutu tamamlayarak teslim eden ve önümüzdeki dönemde 1.700 yeni konutu daha hayata geçirmeye hazırlanan Yüksek İnşaat Mühendisi Osman Nuri Bakırcı, ikinci anlayışı benimseyen az sayıdaki iş insanından biri. Ancak onu anlatan asıl portre, inşa ettiği yapılardan ziyade; yapımına katkı sunduğu 36 okul, o okullarda eğitim gören 8 bine yakın öğrenci, destek sağlanan yurtlar ve kurduğu sarsılmaz gönül bağlarıdır. Çünkü konutlar şehirlerin siluetini değiştirir; okullar ise bir milletin kaderini…

"Benim Adım Olmasa da Olur; Yeter ki Çocuklar Okusun"
Osman Nuri Bakırcı’yı klasik hayırseverlik anlayışından ayıran en temel fark, kurduğu eğitim kurumlarıyla bağını açılış kurdelesi kesildikten sonra da koparmaması. Okulun anahtarını teslim ettikten sonra arkasını dönüp gitmeyen Bakırcı; sık sık sınıfları ziyaret ediyor, sıralara oturuyor, öğretmenleri dinliyor ve ihtiyaçları yerinde inceliyor.

İş insanının okul yatırımlarındaki felsefesi ise günümüz dünyasında nadir görülen bir alçakgönüllülüğü barındırıyor. Eserlerin üzerine kendi adının yazılması şartını asla koşmayan Bakırcı, yaklaşımını şu sözlerle özetliyor:
"Bir okul yapılırken benim adımın yazılması şart değildir. O sınıflarda çocukların okuduğunu ve bir ihtiyacın giderildiğini bilmek bana yeter. Asıl mutluluk, bir eserin üzerinde adınızı görmek değil; o eserin milletinize hizmet ettiğini görebilmektir."

Bu samimiyetin çocuklardaki karşılığı ise resmi teşekkürlerden ya da plaketlerden çok daha derin. Eğitim yuvalarından birinde bir öğrencinin Bakırcı için kaleme aldığı katıksız bir şiir, yapılan iyiliğin mermer tabelalara değil, doğrudan çocukların kalbine yazıldığının en somut kanıtı.

Kars'tan Giresun'a, Van'dan Iğdır'a Uzanan Hizmet Köprüsü
Bakırcı’nın toplumsal sorumluluk vizyonu tek bir bölgeyle ya da yalnızca okul binalarıyla sınırlı değil. Eğitimi barınmadan, toplumsal dayanışmayı kültürden ayrı görmeyen bütüncül bir anlayış söz konusu:
Tirebolu’da Güvenli Yuva: Giresun’un Tirebolu ilçesinde İmam Hatip Lisesine ait öğrenci yurdunun tamamlanmasını sağlayarak, çevre köylerden gelen gençlerin güvenli ve sıcak bir ortamda barınmasına imkân tanıdı.
Iğdır ve Van’da Yarım Kalan Eserlere Can Suyu: Iğdır’da öğrenci yurdunun yanı sıra uzun süredir tamamlanamayan Merkez Camii'nin bitirilmesini üstlendi. Van’da ise yapımı aksayan merkez camisine el uzatarak "Başlayan hayırlı eser yarım kalmamalı" ilkesini sahaya yansıttı.
Kars Selim’de Eğitim ve Vefa: Kars’ın Selim ilçesinde Osman Nuri Bakırcı Anadolu İmam Hatip Lisesi’ni bölgeye kazandırmakla kalmadı; ilçedeki çökmek üzere olan Selim Mezarlığı’nın çevresini taş duvarlarla çevirip su tahliye kanalları açarak geçmiş nesillerin aziz hatırasına sahip çıktı.
Silivri’de Siyaset Üstü Tarım Lisesi: İstanbul Silivri’de bir Tarım Lisesi ihtiyacı gündeme geldiğinde, belediyenin siyasi kimliğini ya da partisini sorgulamadan projeye destek verdi. Eğitimin milli bir mesele olduğunu vurgulayan Bakırcı, toprağın bilimle buluşacağı bu merkeze öncülük etti.
Sınırları Aşan Kardeşlik: Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de Dünya Engelliler Günü kapsamında ihtiyaç sahiplerine ulaştırılan tekerlekli sandalyelerle, "iki devlet, tek millet" anlayışını insani bir gönül köprüsüne dönüştürdü.
Zor Zamanlarda Dahi Değişmeyen İdeal
30 yılı aşan iş hayatında büyük başarıların yanı sıra ağır ekonomik krizler, piyasa dalgalanmaları ve bürokratik engellerle de mücadele ettiğini belirten Osman Nuri Bakırcı, asıl karakterin şartlar zorlaştığında ortaya çıktığını vurguluyor. İmkânların daraldığı dönemlerde dahi eğitime verdiği sözlerden ve burs desteklerinden vazgeçmeyen Bakırcı’nın hayat felsefesi şu cümlede gizli: "Geç kalabiliriz ama hayallerimizi gerçekleştirmeyi asla bırakmayacağız."
Halen burslarla yüzlerce üniversite öğrencisinin yolunu aydınlatmaya devam eden hayırsever iş insanı, geçmişte yaptıklarıyla yetinmeyip gözünü geleceğe dikmiş durumda.

Gündemde Üç Yeni Okul Projesi Var
Koltukların, makamların ve geçici unvanların ötesinde, milletin hafızasında kalıcı izler bırakmayı hedefleyen Osman Nuri Bakırcı, şimdilerde üç yeni okul projesinin daha hazırlığını sürdürüyor.

Makam odalarındaki isimlerin gün gelip değişeceğini, ancak yapılan okulların ve o okullarda yetişen doktorların, mühendislerin, öğretmenlerin ülkenin geleceğini inşa etmeye devam edeceğini belirten Bakırcı’nın ortaya koyduğu bu duruş; imkânı olan her iş insanı ve yönetici için sessiz fakat derin bir vicdan muhasebesi niteliği taşıyor.

OSMAN NURİ BAKIRCI; ADINI TABELALARA DEĞİL; OKULLARA, ÖĞRENCİLERİN ŞİİRLERİNE VE MİLLETİN HAFIZASINA YAZDIRAN BİR EĞİTİM VE VEFA İNSANI OLARAK GELECEĞE IŞIK TUTMAYA DEVAM EDİYOR...


























