İstanbul'un Sultanahmet Meydanı'nda Ramazan etkinlikleri çerçevesinde kurulan, asırlık tatlar ve sanatların örneklerinin yer aldığı çarşıda ve Beyoğlu'nun Tepebaşında Ramazan eğlenceleri kapsamında hazırlanan el sanatları çarşısında, tükenen el sanatlarımızdan "Lostracılk" mesleğinin son temsilcilerinden "Havai Lostra" da yerini aldı.
Baba mesleğini kızı sürdürüyor
Beyoğlu'nun ara sokaklarında, Ağa Cami tarafında yılların lostra salonu "Havai Lostra".
Burada yüksek topuklu, fermuarlı veya mes gibi yandan lastikli yarım bot Beatles çizmeler, Lord modeli bağlı ayakkabılar boyatılıyor.
Bir boya, bir cila ayakkabılar rugan gibi gıcır gıcır oluyorlar, parıl parıl parlıyorlar.Duvarlarda reklamlar var aynen şöyle yazıyor:
"Ooo ayakkabılarını yeni mi aldın?
Hayır Havai Lostra Salonunda boyattım."
Bazı orijinal sanat dalları ve meslekler yaşamını zorda olsa sürdürüyor.
Bir çok meslek dalı artık gelişen teknolojiler karşısında birer ikişer yok oluyor.
Nesli tükenen nostaljik esnaflar el sanatlarını yaşatmak için direniyor...
Birçok el sanatı yok olup gitmemesi için babadan oğula geçerek devam ediyor...
"Kaybolan Değerlerimiz" arasında yerini alan "Lostracılık" sanatı ise "babadan kıza" geçmiş ve "Havai Lostra"da başarıyla sürdürülüyor.
"Havai Lostra"nın tükenen meslek dallarından "Lostracılık" alanında yaptığı çalışmalar, bu mesleği ayakta tutuyor.
Babadan Kıza Havai Lostra
55 yıllık lostra salonunun patroniçesi Seher Örenler, babası Mehmet Usta'nın mesleğini devam ettiriyor.
Havai Lostra hem sanatsal yönden, hemde patroniçesinin sempatik yaklaşımıyla büyük ilgi topluyor.
Canı sıkkın erkeğin ayakkabılarını boyatıp mutlu olduğunu ifade eden Seher Örenler, "Bir insanın kişiliği ayakkabısından belli olur. Eskiler tersini söyler, ama dost başa da bakar, ayağa da. Biz işimizle mutluluk dağıtsak ta Lostracılık nesli tükenen meslekler arasında. Biz son temsilcileriyiz. Havai Lostrada her türlü ayakkabı bakımı yapıyoruz. İşimizin kalitesini sanatımızla güçlendiriyoruz" dedi.
"Lostracılık" ve Havai Lostra Salonu
55 yıllık lostra salonunun patroniçesi Seher Örenler, babası Mehmet Usta'dan öğrendiği "Lostracılık" ve Havai Lostra Salonu şöyle anlatıyor:
Babam Havai Lostra Salonu'nu 1951'de açmış. Babam daha önce sandıkla dışarıda boyacılık yaparmış.
Bir arkadaşından öğrenmiş Lostracılığı, sonra burayı kurmuş zorluklarla.
Tam babam isim ararken Amerika'dan bir arkadaşı gelmiş. Havai lafı geçince, pek sevmiş ve Havai Lostra demiş adına.
Beyoğlu'nun en gözde mekanı olmuş burası.
Bizim boyamız da kendi imalimiz, onu da soran çok olur, ama meslek sırrı...
Ressam gibi boyaları karıştırarak ayakkabının tonunu buluruz.
70'li yıllarını hatırlıyorum dükkânın. Gerçi Beyoğlu diye, babam pek gelmemizi istemezdi.
Biz dört kız, iki erkek kardeşiz.
Ben galiba biraz erkek Fatma olarak büyüdüm. Babam hep bana "Benden sonra bu dükkânı ancak sen götürürsün" derdi.
İşini çok severdi, gece birlere kadar çalışırdı. Hem işinde çok iyiydi, hem insanlarla uğraşmayı iyi becerirdi.
Öldükten sonra kısa bir süre ağabeyim çalıştırdı, sonra ben geçtim. Hiç zorlanmadım.
Bekâr olduğum için babamla yaşıyordum, iş konusunda o kadar konuşurduk ki, her şeyi biliyordum.
Bana ayakkabı boyamayı bile not tutturarak anlatmıştı. Bütün gün erkekler arasındayım, ama hiç erkek gibi davranmıyorum aslında.
Onlar da beni görünce daha kontrollü olurlar, e bu da iyidir.
Zaten ustalarımızın en yenisi 17 senedir burada. 40 senedir çalışan var.
Çok maneviyatına düşkün bir insandı babam. Sabah erkenden kalkar, evin orada bir ziyaret vardı, türbe yani, orada duasını okur, köşe başına kadar da arka arka yürürdü saygısından. Burada bir 1990'da, bir de geçen sene yangın çıktı.
Babam hiç sigorta yaptırmamıştı, "Bende Bıçakçı Baba sigortası var" derdi, ama şimdi ben yaptırdım.
Bir insanın kişiliği ayakkabısından belli olur. Eskiler tersini söyler, ama dost başa da bakar, ayağa da.
Canı sıkkın erkek ayakkabılarını boyatır. Huzura erer.
Binbir çeşit insan gelir buraya. Harap, zifte batmış ayakkabıları tamir ettirmeye kalkan da var, ama Çin malı ayakkabılar yüzünden insanlar tamire para vermiyor.
Ben çok severim değişik ayakkabılar giymeyi, ama burada topuklu olmuyor.
Babam aslında ayakkabı meraklısıydı, tam 200 çift ayakkabısı vardı.
İşte hep mavi önlüğünü giyerdi. Ama demek içten içe takım elbiseye özenirmiş, hiç giyilmemiş 190 pantolon, ceket çıktı evden.
Bir de saat merakı vardı; evin her duvarında en az üç saat asılı dururdu. İki bin küsur saat saydık vefatından sonra.
Ben hiç evlenmedim, tek tabanca devam. Aslen Vanlıyız, ama bir kere gittim. Bu dükkân hayatım oldu.
Sohbet eksilmez, ünlüsü ünsüzü, turisti gelir. Nuri Alço eskidir mesela. Kadir Topbaş'ın ayakkabıları gelir.
Ama bir amele de gelir. Farklı muamele olmaz. Kadınlar canı sıkkın olunca nasıl gidip saçlarını kestirir, erkekler de ayakkabılarını boyatır mesela.
Bıraktığı ayakkabıyı iki sene sonra soran çıkıyor, atamıyoruz. Meğer adam cezaevindeymiş. Bir de sabah erkenden çorapsız, ayakkabıları bağcıksız gelenler oluyor, başta hiç anlamıyordum. Onlar da geceyi Emniyet'te geçirenlermiş...
İstanbul - Beyoğlu'nda bulunan Havai Lostra Salonu'nun adresi şöyle:
Atıf Yılmaz Cad. Ağa Cami Sok. No:15 Beyoğlu İstanbul.
Telefon Numarası ise +90 212 245 16 52.
Baba mesleğini kızı sürdürüyor
Beyoğlu'nun ara sokaklarında, Ağa Cami tarafında yılların lostra salonu "Havai Lostra".
Burada yüksek topuklu, fermuarlı veya mes gibi yandan lastikli yarım bot Beatles çizmeler, Lord modeli bağlı ayakkabılar boyatılıyor.
Bir boya, bir cila ayakkabılar rugan gibi gıcır gıcır oluyorlar, parıl parıl parlıyorlar.Duvarlarda reklamlar var aynen şöyle yazıyor:
"Ooo ayakkabılarını yeni mi aldın?
Hayır Havai Lostra Salonunda boyattım."
Bazı orijinal sanat dalları ve meslekler yaşamını zorda olsa sürdürüyor.
Bir çok meslek dalı artık gelişen teknolojiler karşısında birer ikişer yok oluyor.
Nesli tükenen nostaljik esnaflar el sanatlarını yaşatmak için direniyor...
Birçok el sanatı yok olup gitmemesi için babadan oğula geçerek devam ediyor...
"Kaybolan Değerlerimiz" arasında yerini alan "Lostracılık" sanatı ise "babadan kıza" geçmiş ve "Havai Lostra"da başarıyla sürdürülüyor.
"Havai Lostra"nın tükenen meslek dallarından "Lostracılık" alanında yaptığı çalışmalar, bu mesleği ayakta tutuyor.
Babadan Kıza Havai Lostra
55 yıllık lostra salonunun patroniçesi Seher Örenler, babası Mehmet Usta'nın mesleğini devam ettiriyor.
Havai Lostra hem sanatsal yönden, hemde patroniçesinin sempatik yaklaşımıyla büyük ilgi topluyor.
Canı sıkkın erkeğin ayakkabılarını boyatıp mutlu olduğunu ifade eden Seher Örenler, "Bir insanın kişiliği ayakkabısından belli olur. Eskiler tersini söyler, ama dost başa da bakar, ayağa da. Biz işimizle mutluluk dağıtsak ta Lostracılık nesli tükenen meslekler arasında. Biz son temsilcileriyiz. Havai Lostrada her türlü ayakkabı bakımı yapıyoruz. İşimizin kalitesini sanatımızla güçlendiriyoruz" dedi.
"Lostracılık" ve Havai Lostra Salonu
55 yıllık lostra salonunun patroniçesi Seher Örenler, babası Mehmet Usta'dan öğrendiği "Lostracılık" ve Havai Lostra Salonu şöyle anlatıyor:
Babam Havai Lostra Salonu'nu 1951'de açmış. Babam daha önce sandıkla dışarıda boyacılık yaparmış.
Bir arkadaşından öğrenmiş Lostracılığı, sonra burayı kurmuş zorluklarla.
Tam babam isim ararken Amerika'dan bir arkadaşı gelmiş. Havai lafı geçince, pek sevmiş ve Havai Lostra demiş adına.
Beyoğlu'nun en gözde mekanı olmuş burası.
Bizim boyamız da kendi imalimiz, onu da soran çok olur, ama meslek sırrı...
Ressam gibi boyaları karıştırarak ayakkabının tonunu buluruz.
70'li yıllarını hatırlıyorum dükkânın. Gerçi Beyoğlu diye, babam pek gelmemizi istemezdi.
Biz dört kız, iki erkek kardeşiz.
Ben galiba biraz erkek Fatma olarak büyüdüm. Babam hep bana "Benden sonra bu dükkânı ancak sen götürürsün" derdi.
İşini çok severdi, gece birlere kadar çalışırdı. Hem işinde çok iyiydi, hem insanlarla uğraşmayı iyi becerirdi.
Öldükten sonra kısa bir süre ağabeyim çalıştırdı, sonra ben geçtim. Hiç zorlanmadım.
Bekâr olduğum için babamla yaşıyordum, iş konusunda o kadar konuşurduk ki, her şeyi biliyordum.
Bana ayakkabı boyamayı bile not tutturarak anlatmıştı. Bütün gün erkekler arasındayım, ama hiç erkek gibi davranmıyorum aslında.
Onlar da beni görünce daha kontrollü olurlar, e bu da iyidir.
Zaten ustalarımızın en yenisi 17 senedir burada. 40 senedir çalışan var.
Çok maneviyatına düşkün bir insandı babam. Sabah erkenden kalkar, evin orada bir ziyaret vardı, türbe yani, orada duasını okur, köşe başına kadar da arka arka yürürdü saygısından. Burada bir 1990'da, bir de geçen sene yangın çıktı.
Babam hiç sigorta yaptırmamıştı, "Bende Bıçakçı Baba sigortası var" derdi, ama şimdi ben yaptırdım.
Bir insanın kişiliği ayakkabısından belli olur. Eskiler tersini söyler, ama dost başa da bakar, ayağa da.
Canı sıkkın erkek ayakkabılarını boyatır. Huzura erer.
Binbir çeşit insan gelir buraya. Harap, zifte batmış ayakkabıları tamir ettirmeye kalkan da var, ama Çin malı ayakkabılar yüzünden insanlar tamire para vermiyor.
Ben çok severim değişik ayakkabılar giymeyi, ama burada topuklu olmuyor.
Babam aslında ayakkabı meraklısıydı, tam 200 çift ayakkabısı vardı.
İşte hep mavi önlüğünü giyerdi. Ama demek içten içe takım elbiseye özenirmiş, hiç giyilmemiş 190 pantolon, ceket çıktı evden.
Bir de saat merakı vardı; evin her duvarında en az üç saat asılı dururdu. İki bin küsur saat saydık vefatından sonra.
Ben hiç evlenmedim, tek tabanca devam. Aslen Vanlıyız, ama bir kere gittim. Bu dükkân hayatım oldu.
Sohbet eksilmez, ünlüsü ünsüzü, turisti gelir. Nuri Alço eskidir mesela. Kadir Topbaş'ın ayakkabıları gelir.
Ama bir amele de gelir. Farklı muamele olmaz. Kadınlar canı sıkkın olunca nasıl gidip saçlarını kestirir, erkekler de ayakkabılarını boyatır mesela.
Bıraktığı ayakkabıyı iki sene sonra soran çıkıyor, atamıyoruz. Meğer adam cezaevindeymiş. Bir de sabah erkenden çorapsız, ayakkabıları bağcıksız gelenler oluyor, başta hiç anlamıyordum. Onlar da geceyi Emniyet'te geçirenlermiş...
İstanbul - Beyoğlu'nda bulunan Havai Lostra Salonu'nun adresi şöyle:
Atıf Yılmaz Cad. Ağa Cami Sok. No:15 Beyoğlu İstanbul.
Telefon Numarası ise +90 212 245 16 52.
























